Ortaköy'deki Terör Saldırısı Davası
Advertisement

Ortaköy'deki Terör Saldırısı Davası

14.12.2017 23:51 | Son Güncelleme: 14.12.2017 23:51
Ortaköy'deki Terör Saldırısı Davası

Ortaköy'deki eğlence merkezi Reina'da yılbaşı gecesi düzenlenen ve 39 kişinin hayatını kaybettiği terör saldırısına ilişkin, aralarında saldırıyı gerçekleştiren Abdulkadir Masharipov'un da bulunduğu 51'i tutuklu 57 sanığın yargılandığı davanın dördüncü duruşması sona erdi.

Ortaköy'deki eğlence merkezi Reina'da yılbaşı gecesi düzenlenen ve 39 kişinin hayatını kaybettiği terör saldırısına ilişkin, aralarında saldırıyı gerçekleştiren Abdulkadir Masharipov'un da bulunduğu 51'i tutuklu 57 sanığın yargılandığı davanın dördüncü duruşması sona erdi.

İstanbul 27. Ağır Ceza Mahkemesi'nce Silivri Ceza İnfaz Kurumları Yerleşkesi karşısındaki duruşma salonunda görülen duruşma, tutuklu sanık Abdurrauf Sert'in savunması sırasında anlatımlarının kamu güvenliğini ilgilendireceği gerekçesiyle kapalı yapıldı.

Sert'in savunmasının tamamlanmasının ardından tekrar açık görülen duruşmada savunma yapan tutuklu sanık Dina Alaa Eid Sayed Ahmed, 2015 temmuz ayında Türkiye'ye eşiyle birlikte geldiğini, daha sonrasında polis tarafından Malezya'ya sınır dışı edildiklerini söyledi.

Malezya'da 6 ay kaldıklarını anlatan sanık Ahmed, kendisinin daha sonra Sudan'a, eşinin de Mısır'a gittiğini ifade etti.

Ahmed, Almanya'ya tanıdıkları olması nedeniyle bu ülkeye gitmek için İran'a geçtiklerini, oradan da Türkiye'ye geldiğini anlattı.

Türkiye'de "Meryem" adındaki bir arkadaşının kendisini yönlendirdiği kişi tarafından bir eve getirildiğini ifade eden Ahmed, şöyle devam etti:

"Almanya'ya gitmem için salonda sanıklar arasında bulunan Ali Cemal Muhammed bana yardım ediyordu. Tene Treore'nin (Masharipov'un ikinci eşi) dilini anlamıyordum, o da benim dilimi anlamıyordu. O bana Fransızca, ben ona İngilizce öğretiyordum, çok iyi anlaşamıyorduk. Ben eve geldiğimde Tena evdeydi. Abdülkadir Masharipov ile Tene'nin nasıl evlendiğini bilmiyorum. Eve bir şahıs geldi. Tene bana işaretlerle evlendiğini söyledi."

Gaziantep'te DEAŞ'a katılıp geri gelen birkaç kadınla görüştüğünü ve bu konuşmaları sırasında kendisinde DEAŞ'a katılma fikri doğduğunu anlatan Ahmed, "Eşim yabancılarla konuştuğumu görünce, 'Bunlar yalancı, bunlar harici, sakın inanma' dedi. Kocam Mısır'da gözaltına alınınca, 4 ay onu bekledim. Öldüğünü düşündüm. İran üzerinden Türkiye'ye geldim. Suriye'ye geçmek isteseydim, İran ve Irak üzerinden geçerdim. İstanbul'a gelmezdim." diye konuştu.

Tutuklu sanık Abdullah Türkistanlı, 2010 yılında pasaportla Türkiye'ye girdiğini anlatarak, 7 yıldır Türkiye'de yaşadığını söyledi.

Türkistanlı, terör örgütü DEAŞ ile bir bağlantısının olmadığını savunarak, DEAŞ üyelerine lojistik destek ve barınma sağladığı iddialarının gerçeği yansıtmadığını ileri sürdü.

"Yabancı şarkıcıları Türkiye'ye getiriyordum"

Fatih'te faaliyet yürüten ve yapılan aramada dijital materyaller, iki kuru sıkı tabanca ve iki sahte kimlik çıkan kargo şirketinin sahibi tutuklu sanık Miraziz Mirsobitov, DEAŞ'la bir ilgisinin olmadığını savunarak, hakkındaki iddiaları kabul etmedi.

Mirsobitov, kargo şirketinin yanı sıra organizasyon işi yaptığını ve Julio Iglesias ile Justin Bieber'in de aralarında bulunduğu çok sayıda yabancı şarkıcıyı konser için Türkiye'ye getirdiğini anlattı.

İddianamede yer alan yüklü miktarda döviz konusuyla ilgili de açıklama yapan Mirsobitov, "Bunlar Julio Iglesias'a gönderdiğim paralardır. Bunların belgeleri dosyada vardır. 450 bin doları Iglesias'a gönderdiğim dekontlarda mevcuttur." dedi.

Duruşmada söz alan bazı tutuklu sanıklar da haklarındaki iddiaları reddederek tahliyelerini istedi.

"Bir senedir acım nedeniyle uyuyamıyorum"

Sanık savunmalarının ardından müşteki sırasından söz isteyen Tarık Arık, saldırıda ağabeyi Ayhan Arık'ın hayatını kaybettiğini anlatarak, bir senedir acısından uyuyamadığını söyledi.

Ağabeyinin iş için eğlence mekanına gittiğini dile getiren Arık, kapıda 19 yaşındaki polisle birlikte ilk öldürülenlerden birinin ağabeyi olduğunu söyledi.

Arık, diğer ölenler gibi turizm şirketinde şoför olarak çalışan ağabeyi Ayhan Arık'ın da bir suçunun olmadığını dile getirerek, "Biz de Arap kökenliyiz. 19 yaşındaki polisle benim abimin ne suçu var. Bunlarda din, iman yok. Müslüman insan öyle bir şey yapmaz. Ben bütün derdimi abimle paylaşıyordum, onu benden neden kopardı." diye konuştu.

Tarık Arık, bir öğretmen çocuğu olarak haykırmak istediğini belirterek, burada bazıların suçsuz olabileceğini ama suçlu olanlara da "Beni abimden neden koparttı, ne suçu vardı" demek istediğini aktardı.

"Abdülkadir sana hakkımı helal etmiyorum"

Duruşmada en ön sırada oturan Reina saldırganı Abdülkadir Masharipov'a seslenmek istediğini belirten Arık, şöyle devam etti:

"Abdülkadir, sana hakkımı helal etmiyorum. Abdülkadir sana diyorum. Dünyamı kararttılar. Müslümanım diye geçinmesinler. Müslüman adam, insan öldürmez. Bunların Müslümanlıkla alakası yok. 'İslam adına yapıyoruz' diyorlar. İslam'la alakası yok bunların."

Sanıklardan şikayetçi olduğunu belirten Arık, adalete güvendiğini söyledi.

43 sanığın savunması tamamlandı

Mahkeme heyeti Arık'ın konuşmasının ardından duruşmayı yarına erteledi.

Öte yandan, pazartesi başlayan davanın dördüncü gününde 43 sanığın savunması tamamlandı.

Kaynak: Anadolu Ajansı

Manşet Haberler

title