Pandemi, aile içinde şiddet vakalarına neden oluyor

Pandemi, aile içinde şiddet vakalarına neden oluyor

Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü Prof. Dr. Nevzat Tarhan, pandemi dönemi ile birlikte insanların evlerinde daha fazla zaman geçirmeye başladığını belirterek, bu durumun da aile içinde şiddet vakalarına neden olduğunu bildirdi.

Pandemi, aile içinde şiddet vakalarına neden oluyor
18.05.2020 15:40 | Son Güncelleme: 18.05.2020 15:40

Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü Prof. Dr. Nevzat Tarhan, pandemi dönemi ile birlikte insanların evlerinde daha fazla zaman geçirmeye başladığını belirterek, bu durumun da aile içinde şiddet vakalarına neden olduğunu bildirdi.

Prof. Dr. Tarhan, yaptığı yazılı açıklamada, aile içi iletişime yönelik tavsiye ve önerilerde bulundu. Tarhan, pandemiye yönelik alınan önlemler nedeniyle insanların eve kapanmasına bağlı aile içi şiddet vakalarının yaşanmasının nedeninin aile içerisindeki krizin uzantıları olduğunu belirtti.

Koronavirüs önlemleri kapsamında evde kalan insanlarda aile içi şiddet vakalarının yaşandığını ifade eden Tarhan, "Sosyal mesafe nedeniyle sosyal izolasyon oldu. Sosyal izolasyon ile birlikte zaman zaman hatalı bir şekilde psikolojik izolasyon da oldu. Psikolojik uzaklaşma ve yabancılaşmalar yaşandı. İnsan kendine yabancılaştı, içine kapandı. Korku ortaya çıktı, korkunun ortaya çıkması ile güven zayıflamaları oldu ve bunun sonucunda tartışmalar çıktı. Ses tonlarının yükselmesi, aile içi tartışmalar, aile içi şiddete varan olaylar yaşanmaya başladı. Bütün bunlar aile içerisindeki krizin uzantılarıdır." ifadesine yer verdi.

Tarhan, Çin'de gerçekleştirilen araştırmalarda boşanmalarının arttığının istatiksel olarak görüldüğüne dikkati çekerek, şöyle devam etti:

"ABD'de intihar olgularının artığı, silah satışının on misli arttığı aynı zamanda dini içerikli web sitelere ziyaretin artığı da görülüyor. Böyle bir durumda pandeminin psikolojik ve iletişim boyutu arz etmeye başladı. Pandemi virüs pandemisi ama artık literatüre koronafobi olarak ve anksiyete pandemisi tanımı ile de yani kaygı bozukluğu pandemisi olarak girdi. Kaygı bozukluğu en çok insan ve insan ilişkilerinin yoğun olduğu aile içi ilişkileri etkiliyor. Koronavirüs günlerinde, krizin getirdiği tehlikelerin yanı sıra aynı zamanda fırsatlar da var. Biz sadece tehlike boyutuna odaklanırsak kaygımız daha çok artar."

Aile içi iletişimde sağlıklı bir yol izleyebilmek için bugüne kadar süregelen yöntemin değiştirilmesi gerektiğini öneren Tarhan, şunları kaydetti:

"A planımız işe yaramıyorsa B planımızı uygulamalıyız. Birbirini düzeltmeye çalışan ilişkiler, ego-güç savaşları yerine aile içi iletişimde eşimizin olumlu ve iyi taraflarını görüp, ilişki kurmalıyız. Böylece sevgi artmaya başlar. İyi niyet ve sevgi varsa aile içerisinde çözüm vardır. Amerika'da FaceCovid isimiyle yayınlanan bir kitapta yer alan iki önemli kavram var. Bunlardan biri şefkat kavramı. Şefkat sevgiden daha büyük çünkü karşılıksız ve şartsız sevgi var. Şefkati ailede daha çok kullanmak gerekir. İkinci kavram ise nezaket kavramı... Aile içi ilişkilerde yakın ilişkilerde yaşantılarda nezaketi kullanmak gerekli. Nezaket kavramı, saygıdan daha büyük ve daha yüksek bir duygudur. Nezaketi daha çok canlandıralım. Bu iki kavramı eşimle çocuklarımla daha çok kullanacağım diye kendi kendimize etiketlersek bu iletişimimize yansıyacaktır."

Tarhan, eşlerin kusurları düzeltmek yerine takdir, övgü, onay sözcüklerini kullanmasının daha olumlu sonuçlar doğurabileceğini anımsatarak, "Çocuklarımızla ilişkilerde de pozitif disiplin önemli. Buyurgan yaklaşım değil. Çocuğa şunu yap bunu yapma tarzında bir yaklaşım değil, çocuğu karşımıza alıp düzeltmek değil, çocuklarımızı yanımıza alıp ilerlemek, onunla birlikte zaman geçirmek, onunla birlikte kitap okumak, onunla birlikte televizyondaki bir programı paylaşmak. Onunla yanlışı da doğruyu da konuşabildiğiniz bir yol arkadaşı olabilmek gerekir." ifadelerini kullandı.

Kaynak: AA

title