ÖZEL GÜNDEM  (tekrar)
Haberler » Güncel » ÖZEL GÜNDEM  (tekrar) - Haber

ÖZEL GÜNDEM  (tekrar)

Teröristlerin döşediği mayın, genç kızın hayatını kararttıBARIŞ Pınarı Harekatı ile terör örgütlerinden temizlenen Şanlıurfa'nın Akçakale ilçesinin karşısında bulunan Suriye'nin Tel Abyad kentinde ailesiyle birlikte yaşayan Dua Zeki'nin (15), 2 ay önce terör örgütü PKK/YPG tarafından yola...

ÖZEL GÜNDEM  (tekrar)

Teröristlerin döşediği mayın, genç kızın hayatını kararttı

BARIŞ Pınarı Harekatı ile terör örgütlerinden temizlenen 'nın Akçakale ilçesinin karşısında bulunan Suriye'nin Tel Abyad kentinde ailesiyle birlikte yaşayan Dua Zeki'nin (15), 2 ay önce terör örgütü PKK/YPG tarafından yola döşenen mayının infilak etmesiyle hayatı karardı. Patlamada el ve ayağından yaralanan, sol gözü de görme yeteneğini kaybeden gerç kız, tedavi yapılarak sağlığına kavuşmak için yardım istedi.

Suriye'nin Humus kentinde yaşayan Zeki ailesi 7 yıl önce iç savaş nedeniyle evlerini terk ederek sınırındaki Tel Abyad kentine yerleşti. Yıllarca burada DEAŞ ve YPG terör örgütlerinin baskısı altında yaşamlarını sürdüren Zeki ailesi, bölgenin Barış Pınarı Harekatı ile terör örgütlerinden arındırılmasıyla rahat nefes aldı. Yıllarca hapsoldukları evlerinden özgürce dışarı çıkabilen Zeki ailesinin kızı Dua, 2 ay önce sokakta yürüdüğü sırada teröristlerin geride bıraktığı yola döşenmiş patlayıcının infilak etmesiyle yaralandı. Yakınları tarafından Türkiye'ye getirilen Dua Zeki, Şanlıurfa'nın Akçakale ilçesinde yapılan tedavisinin ardından yeniden Tel Abyad'a döndü. Patlamada el ve kolundan yaralanan,sol gözü de görme yeteneğini kaybeden Dua, ışığın rahatsızlık vermesi nedeniyle karanlık bir odada yaşamını sürdürmeye çalışıyor.

Patlamayı hatırlamayan ve okuldan eve dönerken mayına bastığını ifade eden Dua Zeki, "Evden dışarı çıktığım zaman daha önceden buranın kontrolü ellerinde olan YPG'nin yola döşediği mayını fark etmeyerek bastım. O sırada büyük bir patlama sesi geldi. Daha sonrasını ben hatırlamıyorum. Yaralı olarak beni Türkiye'ye götürdüler. Kendime geldiğimde her yer karanlıktı. Bana ne olduğumu sordum. Yanında bulunan amcam mayına bastığım için yaralandığımı söyledi. Daha sonra hastaneden taburcu edildim. Tekrar Tel Abyad'a geldim Elim ve kollarım zarar gördü. Sol gözüm görmüyor. İyileşip eski halime dönmek istiyorum" diye konuştu.ANNE ZEKİ: KIZIMIN GÖZÜMÜN ÖNÜNDE ERİMESİ BENİ PERİŞAN EDİYORPKK/YPG'li teröristlerin genç yaşında hayatını kararttığı Dua'nın annesi Fatma Zeki, kızının zor şartlar altında tedavi ve bakımını yaptırabildiklerini belirterek, "Kızım mayına basması sonucu sol gözü el ve ayaklarından yaralandı. Sağ gözü ise ışık gördüğünde dayanılmaz bir acı çekiyor. 6 çocuğumla birlikte 2 odalı bu evde hayatımızı sürdürmeye çalışıyoruz. Ancak kızımın ağrılarının iyice artması üzerine ne yapacağımızı şaşırdım. Kızımın gözlerimin önünde eriyip gitmesi bizleri de perişan ediyor. Biran önce kızımın iyileşmesi için Türkiye'den yardım bekliyoruz" diye çağrıda bulundu.20 SİVİL YARALANDIÖte yandan terör örgütü YPG/PKK'nın Barış Pınarı Harekatı'nın başlamasının ardından Tel Abyad ve Rasulayn gibi kentlere tuzakladığı patlayıcılar sivillerin hayatını karartıyor. Türk Silahlı Kuvvetleri ile Suriye Milli Ordusu askerleri teröristlerin tuzakladığı patlayıcıları temizleme çalışmasını sürdürürken, bugüne kadar meydana gelen patlamalarda 20 sivilin uzuvlarının koptuğu belirtildi.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ------------------------------Karanlık odada yaşayan Dua ZekiEl ve ayakları sargıda olan ZekiYaşadığı olayı anlatan ZekiKızının iyileşmesini isteyen anneGenel ve detay görüntüler

: Ali LEYLAK-Kamera: Ömer ŞULUL-ŞANLIURFA -

============================

16 aylık kızını araziye terk edip kaçtı iddiası 

MANİSA'nın Şehzadeler ilçesinde, babası doğumu sırasında ortadan kaybolduğu için velayeti dedesine verilen 16 aylık Medine Ç.'nin, annesi P.A. (21) tarafından boş bir araziye terk edildiği ileri sürüldü. P.A. da ortadan kaybolurken, mahalleli tarafından ağlarken bulunup, polise teslim edilen minik Medine, tekrar dedesine verildi.Kuşlubahçe Mahallesi Okul Caddesi'ndeki 2 odalı 60 metrekarelik tek katlı evde oturan Haydar Çıtacı'nın kızı P.A. (21), Ağustos 2018'de, Manisa Doğum Evi'nde, kız bebek dünyaya getirdi. P.A.'nın eşi B.A. (25) doğum sırasında hastaneye gelmedi ve ortadan kayboldu. Bunun üzerine 'Medine' adı verilen bebeğin velayetini dede Haydar Çıtacı, aldı. Doğumdan sonra bir süre baba ocağında kalan P.A. da kızını burada bırakıp, kayıplara karıştı. Çarşamba günü saat 16.00 sıralarında ortaya çıkan P.A., baba ocağına dönüp, kızını almak istediğini söyledi. Bunun üzerine Çıtacı, velayeti kendisinde olan torununu annesi P.A.'ya verdi. P.A.. bebeğini de alıp, evden çıktı. Evden uzaklaştıktan sonra iddiya göre, P.A., çocuğunu 4202 Sokak'taki boş araziye bırakıp, kaçtı. Mahalleli, annesi tarafından terk edildiği ileri sürülen bebeği ağlarken bulup, durumu polise bildirdi.'ÖMRÜM YETTİĞİ SÜRECE TORUNUMA İYİ BAKACĞIM'Olay yerine gelen polis ekipleri minik Medine'yi alıp, dedesi Haydar Çıtacı ve anneannesi Gülfizar Çıtacı'ya teslim etti. 22 yaşında, 'Furkan' adlı bekar zihinsel engelli bir de oğlu bulunduğunu belirten Haydar Çıtacı, "Torunuma da ben bakıyorum kalem, çakmak, mesir macunu, lokum gibi ürünler satarak geçimimi sağlıyorum. Kızımın doğumundan sonra torunumun babasını hiç göremedik. Torunumun velayetini üzerime aldım. Onun hem dedesi hem de babası oldum. Torunuma elimden gelen en iyi şekilde bakmaya çalışıyorum. Sütünü, mamasını eksik etmiyorum. Ömrüm yettiği sürece de torunuma bakarım ama maddi durumumuz kötü. Evimiz kira. 500 lira kirası var ve çok rutubetli bir ev. Hayatımız zor geçiyor" dedi.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ: ------------------------------Polis ekiplerinin mahalleliden çocuğu teslim almasıTorunun velayetini elinde bulunduran dedesi Haydar Çıtacı ile röp.Minik Medine Ç'nin (Çıtacı) görüntüsüÇıtacı Ailesinin evinden görüntüGenel ve detay görüntüler

- Kamera: Cemil SEVAL/ MANİSA, ===================

E-devlet sayesinde bulduğu kişinin babası olduğu kesinleşti 

İZMİR'de oturan ve annesinin kendisine babasının asker olduğunu, yıllar önce çatışmada hayatını kaybettiğini söylediği Kenan Bintaş (53), e-devlet sistemindeki 'alt soy-üst soy sorgulama' hizmetinde baba tarafından kimseye rastlamayınca şüpheye düştü. Bintaş'ın ısrarı üzerine annesi, babasının Balıkesir'in Ayvalık ilçesinde yaşayan emekli öğretmen İbrahim Fazlıoğulları olduğunu söylemesi üzerine açtığı babalık davası sonuçlandı. DNA sonuçlarının pozitif çıkması üzerine mahkeme, Fazlıoğulları'nın, Bintaş'ın babası olduğuna hükmetti.60'lı yıllarda, Balıkesir Üniversitesi Necatibey Eğitim Fakültesi yakınlarındaki kuru temizlemecide çalışan G.B. (74), fakültede eğitim gören İbrahim Fazlıoğulları ile ilişki yaşamaya başladı. Çift bir süre sonra ayrılınca, G.B. Almanya'da işçi olarak çalışmak için başvuru yaptı. G.B., Almanya'ya gitmek için prosedür gereği kendisine yapılan tetkiklerde, hamile olduğunu öğrendi ve durumu Fazlıoğulları'na söyledi. İddiaya göre, Fazlıoğulları bu durumla ilgilenmedi. Karnının şişmeye başlaması üzerine ailesinin tepkisinden çekinen G.B., İzmir'e yerleşti. Bir süre sonra doğum yapan G.B., bebeğine 'Kenan' ismini verdi ve kendi nüfusuna kaydettirdi. Nüfus kayıt işlemleri sırasında da oğlunun nüfusundaki 'baba adı' kısmına Mithat Bintaş yazdırdı ve ona da soy ismini babasından aldığını söyledi. Anne G.B., "Baban askerdi ve çatışmada öldü. Seni hiç istememişti, sevmiyordu ve ben de bu yüzden tüm fotoğraflarını yaktım" diyerek büyüttüğü oğlu Kenan Bintaş'a, yıllarca gerçeği söylemekten çekindi.E-DEVLET SAYESİNDE ORTAYA ÇIKTIKenan Bintaş, 2018'in Şubat ayında e- devlet sisteminden başlatılan 'alt soy-üst soy sorgulama' hizmetinden faydalandı. Bintaş, burada yaptığı sorgulamada, Bintaş soyismi haricinde kimseye rastlayamayınca şüpheye düştü ve durumu annesine söyledi. Annesinden kaçamak cevaplar alan Kenan Bintaş, şüpheleri artınca nüfusa kayıtlı olduğu Balıkesir'in Karesi ilçesindeki kırsal Tatlıpınar Mahallesi'nde 'Mithat' ismindeki babası hakkında araştırma yaptı. Burada da babasının izine rastlayamayan Bintaş, eve gelip annesinden doğruyu söylemesini istedi. Israrları üzerine annesi, durumu anlattı. Anne G.B., oğluna, babasının İbrahim Fazlıoğulları adında emekli bir öğretmen olduğunu söyledi. Bunun üzerine Kenan Bintaş, babasıyla yüzleşmek için tekrar Balıkesir'e gitti. Ayvalık ilçesinde izine rastladığı İbrahim Fazlıoğulları ile sahil kenarında konuştu. Ancak Fazlıoğulları, iddiaya göre Kenan Bintaş'a, "Seni resmi olarak kütüğüme alamam. Benim bir ailem ve 2 çocuğum, kurulmuş bir düzenim var. Kullandığım arabayı sana vereyim, bir tane de daire alayım. Sana ancak maddi olarak yardım edebilirim ama kütüğüme alamam" dedi.'G.B.'Yİ TANIMIYORUM'Bunun üzerine Bintaş, avukat Varol Turbay aracılığıyla Fazlıoğulları'na, 10 Mayıs 2018'de, İzmir 12'nci Aile Mahkemesi'nde babalık davası açtı. Mahkemeye ifade veren İbrahim Fazlıoğulları, "Ben bu adamı ve G.B.'yi hiç tanımıyorum ve hayatımda da daha önce hiç görmedim. Hakkımdaki iddialar da tamamen gerçek dışıdır" dedi.BABALIK KARARI VERİLDİMahkeme, önce Bintaş ile Fazlıoğulları arasında, ardından da annesi arasında DNA karşılaştırılması yapılmasını istedi. Bunun üzerine Adli Tıp Kurumu aracılığıyla yapılan testler, yüzde 99.99 pozitif çıktı. Açılan davanın son duruşmasında, mahkeme gelen DNA raporlarını gerekçe göstererek Fazlıoğulları'nın, Bintaş'ın babası olduğuna hükmetti. Bintaş, babalık davası için mahkemeye başvurduğu dönemde, İzmir 5'inci Asliye Hukuk Mahkemesi'ne de 'babalığın benimsenmemesi' nedeniyle, babasız geçirdiği her yıl için 10 bin TL olmak üzere 530 bin TL'lik manevi tazminat davası açtı. Şimdi, bu davanın sonucu bekleniyor.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ: -------------------------------Kenan Bintaş önceden yapılan röportaj 17 Haziran 2018-Avukat Varol Turbay ile önceden yapılan röportaj 17 Haziran 2018-İbrahim Fazlıoğulları'nın fotoğrafları

Haber: Davut CAN - Kamera: Tekin GÜRBULAK/ İZMİR, =====================

Zehirli balon balığının dişleri, dolgu ve kaplamada kullanılacak

İSKENDERUN Teknik Üniversitesi (İSTE) öğretim üyeleri yaptıkları çalışma ile deniz canlıları ve balıkçıların korkulu rüyası balon balığının dişinden, insan diş protezinde kullanılacak dolgu ve kaplama malzemesi elde etti.İSTE Deniz Bilimleri ve Teknolojisi Fakültesi Deniz Bilimleri Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Cemal Turan, doktora öğrencisi Servet Ahmet Doğdu, Türk ve dünya denizlerinde ekonomik değeri olmayan ve deniz canlıları için de tehlike sinyalleri veren balon balıkları üzerine araştırma çalışması başlattı. Prof. Dr. Turan, balon balıklarının son yıllarda Türkiye denizlerinde yaygın olarak görüldüğünü ve bu durumun Türk ekonomisine büyük kayıplar verdiğini söyledi. İSTE Deniz Bilimleri ve Teknolojisi Fakültesi Deniz Bilimleri Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Cemal Turan, balon balıklarının türleri üzerinde yaptıkları araştırma çalışmaları içerisinde balon balığının çok sağlam ve keskin dişlerinin, diş sağlığında da kullanılabileceğini gördüklerini söyledi.ÇÜRÜK İNSAN DİŞİNE DOLGUBalon balıkları üzerinde yaptıkları çalışmalarla ekonomik değer katmaya ve insanlığın hizmetinde kullanılabilirliğine yönelik çalışma yürüttüklerini kaydeden Prof. Dr. Turan, ağız ve diş sağlığı sektöründe balon balıklarının dişlerinden faydalanabileceğinin anlaşıldığını söyledi. Turan, "Balon balıklarının dişi çok sert. En sert dişlerden birine sahipler. Biz de 'bundan ne yapabiliriz?' diye düşündük. Dolgu malzemesi ve kaplama diş yapılabilecek diş malzemesi ürettik. Bununla ilgili patent başvurusunu da yaptık ve kabul edildi. Çürük bir insan dişi alarak, temizleyip balon balığının dişinden elde etiğimiz dolgu malzemesi ile dolguladık. İnsan dişi ile balon balığının dişini birleştirerek tedavi ettik" ifadelerini kullandı.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ------------------------------Balon balığınin iki büyük türünden görüntüProf Dr Cemal Turan'ın açıklamalarıTuran, elinde çürük insan dişini dolgu yaptıktan sonraki halini göstermesi ve anlatmasıİnsan dişi ile balon balığının dişinden görüntüBalon balığı ve ağzı ile eldeki dişlerin birlikte görüntüsü

Haber-Kamera: Ufuk AKTUĞ/İSKENDERUN(Hatay), =======================

Yakacak olmaktan kurtardığı ağaçları gelir kapısı oldu 

MANİSA'nın Şehzadeler ilçesindeki fidancılık firması, imara açılan alanlardan sökülen yaşları 50 ile 500 aralığında olan zeytin ağaçlarını, kesilip odun olmaktan kurtararak, bakımlarını yapıyor ardından da satıyor.Manisa- İstanbul yolu üzeri Selimşahlar kavşağı mevkisinde bir fidancılık firması, imar geçen alanlardan kesilmekten kurtardığı ağaçları söküp, 2 bin 500 TL ile 25 bin TL arası değişen fiyatlarla Türkiye'nin çeşitli bölgelerine satıyor. Odun olmaktan kurtardığı zeytin ağaçlarını özel yöntemlerle tesise taşıyan işletme, bu ağaçların en az 2 yıl bakımını yapıyor. En genci 50, en yaşlısı 500 yıllık olan ve bakımı tamamlanan zeytin ağaçları, yaşına ve şekline göre satışa sunuluyor. Meyve de veren zeytin ağaçları alışveriş merkezleri, site ve villa gibi alanların bahçelerini süslüyor. 12 yıldır fidancılık firmasını işlettiğini ancak 8 yıldır zeytin ağaçlarını toplamaya başladığını belirten evli, 2 çocuk babası Erhan Atılgan (49), ağaçların kesilerek yok olmasına karşı olduğunu söyledi.'ZEYTİN AĞAÇLARINI YENİDEN YAŞATMAK GURUR VERİCİ'Yaptığı uygulamayla hem ağaçların odun olmaktan kurtulduğunu hem de kıymetli ellerde yeniden hayat bulduğunu ifade eden Atılgan, şöyle konuştu: "Son yıllarda ülkemizde zeytin ağaçlarına ilgi oldukça arttı. Ağaçların kesilmesine ve yok olmasına karşıyız. Bizim topladığımız zeytin ağaçlarının köklerine kesinlikle bir zarar gelmiyor. Bizim elimizde olan zeytin ağaçları ruhsatı alınmış inşaat sahalarından sökülüp firmamıza getirilmiştir. Onun dışında biz çiftçilerin söküp firmamıza getirdiği zeytin ağaçlarını kesinlikle almıyoruz. Şirketimizde bunların faturaları da mevcuttur. Zeytin ağaçlarını yeniden yaşatmak çok gurur verici. Bu ağaçlar bize geldikten 3 ya da 4 yıl sonra şekillerini alıyor. Fiyatlar da değişkenlik gösterebiliyor. Mesela elimizdeki 500 yıllık zeytin ağacını 25 bin TL'den, 50 yıllık olanı 2 bin 500 TL'den satıyoruz. Bu fiyatlar zeytinin yaşına ve şeklinde göre değişiyor. Her yıl en az üç kere periyodik zamanlarda buduyoruz. Bunların devamlı sulamasını yapıyoruz. Bunlara çeşitli böcek ve haşereler geliyor. Bunların da ilaçlamalarını yaz aylarında periyodik olarak yapıyoruz."

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ: -------------------------------Zeytin ağaçlarından görüntü-İşletme sahibi Erhan Atılgan röp.-Zeytin ağacının taşınmasından işletme sahibi telefonundan görüntüsü-Genel ve detay görüntüler

Haber-Kamera: Cemil SEVAL/ MANİSA, =======================

Serebral palsi hastası oğlu okusun diye her zorluğa katlanıyor 

İZMİR'de doğuştan serebral palsi hastası olan oğlu Çağlayan Utku Çelik'in (15) okuması için her sabah onunla okula giden, tüm gün okulda bekledikten sonra yine birlikte eve dönen anne Özlem Çelik (38), "İlkokul ve ortaokulda oğlumu kucağımda okula götürüyordum. Şimdi boyu uzadı, kilosu arttı diye akülü araba kullanıyoruz. Çağlayan çok azimli bir çocuk. Bütün hayatımızı ona adadık. Tek amacım okuması" dedi.İzmir'in Konak ilçesi Çınartepe Mahallesi'nde oturan Özlem Çelik ile özel güvenlik görevlisi Yücel Çelik'in (38) tek çocukları Çağlayan Utku Çelik, serebral palsi hastası olarak doğdu. Doğduktan sonra 9 gün kuvözde kalan Çağlayan Utku Çelik'in yürümesi, ellerini ve ayaklarını rahatlıkla kullanabilmesi için zamanlarının büyük bölümünü hastane ile fizik tedavi merkezlerinde geçiren Özlem ve Yücel Çelik çifti, oğulları için hiçbir fedakarlıktan kaçınmadı. Ömer Zeybek Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi 10-A sınıfında okuyan, yürümekte ve destek olmadan ayakta durmakta zorlanan Çağlayan Utku Çelik'i, ilkokul ve ortaokul zamanlarında kucağında okula götüren anne Özlem Çelik, oğlunun okuması için aynı fedakarlıkla çabalıyor. Akranlarının çok sevdiği Çelik, azmiyle diğer öğrencilere de örnek oluyor. Özlem Yücel, "Oğlum doğduğunda 3 yaşına kadar oturamadı, konuşamadı, emeklemedi. Biz fizik tedavi, yüzme ile onun ilerlemesini sağladık. Ana sınıfında sandalyeye bile oturamıyordu. Önü kapalı güvenli bir sandalyede ancak oturtabiliyoruz. İlkokul ikinci sınıfa kadar böyle devam etti. Tüm zorluklara rağmen okumayı çok kabuk öğrendi. Ama konuşmada sorun vardı. Söylediklerinin yarısı anlaşılıyor, yarısı anlaşılmıyordu. Hastanede gördüğü tedavilerle daha iyi oldu" dedi.'HAYATIMI ONA ADADIM'Oğlunu hiç bir zaman yalnız başına bırakmadığını ifade eden Özlem Çelik, "Yaz aylarını hep hastanelerde geçirdik. 3 kez ameliyat oldu. Şimdi lisede. Zaman zaman denge problemi yaşıyor. Merdivenlerden inip çıkarken arkadaşları yardım ediyor. Sabah onunla birlikte okula gelip, akşam da birlikte çıkıyoruz. Mutluyum. Umarım okur ve bir meslek sahibi olur" diye konuştu. Çağlayan Utku Çelik'in 2 yıldır akülü araba kullandığını anlatan anne Özlem Çelik, şunları söyledi: "Daha önce hiç akülü araba kullanmıyordu. Ben ilkokul ve ortaokulda Çağlayan'ı kucağımda okula getirip götürdüm. Şimdi büyüdü ve boyu uzadığı için kucağıma almakta zorlanıyorum. Ev ve okul arasındaki mesafeden dolayı da akülü araç kullanıyoruz. Zaman zaman sorun yaşıyoruz. Hava soğuk oluyor, soğuktan kasıldığı zamanlar oluyor. Yağmurlu havalarda sıkıntı oluyor, bazen okula gelmekte zorlanıyoruz. Otobüsler de dolu geliyor, sıkıntı oluyor."Oğlunun okumasını ve bir meslek sahibi olmasını çok istediğini ifade eden anne Çelik, "Yeter ki oğlum okusun. Onun için her zorluğa katlanırım. Tek amacım onun okuyup bir yerlere gelmesi. Bugün ben varım ama belki yarın ben olmayacağım. Devamlı bana bağlı kalmasın. Kendi işinin sahibi olsun. Ben hayatımı ona adadım. O dersteyken ben de okulda onu bekliyorum. Ben çok mutluyum. Azimli bir çocuk, yeter ki o okumaktan vazgeçmesin. Hiçbir zaman onun hayata küsmesini istemiyorum. Beni de suçlu görmesin ama kendisi de mutlu olsun ve bir yerlere gelsin" dedi.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ-------------------------------Çağlayan Utku Çelik'in okuduğu okuldan ve sınıfından görüntü-Dersteyken görüntü-Çağlayan Utku Çelik'in annesi ile bahçede vakit geçirirken ve okula gelirken görüntü-Öğrenciler Çağlayan Utku Çelik ile ilgilenirken görüntü-Anne Özlem Çelik ile röp.-Genel ve detay görüntü

Haber: Umut KARAKOYUN-Kamera: Mücahit BEKTAŞ/ İZMİR, =======================

Trüf mantarı uzmanı: Türkiye'de, Avrupa'daki kadar ilgi görmüyor 

TÜRKİYE'de trüf mantarı uzmanlarından Ziyafettin Arslan, Van'da ele geçirilen ve açık artırma ile satılamayan trüf mantarlarının, Türkiye'de Avrupa'daki kadar ilgi görmediğini söyledi. Trüf mantarının kilo fiyatının 50 ile 1500 euro arasında değiştiğini belirten Arslan, "Yurt dışında çok ciddi tüketim var. Özelikle İtalya, Fransa'da tüketim çok üst düzeyde. Zaten dünya piyasasını genelde elinde tutan, hem üretim hem tüketim bazında İtalya ve Fransa'dır. Türkiye'de trüf mantarını, Avrupa'da olduğu gibi değer görmediği için istediğimiz fiyata satamıyoruz" dedi.Van Ferit Melen Havalimanı'nda, İran uyruklu 4 kişinin valizlerinde, 83 kilo 300 gram trüf mantarı bulundu. El koyulan ve 'dünyanın en pahalı mantarı' olarak bilinen trüf mantarları, 'bekletilmeyecek eşya' olarak Ticaret Bakanlığı'nın 'www.eihale.gov.tr' internet sitesinden açık artırma usulü satışa çıkarıldı. Van Gümrük Müdürlüğü tarafından 1 milyon 10 bin lira olarak belirlenen trüf mantarları, kilo fiyatı 6 bin 300 liradan açık artırma usulü satışa çıkarıldı; ancak alıcısı olmadı.'DÜNYA MUTFAKLARINDA YEMEKLERDE KULLANILIYOR'Türkiye'de İstanbul ve Trakya bölgesinde bolca bulunan trüf mantarları, Orman Müdürlüğü'nden alınan özel izinle toplanabiliyor. Kırklareli'nin Vize ilçesinde yaşayan, trüf mantarı uzmanı Ziyafettin Arslan, 'mantar avcısı' 'Arthur' isimli köpeğiyle mantar topluyor. Trüf mantarının, Türkiye gündemine Van'da ele geçirilmesiyle yeniden girdiğini söyleyen Arslan, bu mantarın Türkiye'de, Avrupa'da olduğu gibi ilgi görmediğini kaydetti. Trüf mantarının çok lezzetli besin kaynağı olduğunu belirten Arslan, şöyle konuştu: "Trüf mantarının özelliği mikoriza bir yapısı olduğundan dolayı bitkiyle ortak yaşam süren bir yumrudur. Bitki bunu neden üretir? Bitki gerek duyduğunda trüfün sayesinde topraktaki mineralleri ve nemi alabilmesi için oluşturmuş olduğu yumru türüdür. Bitkinin gece salgıladığı karbonhidratı, trüfe vererek trüfü büyütür. Kuraklık zamanında da suya ve minerallere ihtiyaç duyduğu zaman bitki bundan besleniyor. Yani anlayacağımız ortak yaşam döngüsünü oluşturan bir olgudur. Trüf mantarı Türkiye'de ve dünya mutfaklarında yemeklerde kullanılıyor. Ayrıca kozmetik sanayinde parfümde kullanılıyor. Çok çeşit yemekte kullanılan bu bitki pişirilmeden tüketiliyor. Trüf ana yemekte ve her türlü salatalarda tüketebiliyorsunuz. Trüf en azından bir baharat çeşidi olarak, koku ve aromadan dolayı her şeyde kullanabileceğinizi söyleyebilirim."'KİLOSU 1500 EUROYA KADAR ÇIKIYOR'Trüf mantarı uzmanı Arslan, trüf mantarının fiyatlarını arz ve talebe göre trüf borsasının belirlediğini, kilosunun ise 50 ile 1500 euro arasında satıldığını söyledi. Arslan, "Yaklaşık 8 türü olan trüf mantarının fiyatını borsası belirler. Trüf borsası diye bir borsa var. Trüf borsası mantarı çıkaranı ve alıcının fiyatını belirler. Arz ve talebe göre yazlık ve kışlık trüflerin buna göre fiyatları belirlenir. Bu yüzden kilosu 50 ile 1500 euro arasında fiyat değişikli gösterir. Yurt dışında çok ciddi bir tüketim var. Özelikle İtalya, Fransa'da tüketim çok üst düzeydedir. Zaten dünya piyasasını genelde elinde tutan, hem üretim bazında hem de tüketim bazında İtalya ve Fransa'dır genelde. Son günlerde İspanya'da konuya dahil oldu. İnşallah ileride trüf ilgili Türkiye olarak bizde söz sahibi olacağımıza inanıyorum" dedi. 'VAN'DA ELE GEÇİRİLEN TRÜF MANTARIN KİLOSU 150 EURO' Ziyafettin Arslan, Van'da ele geçirilen trüf mantarı türünün kilosunun yüksek fiyata ihale edildiği ve bu yüzden satılamadığını söyledi. Arslan, "Trüf genel yapısında bazı kimyasal maddeler ve protein ağırlıkta olduğu için diğer mantarlara göre fiyatı pahalı olduğu için mantarların kralı olarak bilinir. Türkiye'de trüf mantarını Avrupa'da olduğu gibi değer görmediği için istediğimiz fiyata satamıyoruz. Van'da ele geçirilen trüf mantarlarının satılmaması da sanırım bilirkişi raporu, farklı bir türü ve tüketici fiyatına satmak istedikleri için bu da çok yüksek bir meblağ olduğundan satılmadığını düşünüyorum. Oysa o mantarların normal değerlerine bakmak, hangi tür olduğunu ve normalde toplayıcı kitlesinin satış fiyatına satışa çıksaydı elde kalmayarak  satılacağını düşünüyorum. Bu günlerde çıkan trüf mantarları sonbahar türü dediğimiz tür olup ortalama kilo satış fiyatı 150 eurodur. Bu fiyata satışa çıkarılırsa alıcı bulur, diye düşünüyorum" diye konuştu. 

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ-------------------------------Arslan'ın köpeğiyle ormanda mantar araması-Köpeğin mantarları bulması-Ormanlık alanda mantar araması-Köpeğin aramasından detaylar-Arslan ile röp.-Köpekten detaylar-Arslan'ın bulduğu mantarları göstermesi-DetaylarHaber-Kamera: Ali Can ZERAY/KIRKLARELİ,-====================

Gümüşhane'de 'akıllı inek' projesine ilgi 

GÜMÜŞHANE'de iş insanı Cemil Tanguroğlu'nun girişimiyle başlayan projeyle, memelerinden muz, çilek ve çikolata aromalı sütün yanı sıra ayran veren 'Akıllı İnek' otomatı, kent sakinlerinin ilgi odağı oldu. Projeyle, özellikle çocukların sağlıklı beslenmesine katkı sunulması hedefleniyor.Kentte girişimci iş insanı Cemil Tanguroğlu tarafından Ar-Ge çalışması 4 yıl süren 'Akıllı İnek' projesi hayata geçirildi. Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli'nin açılışını yaptığı, memelerinden muz, çilek ve çikolata aromalı sıcak sütün yanı sıra ayran veren 'Akıllı İnek' otomatı, kısa sürede ket sakinlerinin beğenisini topladı. Kentteki Fatih Parkı'nda oluşturulan özel platformda sergilenen 'Akıllı İnek' otomatında halk, soğuk havalarda sıcak süt içme imkanı buluyor. Yaklaşık 4 milyon TL'ye mal olan projeyle, Türkiye'nin yerli ve milli içecekleri süt ve ayranı daha çok tanıtıp, özellikle çocukların sağlıklı beslenmesine katkı sağlanması hedefleniyor.'BÖLGEDE İLK VE TEK'Projenin tanıtım ve pazarlama temsilcisi Elbeyi Gergin, İstanbul'da bulunan girişimci Cemil Tanguroğlu'nun, çocukların ineklerin yanına gidip 'bize süt ver' söyleminden esinlenerek hayata geçirdiği projenin bölgede ilk ve tek olduğunu söyledi. Gergin, "İneğimizin dört memesinin her birinden ayrı ayrı ayran, sıcak süt, çikolatalı, muz ve çilekli süt akmakta. Hemşehrimizin Gümüşhaneli olduğu için projeyi şehrimizden başlattık. Tüm ülkeye yaygınlaştırmayı hedefliyoruz" dedi.'SÜTE ÖNEM VERİYORUZ'Süt ve ayran içilmesine daha çok katkı sunmayı amaçladıklarını kaydeden Gergin, "Milli içeceklerden esinlenerek, ayran ve süte büyük önem veriyoruz. Ayranımız ve sütümüzün çocuklarımız için çok değerli olduğunu düşünüyoruz. Burada amaç piyasadaki diğer içeceklerden farkımızı milli içeceğimiz olan ayran ve sütümüzü daha çok sevdirmek. Bu konuda üreticiye de katkı yapmayı planlıyoruz. Hedefimiz önümüzdeki 5 yıl içinde Türkiye'ye bunu yaygınlaştırmak" diye konuştu.TERCİHE GÖRE SÜT SEÇENEKLERİProjenin satış sorumlusu Hilal Köse ise kent sakinlerinin 'Akıllı İnek' uygulamasına yoğun ilgi gösterdiğini dile getirerek, "Burada tercihe göre süt seçenekleri var. Talep edilen süte göre menüden seçiyorum, ineğin memesinden akan sütü müşterilerimize sunuyorum. Hizmete gireli 3 gün oldu ve talep çok güzel. Gümüşhane soğuk bir memleket. Sütün hem sağlıklı, hem de sıcak olması talebi artırıyor. Sütümüz çok beğeniliyor" dedi.Yeğenine süt alan Sevda Böcek ise "Gümüşhane, soğuk bir şehir. Süt hem sıcak hem de çok sağlıklı. Çok faydalı bir uyguma. İnşallah devamı gelir, biz çok memnunuz" dedi.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ-------------------------------Akıllı İnek projesini görüntüsü-Müşterilerin süt alması görüntüsü-Projenin çalışma görüntüsü-Proje sorumlusu Elbeyi Gergin röportajı-Satış Sorumlusu Hilal Köse röportajı-Yeğenine süt alan Sevda Böcek röportajı-Genel ve detay çekimler.

HABER-KAMERA: Sinan UÇAR/GÜMÜŞHANE,=========================

Sıfır cip aldı, 5 aydır sorunları ile uğraşıyor 

SAMSUN'da diş teknisyeni Cevdet Akdoğan'ın (52), 5 ay önce 168 bin lira vererek satın aldığı sıfır kilometre cip, üst üste çıkardığı arızalar nedeniyle başına dert oldu. Tamir ve servise gidip gelmek zorunda kaldığını belirttiği aracı üreten firma hakkında suç duyurusunda bulunan Akdoğan, "Sıfır araçla 5 kez yolda kaldım. Korkuyorum, tiksindim artık bu araçtan. Arkadaşlarım arasında da alay konusu oldumö dedi.Kentte yaşayan diş teknisyeni Cevdet Akdoğan, 25 Temmuz'da yetkili bir bayiden sıfır kilometre cip satın aldı. Akdoğan, bir süre sonra, arıza uyarısı lambası yanan aracıyla yolda kaldı, durumu firmanın yol yardım departmanına iletti. Yolda kalan cip, çekiciyle servise götürülüp, onarıldı. Kısa süre sonra arazının yeniden oluşmasıyla tekrar yolda kalan Akdoğan, servis görevlilerin sorunu tespit edemediğini ve arızayı gideremediğini iddia etti. Defalarca aynı şikayetle servise gidip gelen Akdoğan, sonuç alamayınca, aracı üreten firma hakkında suç duyurusunda bulundu.'HEVES ETTİK ALDIK, KEŞKE ALMASAYDIK'168 bin lira vererek satın aldığı sıfır kilometre cipin, üst üste çıkardığı arızalar nedeniyle başına dert olduğunu, arkadaşları arasında da alay konusu olduğunu belirten Akdoğan, sıfır araç aldığına pişman olduğunu söyledi.  Aracı aldıktan bir gün sonra arıza lambasının yandığını belirten Akdoğan,  "Aracın 2 bin devrini geçmediğini ve bakacaklarını söylediler. Daha sonra 'yazılım atıldı' deyip aracı bana verdiler. Aracı aldım, yolda ilerlerken yine aynı arızayı verdi. Sürekli aynı sorunlarla uğraştım. Araç, bir hafta serviste kaldı. 'Sorun çözüldü, artık bir şey olmaz, yazılım attık' dediler. Aracı aldım, yine yolda kaldım. Bu araçla 5 kez yolda kaldım, arabaya binmeye korkuyorum, tiksindim artık bu araçtan. Arkadaşlarım arasında da alay konusu oldum. Bir dünya para verdim, paramla rezil oldum. Bir yere giderken, sürekli korkarak gidiyorum, çok rezillik yaşadım. 2011 model bir aracım vardı, o aracımı mumla arıyorum. Heves ettik, böyle bir araba aldık, keşke almasaydık. Çok mağdurumö diye konuştu.DAVA SÜRECİ BAŞLATILDIAkdoğan'ın avukatı Şüheda Yılmaz da, konuyu yargıya taşıdıklarını söyleyerek, "Firmanın Samsun bayisine bir ihtar çektik. 15 günlük bir süre verdik ancak tarafımıza herhangi bir geri dönüş olmadı. Alternatif çözüm uyuşmazlıkları kapsamında dava süreçlerini başlattık. Şu anda arabuluculuk sürecindeyiz" dedi.'DENETİM YAPILMASI ŞART'Tüketiciyi Koruma Derneği Samsun Şube Sekreteri Avukat Erhan Çankaya da, bu tür araç satışlarında meblağ yüksek olduğu için vatandaşların, haklarını sadece mahkeme aracılığıyla arayabildiğini kaydederek, "Vatandaşlar bu konuda artık bilgili, haklarını hakem heyetlerinde veya mahkemelerde arayabiliyor. Hakem heyetlerine yapılan başvurularda çok hızlı sonuç alınıyor. Ancak yargıda olay bir yıl belki daha fazla sürebiliyor. Mağdur Akdoğan, durumu yargıya taşıdı ve aslında sonuç belli; bu kadar açık ayıplarda firmaların, konuyu yargıya taşıyabilecek cesareti bulmasının önüne geçilmeli. Denetim yapılması şartö ifadelerinde bulundu.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ-------------------------------Detaylar-Cep telefonu kamerasıyla aracın servise götürülmesi-Muhabir Zeynep Irmal Öcal'ın anonsu-Mağdur Cevdet Akdoğan röportajı-Avukat Şüheda Yılmaz röportajı-Tüketiciyi Koruma Derneği Samsun Şube Sekreteri Avukat Erhan Çankaya röportajı

Haber-Kamera: Zeynep Irmak ÖCAL, Tayfur KARA/SAMSUN, ===========================

2019'u dolu dolu uğurluyor 

KIŞ turizmin gözde kayak merkezlerinden olan, kar kalitesi, uzun pistleri, doğası ve son teknoloji tesisleriyle ünlü Palandöken'de, yeni yıl rezervasyonları işletme sahiplerinin yüzünü güldürdü. Palan Otel Genel Müdürü Ali Güney, "2019'un son günlerinde Palandöken cıvıl cıvıl. Yılbaşı öncesi tüm otellerde doluluk oranı yüzde 90'lara ulaştı. Yeni yılda ise yüzde 100'ü bulur. Her yıl olduğu gibi bu yıl da yeni yıla Palandöken'de girenleri birçok sürpriz bekliyor." dedi. Kent merkezine 5, hava limanına 15 dakika uzaklıktaki Palandöken Kayak Merkezi'ne gelen yerli ve yabancı tatilciler, deniz seviyesinden 3 bin 176 metre yükseklikte karlı doruklarda kayak yapma olanağı buluyor. Yeni yıla saatler kala kış turizmin önemli merkezlerinden Palandöken'de tesislerde doluluk oranları yüzde 90'lara ulaştı. 20'nin üzerinde kayak pisti bulunan ve aynı anda binlerce kişinin kayak yapabildiği Palandöken'de kayak ve snowboard yapmasını bilmeyenler ise kızakla kayarak karın keyfini çıkarabiliyor. Kayak yapmayanlar ise Büyükşehir Blediyesine ait kapsül kafe önünde şarkıcıların söylediği şarkılara eşlik edip eğleniyorlar.Palan Otel Genel Müdürü Ali Güney, "2019'un son günlerinde Palandöken cıvıl cıvıl. Yılbaşı öncesi tüm otellerde doluluk oranı yüzde 90'lara ulaştı. Yeni yılda ise yüzde 100'ü bulur. Her yıl olduğu gibi bu yıl da yeni yıla Palandöken'de girenleri birçok sürpriz bekliyor. Misafirlerimizin güzel bir yılbaşı geçireceklerini umuyorum. Yeni yılın hemen ardından sömestir tatili ile doluluk devam edecek" diye konuştu.Mardin'den Palandöken'e ailesi ile birlikte gelen Sibel Bingöllü, "Her yıl olduğu gibi bu yılda Palandöken'e geldik. Herşey çok güzel. Kayak pistleri muhteşem. Koca bir dağ cıvıl cıvıl olunca tatilin keyfi daha iyi çıkıyor" dedi.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ-------------------------------Palandöken'den genel görüntü-Palandöken yazısı-Kayak merkezinden görüntü-Kızakla çocuğunu çeken baba-Liftte binmek için sıra bekleyenler-Kızak kayanlar-Kayak yapanlardan genel ve detaylar-Kayak yapmaya gelenlerle röp-Gondollifte binmek için sıra bekleyenler-Minik kızını kızağa bindirmeye getiren babayla röp-Palandöken'de konser veren yerel santçılar-Konseri dinleyenlerden görüntü-Konser eşliğinde kayak yapanlar-Kayak yapanlardan detaylar-Ali Güney ile röp-Palandöken ve kayak yapanlardan detaylar

Haber: Turgay İPEK - Kamera: Salih TEKİN/ ERZURUM, =========================

Kars Çayı'na düşen köpeği kurtarma seferberliği 

KARS Belediyesi İtfaiye Müdürlüğü ekipleri, demir parmaklıkları geçerek Kars Çayı'na düşen sokak köpeğini donmak üzereyken kurtardı. Kars Çayı çevresinde dolaşan sokak köpeği demir parmaklıkların arasından suya düştü. Soğuk suda kurtarılmayı bekleyen köpeği görenler itfaiye ekiplerine haber verdi. Olay yerine gelen itfaiye ekipleri ve veteriner hekim öncelikle su içindeki köpeğe ulaşmanın yolunu aradı. İtfaiye görevlisi yangınlarda kullandıkları merdiveni çayın kenarından sarkıtarak suya indi. Zamanla yarışan itfaiye görevlisi boynuna ve beline halat bağladığı köpeği çekerek merdivenin yanına taşıdı. İtfaiye görevlisinin merdivenden kıyıya çıkardığı köpek, veteriner hekim tarafından yapılan muayene sonrası Kars Belediyesi'ne ait hayvan barınağına götürüldü.   

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ-------------------------------Köpeğin kurtarılması çalışmaları-Kurtarılması

Haber-Kamera: Bedir ALTUNOK/ KARS, =========================

Muş'ta öğrenciler, çocuklara kuklalarla masalları sevdirecek 

MUŞ Alparslan Üniversitesi (MŞÜ) Eğitim Fakültesi Okul Öncesi Öğretmenliği Bölümü öğrencileri, çocukları tablet ve bilgisayar bağımlılığından uzaklaştırmak ve  masalları sevdirebilmek amacıyla özellikle atık malzemelerden tasarladıkları kuklalar yaptı.Eğitim Fakültesi Okul Öncesi Öğretmenliği Bölümü öğrencileri, sanal dünya, tablet ve bilgisayar bağımlılığından çocukları uzaklaştırmak, masal dünyasıyla buluşturmak adına bir proje geliştirdi. Proje kapsamında unutulmaya yüz tutmuş masal karakterleri ile çocukları buluşturmak isteğiyle aylardır çalışma yürüten öğrenciler; Pamuk Prenses, Kırmızı Başlıklı Kız, Hansel ve Gretel, Keloğlan, Külkedisi, Rapunzel ve Alaaddin'in Lambasına kadar birçok masal karakterinin kuklasını yaptı. Çocuk masallarını tekrardan yaşatmak için atık malzemelerden ipli kuklalar hazırlayan öğrenciler, kendi oluşturdukları veya masallardan uyarladıkları senaryoları, ipli kuklalarla çocuklara oynatacakları günü sabırsızlıkla bekliyorlar. Okul öncesi çocukları teknoloji bağımlılığından kurtarmak için proje geliştirdiklerini söyleyen Okul Öncesi Öğretmenliği Bölümü Dr. Öğretim Üyesi Erdinç Öcal, "Okul öncesi çocukların teknoloji bağımlılığına, sanal dünya, tablet ve bilgisayar bağımlılığına nasıl çözüm bulabiliriz diye düşündük. Bunun için çocuk masallarını, onlara tekrardan yaşatmamız gerektiğine karar verdik. Bunun içinde masalları kuklalarla hayata geçirmek istedik. Öğrencilerimiz öncelikle kendi kuklalarını yaptılar, masallardaki karakterlerin kuklalarını yaptılar. Bu kuklalarla öğrencilerimiz senaryolarını oluşturup, masallardan uyarladıkları senaryoları iple kuklalarla çocuklara oynatacaklar. Böylece masalları farklı bir teknikle, tekrar çocukların gündemi haline getirmeye çalışacağız. 12 hafta boyunca çalıştık, kuklalarımız hazır. Artık canlandırma için gün sayıyoruz" diye konuştu.Kukla yapımının zor ve sabır gerektiren bir iş olduğunu aktaran 3'üncü sınıf öğrencisi Hacera Emcür, "Bu kuklayı daha önce ben hiçbir yerde görmedim. Burada ilk defa yaptık. İyi ki de yaptık, çok şey de öğrendik. Zor bir iş, sabır gerektiren bir iş ama sonucunda da güzel şeyler elde ettik. Bence herkesin yapması gereken bir şey, çünkü çocuklara bu şekilde masal kahramanları öğretebiliyoruz" dedi.Amaçlarının çocuklara kuklalar aracılığıyla masalları sevdirmek olduğunu belirten Merve Yılmaz ise şunları söyledi: "Biz yaklaşık 12 haftadır kuklalar üzerinde çalışıyoruz. Amacımız çocuklara kuklalar aracılığıyla masalları sevdirmek. Bu kuklaların bütün malzemeleri, genellikle atık malzemelerden oluşmaktadır. Kafa kısmında peçeteleri kullandık, elbise kısmında ise terzilerin atık olarak kullandıkları elbise parçalarını kullandık. Tahta kısmında ise marangozların atık parçalarını kullandık."

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ-------------------------------Öğrencilerin kukla yapım çalışmasından detaylar-Kukla yapım malzemelerinden detaylar-Öğrencilerin kuklalara kıyafet giydirmesinden detaylar-Kuklaların hazır hale getirilmesinden detaylar-Hazırlanan kuklalar üzerinde son çalışmaların yapılmasından detaylar-Öğrencilerin hazırlıkları kuklaları sergilemesinden detaylar-Dr. Öğretim Üyesi Erdinç Öcal Röp.-Öğrenci Hacera Emcür Röp.-Öğrenci Merve Yılmaz Röp.

Haber ve Kamera: Muhammed Sami MARAL/MUŞ,

=============================

Balık üretiminde yüzde 20 oranında tasarruf sağlayacak yöntem 

AKDENİZ Su Ürünleri Araştırma, Üretme ve Eğitim Enstitüsü'nden Doç. Dr. Hüseyin Sevgili, balık üretim çiftliklerinde fazla su ve yem tüketiminin önüne geçmek adına önemli bir çalışma ya imza attı. Doç. Dr. Sevgili'nin geliştirdiği yönteme göre balıkların dışkısıyla beslenen ve çoğalarak balığa yem olan bio yumaklar, çiftliklerde yüzde 20 oranında yem ve su tasarrufu sağlayacak.Edirne'den Kars'a Türkiye genelindeki tüm göletlerde balık popülasyonunu artırmak adına araştırma yapan Akdeniz Su Ürünleri Araştırma, Üretme ve Eğitim Enstitüsü, Marmara'nın güneyi ile Ege ve Akdeniz'de deniz canlılarıyla ilgili, bazı iç su türlerinde balık üretiminin daha etkin hale getirilmesi için AR-GE çalışmalarını da sürdürüyor. Yetiştiricilik ve balık besleme alanında çalışmalar yapan Doç. Dr. Hüseyin Sevgili, özellikle çiftlikte yetiştirilen balıkların bir nevi kendi atıklarının geri dönüşümüyle beslenmelerinin önünü açıp yemden de yüzde 20 oranında tasarruf sağlayacak bio yumak teknolojisi üzerinde çalışıyor.SİSTEMİN ÇALIŞMA MANTIĞIDoç. Dr. Hüseyin Sevgili, sistemin çalışma mantığını şöyle açıkladı: "40 tonluk havuzda balık üretmek isteyen bir kişi ilk önce havuzu suyla doldurup, suya yeteri kadar balık saldıktan sonra belirli aralıklarla yem veriyor. Taze su girişi yapılmadan bir hava motoru ile havuza oksijen veriliyor. Havalandırma homojen karışım sağlayarak çökelti oluşmasının önüne geçiyor. Havuzdaki bakterilere enerji sağlayabilmesi için belirli ölçülerde buğday unu, nişasta veya karbonhidrat kaynaklarından biri ekleniyor. Bakteriler bu enerji kaynağını ve balığın atıklarını da kullanıp bir araya gelerek, 15- 20 günde bio yumakları oluşturuyor. Dışarıdan bakılınca kirliymiş gibi yeşilimsi duran su, aslında balıkların çok mutlu olduğu ve besin olarak oldukça zengin hale geliyor. Bu seviyeye gelince yemden yüzde 20 oranında tasarruf sağlanmış oluyor."DÜNYADA BENZERİ KARİDESLER İÇİN KULLANILIYORBio yumak teknolojisinin dünyada karides yetiştirmekte kullanıldığını, bunun balıklara uyarlanması için girişimde bulunduğunu anlatan Doç. Dr. Sevgili, "Tayland, Kore, Vietnam, Malezya, Brezilya gibi ülkelerde karides yetiştirmek için kullanılan bir teknik" dedi. Normal şartlarda taze suyun sürekli havuzlara girdiğini, balıkları besledikten sonra havuzdan tahliye edildiğini belirten Doç. Dr. Sevgili, şöyle konuştu: "Bu sayede balık ya da karides o sudan gerekli oksijeni temin eder. O atık su olarak gider. Biz bunu istemiyoruz. Ancak bizim teknikte çok fazla su kullanılmıyor. Balık atıklarını suya bırakıyor, biz ortama enerji (buğday unu, nişasta ve karbonhidrat kaynakları) kaynağı verince orada hızla bakteriler gelişiyor. ve bu bakteriler balığın attığı toksik maddeleri de kullanarak kendi kitlelerini artırıyor. Sonra bu kitleler bir araya gelince bio yumaklar oluşuyor. Balıklar ve karidesler, bunu yem olarak kullanıyor."Kendi yöntemlerinin, klasik yetiştiricilikte kullanılan yemleme sistemine oranla daha ekonomik olduğunu vurgulayan Doç. Dr. Hüseyin Sevgili, "Balık üretiminde kullanılan yemde yüzde 20 oranında tasarruf sağlanıyor. Protein faydası da var. Balık üretiminde yoğun şekilde proteine ihtiyaç var ama bu sistemde düşük kullanılması gerekiyor. Daha az su, daha az proteinli ve daha az yem" diye konuştu.Her balık türünün bu sisteme uygun olmadığını anlatan Doç. Dr. Sevgili, sazan ve süs balıklarında denediklerini, umut verici sonuçlar aldıklarını sözlerine ekledi.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ------------------------------Tesisin ış paln görüntüsüHoca ile röpHavuzlardan detay  görüntü balıklardan detay görüntü

HABER: Alparslan ÇINAR- KAMERA: Emrah GÜL/ANTALYA,

==========================

Şanlıurfa semalarında 'güvercin savaşları' 

ŞANLIURFA'da, kuş tutkunları tarafından düzenlenen 'güvercin savaşları' etkinliğinde, 3 bin güvercin gökyüzüne aynı anda salıverildi. Onlarca kuş tutkununun güvercinlerini gökyüzüne bıraktığı etkinlikte, hangi sürü diğer kişilere ait güvercinleri kendi evlerine götürmeyi başarırsa 'savaş'ı kazanmış oluyor.Şanlıurfa'da, tutkularının yanı sıra geçimlerini de kuş yetiştiriciliğiyle sağlayan onlarca kişi tarafından geleneksel olarak yapılan 'güvercin savaşları' bu yıl da Eyyüp Peygamber Mahallesi'ndeki boş alanda gerçekleştirildi. Onlarca kuş yetiştiricisi, sahibi olduğu yaklaşık 3 bin güvercini, kutu ve kafeslerle alana taşıdı. Sahipleri için bahis konusu haline dönen 'savaşta', hep birlikte uçurulmalarının ardından daha iyi yetiştirilen kuşların, sürü halinde ilerlerken farklı güvercinleri kendi içlerine katarak eve götürmeleri hedefleniyor. Kuşların sadakati ve sahibinin yetiştiriciliğinin sınandığı etkinlikte, son hazırlıkların tamamlanmasının ardından kutuların içindeki güvercinler sahipleri tarafından hep birlikte gökyüzüne uçuruldu.Bir anda havalanan yüzlerce güvercin, gökyüzünde farklı görüntüler oluştururken, sahipleri ise kuşları için ıslık çalıp tezahürat yaptı. Büyük özenle yetiştirdikleri güvercinlerin gökyüzündeki hakimiyetini ve sadakatini ölçmek için organizasyonu yaptıklarını belirten Haleplibahçe Hayvanları Koruma ve Yaşatma Derneği Başkanı Mehmet Eskiler, "Bu yıl güvercinleri, cezaevinde yatmakta olan kader mahkumlarının bir an önce serbest bırakılması için uçurduk. Bugün 6 mahalle olarak güvercin savaşına katıldık. Bu savaş bir hafta farklı semtlerde devam edecektir. Buradaki amaç hem kuşların sadakatini, hem de sahiplerinin yetiştiriciliğini test ediyoruz. Havada, daha iyi olan güvercin, farklı sürüdeki kuşu kendi yuvasına götürüyor. Böylece kazanan taraf belli oluyor. Ardından kazanan mahalleye 20 tepsi tatlı ikram ediliyor" diye konuştu.Uçurdukları güvercinlerini bir süre izleyen sahipleri, yıllardır süren geleneği gelecekte de devam ettireceklerini söyleyip, kuşlarının dönüşünü beklemek üzere evlerine döndü.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ------------------------------Kutu ve kafeslede getirilen güvercinlerDernek Başkanı Mehmet Eskiler'in konuşmasıAynı anda kutulardan gökyüzüne bırakılan güvercinlerGenel ve detay görüntüler

Haber-Kamera: Ali LEYLAK-ŞANLIURFA ============================

 


Kaynak: DHA

Manşet

Haberler