Lefkoşa: AİHM'nin Arestis Kararı

Lefkoşa: AİHM'nin Arestis Kararı

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin (AİHM) Ksenidi-arestis İsimli Rum Kadınla İlgili Kararında Türkiye'yi 900 Bin Euro'ya Yakın Tazminat Ödemeye Mahkum Etmesine Karşın, Aynı Kararda Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde (KKTC) Rum Mülkleri İçin Kurulan Taşınmaz Mal Komisyonu'nun "İç Hukuk" Yolu Olarak Kabul Edilmesi Güney Kıbrıs'ta Huzursuzluk Oluşturdu.

Lefkoşa: AİHM'nin Arestis Kararı

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin (AİHM) Ksenidi-Arestis isimli Rum kadınla ilgili kararında Türkiye'yi 900 bin Euro'ya yakın tazminat ödemeye mahkum etmesine karşın, aynı kararda Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde (KKTC) Rum mülkleri için kurulan Taşınmaz Mal Komisyonu'nun "iç hukuk" yolu olarak kabul edilmesi Güney Kıbrıs'ta huzursuzluk oluşturdu.

Rum siyasiler, hukukçular ve basın, komisyonun iç hukuk yolu olarak kabul edilmesiyle, AİHM gündeminde kabul edilme aşamasına gelen 38 yeni davanın komisyona yönlendirilebileceğine dikkat çekti. Rum hukukçular, AİHM kararıyla KKTC'deki Taşınmaz Mal Komisyonu'nun iç hukuk yolu olarak tanınmasının ve 'yasallaştırılmasının' Rumlar açısından oluşturacağı sorunlara vurgu yaptı. Arestis davasının ardından AİHM'nin önünde Kıbrıslı Rumlar İoannis Dimadis ve Evgenia Mihailidu'nun davalarının bulunduğunu, ancak bu iki davanın AİHM'de gerekli süreci tamamlamaları nedeniyle komisyona havale edilmelerinin söz konusu olmadığını söyleyen Rum hukukçular, ancak AİHM'de kabul edilme aşamasına gelen 38 davanın Taşınmaz Mal Komisyonu'na aktarabileceğini düşünüyor.

Haberi manşetlerden veren Rum gazeteleri, AİHM'nin yaklaşık 14 sayfalık ve toplam 54 paragraftan oluşan kararının özellikle 37. paragrafına atıfta bulundu. Kararın, Taşınmaz Mal Komisyonu ile ilgili esas mantığını oluşturan 37. paragrafı şu şekilde:

"Mahkeme, davacının konvansiyon haklarının ihlaliyle ilgili açtığı davanın ve mahkemeye yapılan buna benzeyen tüm başvuruların tazmini yönünde, hükümet tarafından atılan adımları hoşnutlukla karşılamıştır. Mahkeme, yeni tazmin ve iade mekanizmasının, mahkemenin 22 Aralık 2005 tarihinde aldığı esasa ilişkin karar ve 14 Mart 2005 tarihinde aldığı kararlarda belirtilen talepleri, prensipte yerine getirmiş olduğunu görmektedir. Mahkeme, iki tarafın tatminkar bir anlaşmaya varamadıklarını, Broniowski'nin Polonya'ya açtığı davada (sulhen anlaşma ve tatminkar karar) olduğu gibi, mahkemenin buna benzer tüm davalarda aynı hukuki çareyi uygulamasının daha kolay olacağına işaret etti. Mahkeme, davanın esasına ilişkin kararların verildiği bu sürece gelinmişken, davacıdan kayıplarından dolayı doğan tazminatını talep etmesi için yeni komisyona başvurmasını istemek yönünde hükümet tarafından sunulan savunmayı kabul edemez."