Reflü, Şişmanlarda Daha Sık Görülüyor

Reflü, Şişmanlarda Daha Sık Görülüyor

Ondokuz Mayıs Üniversitesi (Omü) Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ahmet Bektaş, Sigara, Alkol, Yağlı ve Tatlı Yiyeceklerin Reflüyü Artırdığını Belirterek, Reflünün Şişmanlarda Daha Sık Görüldüğünü Söyledi.

Reflü, Şişmanlarda Daha Sık Görülüyor

Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ahmet Bektaş, sigara, alkol, yağlı ve tatlı yiyeceklerin reflüyü artırdığını belirterek, reflünün şişmanlarda daha sık görüldüğünü söyledi.

OMÜ Şehir Polikliniği tarafından düzenlenen "Reflü" konulu seminere konuşmacı olarak katılan Prof. Dr. Ahmet Bektaş, reflünün mide içeriğinin yemek borusuna kaçması (gastroözofageal reflü), reflü hastalığının ise reflü sonucunda yaşam kalitesini bozan ağza acı-ekşi su gelmesi ve göğüste yanma gibi şikayetler veya özofageal hasarın ortaya çıkması olduğunu kaydetti. Türkiye'de reflü hastalığının yüzde 20 oranında görüldüğünü belirten Prof. Dr. Bektaş, "Mide, bazen de safra ve pankreas salgısı yemek

borusuna geri kaçabilir. Yemek borusunun alt ucunda bulunan ve fonksiyonel bir kapak görevi gören bölgenin bozuklukları (mide fıtığı gibi), yemek borusunun hareket bozuklukları, mide boşalmasının gecikmesi, yeterli tükrük salgısının olmaması reflü hastalığına neden olabilir. Sigara, alkol, yağlı ve tatlı yiyecekler ve bazı ilaçlar reflüyü artırır. Şişman ve gebelerde daha sık görülür" dedi.

Reflü hastalığının en sık görülen şikayetlerinin ağza acı su gelmesi ve göğüs arkasında yanma olduğunu kaydeden Prof. Dr. Bektaş, "Bunların dışında hastalar bazen yutma güçlüğü, ağrılı yutma, ağız kokusu, kronik öksürük, ses kısıklığı, gece boğulma hissiyle uykudan uyanma gibi şikayetlerle de başvurabilir. Reflü hastalığı yemek borusunda; erozyon, ülser, alt uçta Barrett özofagus denen kansere dönme riski bulunan değişim ve darlıklara neden olabilir. Kulak-burun-boğaz sorunları (kronik farenjit, sinüzit,

orta kulak enfeksiyonu), ses tellerinde sorunlar (ses tellerinde polip, nodül vs), larenjit, akciğer sorunları (müzmin öksürük, astım, yineleyen zatürree) ve diş hastalıklarına sebep olabilir" diye konuştu.

Tipik reflü şikayeti olan hastalara tanı amacıyla deneme tedavisi verildiğine dikkat çeken Prof. Dr. Ahmet Bektaş, şunları söyledi:

"Bu tedavi şikayetleri ortadan kaldırırsa tanı büyük oranda konur. Ancak 45 yaş üzerinde şikayeti başlayanlara, yutma güçlüğü, kansızlık, kanama ve istem dışı zayıflaması olan hastalara mutlaka endoskopik inceleme yapılmalıdır. Reflü hastalığı olanların üçte ikisinde endoskopide reflü bulguları saptanmayabilir. Diğer tanı yöntemleri arasında baryumlu üst sindirim sistemi radyolojisi (ilaçlı mide filmi diye bilinir), 24 saat boyunca yemek borusuna kaçan asidin ölçülmesi (pH-metri), yemek borusu

kasılmalarının değerlendirilmesi (manometri), sintigrafi (sadece çocuklarda ve kısıtlı yarar sağlar, erişkinlerde kullanılmıyor) ve yemek borusuna asit verilerek yanma oluşup oluşmadığının saptanması sayılabilir."

Prof. Dr. Ahmet Bektaş, reflü hastalığının tedavi şekilleri hakkında şu bilgileri verdi:

"Aşırı yağlı, tatlı, asitli yiyecek ve içecek alınmaması, sigara ve alkol kullanılmaması, yemek yedikten sonraki 2-3 saat içinde yatılmaması, yatarken yatağın baş kısmının 15-20 cm yükseltilmesi, şişman hastaların zayıflaması genel önlemler arasında sayılabilir. Mide asit salgısını baskılayan ilaçlar vakaların yüzde 80'den fazlasında başarılıdır. Ancak bu ilaçlar kesildiğinde büyük oranda hastalık tekrar etmektedir. Bu yüzden uzun süreli, belki de hayat boyu tedavi gerekir. Özellikle genç hastaların uzun

süreli ilaç kullanması yerine cerrahi tedavi uygulanabilir. Cerrahi tedavi açık veya kapalı (endoskopik) olabilir. Son yıllarda kapalı (laparoskopik) yöntem başarıyla uygulanmaktadır. Yine 2000'li yıllarda geliştirilen endoskopik tedavi yöntemi de (Stretta yöntemi) cerrahiye gerek kalmadan vakaların bir kısmına uygulanabilmektedir."

(İG-SA-CC-Y)