Ali Koç Tartışmalara Noktayı Koydu: Uzun ya da Kısa Vadeli Programımızda Ersun Yanal Yok

Fenerbahçe Başkanı Ali Koç tartışmalara noktayı koydu. Başkan "Uzun ya da kısa vadeli programlarımızda Ersun Yanal yok" diyerek tecrübeli teknik adama kapıyı kapattı.

Fenerbahçe Başkanı Ali Koç, kulüp televizyonuna çarpıcı açıklamalarda bulundu.

Canlı yayında soruları yanıtlayan Başkan, teknik direktör tartışmalarına da noktayı koydu. Sarı lacivertli takımın eski teknik direktörlerinden Ersun Yanal ile ilgili açıklamalarda bulunan Koç "Ersun Yanal kısa ya da uzun vadeli programlarımızda bulunmuyor. Kendisiyle görüşmedik" ifadelerini kullandı.

Ali Koç, şunları söyledi:

Hayal kırıklığı ve sancı... Tahminimizden çok olumsuz bir tablo var. Yeniden yapılanma dedik, büyük hayallerden bahsettik. Riskler var, sancılı dönemler var, engeller var... Ama şu puan tablosunda olmamamız gereken yerdeyiz. Doğal olarak hocamız, sportif direktörümüz, yönetimimiz eleştiriliyor. Anlayışla karşılıyorum. Taraftarımızı etkiliyor. Camiamızı etkisine aldı. Doğaldır. Ne kadar büyük camia olursanız olun, top çizgiyi aşmayınca yaptıklarınız göz ardı ediliyor. Hatalar yapmadık mı, tabii ki yaptık. Yaptık, yapacağız. Bu işin okulu yok, tecrübeyle kazanıyorsunuz. Pozisyonlandığı gibi, algı gibi, zincirleme hata olduğunu düşünmüyorum.

"6-7 PUAN KAZANSAK FARKLI KONUŞACAKTIK"

3 maç var ki top bir kere gelmiş gol olmuş. Buradan 6-7 puan kazansak çok farklı konuşuyor olacaktık. Bu yolda iyi oynamayınca da kazanabilmek önemli. Şans yanımızda olmadı. O 2-3 maçta 6 puan çıkarsak bambaşka konuları konuşacaktık. Beşiktaş ve Başakşehir'i ağırladık. Kora kor mücadele ettik, bana sorarsanız galibiyeti kaçıran bizdik. 8 maçta 8 puan... Sıkıntılı dönem... Bunun içinden çıkacağız

Neyi devraldığımızı unutmayalım. 7-8 haftadan ibaret değil Fenerbahçe. Biz hayal satmadık, uzun soluklu projeden bahsettik. Bundan çok daha iyisini yapacağız. Şüpheniz olmasın. Fenerbahçe yeniden yapılanma adına ne dendiyse yapıyor. Gençleştirme, finans, ücret düşürme dedik. Bunları da yaptığımızı düşünüyorum. 2 maçta farklı olsa farklı konuşurduk.

"TRANSFERLERİN İYİ OLUP OLMADIĞINI ZAMAN GÖSTERECEK"

11 transfer yaptık. Hem gençleştik hem ücretleri düşürdük. Transferler için çok erken diyorum. Zaman gösterecek. Lugano'yu hatırlayın, belki efsane olacak kadar oynamadı ama çok önemli bir isim. Geldiği zamanı hatırlayın. Zaman içinde gördük.

Skor medyacılığı, skor taraftarı olunca olumsuz sözler söylenebiliyor. Olumlu olarak da geçerli bunlar. Kısa vade üzerinden yorum yapmak istemiyorum. Hayal kırıklığını, kızgınlığı anlıyorum. Bir suç varsa başta benimdir. Aynı noktadayım.

"FENERBAHÇE'NİN SIKINTISI FFP"

Fenerbahçe'nin kendine has sıkıntıları var. FFP mesela. 25 milyonluk satış yaptık. Josef ve Giuliano'yu hoca bırakmak istemedi. Büyük transferler yapmadık. Biz de biliriz para harcayıp ses getirmeyi. Önemli olan bugün değil, orta ve uzun vade. FFP'ye uymak zorundayız. FFP olmasa dahi kulübün durumu nedeniyle bunu uygulamalıyız. Transferlere sabredilmeli. 25 milyona satış yapıp 12-13 milyona 11 futbolcu aldığımız için ben taraftarlardan daha sabırlıyım.

Fenerbahçe'nin ana rakipler aksine basketbolda 30 milyon euro bütçe var. İnşallah bu sene de kupayı alacağız. Fenerbahçe Üniversitesi var. Hala ne yapacağımızı bilmiyoruz. Her ay 750 bin lira, kasımdan itibaren 2 milyon lira masrafımız var. Banka borçlarımız var. Taze kaynak girdi. SPK'ya da teşekkür ediyorum. Sponsorluklarımız belli oldu. Sivas maçına sponsorlarımızla çıkacağız. Önümüzde çok engel var. Sabır istiyorum tekrar.

Beşiktaş, Başakşehir maçlarındanki performanstan memnunum. Zagreb ve Rize kabul edilemez. Bunun dışında üstüne koyarak ilerliyoruz. Umarım kasım ve aralıkta çok mutlu olacağız.

FFP'den dolayı 25'e kadar kullanabilirdik, 2 satış çok sonra oldu. Finansal sorumluluk açısından burada çok daha temkinli davranıyoruz.

"GİRENİ ÇIKANI YUHALAMAK ALIŞIK OLMADIĞIMIZ BİR ŞEY"

Taraftarımızın üzgün, kızgın olmasını gayet iyi anlıyorum. 7 yaşımdan beri maçlara gidiyorum, onları anlıyorum. Hatta zaman zaman fazla taraftar gibi davrandığım için eleştiriliyorum. Samimi olanlara kulak veriyorum. Benim kabul edemediğim bir şey var. Tepki veriyorum, vereceğim. Çubuklu sahada mücadele ettiği zaman yuhalamak, olumsuz tezahüratte bulunmak, girene yuh, çıkana yuh... Alışık olmadığımız bir şey. Geçen sezon seçim süreci boyunca çok tenkit ettim. Hala ifade ediyorum. Ben bu tutumu reddediyorum. Birkaç sezondur görmeye alışık olduğumuz ortam. 4 sezondur başarı yok, belki ondan dolayı bu sene daha çok tepki var. Bir tane Fenerbahçe var. Her anlamda sahip çıkmamız lazım. Bekleyin maç bitsin. Maç berabere 87'de ıslık var... Bu sadece Fenerbahçe'ye zarar verir. Bunu her şekilde kınıyorum. Aynaya bakınız, belki haklısınız ama böyle tepki vermekte haklı değilsiniz.

Bu kulübün gerçek sahibi taraftardır. Bunda değişen bir şey yok. Ne biz, ne başka yönetim anlık, kısa vadeli tepkilerle, tezahüratlarla kulübü yönetemeyiz. Böyle olmamalı. Biz yola çıktık, yol haritası çizdik. Tabii ki arada zigzag olacaktır. Ana hedef değişmemiştir. 5-6 puan daha alsak bu kadar umutsuzluk olmayacaktı. Ben ve yönetim kurulu inançlıyız. Bu yolda da devam edeceğiz. Sporcuların başarılı olacağı ortamı yaratmalıyız.

Bugün görmüşsünüzdür, Buffon diyor ki hayatımda unutamadığım 3 stat var, birisi de Fenerbahçe. O günlere dönelim. Olumsuz tezahürat çok ama çok olumsuz etki yapıyor.

"DOSTU-DÜŞMANI TANIDIK"

En uzun bölüm bu olacak. Ben geçen hafta salı günü bir şeyler yazdım. Değişime direnç olanlar olduğunu söyledim. Neyin ne olduğunun farkında olan bir anlayışla söyledim. Bizim tespit ettiğimiz, çok rahatsız olduğumuz gelişmelere tanık olduk. Cuma açıklama yaptık. Sonra doğal olarak herkes öfkelendi. Olumlu karşılayanlar da oldu. Niye detaylar anlatılmıyor dendi. Bilerek yaptık. Bunu da plan çerçevesinde yaptık. Söz konusu kişiler ne diyecek diye bekledik. Tabii ki anlatacaktık. Görmüş olduk herkesi. Dostu-düşmanı tanıdık.

Söz sırası bize geldi... Öncelikle sezon başına gelelim. Aykut hocamızla görüşmelerimiz oldu. Hoca değiştirmeye karar verdik. Bugünki durumda yaptığımız, yapmadığımız birçok aksiyonun etkisi olmuştur. Bu anlatacağım şeyin çok büyük etkisi olmuştur. Nelerle mücadele ettiğimizi anlamanız için bu konuyu detaylı giriyorum.

Şimdi Ali Bey hocaları kullanıyor falan demesinler. Düzen değiştirmeye geldik. Bazen üzüleceğimizi biliyoruz, hiçbir zaman pes etmeyeceğiz. Bu olay bizi demoralize etti.

"AYKUT HOCA, EKİBİ İÇİN OLUMLU REFERANS VERMİŞTİ"

Aykut hocayla teknik ekibini konuştuk. Ekibin gayet iyi olduğunu ifade etti. Keza Damien Comolli de teknik ekiple konuştu. Raporu son derece olumluydu. Biz yumuşak bir geçiş için orta vadede mantıklı olduğunu düşündük. Aykut hocamızla konuştuğumuz zaman, dedi ki ne olur onların hakkını koruyun. Tabii ki dedik. Sezon açılmasına bir gün kala bu ekip istifa etti. Ben de hocayı aradım. Yanlış anlaşılma mı var acaba diye. Sonra devam edildi. Buraya bu kadar sene emek vermiş insanları sadece katma değer olur diye düşündük. Hocamız da olumlu referans vermişti. Burada 4 ayın sonunda baktığımız zaman keşke o zaman el sıkışıp ayrılsaydık diye konuştuk. Biz ne yapmaya çalıştıysak bir dirençle karşılaştık. Gelişime fazla açık olunmadığını gördük. Eski düzenin daha iyi olduğunu düşündüler.

Biz 28 Haziran'da başlıyoruz. Yeni ekip arayışına başladık. Arda Keskin adında bir arkadaşımız salon çalışmaları için görevlendiriliyor, ilerleyen haftalarda başarısız bulunuyor. Sonra yollar ayrılıyor. Ekipteki birkaç kişiye olumsuz etki yapıyor. Bu arkadaşlar kendilerine verilen konularda aksaklık yapıyor. İlerleyen günlerde Erwin Koeman geliyor. Turgay Altay'ın bazı yetkileri Koeman'a veriliyor. Bundan sonra isteksizlik başlıyor. Olumsuz sonuçlar geliyor maçlarda, takım içinde nasıl sorunları aşarız görüşmeleri yapılıyor. Turgay Altay, 'Banane, benim sorunum mu, Fenerliler düşünsün" diyor. Tesislerde bunu söylüyor. Bu süreçte sorumluluk almamaya çaba gösteriyorlar. Olumsuz tavırlar... Antrenman yüklemeleri sonucunda maça yorgun çıktıklarını söylüyorlar. Performans antrenörü Alper Aşçı'ya söylüyolar. Teknik direktörün istediğini söylüyor. Oyuncularla teknik direktör arasında sıkıntı başlıyor. Bunun hocaya aktarılmadığı ortaya çıkıyor. Kayseri maçının ardından oyuncular çalışmalara tepki gösteriyorlar. Durumu teknik direktöre aktarıyorlar. Test ve antrenmanların tamamen yanlış olduğu, sakatlıklara sebebiyet vereceği ortaya çıkıyor. Sonra Konya maçı öncesinde Cocu tarafından Alper Aşçı'nın eksiklileri nedeniyle görev tanımı değiştiriliyor. Ve antrenmanlara karışmaması söyleniyor. Futbolcuların motivasyonunu bozacak davranışlar başlıyor. Bize göre mevcut işleyişi engellemek için çalışıyorlar.

"BEŞİKTAŞ MAÇI ÖNCESİ ANTRENÖRLER, 'HOCANIN CENAZESİNİ HALIYA SARACAĞIZ' DİYOR"

Beşiktaş maçı öncesi takımın antrenmanından, yönetime kadar takımın tüm bileşenlerini olumsuz etkilemek istiyorlar. Bunu maç gününe taşıyorlar. Prim açıklanıyor, dağıtılış şekli, yetersiz olduğu şeklinde konuşuyorlar. Maça gidiyorlar. Soyunma odasında yerde halı var, arkadaşlardan biri diyor ki Beşiktaş bizi yenecek hocanın cenazesini halıya saracağız diyor. Dalga geçiyorlar. Oyuncular içinde bu takımı yenemeyiz, bu hoca işi bilmiyor diyorlar. Motivasyonu düşürmek için çaba harcıyorlar. Maç berabere bitiyor. Bu sonucun hiçbir işe yaramadığını söylüyorlar. Tüm maçlar süresince artıyor. Teknik diretkörden personele kadar herkesi etkiliyor.

Spartak Trnava maçında kampı olumsuz etkiliyorlar. Safhınız belli edin diye söylemlerde bulunuyorlar. Ve maç öncesi Turgay Altay diyor ki, hocaya görevden alındığı söylenmiş. Halı vardı ya, bu sefer statta yere serilmiş. Bu sefer cenazeyi kesin kaldıracağız diyorlar. Maç kazanılıyor, yine istedikleri gibi olmuyor. Ertesi gün, "Fenerliler yüzünüz gülüyor, maçı kazandınız ya" diyorlar. Tabii ki Fenerbahçe'nin başarısını isteyen çalışanlarımız da var.

Bilgi sızdığıyla ilgili şüphemiz var. Mallarını, eşyalarını toplamasınlar diye cuma günü mesai sonu kararı bildirdik. Tesislere girmelerini de yasakladık. Hazırlıksız yakalansınlar diye... İyi ki yapmışız. Hala kabullenemiyorum. Fakat yaptılar.

"ANTRENÖRLER, İDMAN PROGRAMLARINI DIŞARIYA SIZDIRIYOR"

Bu arkadaşların bilgisayarında 28 Haziran'dan itibaren idman programları, performans verileri, görüntüler, maç istatistikleri dışarıya sızdırıyorlar. Kulübün kendi sisteminden kendilerine yollayıp dışarıya sızdırıyorlar. Bir taraftan inanmıyorlar değişime diyoruz, zaman içinde köstek oluyorlar diyoruz, sonra eyleme döküyorlar, sonra sızdırmayı tespit ediyoruz. Niye olduğunu bilmiyoruz. Sonra daha ironik bir durum çıkıyor ortaya. Samandıra'daki bilgisayar sisteminde tüm veriler toplanıyor. Geçen senenin bütün idman verileri, performans dataları siliniyor. Niye diyoruz? Yeterli hafıza yok diyorlar. Bu çok basit bir işlem. Bugün atıyorum, oyuncunun geçen yılki idman performansı nasıldı, hangi metotla nasıl reaksiyon gösterdi, göremiyoruz. Söylemek istediğim bilgiler sızdırılıyor, geçen seneki bilgiler siliniyor. Belki de geç kaldık.

Hocayı beğenmeyebilirsiniz ama kurumunuza sadakat göstermelisiniz. Bu arkadaşlarla uğraşacağız gibi görünüyor. Sanayide böyle bir şey olsa endüstriyel casusluk denir burada. Her zaman her şeyi aynı anda söylemiyorum. Bakalım ne söyleyecekler. Daha var söyleyeceklerim, şimdilik duruyorum.

"BİZ HER YERDE MÜCADELE EDİYORUZ"

Bizim nelerle uğraştığımızı görüyorsunuz. Bize inanmazsanız biz muvaffak olamayız. İşler yoluna girecektir. Futbolcular sadece sahada mücadele ediyor. Biz her yerde mücadele ediyoruz. Yeniden yapılanma dedik... Kaynak yaratma kampanyasını sırf şu sonuçlardan dolayı hayata geçiremiyoruz. Fenerium ilk 3 ay yüzde 100 artış yaptı. Lütfen büyük resmi görün. İki top kaleye girse 6 puan... Bambaşka şeyler olacak. Kısa vadeli kızgınlıklar nedeniyle uzun vadeli planların etkilenmesine izin vermeyin.

"MÜJDAT YETKİNER KÜFÜR ETMİŞ"

Olay Haziran'da yaşanıyor. 4 ay sonra konu gündeme geliyor. Satır arasını okursanız farklı teoriler de çıkarabilirsiniz. Diyor ki ben küfretmiyorum... Biz öyle bir ülkeyiz ki yalan söylenince inanılıyor, doğru söyleyen ispat etmek zorunda kalıyor. 4 Haziran seçim bitmiş... Dereağzı'nda çok ama çok ağır ifadeler kullanarak hem bana hem kongre üyelerinde çok kişi arasında elinde tesbihle hakaretler, küfürler ediyor. Veliler, altyapıda oynayan çocuklar var. Bu bize raporlanıyor. Hatta veliler tutanak tutuyor. Yollarımızı ayırdık. Scouting performansı olarak da baksak yollarımızı ayıracaktık. Veliler ve çocukların önünde böyle konuşamayacağını söyleyerek yolları ayırdık. Ben kişiselleştirmedim olayı.

"AATIF VE DIRAR'IN KADRO DIŞI KALMA SEBEBİ DİSİPLİNSİZLİK"

Aatif ve Dirar'ı genellemek gerekirse disiplinsizlik, ciddiyetsizlik, vurdumduymaz tavırlar, ekipten uzaklık nedeniyle kadro dışı bırakıldılar. Ben birine sordum, öbürüne sormadım. Sonuçlar iyi gitmediği için soyunma odasındayım. En mutsuz günlerimizde bile bu 2 oyuncu şen şakrak... Bizim istediğimiz ruhu yansıtmıyorlar. 3 büyük takımda futbolcuların maaşına baktığımız zaman en üst baremdeler. Siz ekmeğini yediğiniz kulüpte işler kötü giderken nasıl bu kadar rahat olabilirsiniz. Dirar milli takımdan geç döndü. Takım toplantısına katılmadı. Göztepe maçında oynatıldı, performansı kötüydü. Sonra oynatılmayınca bundan sonra ben tatildeyim demesi.

Aatif, Kayseri maçından sonra soyunma odasında bir açıklama yapıyor, basında çıktı. Ben çok sesliğine inanıyorum. Konuşuyor diye ceza verecek bir insan değilim. Dedi ki takım olamadık, takım zayıf, geçen sene de zayıftık ama bu sene daha zayıfız. Olabilir, bu yüzden ceza vermek tarzım değil. Basında çıkanlar saçma iddialar. Takımın ahengini bozdular. Nabil Dirar kadroya giremeyince bu konu Aatif için memnuniyetsizlik sebebi oldu. Takım içinde gruplaşmalar var. Aatif, Dirar'ın oynaması için açık açık lobi yaptı. Hocasına söyledi, arkadaşlarına söyledi. Olabilir. Bu olmuyorsa da işini en iyi şekilde yapman lazım. Bu 2 oyuncunun kadro dışı kalmaları tespitler, takımın ahengini bozma, disiplinsizlik, Fenerbahçe'nin ağırlığından uzak davranışlar nedeniyle. Ama hala kontratlı futbolcular."

YORUMLAR (1)
Yazılan yorumlar hiçbir şekilde Haberler.com’un görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır. Yorumlar, yazan kişiyi bağlayıcı niteliktedir.