Sezenyanla doğum oranı eğitimle düşürülüyor

Sezenyanla doğum oranı eğitimle düşürülüyor

Son yıllarda sezeryan ile doğum yapanların sayısındaki artış, hastaneleri harekete geçirdi. Anne adaylarının normal doğumdan korkmaları, bebeğinin sakat doğacağına inanması, sezeryanla doğumu daha az riskli görmeleri ve jinekologların etkisi altında kalmalarının önüne geçmek isteyen hastane yöneticileri, çareyi eğitimde buldu.

Sezenyanla doğum oranı eğitimle düşürülüyor

Son yıllarda sezeryan ile doğum yapanların sayısındaki artış, hastaneleri harekete geçirdi. Anne adaylarının normal doğumdan korkmaları, bebeğinin sakat doğacağına inanması, sezeryanla doğumu daha az riskli görmeleri ve jinekologların etkisi altında kalmalarının önüne geçmek isteyen hastane yöneticileri, çareyi eğitimde buldu. Sezeryan yöntemine karşı savaş açılan Samsun Doğum ve Çocuk Bakım Evi'nde, oluşturulan gebelik eğitim okulu ile hem personel hem de anne adayları eğitiliyor.

Eğitimlerde anne adaylarının normal doğumdan çekinmelerinin ve korkmalarının yersiz olduğu, sezeryanla doğumun hem anne hem de çocuk açısından olumsuz yanları anlatılıyor. Bunun yanında anne adaylarına yönelik gebelik psikolojisi üzerine eğitim programları da düzenleniyor. Hekimler, ebeler ve hemşireler ise doğum yöntemleri konusunda sürekli eğitime tabi tutuluyor.

Samsun'da yılda 8 bin doğum gerçekleşirken, bunun yüzde 15'i Samsun Doğum ve Çocuk Hastanesi'nde yapılıyor. Son 1 yıllık dönemde eğitim faaliyetleri sonucunda sezeryanla doğum oranlarında 10 puanlık düşüş gözlediklerini ifade eden Samsun Doğum ve Çocuk Bakım Evi Başhekimi Operatör Dr. Mithat Günaydın, sayının daha da düşeceğini bildirdi. Hastanenin sezeryan oranını, çevredeki hastanelerin problemli doğumları kendilerine sevk etmesinin artırdığını dile getiren Başhekim Günaydın, "Her iki doğum şeklinin birbirine göre avantajları ve dezavantajları var. Ama sezeryan, her haliyle cerrahi bir müdahaledir. Sezeryanla doğumda bebek açısından risklerin azalması elbette büyük bir avantajdır. Ama unutulmamalıdır ki bu tip sıkıntılar nadiren oluşmaktadır ve uygun koşullarda yapılan normal doğumlarda genellikle bir problem oluşmamaktadır. Oluşsa bile hemen müdahele edilebilmektedir. Bunun yanında sezeryanla doğum, normal doğuma göre anne açısından daha risklidir." dedi.

Sezeryan sonrası annenin 3- 4 gün hastanede kaldığını, normal hayata dönmesinin ise bir haftayı bulduğunu hatırlatan Günaydın, "Ameliyat yerlerinin iltihaplanma olasılığı, geç yara iyileşmesi, uzun dönemde dikiş yerlerinde ve karın içinde ağrılar olabilmesi, karın içinde yapışıklıklar olabilmesi de yine sezeryanın risklerindendir. Normal bir doğumdan sonra anne en geç 6 saat sonra normal hayatına dönebiliyor. Onun için eğitimlerimizde anne adaylarını sezeryana alıştırmaya gayret ediyoruz." ifadelerini kullandı. Başhekim Prof. Dr. Mithat Günaydın, anne eğitim seminerlerinin ilk doğumda sezeryan oranlarını düşüreceğine inandıklarını da sözlerine ekledi.

Personele normal ve sezeryan doğum endikasyonları konulu seminer veren Opr. Dr. Ercan Demir ise anne adaylarına gereksiz korkulara kapılmamaları tavsiyesinde bulundu. Opr. Dr. Demir, "Hamile bayanların önce normal doğum konusunda bilgilenmeleri lazım. Yüzde 70 oranında doğumun gerçekleşebildiğini, şayet bir sorun olursa sezeryana başvurulacağının farkında olması gerek. Sezeryan, normal doğuma göre daha zordur. Onun için bir doğumun nasıl olacağına hekiminin karar vermesine olanak tanımalıdır." şeklinde konuştu.