'Laiklik Bir Din Gibi İnsanlara Empoze Edilemez'

'Laiklik Bir Din Gibi İnsanlara Empoze Edilemez'

AB Komisyonu Başkanı Jose Manuel Barroso, AK Parti'ye Kapatma Davası Açılmasına Şaşırdıklarını ve Endişelendiklerini Belirterek, 'Laiklik Bir Dinmiş Gibi İnsanlara Empoze Edilemez' Dedi.

'Laiklik Bir Din Gibi İnsanlara Empoze Edilemez'

AB Komisyonu Başkanı Jose Manuel Barroso, AK Parti'ye kapatma davası açılmasına şaşırdıklarını ve endişelendiklerini belirterek, "Laiklik bir dinmiş gibi insanlara empoze edilemez" dedi. Türkiye'ye şimdiden üyelik tarihi vermenin mümkün olmadığını belirten Barroso, ''Son gelişmeler gösterdi ki, bu (Türkiye'nin üyeliği) zor bir konu'' diye konuştu.

10-12 Nisan tarihlerinde gerçekleştireceği Türkiye ziyareti öncesinde bir grup basın mensubuyla bir araya gelen Barroso, "Şunu açıklıklıkla belirteyim. Türkiye'ye ders vermeye gitmiyorum'' dedi.

AK Parti'nin kapatılması istemiyle açılan davanın hatırlatılması üzerine ''Demokratik yollarla seçilmiş, parlamentoda çoğunluğu bulunan AK Parti'ye kapatma davası açılmasına şaşırdık ve endişelendik. Hukukun üstünlüğü ve demokrasi çerçevesinde (Anayasa Mahkemesi tarafından) karar verilmesini umuyoruz'' diyen Barroso, AB prensipleri ve Venedik Komisyonu kriterlerine saygı beklediklerini vurguladı.

Türkiye'nin ekonomik, sosyal ve siyasi ilerlemesinin AB'nin çıkarına olduğunu dile getiren Barroso, laiklikle ilgili endişeler konusunda şunları kaydetti:

''Din ve devlet işlerinin birbirinden ayrılması önemli. Teokrasiye karşıyız. Devletin değil ama halkın dini olacaktır. Bireyler ateist de olabilir. Burada bireyin haklarına saygı gösterilmesi önemli. Herkesin inancına saygı gösterilecek. Laiklik bir dinmiş gibi insanlara empoze edilemez. Laiklik, dinin yerini alamaz.''

Barroso, Türkiye'nin iç tartışmasına müdahil olmak istemediklerini belirterek, "Amacımız, tüm Türkiye ile çalışmak. Burada demokratik yollarla seçilmiş bir hükümet söz konusu. Adının a,b ya da c olması farketmiyor. Bir partiyi diğerine karşı desteklemiyoruz. Hükümeti, AB seçmiyor. Türk halkı seçiyor. Biz, reformları ve Türk halkını destekliyoruz'' diye konuştu.

Herhangi bir AB üyesinde iktidar partisine karşı kapatma davası açılması durumunda da aynı tepkiyi göstereceklerini belirten Barroso, Anayasa Mahkemesi'nin kararı üzerine verecekleri tepki konusunda şimdiden birşey söyleyemeyeceğini aktardı.

Barroso, ''Bu yaşadığımzı normal bir süreç değil. Ben, Türk hukuku uzmanı değilim. Yaşananların hukuka uygunluğunu tartışmıyorum. AB bakış açısını, prensiplerini ve kriterlerini anlatıyorum'' dedi.

Hükümetin, AB yolunda samimi olup olmadığının sorulması üzerine Barroso, ''Bunun bir testi yok. Bu benim kapasitemi aşar. Türkiye (AB sürecinde) ilerliyor. Daha hızlı olabilir miydi? Evet olabilirdi. Örneğin 301'inci maddenin AB'ye uyumlu olmadığını söylüyoruz. Bu değiştirilebilir'' şeklinde konuştu.

Türkiye'ye şimdiden üyelik tarihi vermenin mümkün olmadığını belirten Barroso, ''Son gelişmeler gösterdi ki, bu (Türkiye'nin üyeliği) zor bir konu'' dedi.

Türkiye'nin üyeliğinin hem kendi, hem AB'nin çıkarına olduğu konusunda iki tarafın birbirini ikna etmesi gerektiğini anlatan Barroso, AB üyeliğiyle Türkiye'nin aynen Almanya, Fransa ve İngiltere örnekleri gibi dünyadaki etkisinin artacağını, aynı şekilde Türkiye'li bir AB'nin siyasi ve ekonomik açıdan daha da güçleneceğini ifade etti.

Barroso, temaslarında müzakere süreciyle ilgili, ''ortak sorumlulukları'' gözden geçirerek, Türkiye ve AB arasındaki ilişkilerin tarihinin en iyi düzeyine taşınması için AB Komisyonu'nun desteğini ileteceğini aktardı.

Barroso, Slovenya dönem başkanlığı süresinde 2 fasılda daha müzakerelerin açılacağını bildirerek, Türkiye'den özellikle ifade özgürlüğü, dini özgürlükler, kültürel haklar, siyasi partiler ve ordu üzerinde sivil kontrol alanlarında reformların kararlılıkla sürdürülmesini beklediklerini ifade etti.