Mesut ve İlkay'a Haksızlık

Mesut ve İlkay'a Haksızlık

HAVA da güzel olunca, Federal Dışişleri Bakanlığı'nın terasında eğlenceli ve bol sohbetli bir akşam geçirdik.

Mesut ve İlkay'a Haksızlık

HAVA da güzel olunca, Federal Dışişleri Bakanlığı'nın terasında eğlenceli ve bol sohbetli bir akşam geçirdik. Yıllardır tanıdığım Alman ve yabancı medya mensuplarının çoğu, Alman Futbol Milli Takımı'nın Türk kökenli oyuncuları Mesut Özil ile İlkay Gündoğan'ın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile bir araya gelmeleri konusunda ne düşündüğümü duymak istiyordu. Hepsine de olayı hem Alman politikacıların hem de Alman medyasının çok büyüttüklerini, abarttıklarını, hatta dramatize ettiklerini söyledim. Yıllardır Alman Milli Takımı'nın formasını giyen Mesut ile İlkay'a gerçekten de haksızlık yapıldığını da. Türk Cumhurbaşkanı ile Avrupa Birliği (AB) liderlerinin, Almanya'nın eski Cumhurbaşkanı'nın, Federal Dışişleri Bakanlığı döneminde şu andaki Cumhurbaşkanı Frank-Walter Steinmeier'in ve Başbakan Angela Merkel'in defalarca görüştüklerini hatırlattım. Bu görüşmeleri kimse yadırgamadığı halde, Mesut Özil ve İlkay Gündoğan'ın Cumhurbaşkanı Erdoğan ile buluşmalarına bu denli tepki gösterilmesinin saçma olduğunu söyledim. Konuştuğum arkadaşların çoğu hemfikirdi benimle. Tabii bu buluşmayı doğru bulmayan ve kendi saplantılarında ısrar edenler de vardı.

Ama özellikle yabancı medya mensupları yanıma gelip, "Mesut ve İlkay'a tamamen haksızlık yapıldı" dediler. Hatta "Bu basbayağı ırkçılık" diyenler bile oldu. Alman arkadaşlara Almanların ve Almanya'nın İsveç'i örnek almaları gerektiğini söyledim. İsveç Milli Takımı'nda oynayan Türk kökenli Jimmy Durmaz'ın son saniyelerde yaptığı bir faul yüzünden İsveç'in Almanya'ya karşı maçı 1-2 kaybetmesi üzerine sosyal medyada hakarete uğramasını, kendisi ve çocuklarının ölümle tehdit edilmesini tüm takım arkadaşlarının protesto ettiklerini hatırlattım. İsveçli millilerin ırkçılığa karşı tam bir dayanışma sergilediklerini de. İsveç Başbakanı Stefan Löfven'in Jimmy Durmaz'a dönük hakaret ve tehditleri sert bir dille eleştirip, kınadığını da.

Ne yazık ki, Almanya'da politikacısından medyasına kadar farklı bir tutum ve davranışa tanık olduğumuzu, bu durumun da özellikle Almanya'daki aşırı sağcı ve sağ popülist kesimlerin ekmeğine yağ sürdüğünü de söyledim.

Ne kadar içten ve inanarak söylediler bilemem ama, Alman arkadaşların çoğu, yabancı arkadaşların hemen hemen hepsi bana hak verdi.

Basın şenliğine evsahipliği yapan Federal Dışişleri Bakanı Heiko Maas, aktrist hayat arkadaşı Natalia Wörner'le birlikte konuklarla yakından ilgilendi. Federal Adalet Bakanı olarak görev yaptığı dönemden tanıdığım Dışişleri Bakanı Maas'la ayak üstü sohbet etme olanağı da buldum. Türkiye'de 24 Haziran'da yapılan seçimlerden sonra, "Türk seçmenin takdir ettiği her sonucu kabul etmemiz gerekiyor ve buna saygı duyarız" açıklamasında bulunan Bakan Maas'a "Türkiye'ye resmi ziyaret ne zaman?" diye sordum. Türkiye ile Almanya arasında her alanda ilişkilerin çok önemli olduğunun altını çizdi.

Ön hazırlıkların yapılmakta olduğunu ve muhtemelen parlamentonun yaz tatili sonrası Türkiye ziyaretinin gerçekleşeceğini söyledi. Evet, aklın yolu birdir. Doğru olan da budur. Diyalogsuzluk bir şey getirmez. İki tarafa da.

Kaynak: Hürriyet