Obeziteye Karşı Cerrahi Müdahale Önerisi

Obeziteye Karşı Cerrahi Müdahale Önerisi

Obeziteye tedavileri içinde en başarılı yöntemin cerrahi müdahale olduğu vurgulanıyor.

Obeziteye Karşı Cerrahi Müdahale Önerisi
19.01.2016 17:57 | Son Güncelleme: 19.01.2016 17:57

Obeziteye tedavileri içinde en başarılı yöntemin cerrahi müdahale olduğu vurgulanıyor.

Operatör Doktor Erol Vural, obeziteye karşı diyet, davranış ve ilaç tedavisinin de uygulanabileceğini vurguluyor ve ekliyor:

“Ancak bu tedaviler bilhassa morbid obez bireylerde pek çok nedenden ötürü başarısız kalmaktadır. Ayrıca obezitenin evresine göre cerrah müdahale ile bireyin ideal kilosuna erişmesi ve kontrol altında tutulması için diğer tedavi seçenekleri ile bir arada uygulanabilir. Obezite cerrahi operasyonları bilinen obezite tedavileri içinde en başarılı ( yüzde 95) ve en kalıcı yöntemdir.“

Vural, tedavi yöntemleri ile ilgili şunları ifade ediyor:

“Burada ilk yöntem diyet tedavisidir. Tedavi diğer adı tıbbi beslenme olup vücudun fazla yağ deposunun azalması amacı ile kişiye göre uygulanan diyet programını içermektedir. Kişinin kas ve yaşamsal fonksiyonları sağlayan organlardaki hücre kaybının yaşanmasını önleyerek, mevcut yağ depolarının sağlıklı bir şekilde azaltılmasını sağlamaktadır. Vücudun ihtiyacı olan vitamin, mineral ve elektrolitlerden mahrum bırakmayacak şekilde kontrollü kilo verilmesi amacı ile diyet tedavisi uygulanır. Tedavi kapsamında genellikle günde 500-600 kalori alımını kısıtlanması, haftada 0, 5 kilogram ile 6 ayda yüzde 10’a kadar sağlıklı zayıflama elde edilmektedir. Kısacası diyet tedavisi, kişiye uygun bir şekilde beslenme programının oluşturulması ile alınan kalori miktarını azaltılması ve vücudun gereksinimlerinin karşılanmasıdır.

Bir diğer yöntem egzersiz tedavisidir. Diyet tedavisi ile birlikte yapılan egzersiz tedavisi vücudun fazla yağ dokusunun azaltılmasını amaçlamaktadır. Ancak obezite tedavilerine başlamadan önce mutlaka kalp ve solunum faaliyetlerini kontrol edilmesi ve kişiye uygun tedavinin uygulanması gerekir.

Egzersiz tedavisinde kişinin daha çok fiziksel aktivitede bulunması amacı ile aşamalı olarak arttırılan yürüyüş ve egzersiz programı uygulanır. Başlangıç aşamasında günde 30-45 dakika ve haftada 3-5 gün hafif tempolu yürüyüşler önerilmektedir. Bu tedavide mümkün olduğunca hastanın zorlanmaması ve travmatik olguların yaşanmaması için kişinin motivasyonun yüksek tutulması ve teşvik edilmesi çok önemlidir. Bu nedenle fiziksel aktivitenin daha düşük aşamadan başlatılması ve kademeli olarak artırılması gerekir.

Bir diğer yöntem davranış değişikliği tedavisidir. Kişinin obeziteye neden olan davranış ve beslenme alışkanlıklarının yeniden kazandırılması amacı ile kendi kendini gözlemleme, uyaran kontrolü, alternatif davranış geliştirme, pekiştirme, kendi kendini ödüllendirme, bilişsel yeniden yapılandırma ve sosyal destek metodu uygulanır.

Tedavi metotlarından biri de farmakolojik müdahaledir. Obezite hastalarına uygulanan farmakolojik yani ilaç tedavisi hafif ve orta derecedeki obez hastalara uygulanmamaktadır. Obezitenin ileri evresinde yer alan hastalarda kullanılan ilaçlar bilimsel olarak güvenirliği saptanmış, yan etkisi ve bağımlılık etkisinin olmamasına rağmen, doktor kontrolü halinde kullanılması gerekmektedir. Ayrıca tedavinin başarılı bir şekilde sonuçlanması için diyet ve egzersiz tedavisi ile birlikte yapılması gerekir.

Cerrahi müdahale ile de obeziteye karşı aşama alınabilir. Obezite tedavisinde uygulanan cerrahi müdahale iki ana grupta toplanmaktadır. Birinci tedavide besin girişini kısıtlamak ve besinlerden alınan enerji miktarının gastrointestinal sistemde emiliminin azaltılması için bariatrik cerrahi uygulanmaktadır. Obezite cerrahisinde, mide küçültme ( sleeve gastrektomi ) gastrik bypass ve birden fazla ameliyat yöntemleri kullanılır. İkinci cerrahi tedavi ise vücudun çeşitli bölgelerin lokalize olmuş yağ dokularının uzaklaştırılması için uygulanan rekonstrüktif cerrahidir. Bu tedavi daha çok estetik tedavi kapsamında bölgesel olarak zayıflamayı amaçlamaktadır. Ancak hastanın obeziteye neden olan davranışlarını tekrar etmesi halinde yağ dokusunun artması ile obezite riski içermektedir. “

Vural’ın açıklamalarına göre erkeklerin vücut ağırlığının yüzde 15-18’i, kadınların ise yüzde 20-25’i oranında yağ kütlesi bulunuyor. Bu oranlara uyumlu olarak erkeklerin yağ dokusunun yüzde 25’e, kadınların ise yüzde 30’u aşması obezite işareti. Türkiye’de yapılan araştırmalara göre obezitenin görülme sıklığ erkeklerde yüzde 20, 5, kadınlarda yüzde 41. Toplamda: yüzde 30, 3’lük kesim obezite grubunda yer alıyor.

Operatör Doktor Vural, obezite nedenlerini şöyle sıralıyor:

• Sağlıksız ve düzensiz beslenme alışkanlıkları

• Eğitim ve sosyoekomik düzeylerin yetersiz olması

• Yaş ve cinsiyet

• Psikolojik rahatsızlıklar

• Genetik faktörler

• Hormonal ve metabolik bozukluk

• Yetersiz fiziksel aktivite

• Doğum sayısının artması ve doğumlar arası sürenin kısa olması

• Kullanılan bazı ilaçlar (antidepresan)

• Sigara ve alkol kullanımı

• Düşük enerjili diyet programının sıklıkla uygulanması vücudun metabolizmasını etkileyerek obezite sorununa yol açmaktadır. Bknz: http://drobezite.com/

Vural, obezitenin neden olduğu sağlık sorunlarını ise şöyle maddeliyor:

• Hipertansiyon (yüksek tansiyon)

• Metabolik sendrom

• Tip 2 diyabet (şeker hastalığı)

• Koroner arter hastalığı

• İnsülin direncinin artması

• Kan yağ oranı yüksekliği

• Kadın hastalarda safra kesesi, endometrium, yumurtalık ve meme kanserinde tetikleyici rol oynar.

• Safra kesesi hastalıkları

• Karaciğer yağlanması

• Uyku apnesi

• Astım ve solunum zorluğu

• Adet düzensizliği

• Hormonal bozukluk (erkeksi kıllanma ve akne sorunları)

• Kas ve iskelet sistemi sorunları

• Mevcut gebeliklerde komplikasyon riskini arttırmaktadır.

Kaynak: CİHAN

title