Mersin'de Toros Rotary Kulübü Meslek Hizmetleri Paneli

Mersin'de Toros Rotary Kulübü Meslek Hizmetleri Paneli

Sinema Sanatçısı Tarık Akan, 1980 Yılına Kadar Sinemada Yapılan Eserlerin Tüm Türkiye'de Olduğu Gibi Uluslararası Alanda da Büyük Değer Gördüğünü Belirterek, Günümüzde Sinemada Yapılan İşlerin Çok Kötü Olduğunu Savundu.

Mersin'de Toros Rotary Kulübü Meslek Hizmetleri Paneli

Sinema sanatçısı Tarık Akan, 1980 yılına kadar sinemada yapılan eserlerin tüm Türkiye'de olduğu gibi uluslararası alanda da büyük değer gördüğünü belirterek, günümüzde sinemada yapılan işlerin çok kötü olduğunu savundu.

Mersin'de Toros Rotary Kulübü tarafından düzenlenen Meslek Hizmetleri Paneli'ne sinema sanatçısı Tarık Akan, tiyatro sanatçısı Aziz Rutkay ve şair-yazar Özdemir İnce konuşmacı olarak katıldı. Sinema, tiyatro ve edebiyat dallarında önemli açıklamalar yapan panelistler, panel sonunda da dinleyicilerin sorularını yanıtladı. Yönetim Danışmanı Feridun Gündüz'ün oturum başkanlığında düzenlenen panelde ilk olarak söz alan Özdemir İnce, Mersin'e gelmekten son derece mutluluk duyduğunu söyledi. Tarık Akan'ın aynı zamanda iyi bir yazar olduğuna vurgulayan İnce, Tarık Akan'ın, şuanda bir senaryo üzerinde çalıştığını ve o senaryo filme çekildiği zaman Türkiye'de sinema sanatında bir dönüm noktası olacağını iddia etti. Toros Rotary Kulübü'nün verdiği ödülü, 12 yaşında Çukurova Sanayi fabrikalarında işçi olarak çalışan Özdemir İnce'nin işçi ciddiyetiyle aldığını belirten İnce, "10 yaşında Mersin'de işçi olarak çalışmaya başladım. Fabrikada çalışırken işimi en iyi yapmaya çalıştım ve daha sonra kebapçı çıraklığı, sonra öğretmenlik, editörlük ve yazarlık yaptım. Şunu belirtmeliyim ki, yaptığımız işi sevmeli ve saygı duyarak yapmalıyız. Dünyanın en mutsuz olayı, insanın yaptığı işi sevmemesidir" dedi.

Atatürk'ün 'Tiyatro bir toplum düzeyinin aynasıdır' sözü ile konuşmasına başlayan Rutkay Aziz ise, 2007 yılında bu aynaya bakıldığında biraz çatlamış olduğunun görüldüğünü söyledi. Yaşanılan kültürel kimlik içinde tiyatronun çöküntüye uğradığını savunan Aziz, "Bir toplum düşünün ki sabahları sabah şekeri ile uyanıyor, akşamları da herhangi bir buz, dans şarkı yarışmasıyla uykuya yatıyor. Kamuoyunun anketlerine bakıyorsunuz, dünyada televizyon bağımlılığında birinci sırayı Türkiye alıyor. Bütün bunlar, kültürel kimliğin içinde çok ciddi kayıplar olarak karşımıza çıkıyor. Gittikçe çok daha düzeyi düşük toplum oluyoruz. Ne kadar ilkesiz, ahlaksız, düzeysiz, seviyesiz iş yaparsanız bu ülkede paraya veya şöhrete dönüşüyor; ne kadar ilkeli, ödünlü, düzeyli, namuslu, yurtsever, barışsever ve ahlaklı işler yaparsanız o da bu ülkede suça dönüşüyor" dedi. 1961 Anayasası'nın ülkemize getirdiği olanaklara bakıldığında, toplumsal değişim ve yenileşmede, düşünce özgürlüğünün ifade edilmesinde ve kültür ve sanat alanında bir rönesans yaşandığını savunan Aziz, şunları kaydetti:

"O günün dünya Türkiye'sine baktığımızda 43 tane özel tiyatro vardı. O tarihten sonra çeşitli olaylar yaşandı, darbeler oldu ve şuanda sadece tüketen bir gençlik ve toplum yaratıldı. Bunları umutsuzluk açısından söylemiyorum ama umutlu olmak için de gayretli olmak lazım. Böyle baktığımız da büyük acıların olduğu bir ülke haline geldik ve benim memleketim, ülkem bunu hak etmiyor. Dünya haritasına baktığımızda Türkiye'yi gözümüzün önüne getirdiğimizde çok estetik bir ülkedir. Harita olarak enfes görünür ve doğal olarak iç ve dış düşmanlarımızın da iştahını kabartıyor. Önemli olan oyunlara gelmeden, gerçekten bağımsızlığımızı korumaktır. İç politikada toplumsal barışı sağlayarak, dış politikada da ilkeli bir biçimde onurumuzu koruyarak hayata bakarsak, ben ülkemin geleceğini aydınlık görüyorum. Yeter ki biz kendi içimizde toplumsal barışı sağlayalım."

Panelde son olarak söz alan sinema sanatçısı Tarık Akan ise, sinema sanatının tüm sanatları içinde topladığını belirterek, sinemanın bireysel bir sanat olmadığını ve mutlaka kolektif bir biçimde üretilmesi gereken bir meslek dalı olduğunu söyledi. "Cumhuriyetimizin atlatmış olduğu handikapların bu toplumu kültür bazında hangi aşamada, nereye kadar, hangi amaca yönlendirerek getirdiği apaçık ortadadır" diyerek toplumun yaşanan olaylardan farklı biçimlerde etkilendiğini söyleyen Akan, "Biz bu gidişata dur deme gücünü gösterdiğimiz an, başka bir güçlerle mücadele etmeyi göze alıyoruz ve neticesinde yaptığımız işin karşılığını almamaya başlıyoruz. Çünkü toplumun kültür anlayışının o kadar gerildiğini fark ediyoruz ki, sen onların anlayışının bir karış yukarısında bir mesaj vermeye kalktığın zaman, o toplum da seni itmeye başlıyor. O zaman ona uygun işler yapmaya kalktığın zaman, senin kültür anlayışın ona müsaade etmiyor. Yani bir kültür insanıysan, sanat insanıysan ve kendini toplum için düşünen bir insansan, bir milim dahi olsa yapacağın işin, toplumun kültür anlayışının bir ilerisinde olmasını düşünüyorsun. Türkiye'de yapılan sinema anlayışının kültür seviyelerine baktığımız zaman, 1980 öncesinin hiçbir şekilde yanına dahi yaklaşmayacak kadar kötü bir şekildedir" ifadelerini kullandı.

1980 öncesi Türk sinemasının yapmış olduğu bütün yapıtların, dünya kamuoyuna festivallerde rahatlıkla çıkıp yarışabilecek düzeydeki anlayışta olduğuna işaret eden Akan, şunları kaydetti:

"O günkü toplumunun, kültür seviyelerine hitap edebilecek yapıtlar yapabiliyorduk ve yalnız kendi ülkemizde değil, dış ülkelerde de bunun karşılığını alabiliyorduk. Fakat 1980 dönemine gelmiş olduğumuz an, o darbenin getirmiş olduğu ağırlıklı baskıcı sistemin içinde sinemaya vermiş olduğu darbe çok daha acı ve büyüktür. Bu günlere geldiğimiz zaman sinemada yapılan işler o kadar kötü ki, burada isim olarak bakıldığı zaman bunlara insanlar nasıl gidebilir diyorum. 1 milyon dolar koyulduğu zaman 7-8 milyon dolar geri dönüyor. İnanılmaz ama bunu yapana sanatçı diyemeyeceğim, ülkesi adına hiçbir şey düşünmeyerek yalnızca salt para kazanmak için bu işe giriyorlar ve karşılığını rahatlıkla alabiliyorlar. Bizim gibi insanlar azaldıkça, onlar sinemaya hakim olmaya başlıyorlar ki, burada iktidarların ciddi bir karar alması gerekiyor."

Panelin sonunda Toros Rotary Kulübü Başkanı Adil Perşembe tarafından panelistlere teşekkür belgesi verildi.

(ÖT-OK-OK-Y)