"Sosyal Bilimler Seminerleri" Başladı

"Sosyal Bilimler Seminerleri" Başladı

Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri İsen: ''Türkiye'de başta tarih olmak üzere bütün sosyal bilimlerin adeta zirveyi yaşadığı bir dönemi görüyorsunuz. Tarihle ilgili kitaplar, bu dizileri bazı noktalardan eleştiriyoruz ama bunlar pek çok meseleyi toplumun gündemine taşıması açısından da büyük bir olumlu rol ifa ettiler'' Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu Başkanı Örs: ''Tarihin doğru bilgi ve belgelerle inşa edilmesi gerekmektedir'' Türk Tarih Kurumu Başkanı Hülagü: ''Tarih romanlardan, televizyon dizilerinden, internetten öğrenilemez''

Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri Mustafa İsen, "Türkiye'de başta tarih olmak üzere bütün sosyal bilimlerin adeta zirveyi yaşadığı bir dönemi görüyorsunuz. Tarihle ilgili kitaplar, bu dizileri bazı noktalardan eleştiriyoruz ama bunlar pek çok meseleyi toplumun gündemine taşıması açısından da büyük bir olumlu rol ifa ettiler" dedi.

Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu Türk Tarih Kurumu Başkanlığınca düzenlenen "Sosyal Bilimler Seminerleri" başladı.

Seminerin açılışında konuşan Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri Prof. Dr. Mustafa İsen, Türkiye'de sosyal bilimler alanının birazcık geriye doğru gidilecek olunursa ihmal edildiğini belirtti. Fen bilimlerine destek sağlayan TÜBİTAK ve fen liselerinin varlığından söz eden İsen, buna karşılık sosyal bilimler liselerinin kurulmasının 6-7 yıllık geçmişi olduğunu söyledi.

İsen, "Türkiye'de başta tarih olmak üzere bütün sosyal bilimlerin adeta zirveyi yaşadığı bir dönemi görüyorsunuz. Tarihle ilgili kitaplar, bu dizileri bazı noktalardan eleştiriyoruz ama bunlar pek çok meseleyi konuyu toplumun gündemine taşıması açısından da büyük bir olumlu rol ifa ettiler. Tarih kitaplarının satışlarında son yıllarda ciddi şekilde patlamalar oldu" diye konuştu.

Sosyal bilimler alanında zihniyet değişimine ihtiyaç olduğunu ifade eden İsen, sosyal bilimlerin yüksek düzeyde entellektüel vasıflar isteyen bilim dalları olduğunu söyledi.

İsen, "Bu alanlarda öne çıkmak fen bilimlerinde başarılı olmaktan ve fen bilimlerinde öne çıkmaktan çok daha zor bir olgudur. Türkiye bu olguyu yeni yeni kavrıyor. Fen bilimlerine bu kadar yatırım yaptık, bu kadar yatırımın somut karşılıkları olması gerekir. Mesela fen bilimlerinde birkaç tane Nobelimizin olması gerekirdi. Var mı? Yok. O zaman bu işle uğraşanlar meseleyi çok net gördüler. Bir toplum sadece sosyal bilimlere de destek vererek ayakta kalamaz" diye konuştu.

Bunların dengeli bir şekilde ilerlemesi gerektiğini ifade eden İsen, şu an bunun gereğinin yapıldığına işaret etti.

Tarihi bilgilerin, tarihi kaynakların yanında daha detay içeren ve doğru şekilde bilgilendirebilecek edebi metinlerden elde edilebileceğini belirten İsen, disiplenler arası ilişkilere mutlaka ilgi gösterilmesi gerektiğine vurgu yaptı. Dil bilmenin önemine değinen İsen, dilin bir araç olduğunu, dünyaya açılmak için de önemli bir yol olduğunu, gençlerin bu yolu çok iyi kullanmaları gerektiğini söyledi.

Tarihle uğraşmanın geçmiş kadar dünyanın geleceği ile de uğraşmak anlamına geldiğini belirten İsen, sahip olunan bilgi birikiminin diplomatik bir dille kamuoyuyla, gazete yazısıyla paylaşmaya yönelik ayrıca bir yaklaşım içinde olmak zorunda olunduğunu ifade etti. Öğrencilere tez seçim konusunun ne kadar önemli olduğu konusunda açıklamalarda bulunan İsen, "İyi bir tez seçmiş olmanız sizin önünüzü açmada çok önemli bir faktördür" dedi.

Bilim adamı olmanın bir yaşam biçimi olduğunu ifade eden İsen, bu işin 24 saat yaşanacak bir iş olduğunu söyledi. Başlattıkları Türk Edebiyatı İsimler Sözlüğü çalışmalarına değinen İsen, eylül ayında bu çalışmaları kamuoyuyla paylaşacaklarını kaydetti.

-"Tarih, yeni bir gelecek inşası için önemli"-

Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu Başkanı Prof. Dr. Derya Örs de yaptığı konuşmada, Türkiye'nin şu an zor, bir takım toplumsal olayların yaşandığı bir dönemden geçtiğini belirtti. Örs, "Tarih yazımının, tarihin oluşumunun ne kadar kolayca provake, manüpile edilebildiğini bizlere gösteriyor. Hakikatlerin nasıl çarpıtılabildiğini ve bir anda elden ele, dilden dile değişebildiğini gösteriyor" dedi.

Tarihin doğru bilgi ve belgelerle inşa edilmesi gerektiğine dikkat çeken Örs, aksi takdirde gelecek kuşaklara yanlış bilgilerin yanlış şekilde aktarılabileceğini ve etkisinin yüz yıllar boyunca sürebileceğini kaydetti. 

Örs, tarihin konusunun geçmiş olmasının yanı sıra yeni bir gelecek inşa etme hususunda en önemli bilim dallarından birisini teşkil ettiğini belirtti.

-"Yavuz'u yanlış tanıyoruz"-

Türk Tarih Kurumu Başkanı Prof. Dr. Mehmet Metin Hülagü de kurum olarak ciddi bir sorumluluğun altında olduklarını, seminerin amacının toplumu aydınlatmak ve tarih konusunda bilinçlendirmek ve bilgi kirliliğini ortadan kaldırmak olduğunu ifade etti. 

Son zamanlarda sultanların ve padişahların gündemde olduğunu anımsatan Hülagü, Osmanlı padişahlarının yeterince bilinmediğini, araştırmaların olmadığını söyledi. Hülagü, "Medyadan öğreniyoruz, yabancı kaynaklardan öğreniyoruz. Kanuni, Viyana önlerinden Hint denizlerine kadar uzanmış bir padişah ama saraydan dışarı çıkmayan, harem hayatıyla günü gün eden bir padişah gibi sergileniyor. Bu yüzden bizim bu padişahları bire bir araştırmamız lazım. Tarihimizi gerçek yüzüyle, yönüyle ortaya koymamız lazım" diye konuştu.

Tarihin batından öğrenildiğini ileri süren Hülagü, Osmanlı arşivindeki belgelerin okunma fırsatı bulunamadığını söyledi.

Gündemde olan Yavuz Sultan Selim'in Osmanlı'nın en meşhur padişahlarından biri olduğunu ifade eden Hülagü, şöyle devam etti:

"Bugün Mısır'ı fetheden, Osmanlı topraklarını genişleten bir padişah olarak değil Alevileri katletti diye bahsediyoruz. Oysa ki Yavuz Sultan Selim'in hayat felsefesine baktığınız zaman, Yavuz'un hayat felsefesiyle Alevi katliamını bir araya getirmek mümkün değildir. Yavuz'un iktidara gelirken bile  Alevilerle işbirliği yaptığının farkında değiliz. Osmanı sultanlarıyla ilgili ciddi bir külliyat oluşturabilmiş değiliz bugüne kadar. Onun için bir Yavuz'u yanlış tanıyoruz."

Tarihin romanlardan, televizyon dizilerinden, internetten öğrenilemeyeceğini vurgulayan Hülagü, öğrencilerin yüksek lisans veya doktora tezlerinde gerçeği araştırması gerektiğini belirtti.

Konuşmaların ardından Türk Tarih Kurumu Başkanı Hülagü, Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri İsen'e tablo hediye etti. Seminer, 4 Temmuz 2013'e kadar Türk Tarih Kurumu'nun konferans salonunda izlenebilecek. - Ankara

Kaynak: AA