Kötü Karakterleri Daha İyi Oynarım

Kötü Karakterleri Daha İyi Oynarım

'Parmaklıklar Ardında' Dizisinde, Bir Kuşun Kafasını Koparıp Sonra Kanını Emdiği Sahneyle Dikkatleri Üzerine Çeken Özgül Kavruk, Kötü Karakterlerin Oyuncusu Olduğunu Söylüyor..

Kötü Karakterleri Daha İyi Oynarım

'PARMAKLIKLAR ARDINDA' DİZİSİNDE, BİR KUŞUN KAFASINI KOPARIP SONRA KANINI EMDİĞİ SAHNEYLE DİKKATLERİ ÜZERİNE ÇEKEN ÖZGÜL KAVRUK, KÖTÜ KARAKTERLERİN OYUNCUSU OLDUĞUNU SÖYLÜYOR..

Atv'nin sevilen dizisi 'Parmaklıklar Ardında'da Beray karakterini canlandıran, eski manken Özgül Kavruk performansıyla göz dolduruyor. Dizinin en çok tartışılan sahnelerinden biri olan; kuşun kafasını koparıp kanını emmesiyle diziye sert bir giriş yapan oyuncu, bu sahnede zorlandığını söylüyor. 2000 yılından bu yana oyunculuk camiasında bir çok dizide izleyicinin karşısına çıkan Kavruk, özellikle kötü ve sivri karakterleri canlandırdı. Bu rolleri iyi oynadığına inanan güzel oyuncu, yapımcıların da bundan dolayı ona bu rolleri teklif ettiğini düşünüyor.

* Parmaklıklar Ardında'da sert bir karakteri canlandırıyorsunuz... Gelen tepkiler nasıl?

Güzel tepkiler alıyorum. Vakit buldukça forumları geziyorum. 'Beray'ı çok beğeniyorlar. Onun o 'cool' tavrını, az konuşmasını ve özellikle bakışlarını çok beğenmişler.

* Kuşun kafasını kopardığınız sahnelerinize gelen tepkiler nasıldı?

Hikaye bunu gerektiriyordu. Beray'ın hikayesi hapisten kaçma üzerine kurulu. Hapisten kaçıp eski sevgilisini bulup onunla yüzleşmek istiyor. Aslında doğayı, hayvanları seven bir kadın. Hapisten kaçma isteği o kadar yüksek ki, beslediği güvercinlerden birisinin kafasını koparıp hapisten kaçma planını uygulamaya başlıyor. Çok sert bir giriş yaptı ama o karaktere uygundu. İyi tepkiler aldık.

* Zorlandınız mı o sahneyi çekerken?

Zorlanmadım. Diziye ilk başladığımda, çektiğim ilk sahne bu kuşlu sahneydi. Yardımcı yönetmenimiz özellikle bir an önce havaya girebilmem için o sahneyi öne aldı. Çok da iyi yaptı.

* Bu kadar kadınla birarada çalışmak zor olmuyor mu?

Sinop'ta olmak yeterince zorluyor bizi. İstanbul'a alışıp daha sonra burada çekim yapmak gerçekten çok zor oluyor. Çektiğimiz iş hapishanede olduğu için ister istemez etkiliyor bizi. Bir negatiflik oluşturuyor. Onun stresini yaşıyoruz. Sinop'ta yapabilecek bir şey de olmadığı için bütün günümüz hapishane ve otel arasında geçiyor. Yirmi dört saat sürekli iç içeyiz. Ara sıra hır gür oluyor. (gülüyor) İnsan yeri geliyor kendi ailesi ile bile anlaşamıyor.

* Genelde sert karakterlerde gördük sizi. Niye böyle rolleri tercih ediyorsunuz?

Bu karakterleri çok iyi oynuyorum. Firmalar da çok fazla uğraşmak istemiyorlar. Emin oldukları insanları seçiyorlar. Şu ana kadar canlandırdığım karakterler sert ve dişi... Artık ne çıkartabileceğimi bildikleri için beni tercih ediyorlar.

* Sürekli aynı tip karakter canlandırmak sizi rahatsız etmiyor mu?

Hem 'evet', hem 'hayır'. Oynadığım karakterleri seçerek oynadım. Karakteri ya da ekibi beğenmediğim için altı ay çalışmadığım oldu. Oyuncu milleti biraz arsızdır. Sürekli değişik roller oynamak ister. Ben de rollerimde ufak da olsa farklılıklar çıkarmaya çalışıyorum.

* Kötü karakterleri oynayan insanlar sokakta sevilmiyor. Siz bu tarz tepkilerle karşılaştınız mı hiç?

Tam aksine bana böyle bir şey gelmedi. Seyirci çok bilinçlendi artık. Zamanında Erol Taş'ı taşladıkları zamanlardaki seyirci kitlesine sahip değiliz. Ters bir tepkiyle karşılaşmadım. Herkes karakteri ne kadar iyi canlandırdığımı söylüyor.

* Sekiz yıldır oyuncusunuz... Hak ettiğiniz yerde olduğunuzu düşünüyor musunuz?

Buna da hem 'evet' hem 'hayır' diyeceğim. Kişisel tatmin olarak oynadığım dizilerin kalitesinin artışının, karakterlerin baskınlığının artışını düşünürsek, 'evet hakettiğim yerdeyim' diyorum. Ama medyatik bir oyuncu olmamam, iş hayatımda bir dezavantaj olarak dönüyor.