Rauf Denktaş'tan Annan'a Veda Mektubu

Rauf Denktaş'tan Annan'a Veda Mektubu

KKTC'nin 1'inci Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, BM Genel Sekreteri Kofi Annan'a Açık Mektup Gönderdi. Denktaş, Kıbrıs'ta Çözüm İçin Başlangıcı Sağlam Temellere Dayalı, Rumların, "Kıbrıs'ta Türk Halkının İlelebet Türkiye'nin Garantisinde, Hür Yaşama Hakkı Olduğunu Kabul Ettiği Bir Ortam" Diledi.

Rauf Denktaş'tan Annan'a Veda Mektubu

KKTC`nin 1`inci Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, BM Genel Sekreteri Kofi Annan`a açık mektup gönderdi. Denktaş, Kıbrıs`ta çözüm için başlangıcı sağlam temellere dayalı, Rumların, ¨Kıbrıs`ta Türk halkının ilelebet Türkiye`nin garantisinde, hür yaşama hakkı olduğunu kabul ettiği bir ortam¨ diledi.

Denktaş, veda mektubunda görevden ayrılırken Annan`ın vereceği gerçekçi bir raporun böyle bir sonucun elde edilmesine yardımcı olabileceğini savundu.
Kıbrıs Adası`nın iki halklı iki devlet esasını barındıracak kadar büyük olduğunu belirten Denktaş, Annan`a yazdığı 24 sayfalık açık mektupta, Kıbrıs sorunundaki süreçleri anlatıp, eski BM Genel Sekreteri Perez De Cuellar belgesine atıfta bulunarak, eski diplomatlardan Hugo Gobbi`nin kitabı ile Yunanistan emekli büyükelçilerinin görüşlerinin yer aldığı kitaplardan alıntılar yaptı. Denktaş mektubunda, ¨Temennim, ricam ve duam sizin, görevden ayrılmadan önce Kıbrıs`ta Rum tarafının ENOSİS için yaratmış oldukları meselenin kendi leyhlerine bu manda ile halledilmiş olduğu görüşünü muhafaza etmeye devam edeceklerini ve bunun da Kıbrıs meselesinin -Türk tarafı boyun eğmedikçe- halledilemeyeceğini Güvenlik Konseyi`ne duyurmanızdır¨ dedi.

ANNAN`A KIBRIS TARİHİ DERSİ

Denktaş, Genel Sekreter`e Kıbrıs tarihi dersi vererek ¨43 yıl her uzlaşı formülünü denemiş ve sonuç alamamış eski Genel Sekreterler gibi sizin de bir son gayret içine girdiğinizi, sizin adınıza üzülerek izlemekteyim¨ ifadelerini kullandı ve şöyle devam etti:

¨Üzülüyorum, çünkü size saygım büyüktür. U`Thant`tan bu yana tüm Genel Sekreterlerle işbirliği yapmış bir kişi olarak, size de, sizinle ilk buluşmamızda söylediğim ve kayda geçirdiğiniz acı gerçeği tekrarlamak istiyorum. 43 yıl bu sorunun çözülememesinin tek nedeni emperyalist lider güçlerin, kendi çıkarları için, Kıbrıs meselesine gerçekçi bir teşhis koymaktan kaçınmış olmalarıdır. Kıbrıs meselesi nedir? Bunu hangi taraf yaratmıştır? Niçin yaratmıştır?`sorularına cevap bulmaksızın ve 1960 anlaşmalarının esprisini, nedenini, taraflara verdiği hakları ve statüyü kaale almaksızın meselenin halli için reçete yazmış olanlar 43 yıldır Kıbrıs`ta suçlu, eli kanlı, toplu mezarlardan sorumlu, insanlığa karşı suç işlemiş olan Rum tarafını desteklemekle, hak ve hukukunu, canını, malını ve statüsünü korumanın ötesinde bir şey yapmamış olan Türk tarafına yaptıkları haksızlığın farkında bile değildirler. Bunun farkında olan Genel Sekreter`e ¨iyi görev misyonu¨ çerçevesinde verdikleri yetki Genel Sekreter`in elini kolunu bağlamakta ve şu anlama gelmektedir : `Sen gerçeklerle ilgilenme, Türk tarafının sorduğu sorulara da cevap verme, Rum`un 1960 Anlaşmalarına rağmen yıktığı Ortaklık Cumhuriyeti`ne sanki bir Rum Cumhuriyetiymiş gibi davran. Görevin Rum`un Enosis`i elde etmek için yıktığı Ortaklık Cumhuriyeti`nin varolduğu varsayımı ile hareket etmek ve bu yıkılan ortaklığın Türk Ortağını Rum`a yamalamaktır. Görevin bu varsayımlarla hareket ederek Kıbrıs`a iki tarafı uyum içine sokmaktır. Bizim çıkarımız buna amirdir.¨

ANNAN`IN GÖREVİ İMKANSIZ

Mektupta Genel Sekreterin görevinin imkansız bir görev olduğunun altını çizen Denktaş, bugüne kadar atılan adımlarda Kıbrıs Türklerinin haklarının hep çiğnendiğini, ortaklığa dayalı yönetimde bile azınlık olarak nitelendirildiğine dikkat çekti. Güvenlik Konseyi`nin gerçekleri kaale almaksızın, ¨Makarios Kıbrıs`ı Akdeniz`de bir Küba yapacak¨ endişesi ile Rum idaresini ¨meşru hükümet¨ addetmekte tarihi bir hata yaptığı da mektupta vurgulandı. Kıbrıs`ın 60 yıl mücadele ettikten sonra 250 bin Türk`ün yok edildiği Girit`e benzememesi gerektiğini vurgulayan 1`inci Cumhurbaşkanı Kıbrıslı Türkleri`n kaderininin bu olmaması gerektiğini de kaydetti ve Kıbrıs`ın iki halklı iki devlet esasında barındıracak kadar büyük olduğunu belirtti.