Yumurtadan Sofya Çıktı

Facebook'da Paylaş Twitter'da Paylaş WhatsApp'da Paylaş Google News'de Paylaş

"Yumurta"daki Rolüyle Bir Yılda Yedi Ödül Kazanan Saadet Işıl Aksoy, Yeni İşini Yurtdışında Buldu.

"YUMURTA"DAKİ ROLÜYLE BİR YILDA YEDİ ÖDÜL KAZANAN SAADET IŞIL AKSOY, YENİ İŞİNİ YURTDIŞINDA BULDU.

Onu bu filmde izleyen Bulgar yönetmen Kamen Kalev'in çektiği "Eastern Plays" adlı filmin Sofya'daki çekimleri bitti, bundan sonrası İstanbul'da devam edecek. Aksoy yönetmenle Cannes Film Festivali'nde tanıştığını söylüyor.

Yeni filminin Sofya'da çekilen bölümlerini bitiren Saadet Işıl Aksoy: "Annem ben Fransa'dayken odama bir raf yaptırmış ve aldığım tüm ödülleri oraya dizmiş. Önce ona kızdım, hepsini dolaba tıktım. Ama sonra benimle gurur duyduğu için böyle bir şey yaptığını anladım ve ödülleri tekrar yerine koydum"

Onu anlatmak için en doğru kelime "duru" galiba. Çok sade, çok abartısız. Alıştığımız ünlülere benzemiyor. Saçı boyasız, kaşları doğal, alınmamış bile. Üzerinde yazlık tiril tiril bir elbise ve dümdüz sandaletlerle geliyor röportaja. Biz fotoğraflarını çekerken sokakta onunla fotoğraf çektirmek isteyenler sıraya giriyor.

Saadet Işıl Aksoy yeni filmini çektiği Sofya'dan henüz dönmüş. Bulgar yönetmen Kamen Kalev'in "Eastern Plays" adlı filminin çekimlerine İstanbul'da devam edeceklerini anlatıyor. Bakalım bu film de ona "Yumurta" gibi arka arkaya ödüller getirecek mi?

Yeni filminizin Bulgar yönetmeniyle festivalde tanışmışsınız...

-Evet. Filmin yönetmeni Kamen Kalev ile Cannes Film Festivali'nde tanıştım. Saraybosna'daki film festivalinde tekrar karşılaştık. "Yumurta"yı izlediğini ve benimle çalışmaktan zevk alacağını söyledi. Birbirlerimize e-posta adreslerimizi verdik. Bir süre sonra da bir film çekeceğini, bana rol vermek istediğini söyleyen bir e-posta yolladı. Ardından filmin senaryosu geldi.

Filmde oynayacağınız karakter nasıl biri?

-Adı Işıl, adaşız. Bir Türk aile çıktığı bir yolculuk sırasında Sofya'da konaklıyor. Ben o ailenin kızıyım. Film birçok farklı hikayeyi ve farklı yaşamı bir noktada kesiştiriyor. Hikaye hayattaki yenilgilerimizin korkularımızdan kaynaklandığını anlatıyor. Yapımda Türk ve Bulgar oyuncular rol alıyor. Filmin Bulgaristan'daki çekimleri bitti, şimdi İstanbul'daki çekimlere başlıyoruz.

"Yumurta" ile bir yıl içinde yedi ödülün sahibi oldunuz. Kazandığınız para ödülleri sizi Fransa'ya süreklemiş.

-Fransızca öğrenmek hayalimdi. O paralarla gidip Fransa'da üç ay dil eğitimi aldım, bir ev tuttum kendime Paris'te. Benim en büyük lüksüm seyahat etmek. Zaten ailemle yaşıyorum. Kira derdim yok. Kıyafete, yeme içmeye çok para harcamıyorum. Zamanım oldukça kaçıp gitmeyi, beni hiç tanımadıkları ve benim kimseyi tanımadığım yerlerde bir süre yaşamayı seviyorum.

Yalnız mı çıkarsınız seyahatlere? Yoksa arkadaşlarınızla birlikte mi?

-Bazen arkadaşlarımla ama genelde yalnız. İlk kez gördüğüm bir şehri tek başına keşfetmenin tadı başka oluyor.

Ödülleriniz nerede duruyor? Odanızda, baş köşede mi?

-Annem ben Fransa'dayken odama bir raf yaptırmış ve aldığım tüm ödülleri oraya dizmiş. Önce ona kızdım, "Sergi gibi niye dizdin bunları?" dedim, hepsini dolaba tıktım. Ama sonra benimle gurur duyduğu için böyle bir raf yaptırdığını anladım ve ödülleri tekrar yerine koydum. Şimdi odamın baş köşesindeler.

Evimizin salonunda da dergiler için çektirdiğim fotoğrafların büyütülmüş halleri var. Annem yaptırdı. Abim evin o halini görünce "Bu ne? Burası cast ajansına dönmüş" diye espri yaptı.

Babanız eski başkomiser, anneniz polis müfettişi. Onların forsunu kullandınız mı hiç?

-Hiç kullanmadım. Başım polisle derde girmedi de ondan galiba. Bir kez hız yapmıştım, paşa paşa cezamı yedim. Makbuzumu aldım ve gittim. "Benim annem kim biliyor musun?" demedim yani.

Aşk meşk hakkında, ilişkileriniz hakkında konuşmayı sevmiyorsunuz ama ben yine soracağım. Aşk ne ifade ediyor sizin için?

-Birine ilk görüşte aşık olurum, sonra onu tanıdıkça sevgimi güçlendiririm. Bir erkeğin gözlerinin içine baktığımda içimde şimşekler çakıyorsa aşığımdır.

Süslü bir kadın olmayı isterdim ama beceremiyorum. Topuklu ayakkabılı, makyajlı, çok şık bir kadın görünce içimden "Vavvv" diyorum. Ama ben çok sade, süssüz püssüz geziyorum.

Makyaj ve saç yapma zorunluluğum olmadan çekime gitmeye bayılıyorum. Eşofmanlarımı giyip evden çıkıyorum. Ben kendimi bırakıyorum, maharetli eller saçımı, makyajımı yapıyor.

Kaynak: Gecce