Son dakika haberleri | DHA YURT ÖZEL GÜNDEM-TEKRAR

Son dakika haberleri | DHA YURT ÖZEL GÜNDEM-TEKRAR

Son dakika güncel haberine göre Koronavirüsü yenen Filistinli asistan doktor uyardı: Tedbirleri elden bırakmayalımKORONAVİRÜSE yakalanan ve hastalığı yenen Mersin Üniversitesi (MEÜ) Tıp Fakültesi Hastanesi'nde görevli Filistin asıllı Asistan Doktor Muhannad Al-Khatib (27), tedbirlerin elden bırakılmaması konusunda...

Son dakika haberleri | DHA YURT ÖZEL GÜNDEM-TEKRAR
03.07.2020 13:17 | Son Güncelleme: 04.07.2020 06:38

Koronavirüsü yenen Filistinli asistan doktor uyardı: Tedbirleri elden bırakmayalım

KORONAVİRÜSE yakalanan ve hastalığı yenen Mersin Üniversitesi (MEÜ) Tıp Fakültesi Hastanesi'nde görevli Filistin asıllı Asistan Doktor Muhannad Al-Khatib (27), tedbirlerin elden bırakılmaması konusunda vatandaşları uyardı.

MEÜ Tıp Fakültesi Hastanesi'nde çalışan Filistin asıllı Asistan Doktor Muhannad Al-Khatib'in koronavirüs testi pozitif çıkınca 26 Nisan günü Göğüs Hastalıkları Bölümü'nde tedaviye alındı. Al-Khatib, sosyal medya hesabından "Kaderimiz bu bereketli ayda hastanede itikaf etmekmiş. Koronaya yakalandım, durumum iyi. Bana dua edin" mesajını paylaştı. Al-Khatib 5 günlük tedavinin ardından eve gönderilerek 15 gün karantinaya girdi. Karantina süresi tamamlanan Al-Khatib sağlığına kavuşarak görevinin başına döndü.

'SALGIN HALA BİTMEDİ'

Yeniden hastanede görevinin başında olmaktan dolayı mutlu olduğunu belirten Al-Khatib, "Tedavi sürecimi atlattıktan sonra görevimin başına döndüm. Hem hastalığı atlattığım hem de görevimin başına döndüğüm için çok mutluyum. Fakat, salgın hala bitmedi. Vatandaşlarımızın tedbiri elden bırakmaması lazım. Maske, hijyen ve sosyal mesafe konularına dikkat etmemiz gerekiyor. Tedbirlere uyarsak virus tehdidini ortadan kaldırırız" dedi.

'MÜMKÜN OLDUKÇA EVDE KALMALIYIZ'Khatib'in mesai arkadaşı Önder Önal (30) ise Khatib'in ardından kendisinin de koronavirüs testi yaptırdığını ve sonucun pozitif çıktığını ancak hastalığı semptomsuz geçirdiğini kaydetti. Önal, "Genç- yaşlı demeden herkes hijyen, sosyal mesafe ve maske kuralarına dikkat etmeli. Mümkün oldukça evde kalmalıyız. Yaz tatili geldi, herkes çok rahatladı. Henüz rahatlamak için çok erken" diye konuştu.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ: -------------------------------Tıp Fakültesi Hastanesi görüntüsüFilistinli asistan doktor Muhannad Al-Khatib servise girerkenFilistinli asistan doktor Muhannad Al-Khatib ile röpAraştırma görevlisi Önder Önal odasında çalışırkenAraştırma görevlisi Önder Önal ile röp

Haber-Kamera: Soner AYDIN/MERSİN,

Haber Kodu : 200703049===================================

Narenciye ağaçları şimdi de 'Akdeniz meyve sineği' tehlikesiyle karşı karşıya Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) Adana Ziraat Mühendisleri Odası Başkanı Feyzullah Korkut, kış ayından bu yana su taşkını, don ve daha sonra aşırı sıcaklar nedeniyle yüzde 80 oranında çiçek döken narenciye ağaçlarının şimdi de 'Akdeniz meyve sineği' tehlikesiyle karşı karşıya olduğuna dikkat çekti. Korkut, "Bitkinin üzerindeki meyveyi beslemek ve bir sonraki yıla hazırlık yapması amacıyla üreticinin tuzak ve ilaç takviyesiyle kesintisiz mücadelesine devam etmesi lazım. Üreticilerin maliyetlerini çıkarma yoluna gitmesi gerek" dedi.

Türkiye'nin narenciye ihtiyacının 3'te 1'ini karşılayan ve ihracatta da ülkenin lokomotif kentlerinden olan Adana'da, kış mevsiminde meydana gelen su taşkınları ve don nedeniyle ağaçlar büyük oranda zarar görürken, ilkbaharda da aşırı sıcaklarla birlikte esen sıcak poyraz yüzünden, ağaçlardaki meyve çiçeklerinin yüzde 80- 90'ı döküldü. TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası Adana Şube Başkanı Feyzullah Korkut, portakal, mandalina, limon ve greyfurt ağaçlarının meyvelerle dolu olması gerekirken şu an büyük boşluklar olduğunu kaydetti. Ağaçların mevsimsel afetlerle strese girmelerinin ardından şimdi de Akdeniz meyve sineği tehlikesiyle karşı karşıya kaldıklarını belirten Korkut, çiftçilere tuzak ve ilaçlama konusunda uyarılarda bulundu.

'YILDA 7 KEZ DÖL VERİYOR'Yılda 7 kez döl veren Akdeniz meyve sineğinin 200- 300 yumurta bıraktığını anlatan Korkut, mücadele edilmezse çiftçilerin ciddi problemlerle karşı karşıya kalacağını söyledi. Tuzaklar hakkında bilgiler aktaran Korkut, "Ağaçlara astığımız tuzakların içerisinde cezbedici feromon var. Sinekler meyve yerine bu kokuya giderek kutuya hapsoluyor ve meyveye zarar vermiyor. Aksi takdirde sinek yumurta bırakmak için meyveyi deliyor. O zamanda da o meyvenin sofraya gitmesi mümkün değil çünkü ya dökülecektir ya da çürüyecektir" dedi.

'İHRACATTA SIFIR TOLERANS'İhracatta Akdeniz meyve sineğine karşı sıfır tolerans olduğuna dikkat çeken Korkut, şöyle devam etti: "Üretilen narenciyenin yarısından fazlası ihracata gidiyor. Rusya'ya giden ürünlerde bir adet bile Akdeniz meyve sineği zararı varsa, ürünün tamamını iade ediyor çünkü çürüyen bir meyve, yanındaki bitkileri de çürütüyor. O yüzden çok iyi mücadele edilmesi gerek. Tuzakların her zaman devrede olması lazım."

'DESTEKLER ARTIRILMALI'Ağaçların yüzde 80 çiçek kaybetmesinin ardından çiftçilerin kalan ürünleri iyi koruması gerektiğinin altını çizen Başkan Korkut, "Bitkinin üzerindeki meyveyi beslemek ve bir sonraki yıla hazırlık yapması amacıyla üreticinin tuzak ve ilaç takviyesiyle kesintisiz mücadelesine devam etmesi lazım. Üreticilerin maliyetlerini çıkarma yoluna gitmesi gerek. Sineklerin çoğalması halinde tuzaklar yetmiyorsa ilaçlamalar artırılmalı. Kaldı ki çok ciddi bir masraf var. Bu üzerinde kalan meyvelerin iyi korunması lazım. Devlet geçen sene dekar başına 80 TL tuzak desteği veriyordu. Üreticiye maliyeti ise 160 TL'ydi. Yarı yarıya destek vardı. Bu yıl da bu desteğin 120 TL'ye kadar çıkarılmasını talep ediyoruz" diye konuştu.

'MASRAFLAR BİTMEDİ'Üretici Fikret Uluçay ise ağaçlarına yaptıkları bakım masraflarının çiçek dökümleri nedeniyle boşa gittiğini belirterek, şimdi de Akdeniz meyve sineğiyle mücadele etmek için masraf yaptıklarını, zararlarının büyük olduğunu kaydetti.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ: -------------------------------Ziraat Mühendisleri Odası Başkanı Feyzullah Korkut ile röpDron çekimleriSinek yakalama tuzağıAkdeniz sineğiGenel ve detaylarHaber-Kamera: Nuri PİR-Eser PAZARBAŞI/ADANA,

Haber Kodu : 200703048

==================================

Lezzet kentleri lahmacunun tadında anlaşamıyor

TÜRK mutfağının en beğenilen yemekleri arasında yer alan ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi başta olmak üzere Türkiye'nin her yerinde yapılan lahmacunda içine konulan sarımsak ve soğan ile ilgili yeni bir tartışma başladı. Gastronomi kenti Gaziantep'te aşçılar ve vatandaşlar lahmacunun iyisinin sarımsaklı olduğunu savunurken, eşsiz lezzetlere sahip Şanlıurfa'da ise vatandaşlar en iyi lahmacunun soğanla yapıldığını savundu.Türk mutfağının pizzası olarak bilinen ve hem yabancı turistlerin hem de yerli halkın vazgeçemediği lahmacun her yörede farklı malzeme ile yapılıyor. Gerek boyutları gerekse içinde konulan malzemelerin farklılığı ile fındık, çullama, soğanlı ya da sarımsaklı olarak adlandırılan lahmacunun en çok tüketildiği yer ise Güneydoğu Anadolu Bölgesi. Bölgenin iki önemli mutfağı olan Gastronomi kenti Gaziantep ve eşsiz lezzetlere sahip Şanlıurfa'da lahmacun içine konulan malzemeler açısından farklılık gösteriyor. Yapımında genel hatları ile taze biber, maydanoz, domates ve et konulan lahmacuna Gaziantep'te sarımsak eklenirken Şanlıurfa'da ise soğan konuluyor. Her iki kent insanı ise kendi lahmacunlarının daha lezzetli sağlıklı olduğunu iddia ediyor.

GAZİANTEP'TE LAHMACUN SARIMSAKLI OLURGazianteplilerin lahmacunu sarımsaklı tercih ettiğini ve kullanılması gerekenin sarımsak olduğunu ifade eden Aşçı Cebrail Hasgül, "Gaziantep lahmacunun en önemli özelliği etin zırt yardımı ile çekilmesi ve sarımsaklı olmasıdır. Ayrıca mevsiminde domates ve biberinin kullanılması ve hamurunun mayasız olması lazım. Gaziantep lahmacunun lezzetine lezzet katan etin zırhta çekilmesi ve olmazsa olmaz sarımsak kullanılmasıdır. Soğan kullanılan lahmacun Gaziantep'e has bir lahmacun değildir. Gaziantep'in öz lahmacunu sarımsaklı olanıdır. Kuzunun döş tarafından kullanılan et ile birlikte lahmacunun lezzetine lezzet katar. Gaziantepliler lahmacunu haftada mutlaka yer. Kebap öncesinde tüketilir. Kebap öncesi bir adet fındık lahmacun müşterilerimize servis ediyoruz" dedi.Gaziantepli vatandaşlar da lahmacunu sarımsak olmadan düşünemediklerini ve orijinal lahmacunun sarımsaklı olmasını gerektiğini söyledi.

ŞANLIURFA'DA LAHMACUN KURU SOĞANLA YAPILIRLahmacunu soğanlı tercih eden Şanlıurfa'da ise hem aşçılar hem vatandaş en lezzetlisinin böyle olduğu görüşünü savunuyor. Restoran işletmecisi Mehmet İnan, "Lahmacunu sarımsaklı yapanlar var, soğansız yapanlar var, etsiz yapanlar var. Ancak Şanlıurfa'da kuru soğan ve etle yapılır. Urfa'daki lahmacunun özelliği soğanlı olmasıdır. Lahmacunda biz kuzu eti kullanırız. Soğan yoğunlukta oluyor. Bizde kuru sarımsak çok az koyarız. Ardından en son ise maydanoz ve baharat ekleriz. Baharatta da en önemli olan Urfa isotudur. Hepsi harmanlanarak lahmacunun içi hazırlanır. Pişiminde ise ince hamur odun ateşinde pişer. Bizim Urfa lahmacunu çıtır olur. Doğalgazlı fırınlar var ancak olmazsa olmaz odun ateşidir. Urfa lahmacunu diğer lahmacunlara göre çok daha ince olur. Böylelikle çıtır ve gevrek olur. Lahmacunumuz soğanlı olduğu için tekrardan yanında soğan vermeyiz. Onun yanında maydanoz, nane, limon, domates ve pişmiş patlıcan servis ediyoruz" diye konuştu.

LAHMACUNUN ANA MALZEMESİ SOĞANDIRŞanlıurfa'da ana malzeminin soğan olduğunu ifade eden kasap Reşit Kahkeci ise, "Lahmacun Gaziantep'te sarımsaklı ve bol maydanozlu olur. Ancak Şanlıurfa'da ana ürün soğandır. Yanında maydanoz, kırmızıbiber, domates ve et koyarız. Lahmacun içini hazırlarken en sonunda biber salçası ve ev isotu koyarız. Tabi bunların evde yapılmış olması lazım. Fabrika yapımı ürünler lezzetli olmaz. Lahmacunun püf noktası ölçü ve kıvamdır. Kıvam ve ölçünün tutturulması çok önemlidir. Fazla koyunca iyi oluyor diye bir şey yok. Belli bir oranın tutturulması gerekiyor. Etin kaburga kısmından olması gerekiyor. Lahmacun yumuşak olsun diye az kuyruk yağı konur. Lahmacun içini hazırlarken sebzeleri makineden değil de elle doğramak gerekiyor. Çünkü makineden çekildiği zaman acımsı bir tat oluşuyor. Onun için elle zırhla doğramak gerekiyor. Elle doğranan lahmacun içi daha lezzetli olur" ifadelerini kullandı.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ: -------------------------------Lahmacun yapımıLahmacunun ocağa atılması Lahmacunun zırh ile çekilmesiSarımsak konulmasıPişirilmesiCebrail Hasgül ile röpVatandaş röp.+++Lahmacun fırınıLahmacun yiyen vatandaşlar  İşletme sahibi Mehmet İnan ile röpLahmacun içi hazırlaya kasapKasap sahibi Reşit Kahkeci  Genel ve detay görüntüler

Haber-Kamera: Mustafa KANLI-Kadir GÜNEŞ-Ömer ŞULUL/GAZİANTEP-ŞANLIURFA,

 Haber Kodu : 200703030

 Haber Kodu : 200703031

===============================================

Mama karşılığında portre çiziyor, sokak hayvanlarını besliyor RİZE'de, Güzel Sanatlar Fakültesi öğrencisi Benay Benli (22), para yerine mama karşılığı, karakalem portre çiziyor. Aldığı mamaları bisikleti ile dolaşarak sokaklara dağıtıp, hayvanları besleyen Benli, "Hayvanlardan gördüğüm sevgi yapılan bu işte bana destek oldu" dedi.

Kocaeli Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Resim Bölümü 3'üncü sınıf öğrencisi Benay Benli, hastalanan köpeğini kaybedince kendini sokak hayvanlarına adadı. Benli, karakalem portrelerini çizdiği kişilerden para yerine mama almaya başladı. Benli, sokak hayvanları için topladığı mamaları sokak sokak bisikletle gezerek sokak hayvanlarını besliyor.

Sanatın boş duvarları süslemesini değil, hayvanların karını doyurmasının kendisini mutlu ettiğini belirten Benay Benli, "Maddi getirisi yok evet, yalnızca elimdeki sanat, kalbimdeki masum canlılara AŞ oluyor. Ben, onlara bakıp geçmedim, onları gördüm. Sanatımla gördüm onlar da sanatımı gördü ve gösterdi, çizimlerimin bir yansıması oldular. Artık benim sanatımı bir kuşun kanadında, bir kedinin sütünde bir köpeğin mutlu bakışlarında görebilirsiniz. Boş duvarlara asılan resimlerin kalbi sokakta atmakta. Çizdiğim çizgilerin ve çevirdiğim pedallar bir köpek sevindirir, kedi doyurur, kuşlara kırıntı olur. Bir serçenin yuvasına gider. Yaşanabilir, yaşayabilir, yaşatabilir. Ben yaşadığını görebilmek için hayvanları seçtim. Bir karşılık beklemedim. Sadece hayvanlardan gördüğüm sevgi yapılan bu işte bana destek oldu" diye konuştu.

'UMARIM DAHA FAZLA İNSANA ULAŞIRIZ'Çocukluk arkadaşına yardım ederek, sokak hayvanlarını besleyen Atatürk Üniversitesi Hemşirelik Fakültesi 4'üncü sınıf öğrencisi Yasemin Korkut da zamanlara daha çok insana ulaştıklarını belirterek, "Arkadaşım sosyal medya üzerinde sokak hayvanları için yaptığı portreleri yakından takip ediyorum. Ben de elimden geldiği kadar gelen mamaları dağıtması için arkadaşıma yardım ediyorum. Umarım daha fazla insana ulaşıp, daha çok hayvanın karnını doyurabiliriz" dedi.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ-------------------------------Genç kızın resim çizmesi-Genç kızın mama hazırlaması-Bisiklet sürmesi  -Sokak hayvanlarının besleme detay-Genç kıza yardım eden arkdaşı Röp-Yardım sever öğrenci Benay Benli Röp-Muhabir anonsu 

HABER- KAMERA: Mehmet Can PEÇE RİZE/ DHA

Haber Kodu : 200703023

==========================

Yasak kalktı, gelin-damatlar Botanik Bahçesi'ne akın etti

KORONAVİRÜS nedeniyle bir süre yasak olan düğün ve nişanlara 1 Temmuz itibariyle izin verilmesinin ardından Kahramanmaraş'ta gelin ve damatlar salondan önce hatıra fotoğrafı için Kapıçam Botanik Bahçesi'nin yolunu tuttu. Evlenecek çiftlerin çok beğendiği Kapıçam Botanik  Bahçesi; suni göletleri, iskeleleri, 400 endemik odunsu ve otsu bitki çeşidiyle fotoğrafçılar için açık hava fotoğraf stüdyosu oldu.

Doğal güzelliğiyle görenleri büyüleyen Kahramanmaraş-Gaziantep Karayolu'nda şehrin girişinde yer alan Kapıçam Botanik Bahçesi, düğün ve nişan yasaklarının kalmasıyla birlikte yeniden gelin-damatları ağırlamaya başladı. 11 hektar gibi devasa alanda 400 nadir, endemik otsu ve odunsu bitkiyi bünyesinde barındıran, 3 de suni gölet bulunan bahçe, bu özellikleriyle son yıllarda düğün ve nişan çekimlerinde hem fotoğrafçıların hem de gelin-damatların vazgeçilmezi oldu.Salondan önce dış çekim için Kapıçam Botanik Bahçesi'ne gelen Neriman Nur Özsaatcı ile Recep Yaşar, 1 Nisan'da yapmaları gereken düğünü koronavirüs nedeniyle ertelemek zorunda kaldıklarını söyledi. Genç çift ayrıca Kapıçam'ın çok güzel bir yer olduğunu ve bu nedenle fotoğraf çekimi için Kapıçam Botanik Bahçesi'ni tercih ettiklerini belirtti.'BİR ÇININ İSTEDİĞİ HER ŞEY VAR'Çiftin mutlu gününü ölümsüzleştiren fotoğrafçı Yalçın Ördek de, bahçenin düğün fotoğrafları için harika bir yer olduğunu söyledi. Ördek, "Bir fotoğrafçının istediği her şey var. Gölet, sahil, kulübe, kameriye, ağaçlık, yeşillik, iskele, yani burada her şey mevcut. Fotoğraf çekiminden sonra gelin-damatlardan da güzel dönüşler alıyoruz. Bazen işyerimize gelip fotoğrafları görenler 'Nerede çektiniz?' diye sorduklarında Botanik Bahçesi olduğunu söyleyince şaşırıyorlar. Birçok insan burayı tam olarak bilmiyor" diye konuştu.'RENK YOĞUNLUĞUNDAN DOLAYI TERCİH EDİYORUM'Fatma Şimşek ve Mesut Kabakcı çifti de bahçenin fotoğraf çekimi için ideal bir yer olduğunu, özellikle göletin bahçeye ayrı bir güzellik kattığını söyledi.Çiftin fotoğraflarını çeken Hasan Aksakal da koronavirüs nedeniyle düğünler iptal olunca babasıyla semt pazarlarına gittiğini, yasak kalkmasıyla birlikte çekimlere kaldığı yerden devam ettiğini söyledi. Bitki çeşitliği, şehir merkezine yakınlığı gibi birçok nedenden dolayı Kapıçam Botanik Bahçesi'ni tercih ettiklerini ifade eden Aksakal, "Düğün çekimleri için Kapıçam'a gelmemizin nedeni ise renk yoğunluğu ve renk güzelliğinden dolayı. Ayrıca çok güzel manzarası var bu sene içeride düzenlemeler de yapmışlar. Bu ortamı Kahramanmaraş'ta başka hiçbir yerde bulamıyoruz" dedi.Bir diğer fotoğrafçı Mehmet Çaylı da Kapıçam Botanik Bahçesi'nin Kahramanmaraş'ın en güzel mekanı olduğunu ve bu nedenle de gerek fotoğrafçıların gerekse de gelin-damatların tercih ettiği mekanların başında geldiğini söyledi. Çaylı ayrıca çekim için talep edilen 100 liranın da düşürülmesini istedi.Salondan önce bahçeye gelen gelin-damatlardan Emre-Cemile Delioğlan çifti de Kapıçam'ı çok beğendiklerini söyledi. 20 Nisan'da yapmaları gereken düğün koronavirüs nedeniyle ertelemek zorunda kaldıklarını ancak evlenecekleri için çok mutlu olduklarını söyledi.2019 GELİRİ 98 BİN LİRAKapıçam Botanik Bahçesi, Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü sorumluğunda ve bahçede düğün, nişan, sünnet, katalog gibi ticari amaçlı fotoğraf ve video çekimleri için belli bir ücret alınıyor. Genel Müdürlük, bu yıl 200 lira olan çekim ücretini düğün, nişan ve sünnet çekimlerinde yüzde 50 indirim yaparak 100 liraya çekti.Doğal fotoğraf stüdyosu gibi olan Kapıçam Botanik Bahçesi'ne son yıllarda talebin artması, artan talep nedeniyle Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü kasasına 2017'de 27 bin lira, 2018'de 75 bin lira, 2019'da ise 98 bin lira girdi.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ------------------------------Kapıçam Botanik Bahçesi'nin drone görüntüsü-Bahçenin girişi-Bahçeden detaylar-Neriman Nur Özsaatcı ile Recep Yaşar'ın fotoğraf çektirmesi-Gelin ve damatla röp.-Fotoğraf çekimşerinden detay-Yalçın Ördek ile röp.-Bahçeden detay-Mesut-Fatma Kabakcı'nın fotoğraf çektirmesi-Gelin ve damatla röp.-Çiftin kameraya el sallaması-Hasan Aksakal ile röp.-Emre-Cemile Delioğlan'ın fotoğraf çektirmesi-Gelin ve damatla röp.-Çekimlerden detay-Mehmet Çaylı ile röp.

Haber-Kamera: Ömer KOÇ-KAHRAMANMARAŞ-DHA)

Haber Kodu : 200703024

=========================

Kocaeli'de Kızılay olası ikinci dalga için hazır

KIZILAY Kocaeli Şubesi Başkanı Cengiz İpek, Kocaeli'de koronavirüs tedavisi gören 110 hastaya immün plazma bağışı yaptıklarını, olası bir dalga için stoklarında 300 civarında plazmanın hazır bulunduğunu söyledi 

Koronavirüs salgınından en fazla etkilenen kentlerden biri olan Kocaeli'de, tedbirlerin arttırılmasıyla birlikte salgının önüne geçilmesi yolunda önemli adımlar kat ediliyor. Yeni vaka sayısının azalmaya başladığı kentte, kan ve immün plazma ihtiyacının karşılanması noktasında Kızılay da önemli işler yapıyor. Bugüne kadar yaklaşık 110 hastaya immün plazma desteği sağlayan Kızılay, stoklarında bulundurduğu 300 immün plazma bağışı ile de salgında olası bir ikinci dalga yaşanmasına karşın hazır bekliyor. 

'İKİNCİ DALGA OLASILIĞINDA, PLAZMALARI HAZIR OLARAK TUTUYORUZ' Kızılay Kocaeli Şubesi Başkanı Cengiz İpek pandemi sürecinde kan bağışlarının azaldığını belirterek, "Ancak normalleşme sürecinde kan ve plazma bağışlarında ciddi bir artış var. Bunu çok iyi bir şekilde sağlamış durumdayız. Türkiye geneline baktığımızda şu anda yaklaşık 12 bin plazma bağışı aldık. Bu plazmaları yaklaşık 5 bin hastamıza şifa olacak şekilde kullandık. Dolayısıyla gelebilecek olan bir ikinci dalga olasılığında, ihtimalinde kullanmak üzere bu plazmaların bir kısmını hazır olarak tutuyoruz. Yaklaşık 20 bin bağışçımız ile de temas halindeyiz. Bunların yüzde 94'ü kan ve plazma bağışı yaptı veya yapacak. Bu dünya geneline baktığımızda çok yüksek bir oran. Bu bağışçılarımıza teşekkür ediyoruz." dedi. 

'300 CİVARINDA PLAZMAYI STOKLARIMIZDA BULUNDURUYORUZ' Kocaeli'de olası bir ikinci dalga ihtimaline karşı hazır olduklarını söyleyen İpek, "24 saat telefonla randevu sistemi ile çalıştık. Bir araç da tahsis ederek gelen bağışçılarımızı evlerinden alıp, evine bıraktık. Şu ana kadar olan verilerde yaklaşık 110 civarında hastamıza immün plazma bağışı yaptık. Civar illere de plazma konusunda destek verdik. Olası bir ikinci dalga ihtimali için de 300 civarında plazmayı da şu anda stoklarımızda bulunduruyoruz. Bu stokları belli bir sıcaklıkta 3 yıl boyunca muhafaza edebiliyoruz. Bu konuda öncü ve tedarikçi olarak önemli bir görev üstleniyoruz." diye  konuştu. 

'YÜZDE 70 CİVARINDA NORMALİ YAKALAMIŞ DURUMDAYIZ" Bağış oranının yüzde 70'e ulaştığını ifade eden İpek, şöyle konuştu:  "Kan bağışı oranlarında normale doğru gidiyoruz. Tam normali henüz bulmadık. Ancak halkımızın teveccühü, bağışçılarımızın desteği ile şu anda bu oranlar günlük olarak 200'ün üzerine çıktı. Pandemi sürecinde birtakım ameliyatlar ertelenmişti. Ancak 3 aylık bir sürecin ardından bu tedaviler yeniden başladı. Biz bu Haziran ayının başında hastalıkların normal şekilde tedavi edileceğini gördük. İl Sağlık Müdürlüğümüzle beraber bir kampanya başlattık. Şu anda yüzde 70 civarında normali yakalamış durumdayız. Fakat halen düşük seviyelerde, önümüzdeki günlerde normal seviyeye geleceğini düşünüyoruz."

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜCengiz İpek ile röp.Kızılay Kan Merkezi'nden görüntüler

HABER-KAMERA: Dinçer AKBİR/İZMİT (Kocaeli),

Haber Kodu : 200703025

============================

Karadeniz'in hırçın dalgalarından elektrik üretilecek TRABZON'da dalga, rüzgar ve güneş enerjisiyle elektrik üretilmesi için '3'lü temiz ve yenilenebilir enerji' projesi hazırlandı. Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) tarafından geliştirilen proje ile hem temiz enerji elde edilmesi hem de enerjide dışa bağımlılığın azaltılması hedefleniyor.

Karadeniz'in hırçın dalgalarından elektrik enerjisi üretilmesi için harekete geçildi. Karadeniz Teknik Üniversitesi'nde dalga, rüzgar ve güneş enerjisinden elektrik üretimi yapabilmek için özel bir proje hazırladı. Doğu Karadeniz Kalkınma Ajansı'nca (DOKA) desteklenen projede kullanılan yerli ekipmanlar, Trabzon Limanı yakınlarında deniz tabanına sabitleyici çivilerle çakıldı. Tribün parçaları ile tribünleri muhafaza edecek kabinlerin yerleştirileceği montajlarda ayrıca güneş panelleri de yerleştirilecek. Sistem devreye alındığında dalga, rüzgar ve güneşten elde edilen enerji, filtreler aracılığıyla dönüştürülerek 6 kilovat saatlik enerji üretilecek. 

'TÜM TASARIMLAR BİZE AİT'Projenin yürütücülüğünü yapan KTÜ Elektrik Elektronik Mühendisliği Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. İsmail Hakkı Altaş, dalga enerji sisteminin denize kurulumuyla ilgili tüm donanımların mekanik aksamların tasarımı ve imalatlarının proje ekibine ait olduğunu söyledi. Projedeki güneş enerji sisteminin de tasarımının kendilerine ait olduğunu ifade eden Prof. Dr. Altaş, "1 ay sonra enerji üretimine geçip açılışını yapmak istiyoruz. Projede yer alan enerji dönüşüm yöntemleri dünyada var olmakla birlikte, kullanılan teçhizatları geliştirerek özgünlük kazandırdık. Bizim kuracağımız proje ülkede belki bu kapsamda uzun süreli kalacak ve belki de ilk proje olacak. Bunun devamının gelmesini temenni ediyoruz" diye konuştu.

'ENERJİYİ SÜRDÜRÜLEBİLİR HALE GETİRMEK İSTİYORUZ'Doğu Karadeniz'e ait dalga ölçüm verilerinin hiçbir kaynakta bulunmadığını ve bu sistemle Karadeniz'in dalgalarının enerji potansiyelinin de ölçüleceğine dikkat çeken Prof. Dr. Altaş, şunları söyledi:

"Gelecekte yapılmak istenen enerji projelerinde dalga enerjisinden de yararlanılabilecek. Rüzgar enerji eklentileri de kurulduktan sonra '3'lü yenilenebilir enerji sistemi'ne dönüşecek. Bu 3 kaynaktan üretilecek elektrik enerjisinin sürekliliğini sağlamak için yeni tasarım ve cihazlar geliştirecek. Güneş yokken dalga var, dalga yokken güneş var, rüzgar yokken güneş var. Üçünün bir arada olduğu zamanlar da var. Biz istiyoruz ki bu kaynakların süreksizlik içeren kısımlarında, diğer bir kaynaktan gerekli enerjiyi sağlayarak enerji sürekliliğini yönetmek."

'ENERJİDE DIŞA BAĞIMLILIĞI AZALTACAK'

Altaş, projenin çevre dostu ve tamamen yerli olduğunu vurgulayarak, "Dalga, güneş ve rüzgar enerji sistemlerinin çevreye atığı, dumanı, zehirli gaz salınımı yok. Ülke ekonomisine baktığımız zaman, bunun katkısı çok küçük kalır ama bizim hedefimiz bu değil. Biz burada Ar-Ge çalışması yapıyoruz. Bu çalışma, ileriye dönük olarak yerli ve milli bir yatırım olacak. Kaynak kendimize ait, enerjiye dönüştürmek için kullandığımız cihazları kendimiz üretiyoruz. Dışa bağımlılığını minimuma indiriyoruz. Biz bu kaynakları kullandığımız zaman enerjide dışa bağımlılığımızı hem azaltacağız hem de kendimize ait yerli ve milli enerji kaynaklarımız artacak" dedi.

Son Dakika Haberleri - Son Dakika Haber - Güncel Haberler

Kaynak: DHA

title