Mersin: Chp Lideri Deniz Baykal Mersin'de

Mersin: Chp Lideri Deniz Baykal Mersin'de

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) lideri Deniz Baykal, bu ülkede herkesin Müslüman olmanın iftiharını yaşadığını, ancak Türkiye'nin bir din devleti olmadığını söyledi. Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin insanlara din gözlüğüyle yaklaşmayan, insana insan diye bakan çağdaş bir devlet olduğunu ifade eden Baykal, din istismarının bu topraklarda yerinin olmadığını, Allah ile kul arasına hiç kimsenin giremeyeceğini belirtti. Baykal, Lübnan sorunu konusunda ise Filistin sorunu çözülemeden Lübnan sorununun halledilemeyeceğini savundu.

Mersin: Chp Lideri Deniz Baykal Mersin'de

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) lideri Deniz Baykal, bu ülkede herkesin Müslüman olmanın iftiharını yaşadığını, ancak Türkiye'nin bir din devleti olmadığını söyledi. Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin insanlara din gözlüğüyle yaklaşmayan, insana insan diye bakan çağdaş bir devlet olduğunu ifade eden Baykal, din istismarının bu topraklarda yerinin olmadığını, Allah ile kul arasına hiç kimsenin giremeyeceğini belirtti. Baykal, Lübnan sorunu konusunda ise Filistin sorunu çözülemeden Lübnan sorununun halledilemeyeceğini savundu.

CHP lideri Baykal, Mersin Büyükşehir Belediyesi tarafından düzenlenen Mersin Festivali 2006'nın açılışına katıldı. Programına Mersin Büyükşehir Belediyesi'ni ziyaretle başlayan Baykal, daha sonra İstasyon Alanı'nda başlayan festival yürüyüşüne katıldı. Alana parti otobüsüyle gelen Baykal'ı binlerce kişi "Başbakan Baykal" sloganlarıyla karşıladı. Burada otobüsten inen Baykal, yaklaşık 1 kilometre mesafedeki Cumhuriyet Alanı'na vatandaşlar birlikte yürüdü. Yürüyüşe Baykal'ın yanı sıra Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Macit Özcan ile CHP Mersin Milletvekilleri Mustafa Özyürek, Ali Oksal ve Vahit Çekmez de katıldı. Yol boyunca vatandaşlardan yoğun ilgi gören CHP lideri, sık sık partililerini selamladı. Baykal, yürüyüş sırasında kalabalık nedeniyle zaman zaman zor anlar yaşadı.

Cumhuriyet Alanı'ndaki çelenk törenin ardından vatandaşlara hitap eden Baykal, Türkiye'nin, bölgenin ve dünyanın güç günler yaşadığını, özellikle bu bölgede kan, düşmanlık, kin ve nefret olduğunu, Türkiye'nin çevresinin bir ateş çemberi haline dönüştüğünü söyledi. Her yerde her an patlamaya hazır, bir kibritin çakılmasını bekleyen bir yangın ortamı varken, bölge buram buram çatışma kokarken, Türkiye'nin barış, kardeşlik ve huzur içinde olduğunu kaydeden Baykal, "Sorunlarımız yok mu, var. İşsizlik var, yolsuzluk var, haksızlık var, baskı var hepsini biliyoruz. Ama bütün bunları taşıyabiliyoruz. Demokrasi, istikrar, barış, kardeşlik içinde taşıyoruz. İçimizde biriktirmiyor muyuz, biriktiriyoruz. Soracağımız hesaplar yok mu, var elbette. Bu hesapları soracağız ama o hesapları sandıkta soracağız. Orada çatışma, burada barış. Neden bu böyle hiç düşündünüz mü? Ortadoğu'nun bir ateş çemberine sürüklenmesiyle, Türkiye'nin bir barış, huzur ve kardeşlik adası olarak ortaya çıkması arasındaki fark, Mustafa Kemal Atatürk farkıdır. Çünkü bu topraklardan bir Mustafa Kemal Atatürk geçmiştir. Atatürk, bu günlerin dünya tablosunu görmüş ve ona göre bir düzen tutmuş. Bu devlete sağlam bir maya sarmış, sağlam temeller atmış ve bugün o sayede dimdik ayaktayız. Nedir o temellerin özelliği, 'Bu topraklarda, bu devlet ırkçı bir devlet olmayacaktır' demiş. Irkçılık yok demiş. Atatürk, 'Bu topraklarda bütün insanlar tek bir milletiz, bu milletin de adı Türk milletidir. Hepimiz eşitiz, hepimiz kardeşiz, hepimiz devletimizin eşit sahibiyiz' demiş. Bakın Irak'ta bir askeri müdahale oldu, Irak paramparça. Kimisi biz Şii'yiz diye çıktı, kimisi biz Sunni'yiz diye çıktı, kimisi de biz Kürdüz diye çıktı. Herkes birbirinin boğazına sarılmaya başladı. Biz hepimiz, kökümüz ne olursa olsun, Türk milletinin parçasıyız. Türkiye Cumhuriyeti'nin eğer bir tapusu varsa, o tapu kimsenin cüzdanında ya da kasasında değildir. Türkiye Cumhuriyeti'nin tapusu, kökü, kökeni ne olursa olsun 70 milyon insanımızın kalbindedir, beynindedir. Bunu bozmak isteyenler olabilir, sakın ha bu tuzağa düşmeyelim" şeklinde konuştu.

"TÜRKİYE BİR DİN DEVLETİ DEĞİLDİR"

Türkiye'de birilerinin çok dindar, az dindar ayrımı yapmaya çalıştığını ileri süren Deniz Baykal, bu ülkede herkesin Müslüman olduğunu ve inancıyla iftihar ettiğini söyleyerek, şöyle devam etti:

"Ama bizim devletimiz, bir din devleti değildir. Bizim devletimiz bütün dünyadaki hangi dinden, hangi ırktan olursa olsun, bütün ülkelerde olduğu gibi, Ortadoğu'daki ülkeler hariç, insanlara din gözlüğüyle yaklaşmayan, insana insan diye bakan çağdaş bir devlettir. Bizim eğitimimiz, hukukumuz, devlet yönetimimiz dinin uzantısı değildir. Din istismarına bu topraklarda yer yoktur. Din Allah ile kul arasındadır. 70 bin cami, günde 5 vakit namaz Türkiye'nin İslamiyet'ini dünyaya ilan ediyor. Elbette ilan edecek. Ama kimse dini siyasete karıştırmayacak. Karıştırırsa ne olur? Afganistan'da, İran'da, Irak'ta ne olduysa o olur. Türkiye bu bölgede İslamiyet'in en güzel yaşandığı yer. Niçin? Çünkü, din ve siyaset ayrılmış. Dinle siyaseti iç içe geçirirsek, siyaset dini kullanır, dine karşı haksızlıktır. Din siyaseti kullanır gene dine de yakışmaz, siyasete de yakışmaz. Demokrasi ayrı, inanç ayrı. İnancımız başımızla beraber ama devlet yönetimi demokrasiyle olacak, bunu koruyacağız. Korumazsak, o korktuğumuz Ortadoğu ülkeleri gibi oluruz."

Bölgede yaşanan olayların herkesi üzdüğünü dile getiren Baykal, ancak ülkeyi çatışma ortamı içine çekmeye yönelik gelişmeler karşısında herkesin sorumlu ve dikkatle hareket etmesi gerektiğine ihtiyaç olduğunu söyledi. Baykal, "Gel dedikleri zaman koşmayacağız. Bileceğiz ki, gittiğimiz yerdeki çatışma her an geriye dönebilir, bize sıçrayabilir. Afganistan'da işler karışmış, birileri 'Türk askeri gelsin burayı toparlasın' diyor. Eğer biz her çatışma bölgesine el uzatmaya sürüklenecek olursak, bunun Türkiye'ye çok ciddi sıkıntılar yaratması kaçınılmaz olur. Geride kalan günlerde bu konuları Türkiye tartıştı ve halkımız çok açık bir tercih ortaya koydu. Ancak, Lübnan konusunda hükümet ısrarcı oldu, o da sıkıntıyı sezdi ve ona göre tezkere metnini değiştirmeye çalıştı ama asker gönderme kararını aldı. Şimdi aynı yönde başka adım atmaya halkımız izin vermeyecektir. Herkesin bunu çok iyi anlaması lazımdır. Ortadoğu'da 100 yıldan beri devam eden daha belki 100 yıl devam edecek çatışmanın içinde Türkiye'nin harcayacağı bir tane gencinin bir damla kanına yer yoktur" diye konuştu.

Bugün Türkiye'nin Lübnan' asker göndereceğini, yarın da Afganistan'a asker göndermesinin talep edildiğini dile getiren Baykal, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Bunun sonu yok. Bu sorunların köküne inmemiz lazım. Lübnan'da ortaya çıkan sorunun kökünde ne vardır? Filistin sorunu vardır. Filistin'de kalıcı bir barış, Filistin devletinin kurulamamış olması nedeniyle sağlanamamıştır. Eğer Ortadoğu'da şiddete son verilmek isteniyorsa, yapılması gereken iş Filistin'de barışı sağlamaktır. Filistin'de barışı sağladığınız anda sorunların yavaş yavaş kaybolduğunu görürsünüz. Lübnan'da neden çatışma var? Çünkü Filistin sorunu çözülmedi. Bu sorun Lübnan'a yansıdı. Lübnan sorununu Lübnan'da çözemezsin, Lübnan sorununu asker göndererek de çözemezsin. Eğer gerçekten Lübnan'daki sorunu çözmekte samimiysen, yapman gereken şey Filistin sorununu çözmektir. Filistin sorunu çözümünü talep etmeden Lübnan'da sanki sorun çözülebilirmiş gibi politika uygulamak, Filistin sorunun çözmeyenlerin ekmeğine yağ sürmek demektir."

İktidara geldiklerinde dokunulmazlıkları da kaldıracaklarını öne süren Baykal, CHP'nin seçime giderken halka 3 kelime söyleyeceğini belirterek, bunları halkı ezdirmemek, ülkeyi soydurmamak ve devleti böldürmemek olarak özetledi.