Prof. Yalçın: "Dilini kaybeden bir millet eninde sonunda mili benliğini de kaybetmeye mecburdur"

Prof. Yalçın: "Dilini kaybeden bir millet eninde sonunda mili benliğini de kaybetmeye mecburdur"

Akdeniz Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Mehmet Yalçın, turizm şehirlerinde dükkan, işyeri ve otellere yabancı dilde isim verilmesinin 'sömürgeliştirmenin' bir başka adı olduğunu söyledi.

Prof. Yalçın:

Akdeniz Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Mehmet Yalçın, turizm şehirlerinde dükkan, işyeri ve otellere yabancı dilde isim verilmesinin 'sömürgeliştirmenin' bir başka adı olduğunu söyledi.

Dünya turizminde marka haline gelmiş İspanya, İtalya, Portekiz ve Fransa gibi ülkelerin hiç birinde kendi dilleri haricinde dükkan, işyeri ve otel isminin bulunmadığını belirten Prof. Dr. Mehmet Yalçın, günümüzde sömürgeci emperyalist devletlerin topla, tüfekle ve silahla yapamadığını; kültür ve dili yozlaştırarak yaptığını ifade etti. Caddelerin ve sokakların bir ülkenin kitaplığı konumunda olduğunu anlatan Mehmet Yalçın, dilini kaybeden bir milletin eninde sonunda köleleşmeye mecbur kalacağını söyledi.

Akdeniz Üniversitesi Manavgat Meslek Yüksek Okulu(MYO)'nun Ilıca Beldesi Belediyesi konferans slonunda düzenlediği 'Dilimiz Toprağımızdır' konulu panelde konuşan Yalçın, Türkiye'de tam bağımsızlığın yolunun dili yabancı kelimelerden ayıklamaktan geçtiğini söyledi.

"BİR TÜKÇE İSİMLİ DÜKKANA RASTLAMADIK"

Yalçın, "Ilıca Beldesi'nde öğretim üyeleri arkadaşlarımla birlikte bir sokakta dolaştık ve bir Tükçe isimli dükkana rastlamadık. Belirli aralıklıklarla 3 eczane gördüm hepside apoteke yazmış. Kendimi bir anda Almanya, İngiltere ve Hollanda cadde ve sokaklarında dolaşıyor zannına kapıldım. Dilini kaybeden bir millet var olma benliğini de kaybeder. Kendi ülke topraklarımızda işyerlerimize İngilizce, Rusça, Almanca, Felemenkçe ve Fransızca isim vererek turistler karşısında komik hale düşenim. Para kazanacağız diye bir milletin onur ve gururu olan dilini ayaklar altına almaya hiçkimsenin hakkı yok. Bu konuda her kesten dik duruş bulunmalarını istiyorum. Dil öğrenmeye karşı değiliz. Gençlerimizin bilgisayar yanında en az 3 yabancı dil bilmesi taraftarıyım. Fakat kendi dilini tam bilmeyen bir kişi başka dilleri nasıl bilecek?. Doğrusu anlamış değilim" diye konuştu.

Türklerin üçüncü ana yurtlarının Anadolu ve Rumeli toprakları olduğunu ifade eden Prof. Dr. Sina Akşin de dünya tarihinde birlikte yaşamayı becerebilmiş milletlerin Türkler ve Araplar olduğunu söyledi. Osmanlı devletinde fethettiği her ülkenin diline, dinine, kültürüne ve örfüne karışmadan 600 yıl birlikte yaşamayı başardığını belirten Sina Akşin, tarihte birlikte yaşamayı beceremeyenlerin de Avrupalılar olduğunu söyledi.

"İSPANYA'YI ELE GEÇİRENLERİN İLK İŞİ ÜLKENİN KÜLTÜRÜNÜ YERLE BİR ETMEK OLDU"

15. yüzyılda Hristiyanların İspanya'yı ele geçirmesi ile birlikte ilk yaptıkları işin 800 yıl Arap egemenliğinde kalan ülkenin kültürünü yerle bir etmek olduğunu ifade eden Akşin, günümüzde o döneme ait kalan iki eserin El Hamra Sarayı ile kiliseye çevrilen ve muhteşem mimarisiyle dimdik ayakta duran Kurtuba Camii olduğunu belirtti.

Akşin, "Atalarımız her gittiği ülkeye barış ve huzur götürmüş. Fethettiği yerlerde ne Macarların, ne Sırpların, ne Bulgarların ve ne Yunanlıların diline ve dinine karışmış. Bu yüce millet topraklarına kattığı her yeri yurtbilmişler ve teba halkıyla birlikte barış içinde yaşamayı becermiştir. İspanya'da zulumden kaçan Yahudiler Osmanlı Padişahı 2 Bayezid'e sığınmıştır. Osmanlı'ya sığınan İspanyol Yahudileri'ne 500 yıl diline dokunulmadığı için İstanbul'da yaşayanların çoğu bugün İspanyolca konuşur. Dil bir milletin öz kimliğidir. Kimliğini kaybeden milletlerde tarih sahnesinden silinmeye mahkumdur. Dilimize sahip çıkalım ki bir milli benliğimiz olsun" diye konuştu.

'Ağaç yaşken eğilir' atasözünden hareketle dilin korunmasının küçük yaşta başlaması gerektiğini belirten Yrd. Doç.Dr. Tülin Arseven ise çocuklara bilsayar öğretmeden önce kitap okumasını öğretmek gerektiğini söyledi.

Ilıca Belediyesi Başkanı Rafet Ünal ise paneli beldelerinde gerçekleştirmelerinden ötürü 'Bir fincan kahvenin 40 yıl hatırı vardır' diyerek öğretim üyelerine kahve takımı hediye etti. P Program sonunda bir dinleyicinin sayın hocam ben Başbakanımızın konuşmalarında çok Farsça ve Arapça kelimesi kullanmasından ötürü tam olarak ne dediğini anlamyorum sözü üzerine Prof. Dr. Yalçın, 'konuşması iyi anlaşılmasa ve seçmenle iyi iletişim kurmasa yüzde 47'le ikinci defa iktidara gelimiydi ?" diye cevap verdi.