Selim Sırrı Tarcan'ın gözünden tenis

Bu çok cazibeli ve eğlenceli olan sporu pedagoji bakımından tahlil edersek bugünkü mükemmeliyete erişinceye kadar geçirdiği inkılapları öğrenmiş oluruz.

Selim Sırrı Tarcan'ın gözünden tenis

Bu çok cazibeli ve eğlenceli olan sporu pedagoji bakımından tahlil edersek bugünkü mükemmeliyete erişinceye kadar geçirdiği inkılapları öğrenmiş oluruz. Önceleri tenis, güzel biçilmiş yeşil çimen üzerinde oynanırdı. Oyunun tekniğinde hileli vuruşlarla parti kazanılırdı. Kupe vuruşlar (slice) çok makbuldü. Servislerin en iyisi aşağıdan yukarı inhinalı (kavis, spin) olanlardı. Mukabil karşılaşmalar ise şandel tabir edilen, zemini yalayan vuruşlarla yapılırdı. Tabiatile (doğal olarak) top birden yükseldiği için fileye yakın bulunan oyuncunun mukabelesini (karşılık vermesini) güçleştirir.

Tenis, kumlu sert zemin üzerinde oynanmaya başladıktan sonra desise (aldatma) yerini şiddet ve sürate bıraktı. İşte ondan sonradır ki yıldırım gibi sert ve şiddetli vuruşlar başladı. Gayet yukarıdan uzanan bir oyun manevrasıyla topa raketle ezici bir vuruş yapmak ve filenin pek yakınından karşılanan, topa adeta yere geçirici bir mukabil vuruş yapmak şekli ortaya çıktı.

Oyunun çok kolay görünen bu tekniği, çok güç ve topu istenilen noktaya düşürebilmek bakımından çok idmana lüzum gösteren bir egzersizdir.

Servislerin bu şiddet ve süratidir ki oyuna daha merdane (yiğitçe) bir mahiyet (nitelik) verdi. Böyle olunca adalelerin kuvvetini arttırmak, onları daha işlek bir hâle koymak için ayrıca hazırlık jimnastiklerine ihtiyaç görüldü

Bugün tenis yepyeni bir şekle girdi ki, buna Fransızcada “eklektik” diyorlar. Yani hem şiddetli hem seri vuruşlar yapmak hem de desiseli oynamak lazımdır. Teniste desiseden ast olunan mana bir nevi kurnazlıktır ki bu ancak işlek zekâ ve sürati intikal eseridir.

Usta tenisçiler bazen bir kupa hareketle bazı kere yüksek vuruşlarla topu istekilere yere düşürdükleri gibi bazen de bir kurşun gibi süratli ve şiddetli atarlar.

Teniste aksülamel (tepki, reaksiyon) kadar maharetli oynamak da çok önemlidir. Onun için daima serin olmak ve sinirlenmemek şarttır. Teniste iyi bir oyuncu topu istediği noktaya dilediği sürat ve şiddetle kondurabilendir. Bunun için de sarf edeceği kuvvetin şiddetini bir anda hesaplamasını bilmek iktiza eder (gerekir).

Yüzme, kürek çekme, ata binmek gibi sporlarda bu şekilde bir maharet yoktur. Halbuki eskrimde ve teniste bir anda karar vermek şarttır. Teniste topa vuran, suni bir eldir. Raket adeta kolu uzatarak vücuda yeni bir uzuv ilave ediyor. Bu yeni uzva gözün ön ayak olması, ona çabuk ve kati emirler verebilmesi için çok zaman şuurun müdahalesiyle işlemesi lazımdır.

Her oyuncunun bir hususta mahareti vardır. Kimi servisleri ilerletir, kimi mukabil vuruşlarda (return) muvaffak olur. Bir üçüncü kupeleri, bir dördüncü şandelleri güzel yapar. Herhâlde bünye ve mizacın bunda rolü büyüktür.

Zeminin güzel hazırlanmış olmasının da maharete tesiri vardır. Toprak ne sert ne de yumuşak olmalı. Top hangi noktaya düşerse aynı derecede mukavemet görmeli (tepki, karşılık vermeli). Topa ilk vuruş servisle başlar, bu vuruştan istifade etmeyi bilmeli. Servis hattının bir karış gerisinde durmalı, servis yaparken sol ayak sağdan 20-25 santimetre önde bulunmalı, vücudun ağırlığı öndeki ayağa verilmeli. Servis topunu bir buçuk metre kadar dikine havaya atmalı, gözler topun seyrini takip etmelidir. Top aşağı inerken sol ayağın ucu üzerinde yükselerek kol iyice gergin olduğu hâlde omuzun bütün kuvvetiyle topa vurmalıdır. Yalnız birden hızlı vuruşlara heves etmemeli ve topa vurduktan sonra topun düşeceği yeri de gözle tahmin etmeli ve karşınızdaki oyuncunun her hareketini dikkatle takip etmelidir.

Tenisi güzel oynamak için çok dikkatli davranmalı, daima uyanık bulunmalı. Karşınızdaki oyuncunun verdiği serviste veya mukabil bir vuruşunda topun nereye düşeceğini tahmin etmek yetişmez, ne kadar şiddetle ve ne şekilde geldiğini de keşfetmek ve mukabil vuruşu karşınızdakinin karşılayamayacağı bir noktaya düşürebilmek lazımdır.

İyi bir tenis maçında satranç oyunu kadar maharete ihtiyaç vardır. Nasıl satrancı mükemmel oynamak için senelerce dikkatli egzersiz yapmak lazımsa, iyi tenis oynamak için de yıllarca iyi oyuncularla karşılaşmak ve dikkatli oynamaya lüzum vardır. Hatta bu kadarı da yetişmez. Her gün sabahları adaleleri yumuşatıcı, işlek bir hâle koyucu jimnastikleri de ihmal etmemek şarttır.

Şampiyonluk maçları istisna edilirse tenisin icap ettirdiği faaliyet, vücudu ve dimağı (zihni) yormadan işleten eğlenceli ve faydalı bir spordur. Hele daime kafasını işleten münevverler için bundan daha bir dinlenme vasıtası olamaz. Tenis güzel oynanırsa bedeni olduğu gibi ruhî vasıfların da mükemmelleşmesine yardım eder. Bir yandan adaleler işlek bir hâle gelir, insan çevikleşir, açık havada oynandığı için ciğerler mütemadiyen temiz hava ile yıkanır. Öbür yandan dikkat, muhakeme, intikal sürati, muhakeme, göz pekliği inkişaf eder (gelişir).

Teniste en çok işleyen gövdenin kabıza ve müdevvere adaleleridir. Yani karnının ön, arka ve yan adaleleri mütemadiyen çalışır.

Teniste de eskrimde olduğu gibi raket daima sağ el ile kullanıldığı için vücudun sağ yan adaleleri sol tarafa nispetle daha fazla inkişaf eder. Bunun vücudun muvazenesini (dengesini) bozarak bir yana çarpılma meydana getirmesi hatıra gelirse de, bu ancak tenisi bir iptilâ (bağımlılık) hâline getiren her gün birkaç saat oynayanlarla, buluğ çağından evvel vücudun teşekkül (biçim alma) devrinde bu spora merak sardıranlarda vuku bulabilir. Bu tehlike teniste olduğu gibi bisiklette, eskrimde, tek kürek çekmede de aynen variddir (vardır).

Hoş vakit geçirmek, dimağı dinlendirmek, fazla yağları eritmek için haftada bir saati geçmemek üzere birkaç gününde oynanan tenisin bel kemiğini bir yana çarpıtmamasına imkân yoktur.

Herhâlde tenis oynarken vücudun vaziyetine itina (dikkat) etmeli. Vücudun kuvvetini israf etmemek için raketi servis verirken sıkmalı ve sonra derhal gevşetmeli.

On yedi yaşından yetmiş, hatta seksen yaşına kadar, itidal (ölçülülük) dairesinde herkes oynayabilir.