'O' İçimizden Biri

'O' İçimizden Biri

Ünlü Şovmen Beyazıt Öztürk Kendisi Hakkında Gerçekleri ve Bilinmeyenleri Verdiği Röportajda Anlattı.

'O' İçimizden Biri

Ünlü şovmen Beyazıt Öztürk kendisi hakkında gerçekleri ve bilinmeyenleri verdiği röportajda anlattı.

İşte Beyaz'ın röportajı:

* İstanbul'a ilk geldiğinizde çok yokluk çekmişsiniz doğru mu? Doğrudur. O dönem Klas FM'de müdür olan arkadaşım vardı. Arkadaşım radyoda program yapmam için beni İstanbul'a çağırdı. 3 ay radyoda program yaptım. Sonra bir gün işe geldiğimde masanın üstünde bir kağıt buldum. Kağıtta işime son verildiği yazıyordu. Bana 15 günlük maaşımı ödediler ve bir daha buraya uğramayın numarası çektiler. Tam da Halkalı toplu konutlarında yeni bir ev kiralamıştım. O sırada Eskişehir'e dönüyordum ki, iki gün önce tanıştığım Alper isminde bir arkadaşım beni vazgeçirdi.

* İki günlük bir arkadaş mı sizi vazgeçirdi? Evet. Alper'in kalacak yeri yoktu. 'Gel bende kal' dedim. Ankara'dan daha yeni gelmişti ve Number One Televizyonu'nda kameraman olarak işe başlamıştı. Birkaç gün sonra ben eşyalarımı toparlamaya başladım. Alper, "Sakın ola ki Eskişehir'e dönme. Ben hissediyorum. Sen manyak bir adam olacaksın" dedi. Ben ise artık yapacak bir şeyim kalmadığı düşüncesindeydim. Bu düşüncem üzerine Alper bana tekrar dedi ki: "7 milyon maaş alıyorum. Evin kirasını ben öderim. Kalan maaşımı da bölüşürüz. Sen iş ara. Ben seni idare edebildiğim kadar idare ederim."

* Hemen iş buldunuz mu? Radyo programcısı Geveze'nin hakkını da yiyemem. O zaman Kiss FM'de benim çalışmamı sağladı. Gece programları yapmaya başladım. Daha sonra Geveze, Klas FM'in yeni müdürü olan Süleyman Yıldız'la beni tanıştırdı. Tekrar Klas FM'de program yapmaya başladım. Demek ki, o dönemde dolmuşum. Bir anda patlama yaptım. Ali Karacan beni yanına çağırdı. "Meğerse sen ne manyak bir adammışsın? Bizim, senden haberimiz çok geç oldu" dedi. Sonra Number One Televizyonda işe başladım. Ondan sonra ise önüm açıldı.

BANYO KÜVETİYLE TANIŞMA

* Annenizin yeşil sabun takıntısı varmış doğru mu? Küveti olan bir evde doğmadım. O nedenle hep küvetli banyolara karşı bir özlemimiz vardı. Banyo kazanı olan evde büyüdüm. Mecidiyeköy'de ilk evi satın aldığımda, ilk kez küveti olan bir evimiz olmuştu. Gidip bir sürü kokulu şampuan ve sabun aldım. Onları küvetin etrafına dizdim. Ertesi gün yıkanmak içi küvete girdim. "Oh be dünya varmış" dedim kendi kendime. 27 yılın acısını çıkarmaya başladım. Küveti su ile doldurdum. İçine şampuanı boşalttım. Burnuma yine tanıdığım o koku geliyor. Hepsi yeşil elmalı şampuanlar. Sonunda dayanamadım annemi çağırdım. "Anne sen şampuanlara bir şey mi yaptın?" diye sordum. Meğerse kadın gitmiş pazardan yine kiloluk elmalı şampuanlardan almış. Kutulardaki şampuanları tek tek boşaltmış. Ama annemin verdiği cevap ise ilginçti: "Oğlum onları misafirlere sakladım. Gelen misafirlere ayıp olmasın."

* Duş alırken hep yere bakarmışsınız, sebebi nedir? Bunun sebebi banyo kazanlı evlerde büyüdüğümüz içindir. Bugün bile benim tarzımdaki adamlar, duş aldığı zaman kafaları önde yıkanırlar. Halbuki Amerikan filmlerindeki adamların kafaları hep yukarıdadır. Banyo kazanından hep su alıp kafamıza dökmekten bizim kafa eğik kaldı.

* Annenize ev satın aldığınızı söylememişsiniz. Sürpriz mi yapmak istediniz? İlk para kazandığım zamanlardı. O ana kadar annemle küçük bir çatı katında yaşıyorduk. Mecidiyeköy'de bir ev satın aldım anneme; ama sürpriz olmasını istedim. O yüzden ev satın aldığımı söylemedim. Bir güzel dayayıp döşedim evi. Sonra anneme dedim ki; "Bir arkadaşımın evi var. Eğer onun aldığı mobilyalarını beğenirsen, ben de aynısından yaptıracağım." Zorla kolundan tutup götürdüm. Annemle eve girdik. İçeri girer girmez annem dedi ki; "Gözü kör olasıcalar. Baksana nasıl bir evde yaşıyorlar?" "Dur, anne. Hemen sert çıkma istersen. Bu evi sana ben satın aldım." Annem önce inanamadı. Sonra birbirimize sarılıp oracıkta ağlaştık ve koklaştık.

TAM BİR ORMAN ADAMIYIM

* Şimdiki eviniz muhteşemmiş... Şimdi büyük bir evim var. Ben, deniz adamı değil, tam anlamıyla orman adamıyım. Çok iyi yüzme bilmem. Onun için şimdi ormanlık bir alanda evim var.

* Yüzmeyi iyi bilmiyorsunuz ama evinizin içinde güzel bir havuzunuz varmış. Her gece mutlaka yüzüyormuşsunuz... Delice yüzdüğüm söylenemez. Havuzda iki kere gidip gelsem bana yetiyor.

* Türk halkı, size sevgiden önce bir saygı duyuyor. Bunun sizce nedeni nedir? Sevmesinin sebebi herhalde onları yanıltmadığım içindir. Hayatımda yanlışlıklar olmadı. Onların bana söyledikleri şu: "Aferin hiç değişmedin. Sakın da değişme." Bizim insanımız sonradan değişmeyen insanı seviyor.

* Ruh haliniz çok değişken mi? Evet. Hakkımda çıkan en ufak bir haber bile incitebiliyor beni. Birisine söylediğim bir şeye sonradan çok üzülebiliyorum. Duygusal bir adamım.

* Fasıl sohbetlerini çok mu seviyorsunuz? Hatta çok fazla dostunuz da yokmuş. Beş kişilik bir dost gurubum var. Bu arkadaşların bir kısmı İzmir'de yaşıyor. Kendi kendimize gülmeyi ve eğlenmeyi severiz. Onun için en büyük korkumuz, bir gün gelip de eşlerimizin bizi, birbirimiz ile görüştürmemeleri. Fasıl ortamlarını çok sevdiğim doğru.

* Günümüzde 60 yaş üstü erkeklerin adları genelde genç kadınlarla anılırken, sizin adınız da Emel Sayın ile çıktı. İşin aslı nedir? Sağolsun Aykut Işıklar yazmış. Duyduğum zaman çok güldüm. En son olabilecek şeyi yazmış. Bir tek ben değil, herhalde herkes bu habere gülmüştür. Emel Sayın'ı ablam olarak görüyorum.

* Ama sizin çok çapkın olduğunuzu söylüyorlar... Eskidendi o hocam.

* Şimdi çapkınlık bitti mi? Genelde 1985 doğumlu kızlara takılıyormuşsunuz? O kadar da değil. İlk dönemlerde kameranın önünde olduğumuz ve etrafımızda birbirinden güzel kadınlar olduğu için, sarsıldığımız ve beynimizin döndüğü bir dönem olmuştur. Ama o beş yıl önceydi. Sonra kendime 'yanlış yoldasın' dedim. Sonra doğru yola girdim. Şimdi kendi kabuğumda yaşıyorum. Ha bu arada ilişkilerim de olmuyor değil. Sadece basının önünde yaşamıyorum.

* Hayatınızda birisi var mı? Şu anda birisi yok. Artık olması gerektiği bir döneme girdim. Şayet bundan sonra birisi olursa, o ilişki ciddi bir yerlere gider.

* Şöhret olmadığınız bir dönemde, gazetede haberiniz çıksın diye mankenlerle dolaştığınızı söylediniz. Bu yaptığınız şey kişiliğinizle bir tezatlık oluşturmadı mı? Hayır. Ama bugün yapsam bir tezatlık olabilirdi. İstanbul'a yeni gelmişsin. İşsiz bir adamım. İş arıyorum. Bir yere kapak atmak istiyorum. Sonra bir yapım şirketi bana elini uzatıyor. O arada birazcık da olsa tanınıyorum. Adamlar, böyle bir şey yapalım dediler. Sonra da güzel bir kızı yanıma getirdiler. Kız, hoşuma da gitmedi değil. Bugün piyasaya yeni çıkan insanlar da bir takım şeyler yapıyor. Ben çok garip karşılamıyorum. Ben bundan sonra bu tür işler yaparsam o zaman ayıp olur.

* Kalbinde bir sorun mu var? İzmir'de anjiyo mu oldun? Evet. Ama bu kasıktan yapılan bir anjiyo değil. Ben 6 ayda bir genel kontrol yaptırıyorum. Zaten tipik bir kalp hastası adayıyım. Aileden dolayı böyle bir risk var. Çok yoğun çalışıyorum. Kolesterolüm ve yüksek tansiyonum var. Yaş olarak da en sakat dönemdeyim. Korkulacak bir durum yokmuş.