Nurlar içinde uyu imparatoriçe

15.11.2020 07:36 | Son Güncelleme: 15.11.2020 08:07
Nurlar içinde uyu imparatoriçe

Gli 2004'ün nisan ayında, Ayasofya Müzesi'nde bekçi kulübelerinin hemen yanında doğdu.

Gli 2004'ün nisan ayında, Ayasofya Müzesi'nde bekçi kulübelerinin hemen yanında doğdu. Annesi Sofiya, kız kardeşi Kızım ve erkek kardeşi Pati onun ailesiydi. İsmi Gri'ymiş ilk başta. R harfinin L'ye dönüşmesi turistler onu şirin şirin severken olmuş. Müzenin müdür yardımcısı olan ve son nefesine kadar her zaman Gli ve ailesinin yanında duran Defne Tekay Bali'nin masasının altında büyümüşler. Anne kısırlaşmaya gittiği belediye barınağından ne yazık ki geri gelmemiş. Gli kısırlaşma ameliyatından önce Defne Hanım'ın deyimiyle "Caferağa Mahallesi'nin en bıçkın delikanlısı" Karaoğlan'la bir aşk yaşamış ve bir kızı olmuş. Maalesef elim bir kaza kızını kendisinden almış. Kız kardeş Kızım ise tek seferde 7 bebek sahibi oluvermiş.

BAŞKAN OBAMA GÜZELLİĞİNE DAYANAMADI

"Kız kardeşi Kızım, Gli'ye çok benzerdi, bazen biz bile karıştırırdık. Dikkatle bakmamız gerekirdi. Gli'nin şaşı olması onun ayırt edici farkıydı" diyor rehber Yudum Karakulakyan. Gli'nin hikayesiniyse şöyle anlatıyor: "2009'daki İstanbul ziyareti sırasında ABD'nin eski başkanı Barack Obama, Ayasofya'nın tarihini ilgiyle dinlerken gözü Gli'ye takılıyor. Asil duruşuna dayanamayıp bir güzel okşayıp seviyor. Gazeteciler de haklı olarak bu şahane görüntüyü hemen dünyaya geçiyor..."

Herkes Gli'yi tanıyor ama daha fazlası da var. Turizm elçimiz Gli'nin destekçilerini de anmak lazım. Defne Tekay Bali, Gli'nin manevi annesi. Maması, aşısı, dönem dönem tedavileri... Son yolculuğuna kadar onunla ilgilendi. Rehber Umut Bahçeci ve Özlem Kabasakal da Tekay'a yardımcı olan isimler. Gli'nin sosyal medya hesapları da bu isimlerce kuruldu. Sadece Instagram'daki takipçi sayısı 130 bini geçmiş durumda. Gli'yi onu tanıyanlardan dinledik...

10 YILDA KURAMAYACAĞIMIZ BAĞI 10 SANİYEDE KURARDI

Yudum Karakulakyan, rehber

Dünyanın her yerinde, birçok tarihi mekanla ismi bütünleşen sadık dostlarımızın bahsini duyarız. Bu insan dostu canlar sayesinde ünlenmiş yerler, hatta heykeli dikilenler dahi var. Bizim kahramanımız, imparatorluklara başkentlik yapmış İstanbul'un kalbi Ayasofya'da yaşayan ve geçtiğimiz günlerde ölen tekir kedimiz Gli...

Sobaya yanaşır gibi yanaşırdı...

Gli, 'kutsal bilgelik mabedi'nin adeta koruyucu meleğiydi. Mihrabın ya da minberin önünde huzur içinde otururdu. Sanki onun için gelmiş turistlere, önünde eğildikleri zaman başını hafifçe yükselterek asalet pozunu verirdi. Turistler de poz verirken yanına sığmak için şekilden şekle girerdi. Son yıllarda öyle herkesle fotoğraf çektirmemeye başladı. Turistler onu bir köşede kıstırıp fotoğraf çekmek için uğraşırken bizimki onların giremediği yerlerde dinlenmeye çekilirdi. Kışın en favori noktası 'Meryem Ana ve Çocuk İsa Peygamber' mozaiğini aydınlatan spotların önüydü. Sobaya yanaşır gibi yanaşırlardı kız kardeşiyle.

Ayasofya'ya ayak basan her turist ondan bir hatıra edinmek istiyordu.

Biz de yanımızda diyetini bozmayacak yiyecekler taşırdık. Bazen de öğle yemeğimizin minik bir kısmını... Aç değildi ama bağlılığımızı gösterirdik biz. Böylece tanıdığı rehberler seslenince tepki verir, çanta açılma sesi duyunca hemen yanı başımızda bitiverirdi. Bu durumlarda ona ulaşamayan bütün turistler etrafımızı sarar, Gli'yi sever, fotoğraf çekerdi. Kedi dediğin sıkılır. Gli öyle değildi. Patırtıya alışıktı. Bizim insanlarla 10 yılda kuramayacağımız bağı 10 saniyede kuruverirdi. Ayasofya'da yerlerde yuvarlanan, şekilden şekle giren insanlar görürsek bilirdik ki Gli poz veriyor. Bazen boş günlerimde sırf Gli'yi sevmeye giderdim.

Gli'nin aramızdan ayrıldığını 7 Kasım'da İstanbul Valisi Ali Yerlikaya duyurdu.

BÜTÜN KARİZMAMI YERLE BİR EDERDİ

Saffet Emre Tonguç, rehber, Hürriyet Seyahat yazarı

Ayasofya'da yaptığımız akşam turlarında daha yakından tanıma şansım oldu onu. Bir sahne yıldızı gibi tam zamanında içeri girip bütün ilgiyi üzerine toplamasına hayran kaldım hep.

Genellikle şöyle olurdu: Ben peşimde insanlarla girer, tam İmparatorluk Kapısı'nda durup buradaki mozaikleri anlatırken Gli içeriden çıkıp gelir ve benim bütün karizmamı yerle bir ederdi. Herkes fotoğraf makinelerine sarılıp onun pozlarını yakalamaya çalışırdı. Sonra da tur boyunca bize eşlik ederdi.

Sevdiği diğer noktaysa Bizans imparatorlarının taç giydiği yer olan omphalion'du. Burayı anlatırken, taç giyen bir Bizans imparatoru edasıyla tam ortaya geçip uzanır ve pozlarına devam ederdi. Her turumda ona dair yüzümü gülümseten anılarım var hafızamda. Hatta onu anlatırken 'Ayasofya'da farelerin barınamamasının sebebidir' diye espri yapardım.

Ayasofya'yı gezen herkes gibi ünlüler de Gli'yle poz vermek isterdi. En son Michael Douglas ve Catherine Zeta-Jones ile gittiğimde burası benim sahnem der gibi başroldeydi. Dönemin ABD Başkanı Barack Obama ve İstanbul'u gezdirdiğim ABD'nin ilk kadın Dışişleri Bakanı Madeleine Albright ile paylaştığı karelerde Gli, Ayasofya'nın iyi niyet elçisi gibiydi.

Bugün birçok sosyal medya fenomenini kıskandıracak sayıda takipçisi olan @hagiasophiacat Instagram hesabında vefat haberinin ilan edildiği iletinin altına 10 bine yakın taziye mesajı geldi. Hepimiz seni çok sevdik Gli… Işıklar içinde uyu!

KISA KISA

Geç bulduk, tez yitirmeyelim

Biliminsanları, Myanmar ormanlarında yeni bir primat türü keşfetti. Ancak ne yazık ki bu sevimli canlıyı kaybetmek üzereyiz. Londra Doğa Tarihi Müzesi'nin çalışmasına göre Popa langur adı verilen; uzun kuyruklu, gözlerinin çevresinde halkalar ve başının üstünde bir tüy tepesi olan bu maymundan yeryüzünde yalnızca 200-260 tane kaldı. 

Gelecekte en büyük sorun su olacak

Doğal Hayatı Koruma Örgütü (WWF) tarafından yapılan araştırmaya göre dünya nüfusunun önemli bir kısmı iklim değişikliği nedeniyle gelecekte sel, susuzluk veya kötü su kalitesinden etkilenecek. Uzmanların tespitlerine göre halen dünyanın dört bir yanındaki insanların yaklaşık yüzde 17'si bu olumsuz koşullardan etkileniyor. Gelecekte su sorunundan yoğun olarak etkilenecek bölgeler arasında Güney Asya, Ortadoğu, Güney Amerika ve Afrika'nın yanı sıra Pekin, İstanbul ve Rio de Janeiro gibi kalabalık metropollerin de adı sayılıyor.

Dikkuyruklar mercek altında

Simurg Kuş Yuvası Derneği'nin Fransa Büyükelçiliği ve Türkiye Fransız Kültür Merkezi tarafından desteklenen araştırması 15 Kasım'da başlıyor. Bu araştırmayla Mogan Gölü'nde nesli tehlike altındaki dikkuyruk popülasyonu mercek altına alınacak. Edinilen bilgiler doğrultusunda koruma çalışmalarına yön vermeyi hedefleyen proje, genç araştırmacılar yetiştirmek de istiyor.

Kaynak: Hürriyet

Haber Yorumları
500
Yazılan yorumlar hiçbir şekilde Haberler.com’un görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır. Yorumlar, yazan kişiyi bağlayıcı niteliktedir.

Manşet Haberler

title