Kılıçdaroğlu: Sen Kendini Evinin Kralı Zannedebilirsin Ama Ülkenin Kralı Değilsin

Kılıçdaroğlu: Sen Kendini Evinin Kralı Zannedebilirsin Ama Ülkenin Kralı Değilsin

Kılıçdaroğlu: Sen Kendini Evinin Kralı Zannedebilirsin Ama Ülkenin Kralı Değilsin
ANKA - Haberler | Güncel

CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu, dershaneler konusunda, "Oturmuş karar vermiş beyefendi, "dershaneler kapanacak'.

CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu, dershaneler konusunda, "Oturmuş karar vermiş beyefendi, "dershaneler kapanacak'. Kimsin sen ya, kimsin sen dershaneler kapanacak? Sen kendini evinin kralı zannedebilirsin ama ülkenin kralı değilsin, bu ülke sahipsiz değil" değerlendirmesini yaptı.

CHP lideri, partisinin grup toplantısında konuşmasına "Sizin de söylediğiniz gibi zalimin karşında asla boyun eğmeyeceğiz, direne direne kazanacağız" diyerek başladı.

-"TİYATRONUN BABASI"-

CHP Genel Başkanı, konuşmasında hayata gözlerini yuman büyük tiyatro sanatçısı Nejat Uygur'a rahmet dilerken, "Nejat Uygur, bir tiyatro sanatçısı, tiyatronun babası, vefat etti, Allah'tan rahmet diliyoruz.

Diktatörlerin egemen olduğu toplumlarda da sanatçılar bedel öder. Gezi olaylarından sonra Kültür Bakanlığı bir karar aldı. O gençlere destek veren tiyatroların ödeneklerini kesiyor. Benim verdiğim vergiyi sen nasıl kesebilirsin? Yandaş sanat oluşturmaya çalışılıyor. Yandaş sanat olmaz. Kendisini iktidarın emrine veren sanatçı olmaz, onlara da sanatçı denmez" dedi.

-"SEN KENDİNİ EVİNİN KRALI ZANNEDEBİLİRSİN AMA ÜLKENİN KRALI DEĞİLSİN"-

Derhane tartışmaları konusunda değerlendirmelerde bulunan Kılıçdaroğlu, şunları kaydetti:

"Oturmuş karar vermiş beyefendi, "dershaneler kapanacak.' Kimsin sen ya, kimsin sen dershaneler kapanacak? Sen kendini evinin kralı zannedebilirsin ama ülkenin kralı değilsin, bu ülke sahipsiz değil. Sen kimsin de böyle karar veriyorsun. Önce oturup adam gibi düşüneceksin. Neden bu dershaneler var. 4 binin üstünde dershaneler var. 50 bin öğretmen çalışıyor. Diğer çalışanlarla birlikte 100 bin. Oturuyorsun, masa başında, ben bunları kapatacağım diyorsun. Kimsin sen ya? Nereden alıyorsun bu yetkiyi? Dershaneleri kapatacaksan önce adam gibi otur, pedagogları çağır, eğitim sistemini adam gibi masaya yatır. Bu eğitim sisteminin aksayan yönleri ne, otur bunları bir konuş bakalım. Dershaneler bir sonuçtur, başlangıç değil ki bu. Rahmetli Özal da dershaneleri kapatmak için bir proje geliştirdi. Dedi ki dershaneler özel eğitim kurumuna dönüşürse 5 yıl vergi almayacağım, dedi. Ama sonra baktılar ki bu eğitim sistemi olduğu sürece bu dershaneler de olacak.

Kapattın ne oldu, merdiven altına inecek, varlıklı olan hoca tutacak, fakirin çocuğu ne olacak?

Öğrencileri dershaneye mecbur kılan eğitim sistemi değişmedikçe bu sistem değişmez.

Kış kapıda bekliyor. Türkiye'nin ciddi sorunları var. Size farklı bir pencere açacağım. 300 binin üstünde öğretmen atama bekliyor. Milli Eğitim Bakanlığının öğretmen açığı 140 bin. Büyük kentlerde matematik öğretmeni olmayan okullarımız var, Türkçe öğretmeni olmayan okullarımız var, bu çocuklar dershaneye gitmeyip de ne yapsınlar?"

-KADINLARA, ANNELERE SESLENDİ-

"4+4+4 sistemini getirdiler. 5 yaşındaki çocuğu anne okula göndermesin diye doktordan rapor almaya kalktı, diktatör kalktı bu raporu alan çocuklar için "sizin çocuğunuz geri zekalıdır' suçlamasını yaptı" diyen Kılıçdaroğlu, konuşmasını şöyle devam ettirdi:

"Annelere sesleniyorum, kadınlara sesleniyorum, sizin çocuğunuza bu kadar ağır bir suçlama yapan birisine oy verirseniz iki elim yakanızda olacak.

-"2002'YE GÖRE ARTAN BORÇ 49 KAT"-

Size bir tablo çizeceğim, vatandaşın halini bu tabloda görelim. Vatandaşların borçları bankalara olan borçları 322.2 milyar liraya ulaşmış durumda. 2002'ye göre artan borç 49 kat. O vatandaşlara sesleniyorum. Senin gelirin 2002'den bu yana 49 kat arttıysa koşa koşa git oyunu AKP'ye ver.

2012'de bankalara borcunu ödeyemeyen tüketici kredisi ve kredi kartı borcunu ödeyemeyen yurttaş sayısı yaklaşık 3 milyon kişi, borcunu ödeyemiyor.

2001 bir kriz yılıydı. 2002 yılındaki icra dairelerindeki dosya sayısı 10 milyon 26 bin. 2010'da 20 milyon 506 bin, 2011'de 20 milyon 772 bin, 2012'de 21 milyonu aştı. Bunlar biliyorsunuz törenle icra dairesi açtılar.

TÜİK'in rakamları, nüfusun yüzde 63'ü yoksulluk içinde. 43 milyon 686 bin kişi şiddetli maddi yoksunluk içinde. Nüfusun yüzde 85.9'u haftada bir gün tatil yapma imkanına sahip değil, yüzde 78'i mobilyalarını yenileme imkanına sahip değil.

-"YIRTIK AYAKKABIYLA SİYASETE GİRİP DÜNYANIN EN ZENGİN BAŞBAKANLARINDAN BİRİSİ OLANA BU HALK SORMALI"-

AKP iktidarında son 10 yılda 1 trilyon 600 milyar dolar para harcadı. Bütün cumhuriyet hükümetlerinin harcadığı paradan daha fazlasını harcadı. Vatandaş bu soruyu sormayacak mı, bu paralar nereye gitti? Yırtık ayakkabıyla siyasete girip dünyanın en zengin başbakanlarından birisi olana bu halk sormalı, benim ödediğim vergileri sen nereye harcadın? Birileri köşeyi dönüyor. Altıncı gemicik sahibi olanlar da var, işte senin vergin oralara gidiyor. Gözü kapalı gidip AKP'ye oy vermeyeceksin.

-"YEREL SEÇİM ŞOVU YAPILIYOR"-

Davutoğlu gitti Amerika'ya dönüşünde diyor ki, "Geziden onur duyuyoruz' diyor. Merak ediyorum ya birisi onur duyuyor, birisi suçluyor, kim bunlar?

Diyarbakır'da o toplantı yapıldı, göz yaşları akıtıldı. Diyarbakırlı bir anne, oğlu Medeni Yıldırım'ın katilinin bulunmasını istiyor. Bu kadının sesinin o meydanda toplanan binlerin sesinden daha güçlüdür. Çünkü bu kadının yüreği yanıyor. Öbür tarafta ise bir şov yapılıyor, yerel seçim şovu yapılıyor. Her şey istismar edilerek yapılıyor.

Bir annenin çığlığı, oğlumun katillerini bulun diyor, oğlumun katili sensin diyor. Ama öbür tarafta binlerce Diyarbakırlı bu tabloyu görmüyor ve Erdoğan'ı alkışlıyor. Bir annenin feryadı onbinlerden daha güçlüdür. Görmüyorsunuz bunu.

Şovlar yapılıyor, sanatçılar çıkarılmış, Erdoğan'a övgüler düzülüyor, türkü söyleniyor, koro halinde ağlıyorlar. Ağlamaktan sorumlu olan bakan da ağlıyor. Herhalde Ali İsmail Korkmaz için ağlamıyorlar."

-"SURİYE'DE TÖKEZLEDİLER, ORTAYA ÇIKAN TABLOYU DİYARBAKIR İLE TELAFİ ETMEYE ÇALIŞIYORLAR"

Hükümetin Suriye'de tökezlediğini, durumu ise Diyarbakır ile telafi etmeye çalıştığını savunan CHP Lideri şöyle dedi:

"Oturuyorsun saf saf, poşileri de takmışsınız, barıştan söz ediyorsunuz, Cihan Kırmızgül poşi taktı diye hapiste yatıyor. Şivan Perver'e sormak istiyorum, poşi taktın, poşi İstanbul'da da bir arkadaşınız taktı, 11 yıl hapis ile yargılandı ve mahkum oldu. Sen Erdoğan'a nasıl övgüler düzüyorsun. Hangi sanat adına bunu yapıyorsun?

Barışı isteyen toplumu bölmez. Barıştan söz ediyorsan gel Siyasi Partiler Yasasını değiştirelim, lider sultasına son verelim. Baraj meselesini kaldıralım, yüzde 10 seçim barajı, yasal oy hırsızlığı.

-"ADANALILARA SÖYLÜYORUM, O LAFIN ARKASINDA HİÇBİR ADANALI KALMAMALI"-

Barış istiyorsan valin millete küfretmeyecek, sen de küfretmeyeceksin. Adanalılara söylüyorum, o lafın arkasında hiçbir Adanalı kalmamalı. O lafı Adanalılara söyledi, Erdoğan da ben onu yedirmem dedi. Yani o lafı aynı zamanda ben de sahipleniyorum dedi. O laf valinin lafı olmanın ötesine geçti, Erdoğan'ın lafıdır, Adanalılar bunu çok iyi bilsin.

Diyarbakır'a gitti, bir de açıklama yaptı, bin 318 tesisin açılışını yaptı. Baktık bin 318 tesis nedir diye. Bu kadar asfalt yaptık diyor, asfalt ne zamandan beri tesis oldu? Tesis diye eski binalar onarılıyor bunlar da listeye konulmuş. O da burada yer alıyor. Destek programları var, bunlar tesis olarak geçmiş. Ne demiştik, yalancıdan başbakan olmaz. Sizi kandırıyor, yalan söylüyor, yalan söyleyen adamdan başbakan olmaz."

CHP lideri, grup toplantısında DSP ve DYP'den partisine katılanlara rozetlerini de taktı.

Kaynak: ANKA

Manşet Haberler

title