Kılıçdaroğlu: Uzlaşılan Maddeleri Parlamento'ya Getirsinler Hiçbir Sorunumuz Yok
Haberler » Politika » Kılıçdaroğlu: Uzlaşılan Maddeleri Parlamento'ya Getirsinler Hiçbir Sorunumuz Yok - Haber

Kılıçdaroğlu: Uzlaşılan Maddeleri Parlamento'ya Getirsinler Hiçbir Sorunumuz Yok

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Anayasa Uzlaşma Komisyonu'nda dört partinin üzerinde uzlaştığı 59 maddenin çıkarılması konusunda, " Anayasa değişiklikleri konusunda samimi olarak masaya oturduk."

Kılıçdaroğlu: Uzlaşılan Maddeleri Parlamento'ya Getirsinler Hiçbir Sorunumuz Yok

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Anayasa Uzlaşma Komisyonu'nda dört partinin üzerinde uzlaştığı 59 maddenin çıkarılması konusunda, " Anayasa değişiklikleri konusunda samimi olarak masaya oturduk. Samimi olmayan iktidarın kendisiydi. Diyorlar ki 'şu kadar maddede uzlaştık.' Dört siyasal parti kaç maddede uzlaştıysa Parlamento'ya getirsinler. Hiçbir sorunumuz yok. Darbe hukukunu da temizlemek zorundayız. darbecilerinin getirdiği yasaların ardına saklanan bir siyasal iktidar, demokrasiyi getiremez. Demokrasi darbe hukukunu değiştirmektir." diye konuştu.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Sheraton Otel'de düzenlenen Türkiye Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler ve Yeminli Mali Müşavirler Odalar Birliği (TÜRMOB) Genel Kurulu'na katıldı.

Genel Kurul'a Kılıçdaroğlu'nun yanı sıra DSP Genel Başkanı Masum Türker, Maliye Bakan Yardımcısı Abdullah Erdem Cantimur, Sayıştay Başkanı Recai Akyel, Mali Suçları Araştırma Kurulu (MASAK) Başkanı Mürsel Ali Kaplan, CHP Genel Başkan Yardımcısı Nihat Matkap, TÜRMOB Onursal Başkanı Mustafa Özyürek ve 81 ilden gelen TÜRMOB üyeleri katıldı.

DEMOKRASİSİNİ GENİŞLETMEK DURUMUNDA OLAN ÜLMEDE DÜŞÜNCE ÖZGÜRLÜĞÜNE SINIRLAMA GETİREMEZSİNİZ

'Bir ülkede 7 milletvekili, 100'lerce yerel yönetici ve 2 bin 776 öğrenci tutuklu' ise o ülkede bir sorun olduğunu ve sorunun aşılması gerektiğini belirten Kılıçdaroğlu, "Sadece Gezi eylemlerinden sonra televizyon yöneticisi, sunucusu, habercisi, kameramanı ve gazetecisi 81 medya çalışanı işinden oldu. Bir sorunumuz var, demokrasi açısından bir sorunumuz var. Demokrasi açığımız gittikçe büyüyor sorun bu. Sadece milletvekilleri, akademisyenler, yerel yöneticiler değil şuanda 27 Eylül 2013 tarihi itibariyle 5'i imtiyaz sahibi olmak üzere 66 gazeteci hapiste. Hiçbir cunta döneminde, hiçbir askeri dönemde yönetimde sıkı yönetim döneminde 66 gazeteci hapiste olmamıştır. Bir dönem bunların sayısı 100'leri bulmuştu. Gazeteciyi beğenmeye bilirsiniz, düşüncesine katılmayabilirsiniz, gazetesini okumayabilir, yorumunu beğenmeyebilirsiniz ama siz, demokrasisi yazılı olan demokrasisini genişletmek durumunda olan bir ülke de düşünce özgürlüğüne sınırlama getiremezsiniz. O gazeteciyi hapse atamazsınız. Bu demokrasimiz açısından ciddi bir zaaf." diye konuştu.

İLK KEZ SAYIŞTAY'IN MALİ RAPORLARI TBMM'YE GELMEDEN KABUL EDİLDİ

Türkiye Büyük Millet Meclisi adına kamu harcamalarını denetlemekle görevli olan Sayıştay'ın bir anayasal kurum olduğunu vurgulayan Kılıçdaroğlu, "Bütçe yapıyoruz, bütçe geleceği gösteriyor. Bütçe ile birlikte Parlamento'ya bir yasa daha geliyor. Adı kesin hesap kanunu. Yani harcanan vergilerin nerelerde kullanıldığını bize gösteriyor. Paralar doğru mu, yanlış mı harcandı. TBMM adına Sayıştay denetleyecek. Sayıştay'a anayasal bir görev verilmiş, rapor hazırlayacaksın ve TBMM'ye göndereceksin. Bu yıl ilk kez kesin hesap kanunu geldi Sayıştay'dan, 132 rapor gelmedi. Gelmedi, niye gelmedi? Sayıştay denetim yapıyor, yolsuzlukları saptıyor sonra bunu ilgili kurumlara soruyor. Bu konuda nihai görüşünü ver. Kurumlar bakıyor durum felaket. Siyasi iktidara hemen veriyorlar, siyasi iktidar apar topar Parlamento'dan bir yasa çıkarıyor. Sayıştay'ın yetkilerini buduyor, raporlarını buduyor, bu kanunla siz idare edin. Anayasa Mahkemesi'ne gitti, mahkeme 'böyle bir rezalet olmaz' dedi. 'Sayıştay'ın denetim yetkisini kısıtlayamazsınız' dedi ve iptal etti. Ama ilk kez, bir kesin hesap kanunu ve Sayıştay'ın mali raporları TBMM'ye gelmeden kabul edildi. Yani Parlamento el kaldırma, indirme makinesine döndü." şeklinde konuştu.

56 YILDA 775 MİLYAR DOLAR, 10 YILDA 1 TRİLYON 617 MİLYAR DOLAR HARCANDI

Türkiye'de son 10 yılda hükümetlerin 133 milyar dolar iç borç, 238 milyar dolar dış borç yaptığını, 46 milyar dolar özelleştirme gerçekleştiğini ve 1 trilyon 200 milyar dolar vergi toplandığını ifade eden Kılıçdaroğlu, "Toplam para 1 trilyon 617 milyar dolar. Bu paranın karşılığında bu ülkede ne yapıldı. 'Çok şey yapıldı' diyeceksiniz. Ama ben size bir başka rakam daha vereceğim. 1946-2002 yılları arası yani 56 yılda harcanan para 95 milyar dolar iç borç, 130 milyar dış borç yapıldı, 8 milyar dolar özelleştirme geliri elde edildi, 542 milyar dolar vergi toplandı, 775 milyar dolar 56 yılda harcandı. 10 yılda 1 trilyon 617 milyar dolar. Şu soruyu soracaksınız, bu paralar nereye gitti. Bu Sayıştay raporları neden Meclis'e gelmiyor. Yanıtı verdiğim bu rakamlarda." açıklamasında bulundu.

" valisine vali demeye dilim el vermiyor ama maalesef unvanı vali." diyen Kılıçdaroğlu, konuşmasını şöyle sürdürdü: "Bir acı olay oldu. Bir genç sopalarla öldürüldü. Vali çıktı, 'bunu arkadaşları öldürmüştür ama polisin üstüne atacaklar' dedi. Daha ortada bir şey yoktu, ama ilk demeç buydu. Sonra yürekli bir savcı çıktı, bütün ayrıntıları buldu, ardından temiz bir gazeteci çıktı, bütün olayları anlattı ve gerçeği ortaya çıkardı. Sopalarla bu polisin de bazı darbeleri ve orada sopalarıyla bu genç öldü. Olayın üstüne bir gazeteci kararlılıkla gitti. Bu Eskişehir Valisi bu gazeteciye bir e - posta gönderiyor. Gazetecinin adı İsmail Saymaz. Şöyle diyor vali 'Oğlum İsmail yine rahat durmuyorsun bir daha aynı şekilde yorum yaparak, bu konuyu işlersen sen 'adi ve şerefsizsin' diyor. Demokrasisi sağlıklı işleyen bir ülkede bu vali, ertesi gün görevden alınır. 'Bir dakika' denir, bu kadar olmaz. Bakın suçlamayı bir tarafa bırakıyorum, kullandığı dil nedeniyle görevden alınır. Bir vali ağzına 'adi ve şerefsiz' sözcüğü asla yakışamaz, olmamalıdır."

DEMOKRASİ DARBE HUKUKUNU DEĞİŞTİRMEKTİR

Demokrasinin sadece 4 yılda 5 yılda bir sandığa gidip oy verme rejimi olmadığını, sandığa oy verdikten sonra hükümeti iktidara getiren halkın hükümete hesap sorma rejimi olduğunu hatırlatan Kılıçdaroğlu, şunları söyledi; "Demokrasi budur. Eğer siz demokrasiyi siz farklı yorumlarsanız 'dünya size ne diyor' Türkiye'deki demokrasinin adı 'melez demokrasi'dir. Biz bunu hak etmiyoruz. Biz birinci sınıf demokrasiye hazırız. İstiyorum. Çağdaş uygarlıklar, çağdaş demokrasilerde hangi demokrasi varsa, bizim ülkemizde de olacak. Bireysel hak ve özgürlükleri, sonuna kadar açalım. Anayasa değişiklikleri konusunda samimi olarak masaya oturduk. Samimi olmayan iktidarın kendisiydi. Diyorlar ki şu kadar maddede uzlaştık. Dört siyasal parti kaç maddede uzlaştıysa Parlamento'ya getirsinler. Hiçbir sorunumuz yok. Darbe hukukunu da temizlemek zorundayız. 12 Eylül darbecilerinin getirdiği yasaların ardına saklanan bir siyasal iktidar, demokrasiyi getiremez. Demokrasi darbe hukukunu değiştirmektir."

Kaynak: CHA