Orgeneral Saygun: "Müttefik Ülkeler Teröristlere Himaye ve Desteğe Son Vermeli"

Orgeneral Saygun: "Müttefik Ülkeler Teröristlere Himaye ve Desteğe Son Vermeli"

Genelkurmay 2. Başkanı Orgeneral Ergin Saygun, Müttefik Ülkelere Teröre ve Teröristlere Sağladıkları Himaye ve Desteğe Son Verme Çağrısını Tekrarladığını Belirterek, Avrupa Parlamentosu'nun, Dışişleri Bakanı Ali Babacan'ın Konuşma Yapacağı Salona Bir Teröristin Girmesini Sağlamalarını, Teröristlere Sağlanan Desteğin "Somut" Bir Örneği Olarak Gördüklerini Söyledi.

Orgeneral Saygun:

Genelkurmay 2. Başkanı Orgeneral Ergin Saygun, müttefik ülkelere teröre ve teröristlere sağladıkları himaye ve desteğe son verme çağrısını tekrarladığını belirterek, Avrupa Parlamentosu'nun, Dışişleri Bakanı Ali Babacan'ın konuşma yapacağı salona bir teröristin girmesini sağlamalarını, teröristlere sağlanan desteğin "somut" bir örneği olarak gördüklerini söyledi.

Genelkurmay Başkanlığı tarafından İstanbul Harp Akademileri Komutanlığı'nda düzenlen ''Orta Doğu: Belirsizlikler İçindeki Geleceği ve Güvenlik Sorunları'' konulu uluslararası sempozyumun kapanış konuşmasını Genelkurmay 2. Başkanı Orgeneral Ergin Saygun yaptı. Orgeneral Saygun, batının bugünkü kökten dinciliği İslam'ın bir iç meselesi olarak görmekte olduğunu, sorunun yine İslam'ın kendi içinde çözülmesi için radikal İslam'ın karşısında ılımlı İslam'ın güçlenmesini savunmakta olduğunu belirterek, "Ancak bugün gelinen noktada ılımlılar ve radikaller olarak gruplamanın beklenen sonucu sağlamadığı, tam tersine radikallerin bu yaklaşımdan cesaret ve yürek kazanarak ılımlılardan bazılarını saflarına katarak daha da güçlenmesine yol açtığı görülmektedir" dedi. Tüm bunların yanı sıra bölgeye yönelik çok mahreçli politikaların ekonomik, sosyal ve güvenlik boyutlarının tüm bölgeye cevap verecek şekilde örtüşmemesi, farklı beklentiler ve endişeler oluşturarak mevcut çatışma ortamının genişlemesine yol açılmakta olduğunu söyleyen Saygun, "Netice olarak söz konusu girişimlerin bugünkü durumlarına baktığımızda bir başarıdan söz etmek pek mümkün görülmemektedir'' diye konuştu.

Ortadoğu ve dünyayı etkileyen terörizmin uzun zamandır bölgenin bir özelliği olduğunu dile getiren Orgeneral Saygun, bölge ülkelerinin gerektiğinde dış desteği de kullanarak, hem kendi içlerinde birbirlerine karşı hem de rakip gördükleri dış güçlere karşı terörü bir silah gibi kullandıklarını, bazen açıkça desteklediklerini, zaman zaman da göz yumduklarını söyledi. Orgeneral Saygun, ''Asıl ürkütücü ve bir o kadar endişe verici olan, bazı ülke ve gruplarda teröre ve terör faaliyetlerine meşruiyet içinde bakılmasıdır ve dinin de bu yaklaşıma alet edilmesidir. Bu ülke ve gruplar, hasımlarıyla olan muazzam güç orantısızlığını bahane ederek terörü meşru bir direniş silahı olarak görmektedir. Siyasi amaçlarını gerçekleştirmek için teröre başvurmaları, her şeyden ve herkesten çok yine bu ülke ve gruplara hatta bütün bölgeye zarar vermektedir. Uzun vadede yeni çatışmalar ve bölünmelere yol açmaktan başka bir işe yaramamaktadır" dedi.

Konuşmasında müttefik ülkelerin teröre verdiği desteğe de değinen Orgeneral Saygun, ''Özellikle çoğu ülkesiyle müttefik olduğumuz Avrupa'nın bireysel, ülkesel ve kurumsal olarak başta BM Güvenlik Konseyi kararları olmak üzere uluslararası kurallara, AB ve NATO olarak kendi aldıkları kararlara uygun davranmaları ve bir insanlık suçu olan teröre ve teröristlere sağladıkları himaye ve desteğe son vermeleri çağrısını bu vesileyle bir kere daha tekrarlamak istiyorum. Bu bağlamda geçtiğimiz günlerde Türkiye Dışişleri Bakanı'nın konuşma yapacağı bir salona aranmakta olan bir teröristin girmesine imkan sağlayan Avrupa Parlamentosu ilgililerinin bu sorumsuzca davranışını da daha önceki sabıkalarına ilave olarak teröre ve teröristlere sağlanan desteğini somut örneği olarak huzurlarınıza getirmek istiyorum. Benzer bir gelişme hatırlanacağı gibi, eski Dışişleri Bakanlarımızdan rahmetli İsmail Cem konuşma yaparken salondaki teröristlerin saldırısına maruz kalmıştı. Medeni dünyanın ortak moral değerlerini savunması ve koruması gereken bu tür kurumların teröristlerin cirit attığı makamlar haline gelmesi üzüntü verici ve düşündürücüdür'' ifadesini kullandı.

Türkiye'nin, Ortadoğu'yu "karanlık oyunlar" sonucu kaybettiğini ve geriye dönüşü de hiç düşünmediğini söyleyen Saygun, "Yıllarca Ortadoğu ve Türkiye dargın yaşamıştır. Ortadoğu Türkiye'nin hem doğulu hem de batılı olma özelliğinden ve batıyla olan irtibatlarından ve kazanımlarından hiçbir şekilde istifade yoluna gitmemiştir. Türkiye mevcut sorunların çözümlenmesi bağlamında bölgenin güvenlik ihtiyaçlarının karşılanmasında önemli katkılar yapma potansiyelini muhafaza etmektedir. Ayrıca bölgeye yönelik politikaları etkileme ve bizzat kendisi politika ve strateji imkan ve kabiliyetlerine sahiptir. Üç kıtanın bağlantı noktasındaki ülkemiz, her üç kıtaya atılım imkanlarını aramak, kendini bulunduğu coğrafyada tutmak için başkaları tarafından yapılmış ve yapılmakta olan düzenlemeleri de aşmak durumundadır. Türkiye'nin hemen yanı başında cereyan etmekte olan ve ekonomik, siyaset ve güvenlik başta olmak üzere birçok konuda kendisini yakından ilgilendiren ve etkileyen gelişmelere kayıtsız kalmaması jeopolitik özelliklerinin ve ihtiyaçlarının dikte ettirdiği bir mecburiyettir. Bu anlamda öncelikli olarak Türkiye, Ortadoğu ile irtibatını çeşitlendirecek alternatifleri gecikmeksizin çoğaltmak durumundadır. Hem geçmişte hem de bugün yaşananlar bölgenin mevcut yapısı, iç dinamikleri ve dış etkenler birlikte düşünüldüğünde Ortadoğu'nun yakın tarih sahnesindeki kader oyununda senaryonun hep aynı kaldığı, tek değişimin bu oyuna mükerrer bir şekilde girip çıkan aktörlerin rollerindeki küçük farklılıklardan ibaret olduğu görülmektedir. Bu durum ileriye umutla bakmamıza maalesef imkan vermemektedir'' şeklinde konuştu.

(İST-CİN-NÇ-Y)