"Sosyal Hakları Yeniden Düşünmek" Sempozmu

"Sosyal Hakları Yeniden Düşünmek" Sempozmu

İstanbul Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi'nde Düzenlenen "Sosyal Hakları Yeniden Düşünmek" Adlı Sempozyuma Sunulan Sonuç Bildirgesini Açıklayan Türk Eğitim-sen İstanbul Bölge Başkanı Yrd. Doç. Dr. M. Hanefi Bostan, Eğitim Çalışanları Açısından Türkiye'de Sosyal Haklar ve Talepleri Sıraladı.

İstanbul Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi'nde düzenlenen "Sosyal Hakları Yeniden Düşünmek" adlı sempozyuma sunulan sonuç bildirgesini açıklayan Türk Eğitim-Sen İstanbul Bölge Başkanı Yrd. Doç. Dr. M. Hanefi Bostan, eğitim çalışanları açısından Türkiye'de sosyal haklar ve talepleri sıraladı.

Sosyal hakların Anayasa'nın "Sosyal ve ekonomik haklar ve ödevler" bölümünde yer aldığını hatırlatan Bostan, "Bu haklar insana, bir hizmet veya yardım isteme hakkını tanımakta ve özgürlüğün kullanılmasını kolaylaştırmayı sağlamaktadır. Sosyal haklar, sosyal güvenlik ve iş hukuki gibi belirli hukuki düzenlemeler yapılaması yanında okul, hastane gibi gerekli sosyal müesseseler oluşturulmasını zorunlu kılmaktadır. Bu hakların bir bölümü eğitim ve öğrenim hakkı, çalışma ve sözleşme hürriyeti, sendika kurma

hakkı, toplu iş sözleşmesi ve grev hakkıdır" dedi.

Gelişmişlik Endeksi"nde 177 ülke arasında Kolombiya, Ukrayna, Tayland, Çin, Ermenistan, İsrail, Yunanistan, Arjantin, Şili, Slovakya, Litvanya, Estonya, Romanya, Makedonya ve Brezilya'nın gerisinde olup, 84. sırada yer aldığını kaydeden Bostan, "Rapora göre, ülkemiz, insani gelişim endeksi değeri oranında OECD ülkeleri içinde son sıradadır. Raporda Türkiye'nin ortalama yaş süresi 2005 yılı için 71.4 olarak belirlenirken, 15 yaş ve üzerindekiler için okuma yazma oranı yüzde 87.4, kişi başına düşen Gayri

Safi Milli Hasıla (GSMH) ise 8 bin 407 dolar olarak tespit edilmektedir. İnsanı Gelişmişlik Endeksi'nde eğitimin ve sağlığın çok büyük bir ağırlığı bulunmaktadır. Okur yazarlık ve üniversiteye kadar eğitime katılanların oranının yüksek olduğu ülkeler satın alma gücü paritesine göre milli gelirlerinin kendilerini layık gördüğü sıranın çok üzerinde yer almaktadırlar. Nitekim ortalama hayat beklentisinin 77.7 yıl, 15 yaş ve üzeri okur yazarlık oranının yüzde 99.8 ve üniversiteye kadar eğitime katılanların

oranının yüzde 87.6 olduğu Küba, sıralama milli gelire göre yapılsaydı 94. olacaktı. Ancak eğitim ve sağlık alanındaki iyi durumu bu ülkeyi 51. sıraya getirdiği anlaşılmaktadır" diye konuştu.

Sosyal haklara ve sosyal adalete dayalı ekonominin politikaları gelişmişliğin en önemli göstergeleri haline geldiğini ifade eden Bostan, şöyle konuştu:

"Uluslararası Çalışma Örgütü sözleşmeleri, Birleşmiş Milletlerin Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklar Uluslararası Sözleşmesi ve Avrupa Konseyi'nin Gözden Geçirilmiş Avrupa Sosyal Şartı ile sosyal haklar güvence altına alınmış ve takip edilecek ekonomi politikalarının sosyal adalet temeline dayandırılması bir zorunluluk haline gelmiştir. Sosyal adaletin gerçekleşmesi için en temel insan hakkı olan sosyal hakların kullandırılması gerekmektedir. Sosyal haklardan yararlanmanın en etkin yolu da sendikal

hakların tam olarak tanınmasıyla mümkündür".

Hanefi Bostan, toplu sözleşme hakkının, gerek ekonomik hakları elde etmekte, gerekse elde edilmiş hakları korumada, insan haklarının, sosyal haklar bağlamında en temel hakkı olduğunu dile getirdi. Küreselleşen dünyada, çalışanların elinden insanca yaşama hakkının alınmaması için her çalışana kendisi ve ailesinin insanca yaşamasına yetecek kadar ücret alması hakkını vermek zorunda olunduğunu kaydeden Bostan, Yükseköğretim Kurulu'na (YÖK) da değinerek bazı üniversitelerdeki olumsuz gelişmeler için

gereğinin yapılmadığını savundu. Bostan ayrıca, yeni YÖK Başkanı Prof. Dr. Yusuf Ziya Özcan'ın beyanatlarına göre üniversitelerin paralı hale getirilerek ticarileştirmek istendiğini iddia etti. Bostan, şöyle devam etti:

"Yine yıllardır bazı üniversitelerde kadrolaşmayı tamamlamak için idari personelin görevde yükselme sınavı yapılmamaktadır. Birçok devlet kurumu banka promosyonlarını hak sahiplerine ödediği halde, birkaç üniversite dışında hiçbir üniversite buna yanaşmamakta ve çalışanların hakkı olan banka promosyonlarını gasp etmeye devam etmektedir. Daha da vahimi ülkemizde yıllardır öğretmenler ve üniversite akademik personeli yoksulluk sınırının altında almaya devam etmektedir. 2007 Kasım ayı sonu itibariyle

ülkemizde 4 kişilik bir ailenin Yoksulluk Sınırı (Asgari Geçim Haddi) 2323 YTL, tek kişinin açlık sınırı da 892 YTL'dir."

Bostan, Türkiye'deki eğitim çalışanlarının, OECD (Ekonomik ve Kalkınma İşbirliği Teşkilatı) üyesi ülkelerdeki meslektaşlarıyla mukayese edildiğinde, onlardan daha fazla çalıştığını, daha çok öğrenci okuttuğunu ancak onlardan 3 ile 10 kat daha az maaş aldığını ifade etti.

İstanbul'daki eğitim çalışanlarının durumunu ortaya koyan "Eğitim Çalışanlarının Sosyo-Ekonomik Durumuna Yönelik Nicel Bir Araştırma: İstanbul Örneği "anket çalışmasının sonuçlarının bir bölümünü anlatan Bostan, "Bu ankete 288 bayan ve 952 erkek olmak üzere bin 240 eğitim çalışanı katılmıştır. Bunların bir bölümü milli eğitim çalışanı ve bir bölümü de üniversitede çalışanıdır. Anket sorularımıza milli eğitimdeki memur, öğretmen, okul müdürü ve yardımcıları ile üniversitelerdeki idari personel, araştırma

görevlileri, öğretim görevlileri, yardımcı doçent, doçent ve profesörler cevap vermiştir" dedi.

Anketin sonuçlarını açıklayan Bostan, "Eğitim çalışanları mülkiyet açısından da kötü vazıyettedirler. Sadece yüzde 33.1'inin kendisine ait aracı ve sadece yüzde 39'unun kendi evi vardır. Eğitim çalışanlarının yüzde 26.5'i çocuklarına günlük harçlık verememektedir. Eğitim çalışanlarının yüzde 52.9'u günlük gazete alabilirken yüzde 46.8'i alamamakta, bunun sebebi olarak ta yüzde 17.4'ü ekonomik koşulları göstermektedir. Kendi alanı ile ilgili yayınları takip eden eğitim çalışanlarının oranı yüzde 36.5'tir.

Kısmen takip edebilenlerin oranı ise yüzde 49.7'dir. Çalışanların yüzde 23.2'si alanı ile ilgili yayınları takip edememenin nedeni olarak içinde bulundukları ekonomik koşulları göstermektedir. Eğitim çalışanlarının yüzde 75.5'inin evinde bilgisayar varken, yüzde 64.2'sinin internet bağlantısı bulunmamaktadır. İnternet bağlantısı olmamasının sebebini, yüzde 35.2'si ekonomik şartların e, toplu sözleşme hakkının, gerek ekonomik haklverişsizliği olarak açıklamaktadır. Kültürel etkinliklere ( sinema, tiyatro,

konser, sergi v.b.) ne sıklıkla katıldıkları sorusuna; yüzde 26.8'i ayda bir, yüzde 24.8'i ise hiç katılamadıkları şeklinde cevap vermiştir" diye konuştu.

Türk Eğitim-Sen İstanbul Bölge Başkanı Yrd. Doç. Dr. M. Hanefi Bostan, taleplerini ise şöyle sıraladı:

"Eğitim ve Kamu Çalışanları için grevli ve toplu sözleşmeli sendikal hakların acilen verilmesini, Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) Yönetici Atama Yönetmeliğinin adil, hak ve hukuka dayalı kıstaslara bağlanmasını ve bir an önce çıkarılmasını, MEB'deki vekaleten yapılan bütün idareci atamalarının iptal edilmesini, sözleşmeli ve ücretli öğretmenliğin kaldırılarak kadrolu öğretmen atamalarının acilen gerçekleştirilmesini, bütün eğitim kurumlarında sınıf mevcutlarının OECD standartlarına çekilmesini, Sosyal

Güvenliğe ve Sosyal Yardımlaşmaya 2008 bütçesinden ayrılan yüzde 16'lık payın yüzde 25'e çıkarılarak bu kalemde oluşacak açıkların kamu çalışanlarına yükletilmemesini, ülkemizde çalışan her iki kişiden biri Sosyal Güvenlik sistemine kayıtlı değilken, Sosyal Güvenlik Kurumlarının finansman sorununu çözmek mümkün değildir. Bu nedenle Sosyal Güvenlik Kurumlarının sağlıklı işleyebilmesi ve kamu çalışanlarının hak gaspına maruz kalmaması için kayıt dışı istihdamın kayıt altına alınmasını, ülkemizdeki sağlık

yükünün tamamına yakınını yüklenen Devlet Hastanelerinin özelleştirilmesinden vazgeçilmesini, fırsat eşitliğini sağlamak için üniversitelerin parasız olmasını, araştırma görevlisi kadrolarının daimi statüye çevrilmesini ve burslu araştırma görevlisi istihdamı sevdasından vazgeçilmesini, üniversitelere bilimsel, mali özerlik verilmesini, öğrenci başına düşen kalifiye öğretim üyesi sayınsının arttırılmasına yönelik politikalar geliştirilmesini, öğretim elamanlarının ve idari personelin ekonomik

düzeylerinin acilen gerçek manada iyileştirilmesini ve belli bir standarda bağlanmasını, kız ve erkek öğrencilerin sağlıklı ve hijyenik barınma ve yurt ihtiyaçlarının karşılanmasına yönelik ciddi çalışmaların başlatılmasını, öğrencilerin beslenme, ulaşım ve kredi sorunlarının çözülmesini, alınan harçların öğrenciye hizmet olarak geri dönmesinin sağlanmasını, rektörlere verilen geniş yetkilerin azaltılmasını, üniversite idaresinin demokratik kurullara devredilmesini, yurt içi ve yurt dışı ilmi kongrelere

katılan öğretim elamanlarının masraflarının karşılanmasını, üniversitelerin günlük politikaya alet edilip, aklın ve bilimin rehberliği dışındaki şekli unsurlarla uğraştırılmamasını, talep etmekteyiz".

(İST-ED-RA-ÖK-Y)