Mersin: Mersin'de Vergi Rekortmenleri Ödül Töreni

Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, Özel Sektör Olarak Türkiye'yi Ekonomide Dünyanın Lider Ülkesi Yapabileceklerini Belirterek, "Özel Sektör Olarak, Türk Girişimcisi Olarak Bizim Genlerimizde Girişimcilik Var. Tek İsteğimiz Devletimizden, Bizim Önümüzdeki Sahayı Temizlesin, Rakiplerimizle Eşit Şartlarda Bize Futbol Oynamayı Sağlasın. Bak Bakalım Türkiye'yi Gelişmiş İlk 10 Ülkesi Arasına Sokuyor Muyuz, Sokmuyor Muyuz?" Dedi.

Mersin: Mersin'de Vergi Rekortmenleri Ödül Töreni

Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, özel sektör olarak Türkiye'yi ekonomide dünyanın lider ülkesi yapabileceklerini belirterek, "Özel sektör olarak, Türk girişimcisi olarak bizim genlerimizde girişimcilik var. Tek isteğimiz devletimizden, bizim önümüzdeki sahayı temizlesin, rakiplerimizle eşit şartlarda bize futbol oynamayı sağlasın. Bak bakalım Türkiye'yi gelişmiş ilk 10 ülkesi arasına sokuyor muyuz, sokmuyor muyuz?" dedi.

TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, Gelir İdaresi Başkan Vekili Osman Arıoğlu ile birlikte Mersin Ticaret ve Sanayi Odası (MTSO) ile Mersin Gelir İdaresi Başkanlığı tarafından düzenlenen "2005 Yılı Vergi Rekortmenleri ve Başarılı İhracatçılar" ödül törenine katıldı. MTSO Toplantı Salonu'nda düzenlenen törene Mersin Valisi Hüseyin Aksoy'un yanısıra çok sayıda iş adamı katıldı. Törende Türk ekonomisi ile ilgili uzun bir sunum yapan Hisarcıklıoğlu, ekonominin dünü ve bugününü ele aldı. Konuşmasında, Türk ekonomisinin krize girdiği dönemlerde ekonominin başına getirilecek adam bulamadıklarını hatırlatan Rifat Hisarcıklıoğlu, ABD'den adam getirilince bunun onuruna dokunduğunu söyledi. Sonunda daha önceden yurt dışına gönderilen ve Dünya Bankası Başkan Yardımcılığı görevine getirilen bir kişinin getirilerek işlerin düzeltildiğini kaydeden Hisarcıklıoğlu, işte o zaman bu ülkenin ekonomisini yönetecek insanların yetiştirilmesi için TOBB olarak Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesi'ni kurmaya karar verdiklerini ifade etti. Üniversitenin kurulduğu yıldan itibaren aldıkları sonuçların gurur verici olduğunu dile getiren Hisarcıklıoğlu, "Kurulduğu yıl tercih edilen ilk 5 üniversite arasında yer aldı. Birinci yılda ilk bin, ikinci yılda ise ilk yüze giren öğrencilerin tercihi olduk. Biz okulumuzda ana dilde eğitim veriyoruz. Türkiye'yi yönetecek olanlar bu öğrenciler. O nedenle biz Türkçe eğitim veren tek üniversiteyiz. Eğer Türkiye'de bu kişiler liderlik yapacaklarsa ana dilde eğitim almaları gerekiyordu, biz de onu veriyoruz. Bu bütün dünyada böyle. Almanya'da, Fransa'da İngilizce eğitim veriliyor mu, hayır. Hepsi ana dilde eğitim veriyor. Ancak bunu yaparken, global dünya dediğimize göre, sınırlar kalktığına göre hazırlık sınıfında da İngilizce eğitim veriyoruz. Öyle bir standarda ulaştık ki, hazırlık sınıfında İngilizce'yi öğrenen öğrenciler yetiştirdik" diye konuştu.

Bakü-Tiflis-Ceyhan Projesi'nin 21. yüzyılın projesi olduğunu, önümüzdeki dönemde Kazak-Türkmen petrol ve doğalgazının bütün dünyaya Türkiye üzerinden açılacağını ve Türkiye ile birlikte bu bölgenin önem kazanacağını kaydeden Hisarcıklıoğlu, böylelikle Serbest Bölge ve limanın daha da önemli hale geleceğini belirterek, "Biz Serbest Bölge konusunda elimizdeki büyük bir kaynağı yok ediyoruz. Kaçak varsa, kaçağı önleyelim. Serbest Bölgeler Türkiye'nin ihracatı anlamında, rekabeti anlamında, istihdamı anlamında çok önemli. Bu konuda Serbest Bölgeler'deki vergi konusu tekrar ele alınmalı" şeklinde konuştu.

"KAYIT DIŞI EKONOMİDEN EN ÇOK RAHATSIZ OLAN BENİM"

Dünya Bankası'nın 'Doing Business' adı altında yayınladığı rapora göre, OECD ülkeleri arasında en yatırıma elverişli ülkeler sıralamasında Yeni Zelanda'nın birinci, Türkiye'nin ise 93. sırayla son sırada yer aldığını belirten Hisarcıklıoğlu, "Peki Türkiye en son sırada olmasına rağmen büyüme ne olmuştur? 2002-2006 döneminde yüzde 36 büyümüştür. Bu büyümenin yüzde 31'i özel kesime ait. Kamunun yüzde 5'tir. Bu Cumhuriyet tarihinden bu yana ilk kez oluyor. Türk özel sektörü müthiş bir başarı hikayesi yazdı. Bu esere sahip çıkmalıyız. OECD ülkelerinde vergi yükündeki değişime baktığınızda, 1985-2005 yılı arasında OECD ortalaması yüzde 2.5., Türkiye'de ise 17.5. Bu rakamla Türkiye birinci. Türkiye'de kayıt dışı ekonomiden en çok rahatsız olan benim. Ama ekonomide bir kural var, bu çok açık. Vergi oranını ne kadar arttırırsan, kayıt dışı o kadar artar" dedi.

Türkiye'nin ekonomideki 25 yıl öncesi ile bugünkü durumunu da değerlendiren Hisarcıklıoğlu, konuşmasını şöyle tamamladı:

"Türkiye'de 25 yıl önce kayıtlı şirket sayısı 26 bin, bugün ise 650 bin. 20 sene önce Türkiye'nin ihracatı 2 milyar 850 milyon dolar. Bunun yüzde 80'i de tarım ürünü. Bugün nereye geldik, 80 milyar dolara geldik. Kim yapıyor bunu? Türk özel sektörü. Nereye yapıyoruz biliyor musun, yüzde 65'ni AB ülkelerine yapıyoruz. İhracatımızın yüzde 90'ı da sanayi ürünü. Bunu 20 senede yaptık. 20 sene önce bu ülkenin turizm geliri 300 milyon dolardı, bugün 18 milyar dolar. Bunu da biz yaptık. Otel standardı ve hizmet kalitesinde bugün dünyada birinci sıradayız. Her şeyde üstteyiz. Diyoruz ki biz, bu işte yapmış olduğumuz müthiş bir başarı hikayemiz var. 20 sene önce dünyanın gelişmiş ilk 35 ülkesi içinde iken bugün ilk 17 içine girdik. Bunu da biz yaptık. Biz 'bu Türkiye'yi dünyanın gelişmiş ilk 10 ülkesi arasına sokarız' diyoruz. 'Artı 5 milyon işsizine de iş buluruz' diyoruz. 'Artı her yıl yetişen 700 bin gelişen gencine iş buluruz' diyoruz. Ve 'Türkiye'yi ekonomide dünyanın lider ülkesi yaparız' diyoruz. Çünkü özel sektör olarak, Türk girişimcisi olarak bizim genlerimizde girişimcilik var. Tek isteğimiz şu devletimizden, bizim önümüzdeki sahayı temizlesin. Rakiplerimizle eşit şartlarda bize futbol oynamayı sağlasın. Bak bakalım Türkiye'yi gelişmiş ilk 10 ülkesi arasına sokuyor muyuz, sokmuyor muyuz?"

Daha sonra konuşan Gelir İdaresi Başkan Vekili Osman Arıoğlu da, teşvikle değil, genel trendleri iyileştirip herkese eşit şart ortamları oluşturulabildiğinde, rekabet ortamı sağlandığında ekonominin de daha güçlü hale geleceğini söyledi. Kamu olarak birinci önceliğin ne olduğu tercihini iyi koymak gerektiğini kaydeden Arıoğlu, "4 yıl önce ile 4 yıl sonra geldiğimiz duruma baktığımızda, enflasyon her şeye rağmen tek haneli diyebiliyoruz. Bu yıl içinde de gördük ki, artık ekonomimiz dalgalanmalara veya bir takım dış şoklara karşı daha dayanıklı hale geldi. Artık bünyemiz marazlı bünye olmaktan çıktı, daha sağlıklı bir bünye haline geldi. Son 4 yıllık dönemde, 2003 yılına baktığınızda bir takım vergi artışları oldu. Ama buna rağmen, kurumların kar dağıtımındaki vergi oranı yüzde 65'ten yüzde 45'e indi. Çünkü orada aşırı bir vergilendirme söz konusu idi, bu oranlarla şirketlerin devam etmesi zordu. Bu dönemde en önemli yapılan şey 4 yıl üst üste Türkiye'de hem mali disiplinin sürdürülmesi, hem de büyümenin sürdürülmesidir. İstikrarlı bir şekilde 4 yıl üst üste büyümesi pek alışılagelmiş bir şey değildi. Eğer ki, mali disiplinde ekonomik istikrarı sağlayamazsanız, o zaman kayıt dışı kalarak kendini korumak isteyenler dahi bu işten zarar görür" dedi.

Gelir İdaresi olarak, vergi meselesine büyük önem verdiklerini de söyleyen Arıoğlu, "Biz diyoruz ki; biz zaten ortağız. Ama 2006 başına kadar biz kurumlarda 3'te 1 ortaktık. Şimdi 2006'dan itibaren diyoruz ki, biz 5'te 1 ortaklığa düştük. Hisselerimizi sizlere bir bedel almaksızın geri verdik. Dünyada artık 'Ben üretirim, fiyatı da ben belirlerim, sonra da satarım' anlayışı kalmadı. Kar marjları her geçen gün daha da daralıyor. Artık rekabet sizin yan komşunuz olmaktan çıktı, artık rekabet yan ülkedeki firma ile olmaya başladı. Onun için en önemli konulardan birisi de, kendi üyelerimize artık ortaklık bilincini oluşturmamız gerekiyor. Küçük işletmelerle Türkiye'de bir yerlere varamaz, firmalar da bir yere varamaz. Piyasa bu kuralları koyuyor, güçlü olan kazanıyor. Maliyetini indiren, pazarda daha fazla söz sahibi olur. Bunu yapabilmek için de ölçeği büyütmek gerekiyor. Yani ölçek bunu yapabildiğimiz taktirde Türkiye'nin de rekabet gücü artar, firmalarımızın da. Önceliğimizi, global dünyaya bakış olarak değiştirmek gerekiyor, önceliğimizi ortaklık hukukumuzu ölçek ekonomisine geliştirme noktasına koymamız gerekiyor, önceliğimiz AR-GE'ye yatırım yapma noktası olması gerekiyor" diye konuştu.

Konuşmaların ardından, vergi rekortmenleri ve ihracatta başarılı olanlara ödülleri verildi. Kurumlar Vergisi'nde birinci olan Çimse Çimento A.Ş. adına Memduh Güllü'ye ödülü Vali Hüseyin Aksoy, Gelirler Vergisi Birincisi Mehmet Serttaş'a Gelir İdaresi Başkan Vekili Osman Arıoğlu ve ihracatta ilk sırayı alan Berdan Tekstil adına İhsan Gürani'ye ödülünü TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu verdi.