"AB Yolunda Değil ama Yolsuzluk Konusunda Büyük Mesafe Alındı" - Haberler
Haberi Paylaş

"AB Yolunda Değil ama Yolsuzluk Konusunda Büyük Mesafe Alındı"

AA - Politika
 - Güncelleme:
'AB Yolunda Değil ama Yolsuzluk Konusunda Büyük Mesafe Alındı'

CHP Grup Başkanvekili Hamzaçebi, "Başbakanlık'taki isim değişikliği, vatandaşımızın geleceğe umutla bakmasını sağlamak için yetmiyor." dedi.

CHP Grup Başkanvekili ve İstanbul Milletvekili Akif Hamzaçebi, "Başbakanlık'taki isim değişikliği, vatandaşımızın geleceğe umutla bakmasını sağlamak için yetmiyor. 90'ların mazlumu, ezileni rolüyle yola çıkıp, 'adalet devleti kuracağız' diyerek iktidar olanlar, 12 yıllık iktidarlarının sonunda adaletin değil, zulmün, baskının, otoriter anlaşın, tek adamın yönetimin kurdular. Size nasıl inanacağız?" dedi.

TBMM Genel Kurulu'nda 2015 yılı bütçesi üzerinde CHP Grubu adına konuşan Hamzaçebi, ilk turdaki görüşmelerde CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun bütçenin stratejisi, ufku, vizyonu olmadığı eleştirisinde bulunduğunu hatırlattı.

Başbakan Ahmet Davutoğlu'nun da strateji, ufuk ve vizyon kaygıları ile bir konuşma gerçekleştirdiğini ileri süren Hamzaçebi, "1 saatlik konuşma süresi içinde biz doğrusu bu kavramlara ilişkin herhangi bir ipucunu Sayın Başbakan'ın konuşmasından alamadık" diye konuştu.

Davutoğlu'nun konuşmasındaki en önemli cümlenin " Türkiye'nin yükseliş programını yapacağız" olduğunu, güçlü ekonomi, yaşanabilir çevre, ileri demokrasi, yaşanabilir mekanlar gibi kavramlar kullandığını ifade eden Hamzaçebi, bu kavramların kulağa hoş geldiğini, ancak AK Parti'nin 12 yıllık iktidarına bakıldığında bu sözlere inanmanın mümkün gözükmediğini söyledi.

AK Parti'nin 2002 yılında iktidara geldiğinde "IMF'yi ülkeden göndereceğiz" dediğini, zaman içinde de buna yönelik politikalar izlediğini belirten Hamzaçebi, ancak 2003 yılında 1 Mart tezkeresinin reddedilmesinin ardından IMF'nin ipine sarıldığını savundu. Hamzaçebi, "Sayın Başbakan, ithal bakan dediğiniz Kemal Derviş'in  güçlü ekonomiye geçiş programıyla 12 yıllık hayatınızı sürdürdünüz" dedi.

Hamzaçebi, Türkiye'nin insan hakları, özgürlükler, barış ve huzur gibi toplumsal hayatı ilgilendiren konularda 12 yıl öncesine göre geleceğe daha umutla baktığını söylemenin mümkün olmadığın belirterek, şöyle devam etti:

"Başbakanlık'taki isim değişikliği, vatandaşımızın geleceğe umutla bakmasını sağlamak için yeterli değil, yetmiyor. 90'ların mazlumu, ezileni rolüyle yola çıkıp, 'adalet devleti kuracağız' diyerek iktidar olanlar, 12 yıllık iktidarlarının sonunda adaletin değil, zulmün, baskının, otoriter anlaşın, tek adamın yönetimin kurdular. Size nasıl inanacağız? Başbakanlık'taki isim değişikliği yönetimin şekli açısından hiçbir şey ifade etmiyor. Baskı, otoriter tek adam yönetimi aynen devam etmektedir."

-"AB yolunda değil ama yolsuzluk konusunda büyük mesafe alındı"

İktidar kadrolarının, 90'lı yıllarda "AB bir Hıristiyan kulübüdür" dediğini, 2002 yılında iktidar olduklarında AB projesine sarıldığını, 17 Aralık 2004 tarihinde AB'den müzakere takvimi alınmasından sonra ise bunu sevinçle karşıladıklarını kaydeden Hamzaçebi, "17 Aralık 2004'ün üzerinden 9 yıl geçip, 10'uncu yıla girdiğimizde, bir başka 17 Aralık tarihinde, 17 Aralık 2013 tarihinde AB yolunda değil ama yolsuzluk konusunda Türkiye büyük bir mesafe aldığını bütün dünyaya gösterdi" diye konuştu.

2007 yılında cumhurbaşkanlığı seçimi yapılırken iktidar yetkililerinin "Müslüman cumhurbaşkanı seçeceğiz" dediğini ifade eden Hamzaçebi, bunun önceki cumhurbaşkanlarına yönelik büyük bir saygısızlık olduğunu savundu. Hamzaçebi, şunları söyledi:

"Seçimler yapıldı, AB projesi ikinci plana atıldı. Bugünkü tablo aslında 2007'de başlamıştır. Bu kötü tablonunu temeli o zaman atıldı. Hükümetin AB derdi hiçbir zaman olmadı esasında. AB'yi iç politikada manevra alanınızı genişletmek, hükümetinize muhalif gördüğünüz kesimleri susturmak, Türk Silahlı Kuvvetleri'ni, yargıyı, üniversiteleri, sivil toplumu, aydınları, gazetecileri, bilim adamlarını kısaca bu iktidar karşısında görüş ifade edecek kim varsa hepsini potansiyel tehlike görüp, AB'ye yaslanarak onları susturmak için kullandınız AB'yi. Hukuksuz Ergenekon, Balyoz, Askeri Casusluk, Oda Tv ve daha bir sürü davayı yarattınız.

17 Aralık 2013 tarihinden sonra masumiyet karinesini, adil yargılanma ilkesini hatırladınız. 'İçeride çok sayıda günahsız insan var' dediniz. Ne zaman ki 17 Aralık'ı kontrol altına almaya başladığınızı düşündünüz tekrar döndünüz, 'Ergenekon ve Balyoz darbe teşebbüsüdür' dediniz. Size kim inanır?"

Hamzaçebi,Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın laiklik ile ilgili zaman içinde söylediği sözlerin de çeliştiğini savundu. Türk insanına 200 yıldır bir istikamet dayatıldığı yönündeki açıklamalarla Osmanlı'nın modernleşmesinden itibaren, cumhuriyet sürecini de kapsayan bir dönemin reddedildiğini ileri süren Hamzaçebi, bu yönde açıklamaların iktidara inanmayı engellediğini söyledi.

Hamzaçebi, şöyle devam etti:

"Ege'nin bir kasabasında bir balkonda ayakkabı kutusunu gösteren bir kadından ürktünüz, onu karakola götürdünüz. Şimdi, takılmış bir plak gibi 'ileri demokrasi' diyorsunuz, Sayın Başbakan 'ileri demokrasi' diyor. Sizin ileri demokrasi sözünüze kim inanır? 6 kişinin hayatını kaybettiği, 11 vatandaşımızın gözünü kaybettiği, binlerce vatandaşımızın yaralandığı Gezi olaylarında talimatınızla hareket eden polisleri 'destan yazdılar' diye övdünüz, daha sonra bu polisleri 'Savcının talimatıyla görev yaptılar' diye kış kıyamette sürgün ettiniz. Size kim inanır? Gezi olaylarında otelinin kapılarını biber gazından kaçanlara açtığı için bir otelin sahibi olan holdingi vergi denetimine aldınız, ceza üstüne ceza yağdırdınız. Öte taraftan İranlı bazı kişilerle olan yasa dışı ilişkilerden doğan kazançların meşrulaştırılması için Varlık Barışı Kanunu'nu çıkardınız. Size kim inanır?

Dün dindarlıklarından şüphe etmediğiniz, muhterem sıfatıyla andığınız, beraber namaza durduğunuz, Amerika'ya bakanlarınızı gönderip 'bir emri var mı?' diye sorduğunuz insanları bugün sahte peygamberlikle suçluyorsunuz.  Size kim inanır?"

-"Yayınlanmamış kitap için 'basit bir kitap bombadan daha tehlikelidir' dediniz"

İktidarın "Artık üstünlerin hukuku değil hukukun üstünlüğü" diyerek yaptığı yargısal değişiklikleri bir süre sonra "Biz o Anayasa değişikliğinde yanlış yapmışız, HSYK'yi yanlış yapılandırmışız. Gelin, bu yaptığımız değişikliği bir daha değiştirelim" diyerek tekrar değiştirdiğini ifade eden Hamzaçebi, "Size kim inanır? 'Bir şiir okuduğum için beni hapse attılar' diyerek 1990'lı yılları acımasızca eleştirirken, bugün, kırmızı bülten çıkardıklarınızla beraber olduğunuz yıllarda daha yayınlanmamış bir kitap için 'basit bir kitap bombadan daha tehlikelidir' dediniz. Şimdi, herhalde aynı şeyi diziler için söyleyeceksiniz" diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Başbakanlığı döneminde çok defalar Gazze'ye gideceğini, ancak bu ziyaretin gerçekleşmediğini hatırlatan Hamzaçebi, "Ben, şimdi Sayın Davutoğlu'na, Sayın Başbakan'a bir şey sormak istiyorum; Sayın Erdoğan'ın 4 kez gideceğim dediği halde gidemediği Gazze'ye Sayın Başbakan siz gidebilecek misiniz?" diye sordu.

-"Sayın Davutoğlu, 12 Eylül'ü saymamış"

"Biz, bütün darbeleri kınıyoruz, darbenin iyisi kötüsü yoktur. Ama bir şey dikkatimi çekti, Sayın Davutoğlu, '27 Mayıs, 12 Mart, 28 Şubat, 27 Nisan' derken 12 Eylül'ü atlıyor" diyen Hahzaçebi, şöyle konuştu: "Yani, bu bir dil sürçmesi midir, yoksa bilinçaltında 12 Eylül'ün darbe anlayışını da kendisi barındırdığı için mi? Darbe mağdurlarının haklarının iadesi hakkında bir kanun çıkardınız. Darbe deyince siz sadece 28 Şubat'ı anlıyorsunuz kendi anlayışınıza göre. Biz de 28 Şubat'ı siyasete müdahale olarak görürüz ama darbe mağdurlarının haklarının iadesi deyince 28 Şubat mağdurlarının haklarını iade ettiniz, 12 Eylül, 12 Mart ve hatta 27 Mayıs'ın haklarını, bunların mağdurlarının haklarının iadesi hakkında önergelerimize rağmen, kanun teklifimize rağmen hiçbir şey yapmadınız. Hadi, gelin, bizim kanun teklifimiz bekliyor. Ocak ayının ilk haftasında onu yasalaştıralım, onların haklarını da verelim."

-"Plaket tasarrufuyla ancak kaçak sarayın bir günlük masrafını karşılarsınız"

Konuşmasında Başbakan Davutoğlu'nun tasarrufa yönelik sözlerini hatırlatan Hamzaçebi, "Ne diyor Sayın Başbakan? 'Tasarrufları artıracağız, plaket verilmeyecek'. Sayın Başbakan, bu bir kara mizah örneği, yapmayın. Yani, plaket tasarrufuyla siz ancak kaçak sarayın bir günlük masrafını belki karşılarsınız. Adalet ve Kalkınma Partisi iktidar olduğunda kamuda 86 bin araç vardı, araç 86 bin. On iki yılda ne oldu arkadaşlar, biliyor musunuz? 96 bin oldu, 10 bin artırdınız. 2015 yılı bütçesinde 8 bin 400 araç var. Hadi, bunun bir kısmı hibe, bir kısmı savunma, bir kısmı güvenlik ihtiyacı, bunun dışında kamuya yine binlerce araç alıyorsunuz. Sayın Başbakan, hadi, gelin, otomobilden, araçtan tasarruf edin, plaketle niye uğraşıyorsunuz?" değerlendirmesinde bulundu.

Ekonomideki verileri de değerlendiren ve Türkiye'nin ciddi sorunlarla karşı karşıya olduğunu savunan Hamzaçebi, şunları kaydetti:

"Maalesef, 2015 yılı bütçesi, Sayın Davutoğlu'nun hükumet programı, hükumet anlayışı insanımızın geleceğe umutla bakmasına izin vermiyor. Sayın Davutoğlu'nun demokrasi konusundaki güven vermeyen tutumu, Sayın Cumhurbaşkanıyla ters düşmeme kaygısıyla her dediğine 'evet' demek, onunla paralel hareket etme kaygısı, bireysel inisiyatifini kullanamıyor olması bize umut vermiyor. 2015 yılı bütçe rakamları da ekonomimizin iyi yolda olduğu anlamına gelmiyor. Temel problemler hala devam etmektedir. Ancak umutsuzluğa gerek yok. Buradan bütün vatandaşlarımıza sesleniyorum, umutsuz olmaya gerek yok. Türkiye büyük bir ülkedir, Türkiye'nin potansiyeli çoktur, Türkiye'yi düze çıkaracak kadrolar Türkiye'de mevcuttur. Bu, bu toplumda vardır. Türkiye düze çıkacaktır."

Öte yandan CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu da grubu adına yapılan konuşmaları TBMM Genel Kurulu'na gelerek dinledi. - TBMM

AA / Politika

Mehmet Akif Hamzaçebi, Recep Tayyip Erdoğan, Ahmet Davutoğlu, Türkiye, Politika, Güncel, Haberler

title