Müsiad Gik Gala Programı

Müstakil Sanayici ve İşadamları Derneği (Müsiad) Genel Başkanı Ömer Bolat, "1980 Yılında 26 Bin İşletmeci, Bin İhracatçı Vardı; 2007 Yılında İse 640 Bin İşletmeci ve 40 Bin İhracatçı Var" Dedi.

Müsiad Gik Gala Programı

Müstakil Sanayici ve İşadamları Derneği (MÜSİAD) Genel Başkanı Ömer Bolat, "1980 yılında 26 bin işletmeci, bin ihracatçı vardı; 2007 yılında ise 640 bin işletmeci ve 40 bin ihracatçı var" dedi.

MÜSİAD Konya Şubesi'nde düzenlenen MÜSİAD Genel İdare Kurulu (GİK) gala programına Konya Valisi Osman Aydın, Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Akyürek, MÜSİAD Genel Başkanı Ömer Bolat, Konya Ticaret Odası (KTO) Başkanı ve TOBB Başkan Yardımcısı Hüseyin Üzülmez, Konya Sanayi Odası (KSO) Başkanı Tahir Büyükhelvacıgil, Konya Ticaret Borsası (KTB) Başkanı Mehmet Kara ve MÜSİAD üyeleri katıldı. Sinevizyon gösterisi ile başlayan programda Vali Osman Aydın, Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Akyürek ve KTO

Başkanı Hüseyin Üzülmez, Konya'nın geçmişten bugüne gelişimini anlattı. Daha sonra MÜSİAD Genel Başkanı Ömer Bolat tarafından, MÜSİAD'ın yeni 19 üyesine rozet takıldı. MÜSİAD'ın GİK toplantılarından çok verim aldıklarını belirterek sözlerine başlayan Ömer Bolat, "Türkiye büyüdükçe biz de büyüyoruz. Biz büyüdükçe Türkiye de büyüyor. Ben 14 yaşındayken Konya'da sadece tarım sektörü vardı, şimdi Konya sanayide de var. Bundan 30 yıl önce Almanya'daki fabrikaları gördüğümde, evlerden bile modern olduklarını

fark ettim. Ben Türkiye'nin bu duruma çok zor geleceğini düşünürdüm. Ama şimdi baktığımda çok güzel şeyler görüyorum. Çok mesafaler kat ettik, bununla iftihar etmeliyiz. 1980 yılında Türkiye'de 26 bin işletmeci, bin ihracattı vardı. 2007 yılında ise 640 bin işletmeci, 40 bin de ihracatcı var. İhracat konusunda, küresel pazarlarda çok büyük mesafeler aldık" dedi.

Hz. Mevlana'nın, 'Dün dünde kaldı cancağızım, şimdi yeni bir şey söylemek lazım' sözüyle konuşmasına devam eden Bolat, "Dünya çok hızlı değişiyor. Müthiş bir kapitalleşme ve küreselleşme süreci var. Üretim ekonomisi, yerini daha çok finans ekonomisine bırakıyor. 25 yıl önce dünyanın en büyük şirketleri demir, çelik, otomotiv, gıda gibi şirketlerdi. Şimdi finans, perakende ticaret, enerji ve bilgi teknoloji şirketleridir. Ulus devleti yerini, ulus şirketleri aldı. Şirketlerin politikaları, devlet

yönetimlerini etkilemeye başladı. Dünya ekonomisinin ağırlığı, artık batıdan doğuya doğru kayıyor. Asya ve doğunun dünya tüketimindeki payı yüzde 35 artarken, dünya ticaretindeki payı da yüzde 30'a geldi. Dünyanın en büyük fuarları artık İstanbul, Dubai, Moskova ve Şangay gibi şehirlerde yapılıyor. Doğu pazarını ihmal etmememiz lazım. Hz. Mevlana'nın, 'yeni birşeyler söylemek lazım' sözü, Türkiye ekonomisi için şunu ifade ediyor; Türkiye 1990'lı yıllarda yaşadığı ekonomik kriz, toplumsal gerginlik, siyasi

kaostan kurtularak son 5 yılda istikrarı doya doya yaşadı. İstikrar programı artık dönemini tamamladı. Yeni istihdamı artırma, dış ticaret ve cari açığı azaltabilmek konusunda sıkıntılar var. Yüksek faiz, düşük kur; başta ihracatçılar olmak üzere girdi mallarını üreten yerli üreticilere ciddi manada güçlükler getirmektedir. Biz biliyoruz ki artık bu IMF destekli stand-by programından bir akış stratejisi ile Mayıs ayında çıkmak gerekiyor. Türkiye'nin yeni bir kalkınma programına ihtiyacı var" diye konuştu.

(HİV-FM-OK-E)