ÖZEL GÜNDEM

07.01.2020 08:48 | Son Güncelleme: 07.01.2020 08:48
ÖZEL GÜNDEM

Fenikelilerin 2800 yıllık tekniğiyle yapılan tekne baharda yola çıkacakİZMİR'in Urla ilçesinde 15 senedir, eski çağlardaki tekneleri bugünün koşullarında yeniden üreterek yolculuklar yapan 360 Derece Tarih Araştırmaları Derneği, milattan önce (M.

Fenikelilerin 2800 yıllık tekniğiyle yapılan tekne baharda yola çıkacak

İZMİR'in Urla ilçesinde 15 senedir, eski çağlardaki tekneleri bugünün koşullarında yeniden üreterek yolculuklar yapan 360 Derece Tarih Araştırmaları Derneği, milattan önce (M.Ö) 800'lü yıllarda Fenikelilere ait olduğu düşünülen bir ticaret teknesinin kopyasını aynı montaj tekniğini kullanarak yaptı. Metal çivi, cıvata veya vida kullanılmadan monte edilen 6 ton ağırlığındaki tahta tekne, nisan ayında Karadeniz'e doğru yola çıkacak.

İzmir'in Urla ilçesinde, antik tekne modellerini günün koşullarında yeniden üreterek bu teknelerle yolculuğa çıkan 360 Derece Tarih Araştırmaları Derneği, M.Ö. 800'lü yıllarda kullanıldığı ve Fenikelilere ait olduğu düşünülen ticaret teknesinin yapımını tamamladı. Tekne, daha önceki projelerden farklı olarak 'kavela zıvana' tekniğiyle, tahtalar zıvanalarla birleştirilip, metal çivi, cıvata veya vida kullanılmadan, tahta çivi kullanılarak montajı yapıldı. Antik teknelerle o dönemleri yeniden deneyimleyen ekip, nisan veya mayıs ayında Karadeniz'e doğru yola çıkmayı bekliyor. Deneysel arkeoloji üzerine çalışan ekip daha önce dünyanın en eski açık deniz gemisi Uluburun ile Doğu Akdeniz'de 3 bin mil yolculuk yaptı. M.Ö 600'lü yıllara ait savaş teknesi Kybele ile İzmir'den Marsilya'ya 56 gün süren bir seyahat düzenledi. Dernek üyeleri, Urla sahilinde bulunan deneysel atölyedeki malzemelerle her yıl yeni bir proje üzerinde çalışıyor. Görev dağılımı ile çalışan 30 kişilik kadrodan bazıları tahtaları keserken, bazıları zıvana işlemlerini gerçekleştiriyor. Ekipte, doktordan arkeoloğa, marangozdan teknik ressama birçok farklı meslekten üye bulunuyor.

'NİSAN VE MAYISTA KARADENİZ UYUYOR'

İkonografiden faydalanarak, tekne tipini seçtiklerini anlatan Arkeolog Osman Erkurt, "Bu tekneyle özellikle Levant bölgesinden, yani bugünkü Suriye'den Mısır'a sedir ağacı kütükleri taşınıyordu. Kütükleri sudan çekerek de taşıyabiliyor, güvertesine de alabiliyor. Biz bu sene bu tekneyle Karadeniz'e çıkacağız. Karadeniz arkeolojisinin üstünde çok az çalışılmış, bu anlayışı yıkmak istiyoruz. Çanakkale ve İstanbul Boğazı'ndaki akıntılarla seyir konusunda dünya çapında bir tezimiz var. Onun son denemelerini yapacağız. Daha sonra Varna'ya gelen iki Viking gemisi ile buluşup, Karadeniz'de belli seferler yapmak niyetindeyiz. Bütün bunlar için meteorolojik şartlar da önemli. Nisan ve mayıs en doğru anlar, o aylara Karadeniz'in uyuduğu aylar derler" dedi.

'KAVELA- ZIVANA TEKNİĞİ KULLANDIK'

'Kavela zıvana' yönteminden bahseden Mualla Erkurt, "Antik dönemlerde 'kavela zıvana' dediğimiz değişik bir teknik kullanılıyordu. İki tahta birbirine zıvanalarla birleştiriliyor ve kavela dediğimiz tahta çivilerle monte ediliyor. Bu çok değişik bir sistem. Daha önceki teknelerimizde de bu tekniği kullanmıştık fakat bazı yerlerde çivi de vardı. Bu teknede ise tamamen kavela zıvana kullandık. Çivi, cıvata veya vida yok. Baharda yapacağımız yolculukta hem bu tekniği test etmiş olacağız, hem de bu teknenin diğer bir özelliği de çok hafif olması. Mesela Uluburun 30 tondu, Kybele 24 tondu. Fenike ise 6 tonluk yelkenli bir tekne. O yüzden çok hızlı gideceğimizi tahmin ediyoruz. Bunlar modern tekneler gibi değil, tamamen arkadan esen rüzgarlarla hareket ediyor. Hafiflik işimize yarayacak. Bu teknede 10 kürekçimiz, 2 yelkencimiz olacak. Toplamda 15 kişi olacağız" diye konuştu.

ZORLU YOLCULUKLARDernek gönüllüsü 112 Acil Servis doktoru Tolgay Uzun ise, yolculukların zorlu geçtiğine dikkat çekerek kilo kayıpları ve ishal sorunlarının yaşandığını söyledi. Uzun, "Yaptıklarımız antik zamanlara ait tekneler olduğu için onlarla yaptığımız yolculuklar oldukça zor geçti. Kybele teknesi ile Marsilya'ya 56 gün süren bir yolculuk yaptık. Tekneler o zamanki şartlara göre yapıldığı için bir doktor olarak da benim için tecrübe oldu. Denizi tanıdık, teknedeki insanların beslenmesinden sağlık durumuna kadar neler yaşayabileceğini gördük. Beslenmeye bağlı kilo kayıpları oldu. Su kaynağına bağlı olarak ishal gibi problemler oldu, hepsini hallettik. Çok heyecanlı ve güzeldi. Bunlar bize tecrübe oldu, yeni teknemizle yapacağımız seyahatte için daha donanımlıyız" dedi.

Ekibin sevk ve idare sorumlusu Aytekin İzbul da "Seyirlerle ilgili yön belirlemede görev alıyorum. Deneysel arkeoloji olarak tekneleri yaptığımızda o zamanın koşullarının ne kadar zor olduğunu anlıyoruz. Bu teknelerde çok dikkatli, tedbirli olmak zorundayız. Hava koşullarına göre hedefimizi ve davranış şekillerimizi belirliyoruz. Antik koşullarda insanların seyirleri hava koşullarına bağlıydı. Biz de rüzgarı hesaplıyoruz ve buna göre yola çıkıyoruz" diye konuştu.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ----------------Atölyede çalışan ekipten genel ve detay görüntülerFenike teknesinden genel ve detay görüntülerEkip teknedeyken görüntülerKybele teknesinden görüntülerOsman Erkurt ile röp.Mualla Erkurt ile röp.Tolgay Uzun ile röp.Aytekin İzbul ile röp.

Haber: Melis KARAKUZULU, Kamera: Mücahit BEKTAŞ/ İZMİR,

==============================

Kefaller Arap ülkelerine, havyarları Amerika'ya 

MUĞLA'nın Ortaca ilçesinin Dalyan Kanalı'nda yetiştirilen tonlarca kefalin büyük kısmı, Mısır ve Suriye'ye ihraç edilerek bölge ekonomisine katkı sağlanıyor. Kefalden elde edilen havyarlar ise İtalyan ve Amerikan mutfaklarına lezzet katıyor.

Dünyaca ünlü İztuzu Plajı, 2 bin 500 yıllık kaya mezarları ve caretta caretta'larıyla ilgi çeken Ortaca'da, turizmin yanı sıra balıkçılık da ekonomiye önemli katkı sağlıyor. Dalyan Kanalı'nda üretimi gerçekleştirilen kefal, dünyaya satılıyor. Dalyan Su Ürünleri Kooperatifi'nde (DALKO) çalışan balıkçılar, süzeklerle kefalleri sabah erken saatlerde toplayıp, tesislere getiriyor. Paketlenen balıklar, iç ve dış piyasaya satılıyor. Tel tezgahlarda kurutulan kefal yumurtaları ise yine paketlenerek İtalya ve Amerika'ya ihraç ediliyor. Kurutulan balık yumurtalarının bir kısmı makarna başta olmak üzere çeşitli yemeklerin üzerine ekilerek kullanılması amacıyla tokmaklarla ezildikten sonra elekten geçirilerek toz haline getiriliyor.

DALKO Başkanı Arif Yalılı, "Ülke genelinde mumlanmış balık yumurtası rağbet görüyor. Kurutulup öğütülen balık yumurtası tozu, özellikle İtalyanların ve Amerikalıların çok rağbet gösterdiği bir ürün. Bu ürünü özellikle makarna ve birçok yemek ürünlerinde kullanıyorlar. 2019 yılında 600 ton kefal balığı üretimi yaptık. 400 tonunu Mısır ve Suriye'ye gönderdik. Amerika ve İtalya'ya 15 ton balık yumurtası ihraç ettik" dedi. 

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ----------------Balık çiftliğinden görüntüTesislerdeki kefal balıklarından görüntüKefal yumurtalarından görüntüDALKO Başkanı Arif Yalılı ile röp. 

Haber-Kamera: Cavit AKGÜN/ MUĞLA, ==============================

Çizdiği resimlerle şehrin sokaklarını renklendiriyor

TEKİRDAĞ'da şehir merkezi, ilçeler ve köylerdeki sokaklara resimler çizen ressam Timur Bilgin (47) kente renk kattı. Çizdiği resimlerin Tekirdağ'ı yansıtmasına özen gösterdiğini belirten Bilgin, "Bu çalışmalarım çok beğenildi. Şu anda birçok köy muhtarından davet alıyorum. Yetişebildiğim sürece hepsinin taleplerinin yerine getireceğim" dedi.

?Tekirdağ Büyükşehir Belediyesi Etüt ve Projeler Daire Başkanlığı bünyesinde çalışan ressam Timur Bilgin, şehir merkezi, ilçeler ve mahallelerde birçok noktadaki elektrik trafoları ve bahçe duvarlarına çizdiği resimlerle çevreye renk kattı. Malkara, Saray, Hayrabolu, Şarköy, Ergene ve Çorlu ilçelerindeki duvarlara resim çizen Bilgin, son olarak Süleymanpaşa ilçesinde Tarım Fuarlarının yapıldığı Karaevli Mahallesi'nde buğdayın toprakla buluşmasını duvarlara resmetti. 

Tekirdağ'ın duvarlarına çizdiği resimlerle renk katan Timur Bilgin, resimlerinde şehri yansıttığını belirterek şöyle konuştu:  

"Büyükşehir Belediyesi'nde işe başladıktan sonra kafamda olan bir sosyal projeyi hayata geçirdim. Mahalle ayırmaksızın her noktada resim yapma projemi, başkan Kadir Albayrak'a sunup onayını aldım. Ben de Tekirdağ'ın köy ve ilçelerinin tarihsel ve sosyal kimliklerini göz önünde bulundurarak, renkli bir hava katmaya başladım. Daha önce de yurt içi ve yurt dışında benzer eserler yapmıştım.

'ÇALIŞMALAR BEĞENİLİYOR, DEVAM EDECEĞİM'Her mahallenin tarihsel kimliğinden yola çıkarak resimlerini yaptığını belirten Bilgin, "Şimdi Karaevli Mahallesi'nde çalışma yapıyorum. Karaevli'nin özelliklerinden biri, İpekyolu'nun bu köyden geçtiğini öğrendim. Bir de Mimar Sinan'ın bu köyde tarihi bir köprüsü bulunuyor. ve bilinçli tarım olarak da Trakya'nın en büyük yüz ölçümüne sahip bir köy burası. Önce tarımın eskilerde nasıl yapıldığını resmettim. Buğdayın toprağa ekilmesi, karasaban ile toprağın sürülmesi. Oraklarla biçilmesi ve sofraya ekmek olarak gelişini resimledim. Daha sonra tarihi ipek yolunu ve köprüyü çizeceğim. Bu çalışmalarım çok beğenildi. Şu anda birçok köy muhtarından davet alıyorum. Yetişebildiğim sürece hepsinin taleplerinin yerine getireceğim" dedi.

'HARİKA RESMİLER ÇİZEREK, BİZLERİ MUTLU ETTİ'Karaevli Mahallesi Muhtarı Aydın Akın, ressam Timur Bilgin'in tarım mahallesi olan Karaevli'yi yansıtan resimleri profesyonelce çizdiğini ve mahallenin çehresinin değiştiğini söyledi. Akın, "Biz köyümüzün geçmişi ile bir kompozisyon düşündük ve Timur Bilgin'e anlattık. Köyümüzde karasaban ile yapılan çiftçiliği resmetmesini ve yeni kuşağa bunu göstermeyi istedik. Oda gerçekten harika resmiler çizerek, bizleri mutlu etti" dedi.

Mahalle sakinlerinden Emrullah Kaya da, "Köyümüze yapılan çalışmalar ve resimler gayet güzel oldu. Resimlere baktığımız da bizlerin döneminde yapılan çiftçiliği hatırlatıyor. Şimdi gençler bilmezler kara saban ile toprak sürmeyi, orak ile buğday biçmeyi biz yaşlılar biliyoruz" diye konuştu.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ-Ressamın bir çok nokta da yaptığı çizim çalışmalarından görüntüler-Ressamın çalışma anları ve detayları-Ressam Bilgin ile röp.-Köylüler ile röp.-Muhtar ile röp.-Muhabir Ruhan Yalçın'ın anonsu-Biten çizimlerden detaylar

Haber-Kamera: Ruhan YALÇIN/TEKİRDAĞ,==============================

Kars Çayı'na düşen angusu kurtarma operasyonu

KARS'ta, kesim için mezbahaneye götürülürken, sahibinin elinden kaçan ve Kars Çayı'nda ilerlerken buzlu suya gömülen 500 kilogram ağırlığındaki angus cinsi büyükbaş, belediye ekiplerince iş makineleri kullanılarak 1 saatte kurtarıldı. Angus, kepçeye bacağından bağlanıp, kesildi.

Kars Kalesi arkasındaki belediye ait mezbahaneye kesim için götürülen angus bir anda sahiplerinin elinden kurtuldu. Angus, Kars Çayı'na buz tutan yüzeyinde ilerlerken bir anda suya gömüldü. Bacağından yaralanan angus yerinden kıpırdayamayınca hayvan sahipleri belediyeden yardım istedi. Kepçe ile olay yerine gelen ekipler angusu kurtarma operasyonu başlattı. Göreviler, buzların kırılma tehlikesine karşın angusun yanına kadar gidip boynuna halat bağladı. Kepçe de havyanın çekilecek bölümün buzlarını kırdı. Kıyıya çekilen angus yaklaşık 1 saat süren çalışma sonucu düştüğü çaydan kurtarıldı.

Sahibi tarafından kurtarıldığı yerde kesilmek istenen angus buna da bir süre direndi. Kepçeye bacağından bağlanan angus daha sonra kesildi.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ: -Buzlu Kars Çayına düşen angus-Görevlinin ip götürmesi-Kapçenin buzları kırması ve angusu kurtarması-Angusun yanına kimseyi yaklaştırmaması-Kepçe ile havaya kaldırılması

Haber-Kamera: Bedir ALTUNOK/ KARS, ===============================

Köy çocuklarının Palandöken'de kızak keyfi

AK Parti Palandöken Gençlik Kolları'nca Palandöken Kayak Merkezi'ne götürülen Dereboğazı köyü okulundaki 16 öğrenci, öğretmenleriyle birlikte ilk kez düşe kalka kızak keyfi yaşadı. Kayak yapan akranlarını ilgiyle izleyen çocuklar, bindikleri Gondol Liftle Palandöken'i gezdi. Küre kafede yemek yiyen öğrenciler, unutulmaz bir gün yaşadı.

Türkiye'nin kış turizmi merkezlerinden Palandöken'de özellikle hafta sonu yoğunluk yaşanıyor. Geçtiğimiz günlerde etkili olan yoğun kar yağışının ardından kar kalınlığının 100 santimetre olarak ölçüldüğü Palandöken Kayak Merkezi, yerli ve yabancı turistlerin akınına uğradı. AK Parti Palandöken Gençlik Kolları'nca Palandöken'e götürülen Dereboğazı köyü okulundaki 16 öğrenci, güneşin ve karın tadını doyasıya çıkardı. Öğretmenleri ile birlikte düşe kalka kızak keyfi yaşayan öğrenciler, kayak yapan akranlarını ise ilgiyle izledi. Kızak keyfinden sonra Gondol-Lifte binen öğrenciler Palandöken'i gezdi. Palandöken'in 2 bin 500 rakımındaki küre kafede yemek yiyen öğrenciler unutulmaz bir gün yaşadı.

'ÇOCUKLARIMIZI HEP UZAKTAN GÖRDÜKLERİ PALANDÖKEN'LE TANIŞTIRDIK'

Bu tarz etkinlikleri sık sık düzenlediklerini belirten AK Parti Palandöken Gençlik Kolları Başkan Vekili Emir Demirkan, "Palandöken ilçesine bağlı Dereboğazı köyünde daha önceden buraları görmemiş öğrencileri getirdik. Kızakla kayıp, gondol lifte Palandöken'i gezdiler. Çocuklarımızı hep uzaktan gördükleri Palandökenle tanıştırdık. Umarım önümüzdeki günlerde kayak da yaptırırız" diye konuştu.

Dereboğazı Ortaokulu Beden Eğitimi Öğretmeni Fazilet Bektaş, öğrencileri ile birlikte güzel bir gün geçirdiklerini belirterek, "Öğrencilerim ilk kez Palandöken dağına çıkıyor. Hepsinin imkanı yoktu. Daha önce aileleri bir iki kişiyi getirmiş. Ama şimdi bütün öğrencilerimizin dağı görme fırsatı oldu. İnşallah önümüzdeki aylarda yine gelebiliriz. Çok mutlular. Onlar buraları gördüğü için ben daha çok mutlu oldum. Bize bu imkanı sağlayan ekibe teşekkür ediyorum" dedi

Daha önce Palandöken'e hiç çıkmadığını söyleyen 5'inci sınıf öğrencisi Melisa Nihan ise "Köyde de kızakla kayıyoruz ama bu kadar zevkli olmuyor. Buralar çok güzel. Ama buradaki diğer arkadaşlar gibi kayakla kaymak istiyorum. Umarım bu isteğimizde kabul olur" diye konuştu

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ--------------------------------Palandöken kayak merkezine kızakla çıkan öğrencilerden detay -Öğrenciler kızakla kayması -Melisa Nihan ile röp-Umut Delioğlu ile röp-Emir Demirkan ile röp-Öğretmen Fazilet Bektaş ile röp-Öğrencilerin Gondol lifte binmesi

Haber: Turgay İPEK - Kamera: Zafer KUMRU/ ERZURUM,===================================

Minik öğrenciler, güzel sanatlar fakültesinde baskı resim yapmayı öğrendi

ERZURUM Atatürk Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi'nde anaokulu öğrencilerine baskı resim dersi verildi. Minikler, akrilik boya kullanarak değişik şekillerde yaptıkları baskı resimleri sergiledi. 

Güzel Sanatlar Fakültesi Resim Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Cemile Didem Özışık, baskı resim sanatını öğretmek için fakülte binasında anaokulu öğrencileriyle çalışma yaptı. Merkez Palandöken ilçesindeki Yenikent Anaokulu'nun öğrencilerini resim bölümü atölyesinde misafir eden Doç. Dr. Cemile Didem Özışık, önce baskı resimi anlattı. Özışık'ın köpük tabaklara çizdikleri resimler üzerine nasıl baskı yapılacağını tarifinden sonra resim bölümü öğrencilerinin yardımıya anaokulundan gelen minikler, çeşitli renkteki boyalarla çalışma gerçekleştirdi. Çiçek, böcek ve değişik şekillerde hazırlanan resimleri akrilik boya kullanarak kağıda baskı yapan minikler, eserlerini atölyedeki iplere asarak kurumaya bıraktı. 

Baskı resimin çok ağır kimyasal ve matbaa tekniğiyle yapıldığını belirten Doç. Dr. Cemile Didem Özışık, anaokulu öğrencileri için daha sağlıklı olduğu için akrilik boyayı tercih ettiklerini söyledi. Köpük tabak üzerine kalemle yaptıkları resimlerin çeşitli boyalarla kağıtlara basıldığını anlatan Özışık, öğrencilerin eğlenceli ve iyi bir vakit geçirdiklerini kaydetti. Özışık, "Baskı resim, bir sanat dalı. Çocuklar sanatla rehabilite olmalı. Resim yapmanın amacı çocukları rehabilite etmek olmalı. Boyayla temas etmeleri, resim yapmaları onlar için bir rehabilite alanı. Baskı resimlerin tek bir seferlik değil çoğaltılabilir olması ve tek plaktan istediğimiz kadar baskı alabiliyoruz. Bu da çocukların ilgisini çeken bir yöntem" diye konuştu. 

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ--------------------------------Anaokulu öğrencilerinin atölyeye alınması-Doç. Dr. Cemile Didem Özışık'ın çocuklara bilgi vermesi-Özışık'ın baskı resmin nasıl yapılacağını anltması-Çocukların baskı resim yapmalarından genel ve detay-Özışık'la röp-Çocuklarla röp-Baskı resim çalışmasından genel detay-Biten baskı resimlerin kurumaya bırakılması

Haber: Salih TEKİN - Kamera: Zafer KUMRU/ ERZURUM,====================================

Güneydoğu'da yazın çalıştırılan eşekler, kışın ölüme terk ediliyor

GÜNEYDOĞU Anadolu Bölgesi'ndeki kentlerde, yazın yük taşıtılan eşekler, kış aylarında yem ve barınak masrafından kurtulmak isteyen sahipleri tarafından terk ediliyor. Başıboş bırakılan onlarca eşek, soğuk havada arazilerde yiyecek ararken, bazıları açlıktan, donarak ya da kurt ve köpeklerin saldırısına uğrayarak ölüyor.

Güneydoğu Anadolu Bölgesi'ndeki Diyarbakır, Şanlıurfa, Bingöl ve Mardin'deki köylerin çoğunda eşekler yaz aylarında çalıştırılıyor. Yük taşımada kullanılan onlarca eşek, kış aylarında yem ve barınak masrafından kurtulmak isteyen sahipleri tarafından terk ediliyor. Hava sıcaklığının sıfır derecenin altına düştüğü kentlerde onlarca eşek kış aylarını atlatmak için yaşam mücadelesi veriyor. Kış aylarında sahipsiz kalan eşekler, şehirler arası yollarda ve boş arazilerde yiyecek arayarak karınlarını doyurmaya çalışırken, dondurucu soğukla da mücadele ediyor. Kışın çetin geçtiği bölgedeki çoğu eşek, açlıktan, soğuktan ya da kurt ve köpeklerin saldırıları sonucu yaşamlarını yitiriyor.

'VİCDANEN RAHATSIZIM'Eşeklerin yazın çalıştırılıp, kışın ölüme terk edilmesine vicdanen rahatsızlık duyduğunu belirten Emrah Delibalta, "Bizim insanlarımız yazın bu eşekleri bütün işlerde kullanıyorlar. Kış olduğunda bir parça arpa vermemek için, çıkar ve menfaat olmadığı için böyle çöle salıyorlar. Biz insanlar maalesef böyleyiz yani. İşte onlar da bir parça yiyecek bulmak için geziyorlar. Kimisi soğuktan ölüyor, kimisini köpek ve kurtlar yiyiyor. Vicdanen rahatsızım" dedi.

'EŞEKLER GÜNBEGÜN ÖLÜYOR'Eşeklerin gün geçtikçe ölüp sayıca azaldığını ifade eden Fatih Tekin ise "İstanbul'da ikamet ediyorum. Annem ve babam burada olduğu için 2 haftalığına geldim. Buraya geldim ama gelmez olaydım. Kar kış geldiği zaman eşekleri salıyorlar, yazın çalıştırıyorlar. Yazın işlerini görüyorlar, kışın da salıyorlar. Gerçekten vicdanen çok rahatsızım. Köyde de kimse bu duruma karşı bir şey yapamıyor. Eşekler günbegün ölüyor" diye konuştu.

'KEDİ KÖPEK GÖRÜLÜNCE NASIL KOŞULUYORSA EŞEKLERE DE KOŞMALILAR'Sedat Delidolu da hayvan severlere çağrıda bulunarak, "Eşekleri yazın çalıştırıyorlar; işte hayvan gütmek, tezek toplamak, arpa ve buğday taşıtmak için kullanıyorlar. Şimdi de başıboş bırakıyorlar. Kar, kış, yağmur, çamur demeden eşekler böyle dışarıda kalıyor. Hayvan severlerin bunlara bakması lazım. Bir kedi, köpek gördüklerinde nasıl koşuyorlarsa eşeklere de aynı hassasiyeti göstermeleri lazım. Bakmıyorlar, eşekler böyle dışarıda kalıyor, ölüm terk ediliyor" dedi.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ--------------------------------Mücahit Yolcu anons-Terk edilen eşekler-Eşeklerin arazilerde dolaşması-Eşeklerin karda yiyecek araması-Eşeklerin çöplerden beslenmesi-Mücahit Yolcu anons-Emrah Delibalta ile röp.-Fatih Tekin ile röp.-Sedat Delidolu ile röp.-Genel ve detay görüntüler

Haber-Kamera: Mücahit YOLCU/DİYARBAKIR, =====================================

Doktor ve özel güvenlikçiyi darbeden sanıklara 8'er yıl hapis istemi 

SAMSUN'da, 2 yıl önce, özel hastanenin acil servisinde görevli doktor A.F.N.'nin yüzüne tekme atıp, hastanedeki özel güvenlik görevlisi T.Y.'yi de darbeden 3 kişi hakkında 8'er yıla kadar hapis cezası istemiyle dava açıldı. Samsun Tabip Odası Başkanı Murat Erkan, davayı yakından takip ettiklerini belirterek, "Her gün 30 şiddet vakası yaşanıyor. Vaka sayısı her geçen gün artıyor. Bizim bu davalardaki amacımız, hiçbir suçun cezasız kaymayacağını göstermektir" dedi.

Atakum ilçesindeki Adnan Menderes Bulvarı sahil yolundaki işletmede çıkan kavga sonrası yaralanan ve alkollü oldukları iddia edilen 8 kişilik arkadaş grubu, 17 Haziran 2018 günü tedavi için ilçedeki özel hastaneye gitti. Hastanede olay çıkaran gruptaki G.S., B.S., ve S.S.K. kendilerine müdahale etmek isteyen doktor A.F.N. ile güvenlik görevlisi T.Y.'ye saldırdı. Doktor, yüzüne isabet eden tekmeyle yere düştü. Ardından şüpheliler yere düşen doktora vurmaya devam etti. Güvenlik kameralarının anbean kaydettiği olay sonrası şikayet üzerine gözaltına alınan 3 şüpheli, sevk edildiği adliyede adli kontrolle serbest bırakıldı.

8'ER YIL HAPİS İSTEMİYLE DAVA AÇILDIOlayla ilgili şüpheliler hakkında Samsun 12'nci Asliye Ceza Mahkemesi'nde, 'yaralama, hakaret' ve 'görevi yaptırmamak için direnme' suçlarından toplam 8'er yıla kadar hapis cezası istemiyle dava açıldı.

'TABİP ODASI DAVAYA MÜDAHİL OLUYOR'Samsun Tabip Odası Başkanı Murat Erkan, sağlık çalışanlarına yönelik şiddet olayları nedeniyle açılan pek çok davaya müdahil olduklarını, yaşanan bahse konu davaya müdahil olacaklarını söyledi. Davanın takipçisi olacaklarını kaydeden Erkan, "Bu davaların bazıları sonuçlandı bazıları ise devam ediyor. Özellikle fiziksel şiddet olan olaylarda hapis cezasına dönük sonuçlar alabiliyoruz. Hakaret davaları ise genellikle para cezasına çevrilen sonuçlara dönük oluyor. Bizim buradaki amacımız vatandaş ceza alsın değil. Bu cezaların üzerinden hekime ve sağlık çalışanlarına yapılan bu şiddetin bir karşılığının olduğunu göstermek istiyoruz. Uygulanan şiddetin cezası olduğunu, kimsenin elini kolunu sallayarak dolaşamayacağını görsün istedik. Eğer vatandaşların bir şikayetleri veya bir sorunları varsa bunları yetkili mercilere medeni bir şekilde iletmesini ve hakkını bu şekilde aramasını temenni ediyoruz" diye konuştu.

'GÜNDE 30 BEYAZ KOD VERİLİYOR'Sağlık Bakanlığı'nın açıkladığı en son verilere göre her gün sağlık çalışanlarına yönelik şiddet olaylarında uygulanan 30 'beyaz kod' verildiğini belirten Erkan "Resmi kayıtlara girmiş her gün 30 şiddet vakası yaşanıyor. Bu sayı her geçen gün artıyor. Bizim bu davalardaki amacımız hiçbir suçun cezasız kaymayacağını göstermektir. Samsun'da Aile Sağlığı Merkezlerinde ve bildiğimiz büyük hastanelerde şiddet vakaları yaşanıyor" dedi.

'YETKİLİ KURUMLAR GEREKENİ YAPACAKTIR'Kentte 3 yıl önce devlet hastanesinde bu tür saldırı olayının da yaşandığını anlatarak, "Biz ne dersek diyelim bu olayla ilgili yetkili kurumlar gerekeni yapacaktır. Olay ile ilgili yargılama süreci devam ediyor. 2017 yılında Samsun Gazi Devlet Hastanesi'nde psikiyatri bölümünde de görevli Uzm. Dr. S.O. isimli arkadaşımız, randevusuz bir hasta tarafından odasında alıkoyması ve daha sonrasında ise darbedilmesi olayını yaşamıştık. Bu olay ile ilgili doktorumuzu darbeden A.K. isimli şahsa mahkemece 1 yıl 8 ay hapis cezası ile 2 bin 240 TL para cezası verildi" diye konuştu.  

Erkan, Türk Tabipleri Birliği olarak Türk Ceza Kanunu'na ilave getirilmesini talep ettiği ettikleri madde ile hekime yönelik fiziksel şiddet durumunda cezaların iki katına çıkarılmasını talep ettiklerini ancak henüz somut bir adım atılmadığını da sözlerine ekledi.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ--------------------------------Olay anını gösteren güvenlik kamerası görüntüleri-Samsun Tabip Odası Başkanı Murat Erkan ile röportaj-Detay

Haber-Kamera: Yaprak KOÇER-Hüseyin KALAY/SAMSUN,  ============================

Yörük Müzesi'nde çoban kepeneğine büyük ilgi 

ANTALYA'nın Manavgat ilçesindeki Yörük Müzesi'ni bu yıl 30 bin kişi ziyaret etti. Ziyaretçilerin ilgisini en çok, çobanların dağda ve ovada hayvanlarını otlatırken soğuktan ve sıcaktan korunmak için giydikleri kepenek, çekti.

Manavgat ilçesi Evrenseki Mahallesi'ndeki ve Antalya Büyükşehir Belediyesi'nce işletilen Özel Yörük Müzesi, Yörük kültürünün tüm öğelerini tek çatı altında birleştiriyor. Müzeyi ziyaret edenler, kıl çadırlardan yün eğirme aletlerine, eski silahlardan el dokuması halı ve kilimlere, mutfak eşyalarından tarım aletlerine kadar çok sayıda eseri birebir görüp dokunarak bilgi alma şansı buluyor. 4 bin metrekare alanda kurulu müze, yaklaşık 1000 etnografik esere ev sahipliği yapıyor. Ayrıca müze bahçesinde açık alanda Yörük göçünü temsil eden heykeller kurularak, Yörük göçü tasvir edildi.

KEPENEĞE ÖZEL İLGİMüzeyi ziyaret edenlerin ilgisini en çok çobanların dağda ve ovada hayvanlarını otlatırken soğuktan ve sıcaktan korunmak için giydikleri kepenek çekiyor. Kepeneğin özelliğiyle ilgili bilgi veren Antalya Büyükşehir Belediyesi Turizm Şube Müdür Vekili İsmail Oskay, "Kepenek yazın serin, kışın sıcak tutar. Rüzgarı ve soğuğu almaz. Çobanlar gece yatarken kullanır. Yünden yapılır. Kepenek tüfek saçması geçirmez, yırtıcı hayvan saldırdığında çobanı korur. Zararlı sürüngenler, böcekler kepenek üzerinde yürüyemedikleri için çobanı korur" dedi.

30 BİN ZİYARETÇİMüzenin özellikle kente gelen yerli ve yabancı turistlerin ilgisini çektiğini kaydeden Oskay, "Modern çağa rağmen Antalya, hala Yörük kültürünün en net ve en güzel görülebildiği yer. Türkün kendisini bu kentte bulmak mümkün. Bunu da gelen yabancılara ve ziyaretçilere tanıtmak çok değerli. Vatandaşlarımız da çok ilgili, bu yıl ziyaretçi sayımız 30 bini gördü" diye konuştu.

MÜZEDE TARİH DERSİMüzeyi öğrencileriyle ziyaret eden ve bir dersi burada işleyen Hatice Sezer Anadolu Lisesi Müdürü Ali Kaplan da zaman zaman tarih derslerini müzede işlediklerini, öğrencilere farklı bir ortamda bizzat anlatılan konunun somut örneklerini gösterme imkanı bulduklarını söyledi. Öğrencilerle birlikte müzeyi gezip anlatmaktan keyif aldığını anlatan Kaplan, "Çocuklarımızın çok dikkatini çekiyor. Geçmişle bağ kuruyor. Atalarıyla bir bağlantı yakalıyorlar. Tarih dersi işleniyor. Türk milletinin iktisadi, tarih, sosyal ve ekonomik geçmişini burada görebiliyoruz" dedi.

Hatice Sezer Anadolu Lisesi öğrencisi Ezgi Kaplan (16) ise müzeyi daha önce de ziyaret ettiğini ve çok sevdiğini söyledi. Ezgi Kaplan, müzede en çok ilgisini, misafirleri ağırlamak için bağırsaktan yapılan sandalyelerin çektiğini söyledi.

Öğrencilerden Göktuğ Arda Bülek de Yörüklerin kullandığı tüfek ve silahların dikkatini çektiğini belirtti. Yunus Emre Tepe ise müzenin çok eğlenceli olduğunu ve en çok kepeneğin ilgisini çektiğini ifade etti.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ-------------------------------Müze giriş genel görüntü-Müze içinde sergilenen eselerden görüntü-Öğrencilerin müzeyi gezmesi-Bahçede kurulan çadır ve heykellerden görüntü-RÖ 1: İsmail Oksay  ( Antalya büyükşehir belediyesi Turizm şube müdürü )-RÖP 2: Ali Kaplan ( Anadolu lisesi müdürü )-RÖP 3: Ezgi Kaplan ( Öğrenci )-RÖP 4: Göktuğ Arda Bülek ( Öğrenci )-RÖP 5: Yunus Emre Tepe ( Öğrenci )-Detaylar

Haber: Alparslan ÇINAR-KAMERA; Mehmet KILIÇASLAN/ANTALYA,DHA)

============================

Thomas Cook krizi, borç dışında aşıldı

PROFESYONEL Otel Yöneticileri Derneği (POYD) Başkanı Ülkay Atmaca, iflas eden İngiliz seyahat acentesi Thomas Cook'un sektöre 200 milyon euro borcu olduğunu söyledi. Atmaca, "Thomas Cook krizi, alacaklar dışında aşıldı diyebiliriz. Sadece otellerin ciddi alacakları var" dedi.

?Dünyanın en çok turist ağırlayan kentleri arasında olan Antalya, 2019 yılında rekor üstüne rekor kırdı. Bir günde gelen turist sayısı yaz aylarında 100 bini bulan kent, 2018 yılında 13 milyon 642 bin turist ağırladı. 2019'da ise tarihinde ilk kez 15 milyon rakamını aşan Antalya, İran pazarından beklediğini alamamasına ve Thomas Cook'un iflasına rağmen sezonu iyi kapattı.

Geçen yıl eylül ayında, 178 yıllık dünyanın en eski seyahat acentesi Thomas Cook'un borçları nedeniyle iflasını açıklamasının ardından kentteki lüks oteller ve turizm tesisleri, acente ile iş birliği yaptıkları ve İngiliz turistlerin ne olacağı ve sektöre zarar verip vermeyeceği belirsizliğine düştü. 2019 yılı son aylarında İngiltere'de düzenlenen turizm fuarına katılan turizmciler, sektörün İngiliz kaybı yaşamayacağını gördüklerini belirtti.

'ACENTENİN BORÇLARI ÇOK'POYD Başkanı Ülkay Atmaca, İngiltere için bir korkuları olmadığını ve yeni rezervasyonlarda ciddi derecede İngiliz talebi aldıklarını söyledi. Fuarda mutlu olduklarını ve İngiliz Thomas Cook krizinin aşıldığını gördüklerini belirten Atmaca, acentenin turizm sektörüne ciddi derecede borcu olduğunu anlattı. Yeni birtakım planlamalar yapıldığını, krize rağmen kış sezonunda İngiltere'den Antalya'ya golf turizmi için çok sayıda turistin geldiğini kaydeden Atmaca, şöyle konuştu:

"Thomas Cook krizi, alacaklar dışında aşıldı diyebiliriz. Sadece otellerin ciddi alacakları var. Nasıl aşılacak o bilmiyorum. 150- 200 milyon euro civarında bir alacaktan söz ediliyor."

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ------------------------------Havalimanı turist görüntüsü ( Arşiv )Denize giren turistlerin görüntüsü ( Arşiv )RÖP: Ülkay Atmaca  ( POYD Başkanı )

Haber: Alparslan ÇINAR- KAMERA: Mehmet KILIÇASLAN/ANTALYA, DHA)===============================

Bilişim Vadisi 'Teknolojik İpek Yolu' olacak

TÜRKİYE'nin teknoloji üretme ve geliştirme üssü olarak planlanan Bilişim Vadisi'nde şu ana kadar 74 teknoloji firması faaliyete geçti. Bilişim Vadisi Genel Müdürü Ahmet Serdar İbrahimcioğlu yerli otomobilin tanıtımının ardından Bilişim Vadisi'nden ofis almak isteyen şirketlerin arttığını belirterek, "Dünya merkezi olmayan bir Ar-Ge anlayışına doğru gidiyor. Dolayısıyla biz bir merkez üssü olmayı kendimize hedef olarak koyuyoruz. Teknolojinin gelişeceği, gelişmekten öte bulunacağı ve aynı zamanda gelişmekten sonraki kısmında ticarileştiği bir teknolojik İpek Yolu'nu burada kurmak istiyoruzö dedi. 

Yerli otomobil TOGG'u da bünyesinde bulunduran Türkiye'nin en büyük teknoloji üretim ve geliştirme üssü Bilişim Vadisi, Kocaeli'nin Gebze ilçesinde faaliyetlerine devam ediyor. Toplam 3 milyon metrekarelik alanda 5 etap olarak planlanan Bilişim Vadisi'nin yapımı tamamlanan 200 bin metrekarelik kapalı alana sahip birinci etabında TOGG ile birlikte toplam 74 teknoloji firması faaliyet gösteriyor. 2011 yılında o dönem Başbakan olan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından fikri ortaya atılan Bilişim Vadisi'nin yapımı için çalışmalar 2015 yılında başladı. 2017 yılının son çeyreğinde bünyesine firma kabul etmeye başlayan Bilişim Vadisi'nde, birinci etabın tamamlanmasının ardından ikinci etap inşaatı için çalışmalar başladı. 

TAMAMLANDIĞINDA 100 BİN PERSONEL ÇALIŞACAK Osmangazi Köprüsü'nün hemen yanında bulunan Bilişim Vadisi'nde, firmaların 7 gün 24 saat boyunca çalışma imkanı bulunuyor. Tamamlanan birinci etapta yaklaşık 10 bin kişinin çalıştığı Bilişim Vadisi'nde 5 etabın hepsi tamamlandığında 100 bin Ar-Ge personeli çalışacak. Bilişim Vadisi'nin teknoloji ihracatı hedefi ise yılda 8 milyar dolar. 

CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN'IN VİZYON PROJESİ Bilişim Vadisi'nin ortaya çıkış sürecini anlatan Bilişim Vadisi Genel Müdürü Ahmet Serdar İbrahimcioğlu, "Aslında Bilişim Vadisi 2011 yılında Sayın Cumhurbaşkanı'nın dünyadaki 3 benzeri ile birlikte ilerlemesini istediği bir vizyon projesi olarak kuruldu. Bu projenin kuruluş amacındaki niteliklerden bir tanesi Amerika'daki Silikon Vadisi, Çin'deki Yapay Zeka Merkezi ve Rusya'daki Skolkova Teknopark gibi örneklerinden bir tanesi olması. Devasa bir kamu yatırımı olarak kurulmuş, 3 milyon metrekarenin üzerinde bir alanda planlanmış ve şu anda 200 bin metrekare kapalı alanda kurulmuş bir yapı. Buranın ilk temelleri 2015 yılında atıldı. 2017'nin son çeyreğinde açılışı gerçekleştirildi. İlk firmalarını o zaman almaya başladı.ö dedi. 

'SAVUNMA TEKNOLOJİLERİNDE GELDİĞİMİZ NOKTAYI SİVİL TEKNOLOJİLER ALANINA DA AKTARMAMIZ LAZIM'Yerli otomobil TOGG'un Bilişim Vadisi'ndeki önemini belirten İbrahimcioğlu, "Burada yapılan projelerle de Bilişim Vadisi'nin isminden söz edildiğini söyleyebiliriz. Bizim birkaç hedefimizden bir tanesi, savunma teknolojilerinde Türkiye'nin geldiği bir bilgi birikimi var. Hatta bu bilgi birikimini sahada da, ticari alanda da gösterdi. Bu savunma teknolojilerinde geldiğimiz noktayı sivil teknolojiler alanına da aktarmamız lazım. İşte sivil teknolojilere aktarım hususundaki alan Bilişim Vadisi olacak. Bilişim Vadisi'nin bu manadaki ilk şirketi de Türkiye'nin Otomobili Girişim Grubu oldu. Yani mobilite ekosisteminin başı. Mobilite ekosisteminin çevresinde oluşacak birçok bilişim alanı var. Yapay zeka, coğrafik bilgi sistemleri, hatta Endüstri 4.0 ile birlikte söylediğimiz makinelerin haberleşmesi, 5G, 6G Fintech, ödeme sistemleri gibi teknolojilerin de dahil olabileceği, aslında yürüyen bir bilgisayardan bahsediyoruz otomobil derken. Dolayısıyla bu mobil ekosistemi kuracak yapıyı da planlıyoruz." diye konuştu. 

'TÜRKİYE'DEKİ KALİFİYE AR-GE PERSONELİ AÇIĞINI KAPATMAYI HEDEFLİYORUZ'Bilişim Vadisi bünyesinde nitelikli AR-GE personelleri yetiştiğini söyleyen İbrahimcioğlu, şöyle konuştu:  "Bunun altyapısını kuracak en önemli şeylerden biri de insan kıymeti. Bu insan kıymetini sağlayacak açık kaynak yazılım platformunun kurulması gündemdeydi geçtiğimiz yılda. Biz Bilişim Vadisi olarak Türkiye Açık Kaynak Platformu projesinin de Proje Yürütücüsü olarak imzamızı attık. Bu maksatla Bilişim Vadisi içerisinde bir yazılım okulu kurulmasının müjdesi de geçtiğimiz açılış töreninde verilmiş oldu. Bu yaptığımız projelerle aslında hem istihdamı artıracak hem de istihdama yönelik yani Türkiye'deki bilinçli ve kalifiye, nitelikli Ar-Ge personeli açığını da kapatmış olmayı hedefliyoruz."

SİNGAPUR'DA TÜRK TEKNOLOJİSİ TANITILDI İbrahimcioğlu, Bilişim Vadisi'nin Türkiye'de ilk kez teknoloji firmalarını bir araya getirip Singapur'da düzenlenen bir fuara katılım sağladığını söyleyerek, şu açıklamada bulundu: "Bilişim Vadisi, vizyonu çerçevesiyle ulusal ve uluslararası anlamda milli teknoloji hamlesi ile geliştirilecek faydalı teknolojilerin de öncüsü olmayı hedeflediği için burayı biz bir ticarileşme merkezi olarak da görüyoruz ve bu hedefe doğru çalışıyoruz. Bu maksatla Türkiye'de ilk defa bir teknoloji pavilyonunu Singapur'da Türk teknolojisini tanıtmak amacıyla kurduk. Bilişim Vadisi burada milli katılım organizatörü olarak Türkiye'den 14 tane teknoloji firmasını oraya götürdü. Biz orada 14 firmamıza 350 iş görüşmesi sağladık. Bunlardan 25 tanesi ile de satış sözleşmesi yapmak suretiyle dönüş aldık. Singapur'dan 25 satış sözleşmesi ile döndük. Bu sadece birincisi."

22 OYUN GELİŞTİRİLDİ Dijital oyun pazarının 100milyar dolarlık bir pazara sahip olduğunu ifade eden İbrahimcioğlu, "Ulusal anlamda da Türkiye'de ilk defa dijital oyun geliştiricilerini bir araya getiren, dijital oyun pazarı 100 milyar dolarlık bir pazar, yaz oyun kampı yaptık. Burada 18 ile 35 yaş arasındaki tam 300 genci bulundurduk ve orada oyun geliştirmelerini sağladık. 22 tane takım kurduk. 22 takımdan 22 oyun geliştirdik. Bu oyunlardan 3 tanesi de uluslararası yatırım aldı. Bunlardan 7 tanesi süreç içerisinde firmalaştı." dedi.

'TÜRKİYE'NİN EN BÜYÜK KULUÇKA MERKEZİ'Nİ KURDUK'Bilişim Vadisi bünyesinde Türkiye'nin en büyük kuluçka merkezini kurduklarını da söyleyen İbrahimcioğlu, "2020 yılına doğru baktığımızda, TOGG'un etrafında oluşacak mobilite ekosisteminin oluşmasını sağlamak, bununla beraber Türkiye girişimciliğini artırıcı faaliyetleri de yine Türkiye'nin en büyük kuluçka merkezi altyapısını kurmak suretiyle, ki kurduk bunu. 25 bin metrekare büyüklüğünde içerisinde kongre merkezleri, seminer ve konferans salonları olan bir alt yapıyla kurduk. Bunu en büyük girişimcilik atölyesine çevireceğiz. Hedeflerimizden bir tanesi bu." dedi. 

'4 GÜN İÇERİSİNDE 30 BAŞVURU ALDIK'Yerli otomobil TOGG'un tanıtımının ardından Bilişim Vadisi'nde ofis almak isteyen şirketlerin bir anda arttığına dikkati çeken İbrahimcioğlu, şöyle konuştu:  "Normalde biz aylık olarak firmaların buraya gelmesi noktasında 10 ile 15 arasında başvuru alırız. Biz yerli otomobilin tanıtımının yapıldığı gün olan 27 Aralık ile 31 Aralık 2019 arasında, 4 gün içerisinde 30'un üzerinde başvuru aldık. Bunun içerisinde hafta sonu da var. Biliyorsunuz genelde insanlar hafta sonları tatil yaparlar. İnsanlar tatil yapmayıp proje başvurusunda bulundular. Dünya merkezi olmayan bir Ar-Ge anlayışına doğru gidiyor. Dolayısıyla biz bir merkez üssü olmayı kendimize hedef olarak koyuyoruz. Teknolojinin gelişeceği, gelişmekten öte bulunacağı ve aynı zamanda gelişmekten sonraki kısmında ticarileştiği bir teknolojik İpek Yolu'nu burada kurmak istiyoruz." 

'İHRACAT HEDEFİMİZ 8 MİLYAR DOLAR' Türkiye'deki geliştirme bölgelerinin tamamının yıllık 4.1 milyar dolar ihracat yaptığını belirten İbrahimcioğlu, şu açıklamada bulundu:  "Türkiye'deki teknoloji geliştirme bölgelerinde yaklaşık 55 bin Ar-Ge personeli çalışıyor. Bunların toplam ihracatı da 4.1 milyar dolar civarında. Eğer Bilişim Vadisi 100 bin personeli hedefliyorsa, 55 bin kişi ile 4.1 yapılıyorsa, bizim 100 bin personel ile 8 milyar dolar ihracat hedefini kendimize belirlememiz lazım. Dolayısıyla biz bu hedef doğrultusunda çalışıyoruz. Çin'den Londra'ya giden demiryolu hattı direk Bilişim Vadisi'nin içinden geçiyor. Teknolojik ipek yolu ifadesini kullanmamın sebebi bu. Bilişim Vadisi Türkiye ihracatının sanayi anlamında yüzde 18'inin yapıldığı bir bölgenin tam ortasında, imalat sanayisinin neredeyse yüzde 40'ının olduğu bir sanayi bölgesinin yine tam ortasında, Bursa, Kocaeli, Sakarya ve İstanbul gibi 4 büyükşehrin ve Kuzey Marmara Otoyolu ile 2 buçuk saate indirilen İzmir'in çok yakınında. İzmir Teknoloji Üssü ile de birleşti Bilişim Vadisi. Artık Bilişim Vadisi İzmir'de de mevcut. Böyle değerlendirdiğimizde, bütün bu bölgelere İzmir'i de dahil ettiğinizde, yerelden ulusala, ulusaldan uluslararasına fiziki manada gidebilecek bir merkez konumunda bulunuyor."   

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ-------------------------------Bilişim Vadisi'nden drone ve aktüel görüntüler(sessiz) -Genel Müdür Ahmet Serdar İbrahimcioğlu ile röp. -Detay HABER: Ergün AYAZ-KAMERA: Dinçer AKBİR/GEBZE(Kocaeli), 

                         

 


Kaynak: Demirören Haber Ajansı

Manşet

Haberler

title