ÖZEL GÜNDEM
Haberler » Güncel » ÖZEL GÜNDEM - Haber

ÖZEL GÜNDEM

Kabristanda yönleri farklı mezarlar şaşırtıyorSAMSUN'un Çarşamba ilçesindeki Göğceli Mezarlığı'ndaki bazı mezarların yönünün birbirinden farklı oluşu, görenleri şaşırtıyor.

ÖZEL GÜNDEM

Kabristanda yönleri farklı mezarlar şaşırtıyor

SAMSUN'un Çarşamba ilçesindeki Göğceli Mezarlığı'ndaki bazı mezarların yönünün birbirinden farklı oluşu, görenleri şaşırtıyor. Birçok mezar yerinin yönlerinin farklı olduğunu görenler, başrollerini Şener Şen ve Kemal Sunal'ın paylaştığı 'Davaro' filmindeki 'kıble- hortum' sahnesini hatırladıklarını söylerken, yöredeki din görevlileri ise kıbleye bakan mezarlarda, yüzde 45 oranındaki sapmanın sakıncalı olmadığını belirtti.

İlçeye bağlı Çay Mahallesi'nde yer alan ve yaklaşık 350 yıllık tarihi olan Göğceli Mezarlığı'ndaki birçok mezar, farklı yönlere bakıyor. Düz arazideki kabristanlıkta bazı mezarların yönü kıbleye bakarken, bazılarının yönünde ise diğerlerine göre sapma olduğu görülüyor. Mezarların yönlerinin bazılarının birbirine göre farlı olduğunu görenler, Türk filmlerinin unutulmaz klasikleri arasında yer alan ve başrollerini Şener Şen ile Kemal Sunal'ın paylaştığı 'Davaro' filmindeki 'kıble- hortum' sahnesini hatırladığını söylüyor. Yöredeki din görevlileri ise mezarlardaki yüzde 45 oranındaki bir sapmanın dinen sakıncalı olmadığını belirtiyor

'SAKINCASI YOK'

Vatandaşları tedirgin eden mezarlıklarla ilgili konuşan Göğceli Cami İmamı Ahmet Özköse, "Mezarların ve yeni açılan yollara göre, mezarların yönleri değişik olabiliyor. Kıblede yüzde 40-45 civarında bir sapma olabilir, bunun da dinen herhangi bir sakıncası yoktur. Genel anlamda mezarların hepsi kıbleye bakarö dedi.

'HOCALARIMIZA SORDUK'

Bir ara vatandaşların, 'kıble yanlış mı acaba?' diyerek tedirgin olduğunu anlatan Çay Mahallesi Muhtarı Kadir Yanak da "Bu konuyla ilgili hocalarımızdan ve müftülerimizden gereken bilgiyi aldık. Din adamlarımız, yüzde 45 oranında bir sapmanın olabileceğini ifade ettiler. O nedenle içimiz rahatö diye konuştu.

'İÇİMİZ RAHAT'

Tanıdıklarının bu mezarlıkta yattığını ifade eden yöre sakini Mehmet Öz, ise "Kıblede bir yanlışlık olsa hocalarımız zaten gereken uyarıyı yapar. Belli oranda sapma olabilir. Aslında görüntü olarak ters görünüyor ama aslında doğru. Dedelerimiz, ninelerimiz burada yatıyor. Hepimizin içi rahatö dedi.

Görüntü Dökümü:

Muhabir Zeynep Irmak Öcal'ın anonsu

Drone ile mezarlıktan detaylarÇay Mahallesi Muhtarı Kadir Yanak röportajıGöğceli Cami İmamı Ahmet Özköse röportajıDetaylarVatandaş röportajları

(SURE: 05.19 DK) (BOYUT: 595 MB)

Haber-Kamera: Zeynep Irmak ÖCAL-Tayfur KARA/Samsun,

=============

Yediemin otoparklarında göçmen kaçakçığından yakalanan araçlar da birikti

EDİRNE'nin Keşan ilçesinde haciz ve trafik cezası borçları gibi çeşitli nedenlerle yediemin otoparkında tutulan araçlara göçmen kaçakçılığından bağlanan araçlar da eklendi. Keşan Şoförler ve Otomobilciler Odası Başkanı Mahmut Demirkan, 2019 yılında 183 aracın göçmen kaçakçılığı nedeniyle kolluk kuvvetlerince trafikten men edilerek, yediemin otoparkına çekildiğini söyledi.

Keşan'da, trafik ekiplerince yapılan uygulamalarda plakasız, çalıntı, hacizli, icralık, kusurlu, tescilsiz, belgeleri eksik veya kaçakçılıkta kullanılan araçlar, yapılan işlemlerin ardından Keşan Şoförler ve Otomobilciler Odası Yediemin Otoparkı'na çekiliyor. Eksiklerini giderenler araçlarını geri alırken, bir çok araç ise çürümeye terk ediliyor. Araçların alınmaması nedeniyle yediemin otoparkı sahipleri de mağdur oluyor.

'GÖÇMEN KAÇAKÇILIĞINDAN 183 ARAÇ GELDİ'

Keşan Şoförler ve Otomobilciler Odası Başkanı Mahmut Demirkan, Yunanistan'a yakınlığı nedeniyle şehir güzergahının özellikle göçmen kaçakçıları tarafından kullanıldığını belirterek, "2019 yılında göçmen kaçakçılığından elimize 183 araç geldi. Bunların bazıları kazalı. Bunlardan 159'u alındı. Elimizde halen 25'i duruyor. Önceki yıllara göre bu rakamda artış görüyoruz. Şehir olarak geniş bir yol cephemiz var. Yunanistan, Bulgaristan sınırları yakın. Göçmen kaçakçılığında yolumuz çok kullanılıyor. Diğer ilçelerde de göçmen kaçakçılığı yapılırken yakalanan araç sayısı artmış. Ekonomik sıkıntılar insanları bu işe mi itiyor, bilmiyoruz. Gelen araçların içerisinde lüks olanları da var. Şaşırtıcı bir konu bu. 2019 yılı için rakamlar yüksek" dedi.

'MOTOSİKLET SAYISI DÜŞTÜ'

Özellikle bağlanan motosiklet sayısında azalma olduğunu ifade eden Demirkan, "Önceden binlerce motosiklet oluyordu otoparkımızda. Bunların çoğu da tescil ya da çalıntı olduğu için bağlanıyordu. 2019 yılına bakıldığında gerek jandarma, gerekse emniyetin çalışmalarıyla artık tescilsiz motosiklet az bulunuyor. Özellikle motosiklet hırsızlığında önemli düşüş oldu.  Şu an elimizde eskilerle birlikte yaklaşık 2 bin 500 motosiklet var. 2019'da hırsızlıktan yaklaşık 50 tane motosiklet elimize geldi. Bunlardan yaklaşık 30'unun tespiti yapılarak, sahiplerine teslim edildi. 6 ay içerisinde gelip alan olmazsa yer sorunu nedeniyle bunları üst üste koymak zorundayız. İşletmenin kurulduğu 2005 yılından beri otoparkta bekleyenlerde dahil 450 aracımız var. Son dönemde özellikle borçtan dolayı elimize çok fazla araç geliyor. Tabi borcunu ödeyerek, aracını geri alanlar da oldu" diye konuştu.  

'HURDAYA AYRILMASINA RAĞMEN TRAFİKTE YAKALANAN ARAÇLAR VAR'

Mahmut Demirkan, hurda teşviki kapsamında trafikten çekilen araçların sahte plaka takılarak, kullanıldığını kaydederek, şunları söyledi:

"Burada dikkatimizi çeken son 15 gün içerisinde hurdaya ayrılmasına rağmen trafikte gezen ve kolluk kuvvetlerinin yakalayarak, bize getirdiği araçlar var. Normalde bu araçlar tescilden düştüğünde devlete geçmesi lazım. Hala nasıl kullanılıyor, bizde hayret ettik. Bu konuda dikkatli olmak lazım"

Görüntü Dökümü-----------------------Drone ile havadan gör.-Otoparktaki araçlar-Göçmen kaçakçılığında kullanılan araçlar-Kazalı araçlar-Yakalanan motosikletler-Üst üste konulmuş araçlar-Yediemin otoparkı genel gör.-Yediemin otoparkı tabelası-Kaçakçılık yapılırken kaza yapan araçlar-Kaçakçılık yapılırken kaza yapan araçların çekiciye konulması-Keşan Şoförler ve Otomobilciler Odası Başkanı Mahmut Demirkan röp.-Detaylar

Haber-Kamera: Ünsal YÜCEL/KEŞAN(Edirne),-

=======================

3 nesil kalaycılık mesleğini sürdürüyor

SİVAS'ın Zara ilçesinde yaşayan 10 çocuk babası Yılmaz Öncü (84), baba mesleği olan kalaycılığı 70 yıl sürdürdü. Öncü, kalaycılık mesleğinin devam etmesi için oğlu Osman Öncü (65) ve torunu Yılmaz Öncü'ye de (30) öğretti. Mesleği 4 metrekare büyüklüğündeki dükkanda sürdüren aile, ilçenin tek kalaycısı olma özelliğini taşıyor.İlçede Kızılırmak Mahallesinde yaşayan evli ve 10 çocuk babası Yılmaz Öncü, babasından öğrendiği mesleğini 71 yıldır sürdürüyor. İlçede 4 metrekare büyüklüğündeki dükkanda kalaycılığı devam ettiren Öncü, ilçenin tek kalaycısı olma özelliği taşıyor. Sabahın erken saatlerinde dükkanını açan Öncü, kalaycılık mesleğine olan bağlılığı ile dikkat çekiyor. Öncü oğulları Osman, Ömer, Mahir, Kenan ve Evren Öncü'ye de mesleği öğretti. İlçede kalaycılığı bugünlerde oğullarından Osman ve torunu Yılmaz Öncü devam ettiriyor. İlçede mesleğin kaybolmaması için dededen toruna kalaycılık geleneği sürüyor. 

'KALAYCILIK KIYMETLİ BİR MESLEK'Çocukluğundan beri kalaycılık yaptığını belirten Yılmaz Öncü, "İlçede dükkanımız vardı ve köylere gidiyorduk. Bu şekilde kalaycılığı öğrendim. Babamdan öğrendiğim mesleği oğluma ve torunuma da öğrettim. 5 tane oğlum var, 1 tanede torunum, hepsine öğrettim. Kalaycılık benim için kıymetli bir meslektir. Benim 10 çocuğumu bu kalaycılık mesleği ile evlendirdim. Ben onlara bu kalaycılık mesleğinden kazandığım parayla baktım. Bu şekilde devam edip gidiyoruz. Eskiden daha çok kalay yapıyorduk. Ama bu dönemde azaldı. Bakırın kıymetini bilmiyorlar. Bu nedenle işimiz azaldı" dedi.

'BEN BABAMDAN ÖĞRENDİM'Yılmaz Öncü'nün oğlu Osman ise, mesleğe babasının yanında çıraklıkla başladığını belirterek, "İlk olarak kap silme ile bu işe başladım. Ben babamdan öğrendim. Şimdi ise oğlum da yapıyor. Bu bizim ata ve dede mesleğimiz. Zahmeti, zor ama parası güzel ve bereketlidir. Ayrıca bakırdan yapılan yemek her zaman sağlıklıdır ve daha lezzetli olur. Eskiden köylerde bakır çoktu. Kalaycılık o zaman çoktu. Şu anda bakırı kullanan yok. Bu yüzden azaldı. Ara sıra köylüler bakır getiriyor, kalaylıyoruz. Bu şekilde ekmek paramız çıkıyor" diye konuştu. Dedesi ile aynı ismi taşıyan evli ve 1 çocuk babası torun Yılmaz Öncü ise, "Bu mesleğe dedemin yanında 10 yaşındayken başladım. Bizi dışarıya çıkarıp bu dükkana getirdi. Öncelikle getir-götür işleri, kap silme, kap doğrultma işleri ile kalaycılığa başladım. Ben de çocuklarıma öğretmeyi düşünüyorum. Bu meslek iyi bir meslek ve bitsin istemiyoruz. İnşallah öğrenmek isteyen olursa da yardımcı oluruz" ifadelerini kullandı. 

GÖrüntü Dökümü: -Dükkandan görüntüler-3 neslin bir arada görüntüleri-Dükkandakı çalışmaları-Röportajlar

Haber-Kamera:  Hüsnü Ümit AVCI-Yasin KIRAS/ZARA (Sivas),

=======================

6 çeşit çorbayı karıştırdı, ortaya 'Ekmek Arası Atom Çorba' çıktı

Bursa'nın Gemlik ilçesinde, özel sektördeki işinden ayrılarak çorba üzerine lokanta açmaya karar veren Hüseyin Çavdar (42), lokantanın menüsüne 6 farklı çorbayı karıştırıp ekmek arasında servis ettiği 'Ekmek Arası Atom Çorba'yı ekledi. Müşterilerine günde 14 farklı çeşit çorba sunduğunu belirten Çavdar, lokantada en çok ekmek arası atom çorbanın ilgi gördüğünü söyledi.

Bursa'da yaşayan Hüseyin Çavdar, çeşitli firmalarda 15 yıl yöneticilik yaptıktan sonra kendi işini yapmaya karar verdi. Özel sektördeki işinden ayrılan Çavdar, çorba üzerine lokanta açmaya karar verdi. Son 2 yıldır lokanta işleten Çavdar, günde 14 çeşit çorba yapmaya başladı. Yaptığı çeşitlerle sınırlı kalmak istemeyen Çavdar, yenilik arayışına girdi. Uzun süren araştırma ve çalışmalardan sonra 6 farklı çorbadan karışım yapan Çavdar, 'Ekmek Arası Atom Çorba'yı menüsüne ekledi.

Tandır, ayak paça, tuzlama, damar, beyin ve kelle paça'yı karıştırarak ortaya farklı bir lezzet çıkardığını söyleyen Hüseyin Çavdar, "Ekmek arası çorba, atom çorba dediğimiz çorbayı yapıyoruz. 6 çeşit çorbadan oluşturuyoruz. Bunların en önemlisi ayak paça. Ayak paça, 24 saat kaynayan kemiğin içerisindeki ilkten oluşuyor. Tuzlama,  damar, beyin, kelle paça ve tandırı da içerisine dahil ediyoruz. Son olarak üzerine tereyağı döküp servis ediyoruz. Bunun dışındakinden çok içindeki önemlidir. İsteyene tabakta, isteyene ekmek arasına koyarak veriyoruz. Ekmek içinde verince insanlar kalan ekmeklerin ne yapıldığını soruyorlar. Hiçbir şekilde kalan ekmeklerimiz ziyan olmuyor. Köpeklere veriyoruz. Çocuk gelişimine ve kas gelişiminde olan kırık ve çıkıklara faydalı olduğu söyleniyor" dedi.

Görüntü Dökümü-----------------------Çorbalardan detaylar-Ekmek arası atom çorbadan detaylar-Çorba içen müşterilerden detaylar-İşletme sahibi röportajı

Haber-Kamera: Semih ŞAHİN/BURSA,

==================

Çatılardaki kar, ekmek kapısı oldu

HAKKARİ'de, binaların çatısında biriken kar, işçilerin ekmek kapısı oldu. Bellerine ip bağlayarak çatılardaki karı temizleyen işçiler, "Tehlikeli bir iş yapıyoruz, ama kış aylarında yapacak başka bir işimiz yok" dedi. 

Kışın sert geçtiği, kar kalınlığının ise zaman zaman 1 metreyi aştığı Hakkari'de, yaz aylarında genellikle inşaatta çalışan işçiler, kışın çatılardaki karı temizleyerek geçimini sağlıyor. 

Bellerine bağladıkları ipin diğer ucunu çatıdaki baca, demir ya da başka bir noktaya sabitleyerek önlem alan işçiler, günlük 100 TL kazanıyor.

İşçilerden Nejman Ertuş, belli bir ücret karşılığında çatılardaki karı temizlediklerini ve aldıkları ücretin, çatıların büyüklüğü ile kar kalınlığına göre değiştiğini belirterek, "Tehlikeli bir iş yapıyoruz, ama kış aylarında yapacak başka bir işimiz yok, ailemizi geçindiriyoruz" dedi.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ-İşçilerin çatılardaki kar temizlemesi-Binaların gelen görüntüsü-Bellerine bağladıkları ip-İşçilerden Nejman Ertuş ropörtajı-Genel detay

Mehmet ÖZKAN/HAKKARİ,

==============

Kum heykeller, kışın da ilgi odağı

ULUSLARARASI Antalya Kum Heykel Festivali, kış aylarında da ziyaretçi ağırlamaya devam ediyor.  

Dünya üzerindeki emsallerine göre yılın 12 ayı açık olma özelliği taşıyan Uluslararası Antalya Kum Heykel Festivali'nde 150'nin üzerinde kumdan heykel sergileniyor. Nisan ayından itibaren yeni heykellerin yapımına başlanması planlanan festivalin direktörü Cem Karaca, yılların tecrübesiyle geliştirdikleri yapım teknikleri sayesinde önceki yıllara oranla çok daha dayanıklı kum heykeller yapabildiklerini söyledi. Karaca, "Son yıllarda yaygınlaşan, düzenlendiği bölgeye renk katan ve büyük ilgi gören kum heykel sanatı, Antalya'da düzenlenen festivalle dünyaca ünlü kum heykel sanatçılarının katılımıyla başta turistler olmak üzere her kesimin beğenisini kazanıyor. Amacımız kış döneminde de Antalya'ya turistik anlamda ilgi çekici ve farklı bir etkinlikle renk katmak ve turizmin 12 aya yayılması çalışmalarına katkıda bulunmak. Bu nedenle festivalimizi yıl boyunca açık tutuyoruz. Kış aylarında festivale ilgi oldukça yüksek" dedi.

Ağır hava şartlarının yaşandığı günlerde bozulan veya yıpranan heykelleri restore ederek birkaç gün içinde sergiye hazır ettiklerini sözlerine ekmeyen Karaca, "12 ay açık kalış süresiyle bir dünya rekoru kırıyoruz. Benzer etkinlikler ise en fazla 6 ay sürüyor. Bunda etkinliğin düzenlendiği Lara Sahil bandının mikro ölçekteki kurak yağış iklimi büyük rol oynuyor. Yağmurlu günlerde ziyaretçilere ücretsiz şemsiye veriyoruz. Yağmur altında bile çok sayıda ziyaretçi kabul ediyoruz" diye konuştu.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ------------------------------------ Kum heykeller drone görüntüsüÇocukların alanı gezerken görüntüsüBirlikte kameraya el sallamaları280 MB -- 02.32// HD

HABER-KAMERA: İbrahim LALELİ/ANTALYA,

============

Özel çocuklar artık gölge öğretmenleri ile okula gidebilecek

MİLLİ Eğitim Bakanlığı'nın (MEB), otizm spektrum bozukluğu olan ve kaynaştırma yoluyla devlet okullarında eğitim alan çocuklar için bir süredir üzerinde çalıştığı mevzuat değişikliği tamamlandı. Buna göre, otizm spektrum bozukluğu olan öğrenciler, derslere artık kolaylaştırıcı (gölge öğretmen) ile birlikte girebilecek. Özel çocuklara sahip olan aileler uygulamanın son derece doğru ancak eksik olduğu görüşünde. Gölge öğretmenleri kendi imkanları ile istihdam etmek zorunda kalan ve ekonomik olarak zorlandıklarını söyleyen aileler, bu masrafın bakanlık tarafından karşılanmasını istiyor.

MEB, tam zamanlı olarak kaynaştırma yoluyla devlet okullarında eğitim alan otizm spektrum bozukluğu olan öğrencilerin hayatını kolaylaştırmak için önemli bir adım attı. MEB Özel Eğitim ve Rehberlik Hizmetleri Genel Müdürlüğü tarafından yapılan düzenlemeye göre, daha önce derslere yalnız girmek zorunda olan otizm spektrum bozukluğu olan öğrenciler, derslere artık halk arasında 'gölge öğretmen' olarak bilinen kolaylaştırıcı ile birlikte girebilecek. Mevzuatta yapılan değişikliğin son derece yerinde ve doğru olduğunu belirten otizmli bireylere sahip aileler, uygulamanın eksik olduğu görüşünde. İzmir Nar Taneleri Derneği Başkanı Psikolojik Danışman Besim Toker, yapılan değişikliği  çok başarılı, yararlı bulduklarını ancak burada bazı eksikliklerin olduğunu ve kendilerinin çeşitli taleplerinin bulunduğunu aktardı. Besim Toker, "Bizim de bu noktada bazı taleplerimiz var. Bu gölge öğretmen uygulamasının yalnızca otizmli bireylerde değil de özel eğitim gereksinimi bulunan yani zihinsel, bedensel engelli, diğer engel gruplarında da olmasını talep ediyoruz. Gölge öğretmen istihdam etmenin maliyeti var. Nereden baksanız sigortası ile 3-4 bin TL civarında. Bunu engelli çocuğu bulunan her ailenin karşılaması mümkün değil" dedi.

'GÖLGE ÖĞRETMENİ MEB İSTİHDAM ETSİN'

Yasalarda eğitimde fırsat eşitliğinin bulunduğunu anımsatan Toker, gölge öğretmenleri bakanlığın istihdam etmesini istediklerini belirterek, şunları söyledi: "Gölge öğretmenler bakıcı değil. Çocuk gelişimi veya okul öncesi bölümlerden mezunlar. Bu kişilerin ülkemizde istihdam sorunu var. Hem onlara istihdam alanı yaratılması hem de gölge öğretmen uygulamasının daha bilimsel temellere dayandırılarak yapılması konusunda bakanlığı duyarlı olmaya davet ediyoruz. Ailelerin üzerinden bu yük alınmalı. Zaten şu anda durumu iyi olan aileler gölge öğretmenleri kendileri karşılıyor. Ama önemli olan özel eğitime gereksinim duyan çocukların bu hizmetten yararlanması. Bu da ancak bakanlık imkanları ile olabilir."

'DEVLETİN MADDİ DESTEĞİ ŞART'

Narlıdere Mustafa Şık İlköğretim Okulu kaynaştırma öğrencisi otizmli Aslıhan Erbaysal'ın (12) annesi Arzu Erbaysal (50), kızının gölge öğretmeninin olduğunu ancak çok büyük zorluklar yaşadıklarını anlattı. Arzu Erbaysal, "Zor zamanlar geçirdik. Kızım için okul bulamadık, okullar kabul etmedi. Öğretmen kabul etse diğer veliler, çocuklar kabul etmiyor. Bu tür zorluklar yaşıyoruz. Şimdi gölge öğretmenin derslere girmesi çok güzel bir gelişme. Bunlarla mücadelenin sonunda gölge öğretmenle ilerlemek daha bilimsel ve mantıklı. Çocuk için en faydalı olan yöntem aslında bu. Dünyaya baktığımızda hem Avrupa hem de Amerika'da çok örnekleri var. Devlet kolaylaştırıcı öğretmeni kendisi gönderiyor. Böylece hem diğer çocuklara faydası oluyor hem de kaynaştırma öğrencisinin işi kolaylaşıyor" dedi. Bu uygulamanın olmaması halinde  çocukları kaybedeceklerini ifade eden, Arzu Erbaysal, gölge öğretmenlerin devlet tarafından istihdam edilmesini isteyerek "Devletin maddi desteği şart. Aileler zaten her şeyi sırtlanmış durumda. Devletin desteği olmadan bu iş zor yürür. En büyük sıkıntımız ekonomik. Bunu kaç aile karşılayabilir? Ekonomik boyutu bize endişelendiriyor" diye konuştu.

'VERİM SAĞLAYAMIYORDUK'

Aslıhan Erbaysal'ın çocuk gelişimi mezunu olan gölge öğretmeni Ayçin Yıldız (25), "Biz Aslıhan ile bu uygulamadan önce sadece evde çalışıyorduk. Okulda 6 derse giriyor. Gün içerisinde 6 ders ben Aslı'dan uzak kalıyordum. Ona bir katkım olmuyordu. Verim sağlayamıyorduk. Bu uygulama ile birlikte Aslıhan ile okula, sınıfına gireceğim. Arkadaşlarıyla iletişimine dahil olacağım. Bu durum Aslıhan'ın sosyal gelişimi açısından önemli. Birçok sosyal beceriyi benim sayemde kazanacak, ben ona rol model olacağım. Çok verimli olacağını düşünüyorum. Böyle bir uygulamanın hayata geçmesi mutluluk verici" dedi.  Oğlu Uğur Özgür Demir'i (25) her gün okula, spora ve çeşitli aktivitelere götüren Ahmet Demir (65) de, mevzuat değişikliğinin kendilerini sevindirse de, gölge öğretmenin maliyetini karşılamayacaklarını belirterek, "Ben çocuğumu özel eğitime, spora götürüyorum. Bir takım sosyal etkinliklere katılıyoruz. Bizler çocuklarımız için sürekli bir şeyler yaptığımız için ekonomik olarak zorlanıyoruz. Devletin de katkı yapması gerekir ki bu çocuklar daha çabuk sosyalleşsin, aldıkları eğitimin karşılığını verebilsinler. Çocuklarımızdaki en küçük gelişmeye seviniyoruz. Bunun daha da artmasını istiyoruz" diye konuştu.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜOtizmli çocuklardan görüntüÇocukların ailelerinden ve öğretmeninden görüntüİzmir Nar Taneleri Derneği Başkanı Psikolojik Danışman Besim Toker, aileler ve öğretmen ile röp.Genel ve detay görüntü

Haber: Umut KARAKOYUN-Kamera: Mücahit BEKTAŞ/ İZMİR,

============

6 yaşındaki çocuk, sokak köpeklerinin saldırısına uğradı

ESKİŞEHİR'de Afganistan uyruklu 6 yaşındaki Safiullah Nazary, evinin yakındaki boş arazide 10 kadar sokak köpeğinin saldırısı sonrası ağır yaralandı. Çevredeki bir kişi tarafından kurtarılan küçük çocuğun 10 farklı yerinden yaralandığı, 12 santimetreye kadar kesikler olduğu belirlenerek 2 kez ameliyat geçirdi. Baba Necip Nazary, oğlunun tedavi sürecinin iyi gittiğini ancak çok büyük korku yaşadığını söyledi. Afganistan uyruklu küçük çocuğu sokak köpeklerinden kurtaran Yener Yılmaz ise çocuğun başında rahat 10-15 köpek gördüğünü ifade ederek, "Görmeseydim, köpekler çocuğu paramparça ederlerdiö dedi.

'ye 3 yıl önce ailesiyle gelerek Eskişehir'e yerleşen inşaat işçisi Necip Nazary'nin (32) 3 çocuğundan biri olan 6 yaşındaki Safiullah'a önceki gün oturdukları Gündoğdu Mahallesi'ndeki boş arazide 10 kadar sokak köpeği saldırdı. İzmir'den babasını ziyarete gelen Yener Yılmaz sesleri duyarak köpekleri kovaladı. Ağır yaralanan Afganistan uyruklu Safiullah, ihbar üzerine gelen ambulansla Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Tıp Fakültesi'ne kaldırılarak tedavi altına alındı. İki kez ameliyat geçiren küçük çocuğun köpek saldırısı sonucu başından, sırtından ve bacaklarından olmak üzere 10 farklı yerinden yaralandığı, özellikle bacaklarında 12 santimetreye kadar kesikler olduğu tespit edildi. Kuduz aşısı yapılan Safiullah'ın, hastanenin ortopedi bölümde tedavisi sürüyor.

'OĞLUM ÖLEBİLİRDİ, ÇOK BÜYÜK KORKU YAŞADI'

Baba Necip Nazary, oğlunun yaşadığı köpek saldırısı nedeniyle çok büyük korku yaşadığını söyledi. Hastaneye getirildiğinde ölüm tehlikesinin de olduğunu anlatan baba Nazary, "Gündoğdu Mahallesi'ndeki bir lisenin arkasında köpekler oğluma saldırdı. Köpeklerin ısırdığı yer evime çok yakın. Hava güzel olduğu için oğlum sokağa çıkıyor, sonra köpekler saldırıp yaralıyor. Çocuğum karla oynadığı sırada köpekler gelip saldırmış. Sırt üstü yere düşmüş, kafasında, bacaklarında ve sırtında yaraları var. Derin yaraları var. İki defa ameliyat oldu. Şuanda durumu iyi. Hastaneye geldiğinde ölme tehlikesi de vardı. Eğer orada biri kurtarmasaydı, oğlum ölebilirdi. Şimdi bizim başımıza geldi daha sonra başkasının başına gelmesin. Sokak köpeklerinin toplanması gerekiyor. Oradaki lise öğrencileri de köpek korkusundan okula gidemiyorö dedi.

'BEN GÖRMESEM, KÖPEKLER ÇOCUĞU PARÇALARDI'

Afganistanlı çocuğu köpeklerin arasından kurtaran Yener Yılmaz, İzmir'den babasını ziyaret etmek için Eskişehir'e geldiğini ve evde köpek seslerini duyarak dışarı çıktığını söyledi. 15 kadar köpeğin çocuğa saldırdığını gördüğünü anlatan Yılmaz, "İzmir'de yaşıyorum, babam rahatsızlığı için ziyarete Eskişehir'e geldim. Yaklaşık 1 haftadır buradayım, evde oturduğum sırada dışardan 10-15 köpeğin sesini duydum. Köpeklerin boğuşması vardı, kedi var aralarında zannettim. Taş attım, kovalamaya çalıştım o sırada bir çocuk eli gördüm. Bahçeden çapa alıp köpekleri kovaladım. Çocuğu yerden kaldırdım Kafasının arka tarafı yaralıydı. Köpekler sırtından ve bacaklarından ısırmış. Hemen sağlık ekiplerini aradım. Okul bahçesine götürdüm, sağlık ekipleri gelince müdahale etti. Afganistan uyruklu aile olduğunu öğrendik. Çocuğun başında rahat 10-15 köpek vardı. Ben görmeseydim, köpekler çocuğu paramparça ederlerdiö diye konuştu.

DERNEK BAŞKANI ÇİÇEK: TAKİP EDECEĞİZ

Eskişehir Hayvanları Koruma Yaşam Haklarını Savunma Derneği Başkanı Nesrin Çiçek ise yaşanan olay nedeniyle çok üzüldüklerini söyledi. Sokak köpeklerinin saldırdığı çocuğun uzun bir süre bunun travmasını yaşayacağını belirten Çiçek, "6 yaşındaki bir çocuğun sokak hayvanları tarafından saldırıya uğradığını öğrendik. Öncelikle çocuğa ve ailesine geçmiş olsun dileklerimizi iletiyoruz. Her iki tarafı da mağdur olarak görüyorum. Bir tarafta 6 yaşında saldırıya uğramış ve ilerde büyük travmalar yaşayacak bir çocuk var. Aynı zamanda başı boş bırakılmış, doğası katledilmiş, belirli alanlara, arsalara sıkıştırılmış canlar var. Mahallede toplanan hayvanların usulüne uygun olup olmadığına baktık, kanuna uygun şekilde alımlarını yapıldı. Köpeklerin rehabilite sırasında eşlik edeceğiz. Azgın köpekler varsa, rehabilite edilmesini isteyeceğiz. Eğer değilse küpelenerek yeniden salınmasını isteyeceğizö dedi. Aileden 12 yaşındaki çocuğun köpeklere taş attığını öne süren Çiçek, "Çocuklardan 12 yaşındaki büyük ağabey köpeklere taş atmış, küçük kardeş de ona eşlik ediyor. Köpekler kışkırtmaya karşılık koşturmaya başlayınca büyük çocuk kaçıyor, küçük olan kalıyorö ifadelerini kullandı.

BELEDİYE KÖPEKLERİ TOPLUYOR

Afganistan uyruklu Safiullah Nazary'nin sokak köpeklerinin saldırılasına uğramasının ardından Odunpazarı Belediyesi de harekete geçti. Gündoğdu Mahallesi'nde başı boş köpekleri yakalayan ekipler, kontrol amacıyla hayvan barınağına götürdü. Toplanan hayvanların kontrolden geçtikten sonra rehabilite edileceği ve sağlık kontrollerinin ardından küpelenerek yeniden salınacağı belirtildi.

Görüntü Dökümü:

-Üniversite hastanesi-Ortopedi servisi-Afganlı çocuğun hastanedeki görüntüsü-Baba Necip Nazary ile röp.-Çocuktan detaylar-Çocuğun köpeklerin saldırısını anlatması-Kurtaran Yener Yılmaz ile röp.-Belediye ekiplerinin köpekleri toplaması-Dernek başkanı Nesrin Çiçek ile röp.

-Haber-Kamera: Engin ÖZMEN-Hakan TÜRKTAN/ESKİŞEHİR,-

=============

Üniversiteli, köpeğini tekmeleyen teknikerin burnunu kırdı

MUĞLA'da üniversite öğrencisi Hakan Kayıran (21), iddiaya göre, köpeğini tekmeleyen aynı üniversitede tekniker H.S.'nin (Halil Sorgun) yumrukla burnunu kırdı. Okul idaresi tarafından hakkında disiplin soruşturması başlatılan Kayıran, "Hayvanlar da can taşıyor. İlk önce o köpeğimi darp etti. Okul idaresinin olaya böyle bakmasını istiyorum" dedi.  

Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi (MSKÜ) Meslek Yüksekokulu Turizm Bölümü 2'nci sınıf öğrencisi Hakan Kayıran, geçen yıl 30 Aralık Pazartesi günü, sınav zamanı olması ve Fransız bulldog cinsi 'Deyzi' isimli köpeğini bırakacak kimse olmaması gerekçesiyle yanında okula götürdü. Okul bahçesinde arkadaşlarıyla sohbet eden Kayıran, iddiaya göre, aynı yüksekokulda tekniker olarak görev yapan H.B.'nin köpeğini tekmelediğini fark etti. İkili arasında sözlü tartışma, kavgaya dönüştü. Yaşanan arbedede burnu kırılan H.B., MSKÜ Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne giderek darp raporu aldı. Öğrenci Kayıran ise ifadesi alınmak üzere polis merkezine götürüldü. Karakoldaki ifadesinin ardından serbest bırakılan Kayıran hakkında, ayrıca MSKÜ Meslek Yüksekokulu yönetimince disiplin soruşturması başlatıldı. 

Yaşadıklarını anlatan, köpeğinin saldırgan bir ırk olmadığını belirten Kayıran, "Okulun bahçesinde serbest bıraktım. Olay yaşanmadan önce birkaç kişi köpeği sevdi. Arkadaşımla sohbet ediyordum. Sağ tarafıma döndüğümde birisinin Deyzi'yi tekmelediğini gördüm. Karşılıklı olarak birbirimize hakaret ettik. Kavgamızın ardından H.B., karakola giderek benden şikayetçi oldu. Okuldan uzaklaştırma cezası alacağım. Böyle bir şey yapmam doğru değildi ama Deyzi'ye de öyle vurulduğunu görünce kendimi tutamadım. Olay olduktan sonra karşı taraftaki kişi, 'Ben köpeğe vuruyorum sen insana vuruyorsun' dedi. Köpekler de bir canlı. İlk önce o köpeğimi darp etti. Okul idaresinin olaya böyle bakmasını istiyorum" dedi. 

Öte yandan H.S. konuyla ilgili açıklama yapmayacağını söyledi. 

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ: Hakan Kayıran'ın köpeğini gezdirmesiHakan Kayıran'ın köpeğini sevmesiHakan Kayıran'ın kucağında köpeğiyle görüntüsüHakan Kayıran ile röp. 

Haber- Kamera: Cavit AKGÜN/ MUĞLA,

=============

Türkiye'nin ilk ve tek engelsiz fabrikası

MANİSA Organize Sanayi Bölgesi'nde (MOSB), kurulan engelsiz fabrika fark yaratıyor. Fabrikada çalışan 55 zihinsel engelli genç, eve hapsolmaktan kurtularak, 6 ayrı sanayi kuruluşu için üretim yapmaya başladı. 

Türkiye'nin ilk Zihinsel Engelliler Korumalı İş Yeri Merkezi (ZEKİ), MOSB tarafından 2017 yılında hayata geçirildi. MOSB'da 5 bin 811 metrekarelik alanda inşa edilen engelsiz fabrikaya, sanayiciler ilgi gösterdi. 8 engelli gençle başlayan başarı hikayesinde ulaşılan engelli sayısı 55'i buldu. 6 firma  toplam 6 ayrı korumalı iş yeri açarak, ürünlerini engellilere yaptırmaya başladı. Proje sayesinde üretime katılan zihinsel engelliler büyük mutluluk yaşadı. Sabah 09.00'da mesaiye başlayıp akşam 17.00'de işi bırakan engelliler, kendi paralarını kazanıyor. Öte yandan Yunusemre ilçesi Keçiliköy Mahallesi'nde bulunan MOSB'de yer alan 5 bin 811 metrekarelik fabrikada, 12 çalışma odası bulunuyor. 35 metrekarelik her bir odada, ortalama 12 kişi çalışıyor. Her bir odada, farklı fabrikanın ürünleri üretiliyor.

'ÜRETİME KATMA DEĞER SAĞLIYORLAR'

ZEKİ Yaşam Merkezi Sorumlusu Serap Akbayır, "Bu sosyal sorumluluk projemizin örnek olmasını istiyoruz. Buradaki çocuklarımız kendi becerilerini geliştiriyor aynı zamanda üretime katma değer sağlıyor. En önemlisi kendi geçimlerini ve aile ekonomilerine katkı sağlıyor. Burada olmaktan, sosyal sorumluluk projesi içerisinde yer almaktan dolayı sürekli mutluluklarını dile getiriyorlar. Türkiye'de böyle bir projeye Manisa olarak öncülük yapmaktan dolayı çok mutluyuz" dedi. 

Otizmli 26 yaşındaki Ferhat Şeker, biriktirdiği parayla üniversite okumayı istediğini söyledi. Şeker, engelsiz fabrika sayesinde sosyalleştiğini ifade etti. 21 yaşındaki Halil İbrahim Gözat ise, çalışmaktan ve para kazanmaktan çok mutlu olduğunu söyledi. 

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ: Üretim alanlarından görüntüEngelli bireylerin çalışmasından görüntüZEKİ Yaşam Merkezi Sorumlusu Serap Akbayır röp.Engelli bireyler Ferhat Şeker, Ferdi Topta röp.Genel ve detay görüntüler

Haber- Kamera: Cemil SEVAL/ MANİSA,

============

Nesli tükenme riskiyle karşı karşıya olan karıncayiyenler özenle bakılıyor

Dünya genelinde nesli tükenme riskiyle karşı karşıya olan hayvanların arasındaki büyük karıncayiyene, Bursa'daki hayvanat bahçesinde özenle bakılıyor. Türkiye'de doğan ilk karıncayiyen ise bakıcısı tarafından özel mamalarla besleniyor.

Orta ve Güney Amerika'ya özgü bir memeli türü olan büyük karıncayiyen, eti ve pullarından ötürü yasa dışı yollarla ticarette kullanılmasından kaynaklı nesli tükenme riskiyle karşı karşıya kalıyor. 2016 yılında Bursa Hayvanat Bahçesi ailesine katılan büyük karıncayiyen çifti ise, 8 ay önce bir yavru dünyaya getirdi. Türkiye'de dünyaya gelen ilk karıncayiyen olma özelliği taşıyan yavru karıncayiyen, annesinin sırtından ayrılmıyor. Hayvanat bahçesi görevlilerince özenle bakılan karıncayiyenler, özel mamalarla besleniyor. 

Görüntü Dökümü: -----------------------------------Karıncayiyenlerin gezmesinden görüntüler-Yavru karıncayiyeyin yemek yemesinden görüntüler-Yavru karınca yiyenin annesinin üstüne çıkmasından görüntü

Süre: 2.02    Boyut: 228 MBHaber-Kamera:  Muammer İRTEM/BURSA,

================

Glutensiz un ve bulgur tesisinde üretim başladı

GÜMÜŞHANE'nin Kelkit ilçesinde tarım şirketi tarafından kurulan glutensiz un ve bulgur tesisinde, üretime başlandı.  35 ton hammadde üretim kapasitesine sahip tesiste, günlük 20 ton glutensiz un üretiliyor. Girişimci Tayyar Gürsoy, yakın zamanda seri üretime geçeceklerini belirtirken, Diyetisyen Buket Kutulu da, üretilen glutensiz unun,  çölyak ve şeker hastalarına umut olacağını söyledi.

Kentte, girişimciler Tayyar Gürsoy, Abdürrahim Çoşkun ve Mustafa Gürses, çölyak ve şeker hastaları, glüten hassasiyeti olan kişiler için 2 yıl önce 'Karabuğday Projesi'ni hayata geçirdi. Türkiye'de üretimi olmayan karabuğdayı, yurt dışından getiren girişimciler, ardından bu ürünü çiftçilere dağıttı. Hasadı toplayan ve çiftçilere ücret veren girişimciler, Kelkit ilçesinde bulunan, Türkiye'de ilk olma özelliğine sahip glutensiz un ve bulgur tesisini hayata geçirerek, üretime başladı. Yakın zamanda seri üretime geçmeye hazırlanan tesiste, 5 yılın sonunda tüm Türkiye'de üretim hedefleniyor.

'NORMAL BUĞDAYDA GLÜTEN VAR'

Tesisin Yönetim Kurulu Başkanı Tayyar Gürsoy, karabuğday unu, bulguru, ekmeği ve bisküvisi üretmeyi hedeflediklerini belirterek, yakın zamanda seri üretime geçeceklerini söyledi. Gürsoy, "Karabuğdayı, yurt dışından ithal ediyoruz. Bizim bildiğimiz normal buğdayda glüten vardır ancak karabuğdayda glüten yok. Bu nedenle karabuğday protein açısından da yüksek. Gluten 8-10 senedir insanların hayatına girdi. Piyasada da çeşitli karışımlarla yapılan glütensiz olarak belirtilen ürünler var. 2018 yılında karabuğday projesini hayata geçirmek istedik. Dönemin valisi Okay Memiş'ten, ekim için talepte bulunduk. Karabuğday, Türkiye'de olmadığı için İl Tarım Müdürlüğü ve Tarım Kredi Kooperatifi vasıtasıyla bu ürünü Türkiye'ye getirdik, çiftçilerimize dağıttık. Şu anda çıkan hasadı topluyoruz ve ücretlerini veriyoruz. Bir dönüm arazide 180-200 ton karabuğday alıyoruz. Kelkit, Köse ve Şiran havzalarına karabuğday ürünlerini yaymak istiyoruz. Hedefimiz; 5 yılın sonunda tüm Türkiye'de üretim yapmak. Bu ürün yurt dışında geliyor, bu nedenle karabuğday üretimi devlet tarafından desteklenmeliö dedi.

GÜNDE 35 TON ÜRÜN ÖĞÜTÜLÜYOR

Fabrikanın ortağı Abdürrahim Çoşkun ise çiftçiye destek olacaklarını ifade ederek, "Karabuğdaydan bulgur, un ve bisküvi üreterek,  memleketimize faydalı olmak istiyoruz. Fabrikamız, 24 saatte, 35 ton kapasiteli öğütme hızına sahip. Makinemizde B1, B2, B3 modunda kepek ayrılıyor. C1, C2, C3 modunda ise unu ayırıyor. Bir günde öğütülen 35 tonun; yüzde 65'i un, geri kalanı ise kepektirö diye konuştu.

'HİÇBİR ŞEKİLDE TÜKETMEMELİLER'

Karabuğdayın faydaları hakkında bilgi veren Diyetisyen Buket Kutulu ise, üretilen glutensiz unun,  çölyak ve şeker hastalarına umut olacağını kaydetti. Kutulu, "Karabuğday; mineraller açısından zengindir, demir, kalsiyum, potasyum gibi sağlık açısından önemli mineralleri barındırır. Demir içeriği çok yüksek olduğu için kansızlıkta ve hamilelik döneminde de kullanılması çok faydalıdır. Lif içeriği yüksek olduğu için sindirimi daha yavaştır, başta kolon kanseri olmak üzere sindirim sistemi sorunlarında etkilidir. Ayrıca diyabet hastalarının hızlı kan şekeri yükselmelerini engeller. Yapılan çalışmalarda düzenli kullanımda kolesterolü düşürdüğü ve kan basıncını dengelediği de görülmüştür. Çölyak hastaları, glütenli proteinleri sindiremiyor. Bir de glüten hassasiyeti olan hastalar var. Bu ikisi birbirinden farklıdır. Çölyak hastalarının, gluteni hiçbir şekilde tüketmemesi gerekiyor. Gluten hassasiyeti olan insanların ise bağırsakları iyileşene kadar glüteni hayatlarından kesmesi lazım. Kan şekerinin düzenlenmesinde de çok etkili bir üründür. Şeker hastalarının tüketebileceği bir üründür. Öte yandan çölyak hastaları, karabuğday ürünlerini bulmakta çok sorun yaşıyorlar, bu nedenle tüketebilecekleri ürün sayısı çok azö ifadelerinde bulundu.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ-Tesisteki üretim detayları-Üründen genel görüntüler-Röportajlar ve genel detaylar

BOYUT: 231 MB.HABER KAMERA: Sinan UÇAR/KELKİT,(Gümüşhane),-

=============

Okulda klasik müzik eşliğinde kitap okuma etkinliği

BİNGÖL'ün Karlıova ilçesindeki 470 öğrencili Hüseyin Hüsnü Tekışık Ortaokulu'nda, her gün 1 saatlik klasik müzik eşliğinde kitap okuma etkinliği yapılıyor. Klasik müzik eşliğinde öğrencilerin okumadaki performanslarının arttığını ifade eden rehberlik öğretmeni Cihat Genç, bu nedenle öğrencilerine klasik dinlettiklerini söyledi.

Karlıova ilçesindeki Hüsnü Tekışık Ortaokulu'nda eğitim gören öğrenciler her gün bir saat, klasik müzik eşliğinde kitap okuyor. Okul müdürü Hüsamettin Poyraz, bu etkinlikle öğrencilerin başarılarının arttığını söyledi. Klasik müzik eşliğinde kitap okuma etkinliğine öğrencilerin yanı sıra öğretmen ve okulda görevlilerin de katıldığını anlatan Poyraz, "Klasik müzik eşliğinde başlatılan okuma saatinde herkes eline bir kitap alarak klasik müzik eşliğinde bir saat boyunca kitap okuyor" dedi.

Rehberlik öğretmeni Cihat Genç de klasik müzik eşliğinde öğrencilerin okumadaki performanslarının arttığını ifade ederek, bu nedenle öğrencilerine her gün bir saatlik klasik müzik eşliğinde kitap okutturdukları söyledi. Daha önce öğrencilerine kitap okuma etkinliği düzenlediklerini belirten Genç, öğrencilerinden pek fazla verim alamadıklarını ve bu nedenle çeşitli arayışlara girdiklerini son olarak da klasik müzik eşliğinde kitap okumaya karar verdiğini aktardı.

'KİTAP OKUMAK DAHA HEVESLİ OLDU'

İngilizce öğretmeni Halime Gülbahar ise klasik müzik eşliğinde başlattıkları kitap okuma etkinliğinde öğrencilerin okuma becerilerinin yükseldiğine dikkat çekerek, "Çocuklarımıza her gün birer saat kitap okutuyoruz. Kitap okurlarken de klasik müzik dinletiyoruz. Klasik müzik dinlemeleriyle birlikte çocuklarımızın kitap okumaya daha hevesli hale geldiklerini gördük bu projenin sonucunda. Kitap okumayla birlikte daha analitik düşünceli daha eleştirel düşünceli kendilerini ifade etmelerinde büyük gelişmeler gösterdiğini görüyoruz. Soru çözme stillerinde bile kitap okuma saatiyle birlikte eleştirel düşündükleri için daha güzel sonuçlar elde ettik" dedi.

Görüntü Dökümü------------Okuldan görüntüSınıflardan görünütKitap okuma etkinliğiRöportajlarGenel ve detay görüntüler

Haber-Kamera: Serkan BİNGÖL/KARLIOVA(Bingöl),GÖRÜNTÜ BOYUTU: 129 MB

============

Büyükbaş hayvanlarını satıp kaz çiftliği kurdu

MUŞ'un Varto ilçesinde yaşayan Mazlum Tuğrul, 30 büyükbaş hayvanını satarak kurduğu kaz çiftliğinde yetiştirdiği 30 bin kazı siparişle Türkiye'nin dört bir tarafına gönderiyor. İşlerinin hayvancılığa göre çok iyi olduğunu söyleyen Tuğrul, "Kazın eti lezzetli ciğeri ve tüyü de çok değerli" dedi.    Bir banka müdürünün tavsiyesi üzerine 2 yıl önce büyükbaş hayvanlarını satan Tuğrul, 3 bin mast cinsi kaz yavrusu alarak ilçeye 20 kilometre uzaklıktaki 30 haneli, 200 nüfuslu Üçbulak köyünde çiftlik kurdu. Büyüyen kazları satan, kuluçka makinesine bıraktığı yumurtalardan çıkan civcivleri de yetiştiren Tuğrul, il dışından gelen taleplere yetişmeye çalışıyor. 10 yıl beslediği Büyükbaş hayvanlara göre kazların daha masrafsız, karlı ve zahmetsiz olduğunu belirten Mazlum Tuğrul (34), "Kaz gelen yerden değil tavuğumu büyükbaş havyanlarımı esirgemedim. Büyükbaş hayvanlara ot ve saman almakta zorluk çekmekteydim. Oysa bu kazları çayır ve derelerde hem de organiz olanak besliyorum" diye konuştu    Kazları başta kazı ile meşhur olan Kars başta olmak üzere Türkiye'nin birçok kentine sattığını belirten Tuğrul, çiftliği büyüterek sadece etinden değil, tüy ve ciğerinden de yararlanmak istediğini kaydetti. Tuğrul, "Avrupa ülkelerinde kaz tüyü ve ciğeri çok değerli. Devlet teşviklerinden faydalanarak çiftliğimi büyütmeyi, bu işi daha profesyonel yaparak ülke ekonomisine kaktı sunmayı amaçlıyorum. Kazın tanesini 100-180 lira arasında satıyoruz." dedi.    Kaz çobanlığı yapan Özkan Ak ise, "Kazları çok seviyorum. Onları beslerken mutlu oluyorum. Özellikle onların dilinden anladığım gibi onların neler yediklerini de iyi biliyorum" dedi.    Yoldan geçerken gördüğü kazlardan bir tane almak isteyen Murat Ekinci, çiftlik sahibi Mazlum Tuğrul ile kıyasıya bir pazarlık yaparak 140 TL'den almayı başardı.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ: -Köy ve çiftlikten görüntü-Kazların dışarı bırakılması-Kazların yemlenmesi ve içeri alınması-Çiftlik sahibi Mazlum Tuğrul ile röp-Kaz çobanı Özkan Ak ile röp.-Kaz pazarlığının yapılması

Haber-Kamera: Fatih ÇELİK/ MUŞ/ VARTO,

========================

Sünnetten korkan çocuk, otomobilden çıkmadı

HOLLANDA'da yaşayan hayırsever iş adamı Özen Güneş, memleketi Iğdır'da düzenlediği şölende, 31 çocuk erkekliğe ilk adımı attı. Sünnetten korkan 7 yaşındaki Muhammet Can Ataman, kendini tören alanına getiren dayısının otomobiline kapattı. Ailenin uzun uğraşları sonucu araçtan dışarı çıkmayan Ataman'ı dayısı Bülent Tuncer, para vererek ikna etti. Salona götürülen Ataman da arkadaşarı gibi sünnet oldu.    Özel bir düğün salonunda gerçekleştirilen toplu sünnet törenine Vali Yardımcısı Aydın Börü, Belediye Başkanı Yaşar Akkuş ve sünnet olan çocukların aileleri ile yakınları katıldı. Sünnet şöleninde bin kişiye yemek verildi. Saygı duruşu ve İstiklal marşının okunmasından sonra, kuran okunması ile başlayan şölende davetliler ilk olarak çalınan müzik eşliğinde göbek atıp, halay çekti. Sünnet olan çocuklarla birlikte oynayıp işadamı Özben Güneş, "Düzenlemiş olduğumuz sünnet şöleninde 31 çocuğumuzu sünnet ettirdik. Çocukların geleneklerimizde çok güçlü yeri var. Bu özel günümüzde anne, baba ve misafirlerimiz ile birlikte sevgili çocuklarımızın sevinçlerine ortak olduk. Çünkü sünnet bizim geleneklerimizde çok güçlü bir olgudur. Bu manada emeği geçen herkese teşekkür ediyorum. Böylece çocuklarımız erkekliğe ilk adımını atmış oldular" diye konuştu.    Eğlencenin ardından çocukların sünnetine geçildi. Bu sırada korkup ağlamaya başlayan Hanım-Bekir Ataman çiftinin çocukları Muhammet Can Ataman tören alanından kaçtı. Ataman, kendini tören alanına getiren ve anahtarı elinde olan dayısının otomobiline kapattı. Ailenin uzun uğraşları sonucu araçtan dışarı çıkmayan Ataman'ı dayısı Bülent Tuncer, para vererek ikna etti. Salona götürülen Ataman da arkadaşları gibi sünnet oldu. Sünnet olurken canının yanmadığını söyleyen Muhammet Can Ataman, "Sünnet olan arkadaşarımın ağlama sesini duyunca korktum ve dışarı kaçtım. Dayımın arabasının anahtarı bendeydi. İçeri girip saklandım. Ama beni bulunca kapıları kilitledim. Boşuna korkmuşum. Hiç de canım yanmadı" dedi.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ: -Salonda toplanan çocuklar-Kuranı kerim okunması-Sünnet olan çocukların oynaması-Halk oyunları gösterisi-Ailelerin çocuları ile oynaması-Çocuğun kendini arabaya kilitlemesi-Çocuğun arabadan çıkışı

Haber-Kamera: Suat DENİZ/ IĞDIR,

===========================

60 yıldır bıyıklarını kesmiyor

ERZURUM'un Horasan ilçesinde 60 yıldır bıyıklarını kesmeyen 'Horasanlı Pala' lakaplı Hacı Kırbaç (76) iki rakibinin hayatını kaybetmesiyle, Türkiye'de kendisinin tek kaldığını söyledi. Bıyıklarının boyunun 1,5 metreye ulaştığını söyleyen Hacı Kırbaç, "Benimle fotoğraf çekilmek için kuyruğa giriyorlar. Rakiplerim öldüğü için Türkiye'de ben tek kaldım. Özel bir bakımı var ama sırrımı paylaşmam" dedi.  

    Horasan ilçesinde oğlu Muhammet ile birlikte berberlik yapan 5 çocuk, 36 torun sahibi Türkiye Bıyık Şampiyonlarından Hacı Kırbaç, ilçeye gelen yerli ve yabancı turistlerin yanı sıra siyasilerden de büyük ilgi görüyor. Yarım asırdan fazladır bıyıklarını hiç kesmeyerek, düzenli bakımını yapan Hacı Kırbaç, sırrını ise hiç kimseyle paylaşmayacağını söyledi. Bakımının zahmetli ve masraflı olduğunu, ancak berber olması nedeniyle altından kolayca kalktığını anlatan Hacı Kırbaç, iş yeri de kendisi ile fotoğraf çekilenlerle dolu. Türkiye'nin dört bir yanından kendisi ile fotoğraf çekilmeye gelenlerin olduğunu aktaran Kırbaç, şunları söyledi:

    "Bıyıklarımı çok seviyorum. Sabah gelip müşretiye kapıyı açar açmaz, bıyıklarıma bakarım. 60 yıldır bıyıklarıma hizmet ettim. Özel bir bakımı var ama ben bu güne kadar kimseye söylemedim. Bundan sonra da söylemem, sır. 1,5 metre şuanda. İki rakibim vardı onlarda vefat ettiler. Ben de tek kaldım. Ölsem daha bıyık şampiyonu olan kimse kalmaz. Benden sonra uzatan kimse yok. Daha fazla uzatırım ama rakibim olmadığı için yapmıyorum. Benim için süslü olsun yeter. Sabahtan akşama kadar belki 100 kişi fotoğraf çektirmeye gelir. Çekince yayın yapıyor. Hem yurt içinden hem yurt dışından fotoğrafımı çekmek için kuyruğa giriyorlar. Bu yaşta, bu bıyıkla hizmet eden bir şahsın müşterisi olmaz mı? Benim gibi bıyık uzatamazlar. Çünkü bu devirde kalmadı. Cumhurbaşkanı ile 3 kez buluştuk. Benim başımda foter vardı. Cumhurbaşkanı bu olmasa daha iyi olur dedi. Emine Hanımda, 'Yok pala onunla tanınmış' dedi. Devamlı foter takarım. Ben kendime çok iyi bakarım. Kravatsız, fotersiz dolaşmam."

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ-Hacı Kırbaç'ın bıyıklarını spreylemesi-Hacı Kırbaç'ın müşterisini traş etmesi-Hacı Kırbaçın müşterisi ile sohbet etmesi-Hümeyra Pardelinin anonsu -Hacı Kırbaç ile röp

Haber: Hümeyra PARDELİ - Kamera: Zafer KUMRU/ ERZURUM,

SÜRE: 07.24 BOYUT: 827 MB========================

Caminin misafirhanesinde hasta yakınları konaklıyor

KOCAELİ'nin Derince ilçesinde, Gazi Osman Paşa Camii'nin alt katında bulunan 2 misafirhane, Derince Eğitim ve Araştırma Hastanesi Yanık Ünitesi'nde tedaviye alınan hastaların yakınlarına ev sahipliği yapıyor. Yaklaşık 8 yılda bine yakın hasta yakınının misafir edildiğini belirten Gazi Osman Paşa Camii Yaptırma ve Yaşatma Derneği Başkanı Hazım Esirci, amaçlarının şehir dışından gelip hastanede tedavi olanların sıcak bir ortamda kalmalarını sağlamak olduğunu söyledi. 

Derince Eğitim ve Araştırma Hastanesi bünyesinde hizmet veren Yanık Ünitesi, Türkiye genelinden birçok hastayı kabul ediyor. Vücutlarının çeşitli yerlerinde, farklı sebeplerinden dolayı yanıklar oluşan hastalar yurt genelindeki hastanelerden Derince Eğitim ve Araştırma Hastanesi Yanık Ünitesi'ne sevk edilerek tedavi görme imkanı buluyor. İçerisinde yoğun bakım ünitesi, ameliyathane ve yanık hastaları için özel tasarlanmış odalar bulunan yanık ünitesinde, ortamın steril olmasını sağlayabilmek adına hasta yakınları kabul edilmiyor.  

EV GİBİ MİSAFİRHANE Tedavi gören yakınlarını günde 1 saat görebilen hasta yakınları, hastaneye 250 metre mesafede bulunan Gazi Osman Paşa Camii'nin misafirhanesinde konaklıyor. Caminin alt kısmında bulunan 2 odayı misafirhaneye dönüştüren Gazi Osman Paşa Camii Yaptırma ve Yaşatma Derneği, yanık ünitesindeki personelin yönlendirdiği hasta yakınlarını burada misafir ediyor. Özellikle tedavileri 1 aydan fazla süren hastaların yakınlarının kabul edildiği misafirhanede çamaşır makinesinden buzdolabına kadar birçok imkan bulunuyor. Gazi Osman Paşa Cami İmamı Abdullah Koçyiğit tarafından kayıtları alınan hasta yakınları, tedavileri tamamlanana kadar burada yaşamlarını sürdürüyor. Cami misafirhanesine yanık ünitesinde yakınları tedavi gören hasta yakınlarından başka kimse kabul edilmiyor. Caminin 2 odasında 5 kişi konaklayabiliyor. Evsiz kalan veya kalacak yere ihtiyacı olan başka kişiler ise Kocaeli Büyükşehir Belediyesi'nin Sığınma Merkezi'ne yönlendiriliyor. 

KARDEŞİNİN TEDAVİSİ BOYUNCA MİSAFİRHANEDE KALDI Kardeşinin tedavi gördüğü yaklaşık 1 aylık süre boyunca misafirhanede kalan Murat Öztürk, "Kardeşim Bartın'da çalışırken tiner kazası geçirdi. Bartın'dan buraya sevk ettiler. Biz de hastaneden öğrendik burada kalabileceğimizi. Hocamız da bizi kabul etti. Kardeşim yaklaşık 1 aydır hastanede tedavi görüyor. Ben de burada kalıyorum. Şu anda kardeşimin durumu iyiye gidiyor. Dün akşam servise aldılar. Burada güzel bir yer yapılmış. Hastaneden veriyorlar, biz de gelip burada kalma imkanı buluyoruz." dedi. 

TEKİRDAĞ'DAN GELDİ MİSAFİRHANEDE KALDI Babası yüksek gerilim hattına kapılarak ağır yaralanan ve 25 gündür yanık ünitesinde tedavisi süren Muhammet Esat Avcı, "Biz Lüleburgaz'da ikamet ediyoruz. Babam, ağabeyimle birlikte Tekirdağ'da bir işe gitmişti. Orada bir fabrikanın çatısında çalışırken, çatıya çok yakın olan yüksek gerilim hattının akımına kapılmış. Babam orada yanmış, ağabeyim söndürmüş. Önce Tekirdağ'a sevk ettiler. Sonra Çorlu'da bir hastaneye sevk edildik. Oradan da Derince'ye sevk ettiler. Burada şu anda yoğun bakımda babam. Allah razı olsun, burada böyle bir yer yaptıklarını duyduk. İmamla konuşup burada kalmaya başladım. Çok iyi burası, memnunuz. Yatacak bir yerimiz var. Yemeğimizi getiriyorlar. Bunu yapanlardan Allah razı olsun. Babamın durumu şu anda iyiye gidiyor. Doktorla konuştuk. Yaklaşık 25 gündür burada kalıyorum. Burada beklemedeyiz." diye konuştu. BİN HASTA YAKININI MİSAFİR ETTİLER Gazi Osman Paşa Cami Yaptırma ve Yaşatma Derneği Başkanı Hazım Esirci, 2012 yılından bu yana yaklaşık bin hasta yakınının cami misafirhanesinde konakladığını söyledi. Camiyi yaparken yanık ünitesinde tedavi gören hastaların sıkıntı yaşadıklarını duyduklarını belirten Hazım Esirci, "2008 yılında biz camimizin temeline başladık. 2012'de bitirdik. O zaman camiyi yaparken bu hastanenin yanık ünitesinde kalan hastaların yakınları çok büyük sıkıntı yaşıyordu. Duyuyorduk buralarda. Kalacak yer sıkıntıları çok fazlaydı. Önce bir oda olarak düşündük burayı biz. Sonra imkan olunca onu 2 oda olarak yaptık. 2012'den beri hesaplara baktığımız zaman ailelerle birlikte bin kişiye yakın insan kalmıştır burada." dedi. Sadece yanık ünitesinde kalan hastaların yakınlarının misafirhanede konakladığını ifade eden Esirci, şöyle konuştu:  "Kocaeli Büyükşehir Belediyemizin bize büyük katkısı oluyor. Derince Belediyemizin de büyük katkıları var. Çok gariban vatandaşlarımız olduğu zaman bunlara Derince Belediyesi'nin AŞ evinden yemek getirtiyoruz. İmam arkadaşımız sağ olsun çok duyarlı, onunla birlikte takip ediyoruz burada kalanları. Herkesin kaydını alıyoruz. Bu caminin misafirhanesine yanık ünitesindeki refakatçiler haricinde kimse gelemez. Burada zaten öyle bir yerimiz yok. 2 odamız var burada. Çamaşır makinesi, bulaşık makinesi gibi bütün imkanlarımız var. Zor oluyor ama zahmet olmadan da rahmet olmuyor. Elimizden geleni yapmaya çalışıyoruz." 

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ Caminin görüntüsü Misafirhanede kalan hasta yakınlarından görüntü Hasta yakını Murat Öztürk ile röp. Hasta yakını Muhammet Esat Avcu ile röp. Gazi Osman Paşa Cami Yaptırma ve Yaşatma Derneği Başkanı Hazım Esirci ile röp. Detay -Hastaneden görüntüYanık ünitesinden görüntü

HABER: Dinçer AKBİR-KAMERA: Alişan KOYUNCU/DERİNCE(Kocaeli),

============================

Mikro kredi ile işyerini büyüttü oğlu ile eşine iş verdi

ŞANLIURFA'nın Siverek ilçesinde yaşayan 10 çocuk annesi Kadriye Çiftçi (60), aldığı mikro kredi ile terzilik yaptığı işletmesini büyüttü. Okuma yazma bilmeyen Çiftçi, oğluna ve eşine iş vererek yanında çalıştırmaya başladı.

İlçe merkezinde yaşayan Kadriye Çiftçi, terzilik yaptığı işyerini büyütmek için Kadriye Çiftçi evde yaptığı terzilik işini büyütmek için Eyyüp Cenap Gülpınar Mikro Kredi Şubesi'ne başvuruda bulundu. Aldığı kredi ile işlerini büyütmeye başlayan Çiftçi, zamanında yaptığı ödemelerle her yıl kredi payını yükseltti. Hiç okula gitmeyen ve okuma yazma bilmeyen Kadri Çiftçi işlerini büyüterek üniversite mezunu oğlu Ahmet Çiftçi ve eşi Haci Çiftçi'ye iş verdi.

'GEÇİMİMİZİ BU İŞYERİNDEN SAĞLIYORUZ'

İlk aldığı 1000 liralık mikro kredi limiti zamanla 20 bin liraya çıkan Çiftçi, her yıl çektiği krediyi 11 ayda geri ödüyor. Aldığı kredilerle işyerine 2 profesyonel dikiş makinesi ve toptan kumaş alan Kadriye Çiftçi, tüm ailesinin geçini bu işyerinden sağladığını belirterek, "Kredi çektim, işlerimi büyüttüm çalışıyorum, işyerinde dikiş yapıyorum, eşim ve oğlum yanımda çalışıyor bazen gelinimde fırsat buldukça geliyor, şu anda aile boyu tek geçimimizi bu işyerinden sağlıyoruzö dedi.

'MİKRO KREDİ İŞYERİMİZİ SÜREKLİ BÜYÜTÜYORUZ'

Annesinin çektiği mikro kredi ile kurduğu işyerinde çalışan coğrafya bölümü mezunu Ahmet Çiftçi ise, "Annem hesabı kitabı çok iyi biliyor, mikro kredi sayesinde sürekli işyerimizi büyütüyoruz. Ben üniversite mezunuyum ve işsizim şuanda annemi yanında çalışıyorum. Başkasının yanında çalışmaktansa annemin yanında çalışmayı daha uygun buldum. Patronumun annem olması çok daha güzel. Annemin okuma yazması yok ama matematik zekası çok iyi kafasında hesap kitap yapabiliyorö dedi.

Mikro kredi fikrinin ilk olarak eşinden çıktığını belirten Haci Çiftçi de, "Eşimin girişimi sayesinde işyerimizi büyüttük ve bu sayede çocuklarımızı okuttu. Şu anda üniversite bitiren 3 oğlum var işyerinin tüm hesabını eşimdeö dedi.'4 BİN KADIN MİKRO KREDİDEN FAYDALANDI'Mikro kredi ile ilçede onlarca kadının kendi işyerlerini açtığı ve ayakları üzerinde durduğuna dikkat çeken Eyyüp Cenap Gülpınar Mikro Kredi Şube Yöneticisi Ramazan Açık da şunları söyledi: "2003 yılında Şanlıurfalı Devlet eski bakanlarından Eyyüp Cenap Gülpınar'ın desteği ve Türkiye Grameen Mikro Kredi Programı kapsamında Siverek'te kurulan Mikro Kredi şubesi binlerce kadına iş imkanı sunuyoruz. 2003 yılından itibaren ilçede 4 bin kadın mikro kredi şubemizden faydalandı. Çok farklı iş alanlarında iş fikri olan kadınlarımızın başvuruları halinde gerekli incelemelerin ardından ilk yıl için 1000 lira kredi veriliyor ve sürek ilerledikçe kredi limitleri yükseliyor."

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ------------------------------Dikiş yapan Kadriye ÇiftçiMüşteriler ile ilgilenen eşi ve oğluİşyeri ve kumaşlarKadriye Çiftçi ile röp.Ahmet Çiftçi ile röp.Haci Çiftçi ile röp.İşyeri dış görüntüMikro kredi sorumlusu Ramazan Açık ile röp.Muhabir Mehmet Sezgin'in anonsuGenel ve detay görüntüler

Haber-Kamera: Mehmet SEZGİN - SİVEREK–ŞANLIURFA-DHA)

GÖRÜNTÜ BOYUTU: 286 MB

========================


Kaynak: DHA

Manşet

Haberler