Lefkoşa: Rum Gazeteleri, Finlandiya'nın Kıbrıs Çözüm Önerileriyle İlgili Yorumları Sayfalarına Taşıdı

Lefkoşa: Rum Gazeteleri, Finlandiya'nın Kıbrıs Çözüm Önerileriyle İlgili Yorumları Sayfalarına Taşıdı

Finlandiya'nın Kıbrıs Önerileri Tartışılırken Rum Basını da Gelişmelere Sayfalarında Geniş Yer Veriyor. Kıbrıs Rum Yönetimi Sözcüsü Hristodulos Paşardis İse Rum Yönetiminin, Maraş'ın Kesin Bir Takvim Çerçevesinde Rumlara İadesini İçermeyen Herhangi Bir Formülü veya Öneriyi Kabul Etmesinin Söz Konusu Olmadığını Söyledi.

Lefkoşa: Rum Gazeteleri, Finlandiya'nın Kıbrıs Çözüm Önerileriyle İlgili Yorumları Sayfalarına Taşıdı

Finlandiya'nın Kıbrıs önerileri tartışılırken Rum basını da gelişmelere sayfalarında geniş yer veriyor. Kıbrıs Rum Yönetimi Sözcüsü Hristodulos Paşardis ise Rum yönetiminin, Maraş'ın kesin bir takvim çerçevesinde Rumlara iadesini içermeyen herhangi bir formülü veya öneriyi kabul etmesinin söz konusu olmadığını söyledi.

Kıbrıs Rum Kesimi sağ eğilimli gazetelerden Mahi, 'Lefkoşa Kesinleştirilmesi Halinde Yanıt Verecek - Hükümet, Finlandiya Dönem Başkanlığı'nın Sondaj Aşamasında Bulunduğunu Savunuyor' başlığıyla yansıttığı haberinde Rum Sözcü Paşardis'in dünkü açıklamalarına yer verdi. Gazeteye göre Rum yönetiminin; AB Dönem Başkanı Finlandiya'nın, Türkiye'nin üyelik sürecinde bir krizin önlenmesini hedefleyen önerilerini, Avrupa Komisyonu'nun Türkiye'yle ilgili ilerleme raporunu yayımlamasından (8 Kasım) önce netleştirmesini beklemekte olduğunu söyleyen Paşardis, Rum yönetiminin, Ankara'nın Finlandiya'nın önerilerine olumlu cevap vereceğine dair bilgileri yorumlamayacağını söyledi. Cumhurbaşkanlığı Müsteşarı Raşit Pertev'in Finlandiya'ya gidişiyle ilgili bir soruya muhatap olan Paşardis, "İşgal rejimi, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarına göre de Türkiye'nin boyunduruğu altında bir idaredir. Ankara'nın, Finlandiya Dönem Başkanlığı ile müzakerelerde kim tarafından temsil edileceği kararını verme hakkına sahiptir. Türkiye, Maraş'ın iadesi ve Ankara'nın Avrupa'ya yönelik yükümlülüklerini yerine getirmesi konusunda görüş bildirme yetkisini vermesi haricinde Sayın Pertev, Kıbrıs Türk toplumu liderinin danışmanı olarak konuşamaz ve Türkiye'yi bağlayacak taahhütler veremez" dedi.

Rum Yönetimi Başkanlığı Diplomatik Büro Şefi Tasos Conis'in de Finlandiya'da olacağının hatırlatılması üzerine Paşardis, Conis'in her zaman olduğu gibi Rum Yönetimi Başkanı Tasos Papadopulos'a eşlik edeceğini belirterek, Pertev ve Conis'in aynı zamanda Finlandiya'da olacaklarının kesin olmadığını söyledi. Finlandiya önerilerinin içeriğinin değişmemesi halinde Rum yönetiminin, Maraş'ın iadesini kapsamayan öneriyi reddedeceğine dair basın haberlerinin hatırlatılmasına karşılık Paşardis, Rum yönetiminin Finlandiya önerilerinin içeriğine ilişkin basın haberlerini yorumlamayacağı, gerekli görmesi halinde bunları yorumlamanın Finlandiya'ya kalmış bir şey olduğu cevabını verdi. Finlandiya'nın bütün çabasının şu anda halen sondaj aşamasında bulunduğunu ve şu ana kadar somut, nihai öneri olmadığını söyleyen Paşardis, "Kesin bir takvim içerisinde Maraş'ın iadesini içermeyen herhangi bir formülü veya öneriyi kabul etmemiz söz konusu değildir" diye konuştu.

Rum Sözcü, Ankara'nın Finlandiya önerilerine tepkisinin sorulmasına karşılık, Ankara'nın tutumunu yorumlamayacağını söyleyerek, "Ankara Finlandiya önerilerini şu ana kadar reddetmedi. Ancak kabul de etmedi. Dolayısıyla herhangi bir yorum yapamayız" ifadesini kullandı.

Rum yönetiminin kendi yanıtını vermek için önce Türkiye'nin yanıtını mı beklediği sorusuna karşılık ise Paşardis, "Hem Finlandiya ile hem de AB'deki ortaklarımızla sürekli görüşme halindeyiz. Öneri somutlaştırıldığında, Türk tarafının tutumunun ne olacağından bağımsız olarak görüşümüzü açıklayacağız" şeklinde konuştu.

İktidarın büyük ortağı Akel Partisi'nin yayın organı Haravgi ise, haberinde Rum Meclis Başkanı Akel Genel Sekreteri Dimitris Hristofyas'ın AB üyesi ülkeleri Güney Kıbrıs'ın arkasına saklanmakla suçladığını ve Türkiye'nin üyelik perspektifinde sorun yaratmak istediklerinde topu Kıbrıs'a atıyorlar dediğini bildirdi. Gazeteye göre Rum tarafında yayın yapan Astra isimli radyoya açıklama yapan Hristofyas, "AB, kendini savunması gerektiği durumlarda, her seferinde Kıbrıs'ı veto ikilemiyle karşı karşıya bırakamaz. Bu bütün üye ülkeler için geçerlidir. Veto kullanmak Kıbrıs için olumsuzdur, çünkü AB üyesi olma sıfatını istismar etmekle suçlanacak" dedi.

RUMLAR'IN MARAŞ ISRARI

Hristofyas, AB Dönem Başkanı Finlandiya'nın önerisini, kesinleştiğinde içeriği açısından değerlendireceklerini söyledi ve Rum yönetiminin hem Maraş'ın iade edilmesindeki ısrarının hem Türkiye'nin hava ve deniz limanlarını Rum uçak ve gemilerine açması konusundaki tutumunun da doğru olduğunu savundu. Rum muhalefetinin, Rum yönetiminin 'yalancı çoban' olma yönünde ilerlediği yolundaki yorumunun sorulması üzerine Hristofyas, "Bizi Annan planı prosedürüne sürükleyenler ve bu planı kabul edenler, oyuna girmeye başladığı andan itibaren tepki göstermediler ve bizi bugün olduğumuz noktaya getirdiler. Zannederim yalancı çobandan söz etmeye hakları yoktur" yanıtını verdi.

Günlük gazetelerden Alithia ise haberinde, AB Dönem Başkanı Finlandiya'nın, önerilerinin hem Kıbrıs'taki iki taraf hem de Türkiye tarafından benimsenmesi yönündeki çabalarını yoğunlaştırmakta olduğunu, Rum yönetiminin önerilerle ilgili izahat talebinde bulunacağını bildirdi. Gazete, Finlandiya'nın, Kıbrıslı Türklerin AB ülkeleriyle ticaret yapmasının kolaylaştırılması için Magosa Limanı'nın AB himayesi altında açılması, kapalı Maraş'ın iki yıllığına BM'ye verilmesi ve Türk hava ve deniz limanlarının bazılarının Rum uçak ve gemilerine açılmasına ilişkin önerilerinin birbirleriyle bağlantılı olmadığını, ancak birbirleriyle paralel görüşüldüklerini, birinin kabul edilmesinin, bir diğerinin de kabulünü kolaylaştıracağında ısrar ettiğini yazdı.

Simerini Gazetesi de, konuyla ilgili haberinde AB kaynaklarının bu gazeteye yaptığı açıklamaya dayanarak Finlandiya'nın, olumlu sonuca ulaşılacağı umuduyla çabalarını 8 Kasım'a kadar sürdüreceğini, aksi durumda Aralık ayındaki zirve toplantısı ışığı altında yeni bir planlama yapılacağını ve artık masada Avrupa Komitesi'nin raporunun da bulunacağını yazdı. Gazete haberini, "Önceki haftalarda Finlandiya'nın Kıbrıs'taki büyükelçisi Risto Piponen gerek özgür bölgelerde gerek işgal bölgelerinde yoğun faaliyet üstlendi. Edindiğimiz bilgilere göre Fin diplomat gerek Başkan Tasos Papadopulos ile gerek Mehmet Ali Talat'la görüşmelerde bulundu. Piponen iki tarafyhangi bir yorum yapamayın, Türkiye'nin üyelik sürecinde bir tren kazasından kaçınılması için sunulan fikirlere ilişkin tutumlarını not aldı. Finlandiyalı büyükelçinin, perde gerisinde önemli rol oynadığı ve halihazırda, AB'ye üye ülke devlet başkanlarının gayrı resmi toplantısına katılmak üzere Finlandiya'ya gittiği görünüyor" cümleleriyle bitirdi.

Mahi'de yer alan, "Yükümlülüklerinde Azaltma Olmayacak" başlıklı habere göre ise Rum Dışişleri Bakanı Yorgos Lillikas, "Türkiye ile Avrupa arasında bir krize neden olacağı konusunda 25'leri haklı şekilde endişelendirmekte olan; Türkiye gerekli düzenlemeleri yapmaması ve Avrupa müktesebatına uymaması halinde Kıbrıs'ın Türkiye'nin üyelik sürecine verdiği destek sınırsız olmayacak" dedi.

Gazete Lillikas'ın, AB troykasına dahil olan Avusturya'nın Dışişleri Bakanı Ursula Plassink'le dün Viyana'da biaraya geldiğini yazdı ve Plassink ile Lillikas'ın görüşme sonrasında yaptıkları açıklamaları, "Plassink Lillikas'la düzenlediği ortak basın toplantısı sırasında, AB'nin Türkiye'den 2006 yılı içerisinde atmasını beklediği adımları 21 Eylül 2005'te açıkladığını, bunlar arasında Ankara Anlaşması Ek Protokolü'nün hayata geçirilmesinin de bulunduğunu ve bunların tamamen net yükümlülükler olduğunu söyledi.

Avusturya Dışişleri Bakanı, 25'lerin durağanlıktan, Türkiye'nin üyelik sürecini kendi kendine bloke etmesinden, çıkmazdan, ortaya çok zor bir durum çıkmasından ve bunun aşılması için çok fazla çaba harcanması gerekeceğinden endişe duyduklarını söyledi. Plassink, Finlandiya'nın önerisinin desteklenmesi gerektiğini, önleyici olduğu ve önümüzdeki günler içinde ilerleme sağlanabilmesi amacıyla krizi engellemeye çalıştığı için ülkesinin bu öneriyi desteklediğini kaydetti" ifadeleriyle sayfalarına taşıdı.

Dışişleri Bakanı Yorgos Lillikas, Kıbrıs'ın Türkiye'nin üyelik sürecini gerek Aralık 2004'te gerek Ekim 2005'te desteklediğini, çünkü Türkiye'nin AB'ne üyeliğinin Avrupa'nın, Kıbrıs'ın ve Türk halkının çıkarına olacağı inancında olduğunu söyledi. Habere Lillikas, "Finlandiya dönem başkanlığının -sonuç getirici olması için Kıbrıs'ın işbirliği yapmakta olduğu- inisiyatifi bir çıkış sağlayabilir, ancak sonuçları 8 Kasım'dan önce alınmalıdır ki; bu da Türkiye'ye bağlıdır. Finlandiya'nın inisiyatifi başarılı olsa dahi raporda olumsuz unsurlar olacak. 25'ler, AB'nin diğer üyeleri için de olduğu gibi, objektif bir rapor bekliyor. Avrupa müktesebatına ve ilkelerine saygı göstermek ve kabul etmek bir ön şarttır ve AB yolunda kalıp kalmamak Türkiye'ye bağlıdır. Kendine yardımcı olmazsa hiçbir ülke Türkiye'ye yardımcı olamaz ve hiçbir ülke Avrupa normlarını kabul etmeden üye olabileceği şeklindeki şartlarını AB'ye dayatamaz. Türkiye, AB'ne yönelik yükümlülüklerini yerine getirmeyi reddederek, Ankara Anlaşması Ek Protokolü'nü hayata geçirmeyerek, yükümlülüklerini yerine getirmemesi durumunda üyelik süreci devam edemez diyen AB'nin itibarıyla ilgili şüphe oluşturuyor. Türkiye'nin yükümlülükleri ile başka meseleler arasında bağlantı yoktur" ifadelerine yer verdi.