Öymen: "Askerlerimizi Mayın Tarlasına Sürmek Büyük Hata"

Öymen: "Askerlerimizi Mayın Tarlasına Sürmek Büyük Hata"

CHP Genel Başkan Yardımcısı Onur Öymen, ''Lübnan'da askerlerimizi mayın tarlasına sürmek, hataların en büyüğüdür'' dedi.

Öymen:

CHP Genel Başkan Yardımcısı Onur Öymen, ' 'Lübnan'da askerlerimizi mayın tarlasına sürmek, hataların en büyüğüdür'' dedi.

Öymen, Tekirdağ'ın Çorlu ilçesindeki parti binasında düzenlediği basın toplantısında, Türkiye'nin son derece sıkıntılı, tehlikeli ve zor bir dönemden geçtiğini ifade etti. Bu dönemde herkese büyük görevler düştüğünü ifade eden Öymen, şunları söyledi:

''En hayati konularımızdan biri, Türkiye'nin Lübnan'a asker göndermesi konusudur. Bu konuda hükümet, teslimiyetçi bir anlayışla, yabancıların baskılarına boyun eğiyor. Bugünkü koşullarda, Türkiye'nin Lübnan'a asker göndermesinin ne kadar sakıncalı sonuçlar vereceğini defalarca açıkladık. Sayın Cumhurbaşkanı'mız da aynı teşhis ve görüşlerimizi paylaşmaktadır.''

Öymen, TBMM Başkanı Bülent Arınç'ın bu konunun, Cumhurbaşkanı'nın işi olmadığını söylediğini hatırlatarak, şöyle devam etti:

''(Bu Cumhurbaşkanı'nın işi değil) diyor. Doğru da Cumhurbaşkanı bu devletin başıdır, Türk ordusunun Başkomutanıdır, Milli Güvenlik Kurulunun Başkanıdır. Cumhurbaşkanı'nın görüşlerini küçümsemek son derece yadırganacak bir tutumdur. Cumhurbaşkanı gibi halkımızın çok büyük bir kesimi, orada Türkiye'nin bir maceraya sürüklenmesine karşıdır. Türk askerinin hayatı kıymetlidir. Lübnan'da askerlerimizi mayın tarlasına sürmek hataların en büyüğüdür.''

AK Parti hükümetinin dış baskılara direnemediğini, iktidarda kalmak için yurt dışından medet umduğunu öne süren Öymen, sözlerini şöyle sürdürdü:

''AK Parti, artık Türk halkının desteğinden ümidini kesmiştir. Yaptıkları tek şey halkı laik, demokratik cumhuriyet ilkelerinden uzaklaştırmak olmuştur. Bu iktidar döneminde (ben Türk'üm) diyenlerin sayısı azalmıştır. Halkın yüzde 19'u (ben her şeye rağmen Türk'üm) diyor. Milli duygularımızı zayıflattılar, milli değerlerin yerine dini ortak değer olarak ön plana çıkardılar.''