MHP TBMM Grup Toplantısı

MHP TBMM Grup Toplantısı
Anadolu Ajansı - Haberler | Politika

Genel Başkanı Bahçeli: (2)
"Türkiye 16 Kasım günü hiç olmadığı kadar küçük düşürülmüş, Türk milleti hıyanetin resmi geçidine yüreği sızlayarak şahitlik etmiş, caniyle Başbakan’ın fotoğrafları...

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, "Türkiye 16 Kasım günü hiç olmadığı kadar küçük düşürülmüş, Türk milleti hıyanetin resmi geçidine yüreği sızlayarak şahitlik etmiş, caniyle Başbakan'ın fotoğrafları aynı pankarta iliştirilmiş, şehit ve şühedamızın kemikleri sızlamıştır" dedi.

Bahçeli, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, Türkiye'nin hem olağandışı, hem olağanüstü bir dönemi, daha da önemlisi aklın, mantığın ve vicdanın almayacağı kapkara günleri yaşadığını ifade etti.

Başbakan Erdoğan ve hükümetinin "milli varlığı budamak, milli bütünlüğü baltalamak, milli kimliği bombalamak ve milli huzuru bozmak için fitne ateşini körüklediğini" savunan Bahçeli, şunları söyledi:

"Özellikle Diyarbakır'daki son yaşananlar, son rezil sahneler bize başka bir yorum yapma imkanı bırakmamıştır. Başbakan'la dostu ve kardeşi Barzani, sözde Kürdistan beyanları altında Diyarbakır'da kavuşmuş, kucaklaşmış ve kaynaşmıştır.

Türkiye Cumhuriyeti'nin 90 yıllık tarihinde; bugünkü kadar küstahlık, bugünkü kadar pervasızlık, bugünkü kadar ihanet emin olunuz ki görülmemiştir. Türkiye, Başbakan ve hükümetinin yabancılardan heyecanla aldığı vekalet göreviyle sanki işgal, sanki esaret altındadır. Karşımızdaki ülke manzarası her açıdan yürek burkucudur. Karşımızdaki ülke resminin aydınlık hiçbir yanı kalmamıştır."

 

-"Türkiye 16 Kasım günü hiç olmadığı kadar küçük düşürüldü"

 

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın haftasonu Diyarbakır'a gerçekleştirdiği ziyareti eleştiren Bahçeli, şunları söyledi:

"Bugün büyüğünden bir Türkçe sözlüğünü açıp bakınız, eminim ki içinde bulunduğumuz ağır ortamı tam manasıyla tarif edecek ve karşılayacak bir kelimeyi bulamazsanız. Fakat hainlerin tarihine bakarsanız, işbirlikçilerin madde madde yazıldığı kitapların sayfalarını karıştırırsanız, satılmışların çarşaf çarşaf ifşa edildiği külliyatları gözden geçirirseniz aradığınıza mutlaka ki ulaşırsınız.

Türkiye'nin geçtiğimiz cumartesinden beri yaşadığı hazin ve hüsran verici manzaralar 'ben insanım, ben Türk'üm ve ben Türk milletinin ferdi olmaktan onur duyuyorum' diyen hiç kimsenin kabul edeceği şeyler değildir. Türkiye 16 Kasım günü hiç olmadığı kadar küçük düşürülmüş, Türk milleti hıyanetin resmi geçidine yüreği sızlayarak şahitlik etmiş, caniyle Başbakan'ın fotoğrafları aynı pankarta iliştirilmiş, şehit ve şühedamızın kemikleri sızlamıştır.

Türk vatanı bir avuç soyu sopu karışık, kökeni ve aidiyeti sorunlu, gelmişi ve geçmişi zift gibi siyah, vicdanı ve insanlığı çürümüş yüzlerin meydan okumasına sahne olmuştur. Biz millet olduk olalı, içimizden hiç bu kadar sarılmamış, hiç bu kadar hançerlenmemiştik. Biz devlet olduk olalı hiç bu kadar zulüm görmemiş, hiç bu kadar köşeye sıkışmamıştık. Cehaletin bugünkü kadar mevki elde ettiği başka bir dönem olmamıştır. Düşmanlığın hiç bu kadar övüldüğü, iltifat görüp taltif edildiği başka bir dönem görülmemiştir. Hıyanetin hiç bu kadar statü elde ettiği, hiç bu kadar sivrilip iktidara yükseldiği başka bir devire tesadüf edilmemiştir. Milli şeref, milli haysiyet, milli vakar, milli ruh ve milli kimlikten mahrum olanların saltanatına hiç bu kadar süreyle katlanılmamıştır."

MHP Genel Başkanı Bahçeli, "Neredeyse Anzavur dirilmiş, mazideki isyancılar gözlerini açmış, Ali Kemal yattığı yerden kalkmış, Damat Ferit hortlamış, ecdadımızın kılıç darbeleriyle yere çakılan haçlılar tekrar ayaklanmış, hükümetle ve başındaki şahsiyetle bütünleşmiştir" diye konuştu.

 

-"Topraklarımızı kirletmiştir"

 

Bahçeli, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Başbakan Erdoğan kadim dost ve kardeşi Barzani'yi Diyarbakır'a davet etmiş ve burada tıpkı aşığına vurgun maşuk gibi muhatabını bağrına basmıştır. Peşmerge başı, tarihi olarak propagandası yapılan bu ihanet buluşmasına gelirken, tıpkı 19 Ekim 2009 tarihinde PKK'lı militanların kullandığı Habur yolunu takip etmiş ve topraklarımızı kirletmiştir.

Yanına aldığı ve 37 yıl sonra Başbakan'ın vizesiyle yurda giriş yapan Şivan Perver isimli bölücü ve sözde şarkıcıyla gövde gösterisi yapmış, tezahüratlar eşliğinde ve konvoy halinde Diyarbakır'a ulaşmıştır. Başbakan Erdoğan'ın dost diyerek methiyeler düzdüğü, yüzünde güller açarak kollarına aldığı bu terör destekçisi 37 yıl sonra sanki babasının çiftliğine gelir gibi Türkiye'ye girmiştir.

'Abdullah Öcalan barış ve özgürlük savaşçısıdır. Terörist değildir. Terörist olan Türkiye Devleti'dir. İnanın bana' sözlerini 1999 yılında İsveç'te sarfeden rezil bu kişidir. 'İmralı'daki kahramanı selamlıyorum' beyanını 2009 yılında Almanya'da seslendiren delilli ispatlı hain bu kişidir. 'Allah kahretsin Türk dilini, başımızdan defedelim' hakaretini geçtiğimiz yıl yine Almanya'da seslendiren ahlaksız bu kişidir."

Bahçeli, Başbakan Erdoğan'ın Perver'i dost olarak görüp gönlünün tüm kapılarını ardına kadar açtığını ifade etti.

"Sıfır sorun mucidi Dışişleri Bakanı'nın da bu terör düşkününden özür, belki de dizlerine kapanarak af dilediğini" ileri süren Bahçeli, şöyle devam etti:

"Ömrü boyunca milli tüm değerlerimizle didişmiş, diş bilemiş ve dirsek çevirmiş tescilli bir eşkıyaya bu denli muhabbetin, bu denli sıcaklığın anlaşılabilir bir tarafı bizce kesinkes yoktur.

Başbakan'ın PKK'lılara karşı gösterdiği coşkun ve aşkın sevginin kendi içinde tutarlı bir yanı herhalde vardır. Buna göre Sayın Erdoğan ya Kandil yetiştirmesidir, ya Türk düşmanıdır, ya da Türk milletinin kanını içmeye yeminli çevrelerin özel ve gönüllü görevlisidir. Sanıyorum bu üç seçeneğin dışında bir yorum yapmak imkansızdır. Bu da yetmemiş, Başbakan Erdoğan Diyarbakır'daki açılış törenini, 28 Ekim 2013 günü Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülü'nü alan bir başka PKK'lının ölüm yıldönümüne denk getirmiştir.

Değerli arkadaşlarım söyler misiniz bana, Türkiye Cumhuriyeti'ni PKK severlerin yönetmesi, devletin en üst makamlarında teröristlere yataklık yapanların bulunması Türk milleti için kıyamet alameti değil midir? Bu nasıl bir iştir ki, birisi ödül verecek kadar şuur kaybına uğrar, birisi anma günü düzenleyecek kadar da gözü ve vicdanı kararır? Hangi devletin yöneticileri böyle bir kokuşmuşluğun içinde olmuştur? Dünyanın neresinde, bir ülkenin Cumhurbaşkanı ve Başbakanı teröristlere koltuk çıkmakta, izzet ve ikram yapmaktadır?"

 

-Ahmet Kaya anıtı yaptırsın

 

Başbakan Erdoğan'ın hayatı boyunca şehitler için gözyaşı dökmediğini ileri süren MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, şunları kaydetti:

"Başbakan, hısım ve yakın akrabası olduğuna kanaat getirmeye başladığımız Barzani'nin önünde PKK'lı Ahmet Kaya'dan şiir niyetine bazı zırvaları dillendirirken önüne gelen ağlamış ve duygulanmıştır. Başbakan içli içli okumuş, ah çekerek, 'keşke burada olsaydı' diyerek özlemini haykırmış ve neticede protokol kısmında gözyaşları sel olup birbirine karışmıştır.

Hayatı boyunca şehitlere tek bir damla gözyaşı dökmeyen, göz pınarları hiçbir milli davada yaşarmayan izansızlar, insafsızlar ve nefsine tapan kibir yuvaları koro oluşturup PKK'lı Ahmet Kaya'nın ağıdını ölümünden 13 yıl sonra yakmışlardır. Başbakan Erdoğan madem bu kadar Ahmet Kaya hastasıdır, madem bu kadar kardeşi olarak görmektedir, madem bu kadar matemlidir; o zaman en kısa sürede bu terörist havarisinin adına bir anıt yaptırmalı, orayı kendisine mesken tutmalı, yakınlarından da bir ev tutarak sürekli anıtı seyretmelidir.

Başbakan'a göre bu PKK'lının suçu saz çalmakmış. Sayın Erdoğan, öldürmek için ille de tüfek, tabanca, top ve hançer mi kullanmalı; saz kaleşnikof, kalem füze, söz kurşun, senin ve dostun gibi zihniyetler de canlı bomba olamaz mı?"

 

-Malazgirt Destanı, Söğüt ruhu...

 

MHP Genel Başkanı Bahçeli, "Bütün bu kepazelikler Türk milletinin gözleri önünde yaşanırken Başbakan Erdoğan'ın hala tarih yazdıklarını söylemesi, bizatihi tarihsel akışın şahit olduğu en büyük yüzsüzlüklerden birisidir. Kimse sabrımıza aldanıp da gevşeklik yapmasın, kuduz gibi oraya buraya sataşmasın; yeri ve zamanı gelince Malazgirt Destanı da tekrarlanır, Söğüt ruhu da canlanır. İstanbul'un fethi de yenilenir, İzmir'de denize dökülenlerin torunları de yeniden süpürülüp atılır" ifadelerini kullandı. 

Herkesin "fıtratının, mayasının ve fikriyatının" gereğini yapmakta olduğunu belirten Bahçeli, şöyle devam etti:

"Diyarbakır'da Barzani'yi konuk etmek, onun huzurunda Kürdistan'ı meşrulaştırmak Türk milletinin görüp görebileceği en ciddi tahribatlardan birisidir. Biz geçen haftaki grup toplantımızda sorduğumuz, 'Başbakan Erdoğan Kürdistan için umut mu verecek, vade mi biçecektir?' sorusu kısa süre içinde cevabını bulmuştur. Evet, Başbakan Erdoğan siyasi menfaat uğruna, Barzani'nin desteğini sözüm ona bölgede alma pahasına ve dört varil mazot amacıyla ayaküstü hem müzakere ortağını satmış, hem de Kürdistan'a onay vermiştir.

Başbakan, peşmergenin pankürdist politikalarını hazmettirmek için Türk milletinin verdiği yetkiye alenen ihanet etmiştir. Barzani de bir yanda İmralı canisine teşekkür ederken, diğer yanda 'rüyamda görsem inanmam' diyerek Başbakan'ı takdir ve daha fazlası için teşvik etmiştir. Türkmen kardeşlerimizi peş peşe katleden, Türkmenlerin demografik yapısıyla oynayan, Türkmen şehirlerinin ismini değiştiren, PKK kamplarının başında nöbet bekleyen, teröristleri giydirip kuşandıran, Kerkük'ün statüsünü oldu bittiye getirmeye çalışan bir alçak, öyle ki Başbakan'da hayallerini bulmuştur. İnşallah Allah'ınızdan bulacağınız günler de yakındır."

 

-Kuzey Kürdistan neresi?

 

Devlet Bahçeli, gelişmelerden cesaret alan Diyarbakır Belediye Başkanı Osman Baydemir'in, Barzani'nin "Kuzey Kürdistan'a ve şehrinize hoş geldiniz" diyerek gönlünü yaptığını anımsatarak Başbakan Erdoğan'a Kuzey Irak'ın neresi olduğunu sordu.

Bahçeli, şöyle devam etti:

"Sen, elinden tuttuğun bu belediye başkanının sözlerine katılıyor musun, destek veriyor musun? Türkiye bir hukuk devleti ise bu savcılar, bu hakimler nerededir? Yasa ve Anayasa'ya göre en ağır suçlar bir bir işlenirken, vatanını ve milletini seven hukuk insanları nereye sinmiştir?

Şu işe bakınız ki Peşmerge yönetiminden bir temsilci, AKP'nin kolaylaştırıcı tavrıyla NATO'nun Brüksel'deki toplantısına katılmıştır. Bu iştirakin geri planında AKP'nin müsaadesi ve müdahalesi tartışmasızdır. Irak'taki terörizm destekçisi bölgesel bir yönetimin NATO toplantısına katılacak kadar mesafe alması, ABD'nin ve diğer batılı güçlerin tutumu hakkında da hepimize bir fikir vermektedir.

Anlaşılan Başbakan aldığı buyrukları sadakatle uygulamaktadır. Yine anlaşılmaktadır ki Kerkük'ten Avrupa'ya ulaşacak yeni bir doğalgaz ve petrol hattının inşası için Başbakan Erdoğan ve Barzani memur edilmiştir. Oyun iğrenç, tezgah aşağılık ötesidir. Hesap para, servet ve koltuk üzerinedir. Bunun için de Türkiye'nin bölünmesi, ilk etapta özerklik, arkasından federasyon ve konfederasyon koridorundan geçerek Kürdistan direklerinin çatılması amaçlanmaktadır. Suriye'nin kuzeyinde PKK tarafından ilan edilen özerk yönetim Kürdistan'ın ikinci halkasıdır.

Şimdi de sırayı üçüncüsü almıştır. Başbakan Erdoğan bu sebeple adeta ihanet yarışına, adeta nefes nefese bölücülük rekabetine girmiştir. PKK'ya teslim olmanın ismi normalleşme, Barzani'ye boyun eğmenin ismi ön yargıları kırma, bölücülüğe hukuki kılıf dikmenin adı tabuları yıkma ve şerefsizliklerin ismi de 'Yeni Türkiye' olarak formüle edilmiştir."

 

-Öcalan serbest bıraktırılacak

 

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, terör ele başı Abdullah Öcalan'ın serbest bıraktırılacağını iddia ederek, şunları söyledi:

"Başbakan'ın, 'dağdakilerin indiğini, cezaevlerinin boşaldığını göreceğiz' beyanıyla İmralı canisi ve PKK'ya af müjdesi vermesi ve peşmerge başının, süreç ihanetinin sonunda bunun gerçekleşeceği kehanetinde bulunması rastlantı değildir. Recep Tayyip Erdoğan PKK'yı resmen siyasallaştıracak ve canibaşını da serbest bırakacaktır.

Bu süreci çabuklaştırmak için muhtemeldir ki PKK sansasyonel eylemlerini artıracaktır. Mardin'de askeri birliğimize yönelik kurulan pusu, Van karayolu yapımını üstlenen bir firmaya ait şantiyenin basılması, 10 araç ve iş makinesinin ateşe verilmesi bunun bir işaretidir. Başbakan Erdoğan barış, çözüm ve süreç derken; PKK'lı caniler elleri tetikte insan avına çıkmışlar, kan dökmek için silahlarının emniyetini açmışlardır.

Başbakan ve bölücü şebeke vatanı sahipsiz sanmamalıdır. Milleti yalnız görmemelidir. Devleti çaresiz saymamalıdır. Gücümüzün yegane kaynağı büyük Türk milleti ve onun sevdalısı Türk milliyetçileri hainleri her tarafta karşılamaya ve tarihin çöplüğüne atmaya hazır ve azimlidir. Şundan emin olunuz ki milli mücadele yıllarında nasıl ki kurtarıcı Türk milleti olmuşsa yine aynısını yapacak, gök kubbeyi hainlerin başına geçirecektir. Türkiye'yi bölmek için işgalci düşman güçlerinin dayattığı Sevr anlaşmasını yırtıp yüzlerine çarpan milli ruh yeniden güneş gibi doğacak ve cesaretle harekete geçecektir. Kimse ümitsiz olmasın, kurtuluş yakındır, Başbakan ve hükümetinin Yüce Divan'a çıkma günü yaklaşmaktadır."

 

-Avrupa'daki Türkler

 

Konuşmasında bu haftasonu yaptığı Almanya ziyaretine de değinen Bahçeli, Almanya Türk Federasyonu'nun 28. Büyük Kurultayı'na katıldığını ve oradaki muhteşem coşkuya tanık olduklarını söyledi.

Gurbet ellerde yaşayanların bugünkü şartlarda her türlü soruna rağmen dimdik ayakta; kimliği, kişiliği ve kültürüyle dipdiri şekilde varlık mücadelesi vermekte olduğunu ifade eden Bahçeli, Almanya'nın siyasetinden ekonomik hayatına kadar birçok alanda Türklerin başarılarına, göz kamaştırıcı faaliyetlerine, sosyal hayata renk ve canlılık katan girişimci niteliklerine şahit olduklarını anlattı.

Avrupa Türklüğünün önemli sorunları bulunduğunu anlatan Bahçeli, "Gurbete göçün 52. yılında problemler azalmak şöyle dursun, çeşitlenerek, yoğunlaşarak ve etki alanını genişleterek artış göstermiştir" dedi.

Şu an itibariyle Avrupa'da yaklaşık 6 milyonluk bir Türk nüfusu bulunduğunu ancak ırkçı şiddet ve tahammülsüzlük tehditlerinin devam ettiğini söyledi.

Değişik ülke vatandaşlarının Almanya'da yerel seçimlerde oy kullanabilirken, Türk vatandaşlarına aynı hakkın tanınmadığına işaret eden Bahçeli, şunları kaydetti:

"Anlaşılıyor ki Avrupa Türklüğü dünü ve yarını arasında bir tercihe zorlanmaktadır. Geleceğini bu ülkede gören kardeşlerimizin beklentisi, milli kimliğine saygı duyularak, Anayasal haklardan yararlanabilmelerinin önünün açılması ve çifte vatandaşlık hakkının verilmesidir. Almanya devletinin bu konuda somut adım atması kardeşlerimizin ortak görüş ve temennisidir. Ayrıca Türkçe öğretmeni ve din görevlisi temini konularında tarafımıza iletilen haklı ve son derece yerinde isteklerin de karşılanması aciliyet arz etmektedir. Başbakan Erdoğan gözünü açmalı ve Avrupa Türklüğü'nün sesine kulak vermelidir.

Biliyor ve takip ediyoruz ki yaklaşık yarım asırdır; Türklerin samimi çabaları çoğu zaman yok sayılmış, anavatana dönmeleri için yapılan baskılar birbirini izlemiştir. Yabancı toplumlar içinde erimemek, asimile olmamak ve çözülmemek amacıyla Türk aileleri çok direnmiş, çok emek harcamıştır. Avrupa Türklüğü'nün yeterince birlik olamamasının getirdiği ilave zahmetler ister istemez her düzeyde hissedilmiş, yansımaları çok defa ağır olmuştur. Ekonomik kriz nedeniyle çekilen maddi sıkıntılar, işsizlik ve yoksulluk eksenli darboğazlar soydaşlarımızı ziyadesiyle yorgun ve zayıf düşürmüştür.

Manevi değer istismarıyla toplanan ve binbir emekle kazanılan helal paraların buharlaşması ve yolsuzluk şebekelerince ahlaksızca aşırılması bugüne kadar birçok kardeşimizi mağdur etmiştir. Holdingzedelerin sorunlarına henüz bir açıklık getirilmemiştir. Başbakan Erdoğan kendi zihniyetiyle yakınlığı bulunan bu hırsız ve uğursuzlarla ilgili sorulan soruları da 'bana mı sordunuz da verdiniz' diyerek örtbas etmeye ve geçiştirmeye çalışmıştır. Doğrudur, gurbetçilerimiz Başbakan'a sormamışlardır, ama soygun çetelerinin kime sorduğu, kimden icazet ve izin aldıkları gün gibi açıktır ve tüm oklar Recep Tayyip Erdoğan'dan başkasını göstermemektedir. Deniz Feneri'nin ucunun nereye dayandığı, nerelere kadar uzandığı sır ve meçhul değildir."

İki kültür, iki dil, iki din arasında bocalayan ve kimlik bunalımı ile karşı karşıya kalan Türklere herkesin özellikle de hükümetin duyarlı olmasını isteyen Bahçeli, "Mutlaka ki yozlaşma ve yabancılaşmaya engel olmak lazımdır. Avrupa Türklüğü; gücünün Türk milletini, Türkçemizi, Türk kültürünü yaşatmaktan geçtiğini hiç ama hiç unutmamalıdır" dedi.

Bahçeli, Almanya Türk Federasyonu'nun 28. Büyük Kurultayı'nda seçilen başta Federasyon Genel Başkanı Şentürk Doğruyol'u ve çalışma arkadaşlarını bir kez daha kutladı.

- TBMM

MHP TBMM Grup Toplantısı

Kaynak: Anadolu Ajansı

Manşet Haberler

title