Kendi Vatanlarında Mülteci Oldular

Kendi Vatanlarında Mülteci Oldular

Dış Haber - (özel) - 4 Aileden 18 Kişi Aynı Evde... Muhammed Ve Emel Ferhad Chakaroni Çifti, Evlerinin Kapısını İsrail Saldırıları Nedeniyle Lübnan’ın Güneyindeki En Büyük Kentlerden Biri Olan Nebatiye’den Kaçmak Zorunda Kalan Yakınlarına Ardına Kadar Açtı. Şimdi Evde Çoğu Genç Yaşta ...

Kendi Vatanlarında Mülteci Oldular

DIŞ HABER - (ÖZEL) - 4 aileden 18 kişi aynı evde... Muhammed ve Emel Ferhad Chakaroni çifti, evlerinin kapısını İsrail saldırıları nedeniyle Lübnan’ın güneyindeki en büyük kentlerden biri olan Nebatiye’den kaçmak zorunda kalan yakınlarına ardına kadar açtı. Şimdi evde çoğu genç yaşta 18 akrabaları ile birlikte yaşıyorlar. Kaçmayı başarıp kuzeye gelenlerin yaşanan tüm zorluklara rağmen yüzleri gülüyor. Durumu kabullendikleri için değil, bombalar altında yıkılan evlerinden kaçıp, füzelerin delik deşik ettiği yolları aşarak sağ salim Beyrut’a ulaşabildikleri için.

25 GÜNDE TÜM HAYATLARI DEĞİŞTİ

Ev sahibi Emel Ferhad Chakaroni’nin annesi Nejad Selame 68 yaşında. Güneyden Beyrut’a gelene kadar çok korktuğunu anlatırken, yaşadığı travma gözlerinden okunuyor. Selame, “Ben 5 torunumla aynı arabada geldim tüm yolu. Ne yalan söyleyeyim, kendi hayatım için çok endişelendiğimi söyleyemeyeceğim. Ama araçta benim her şeyden çok sevdiğim torunlarım vardı. Eğer korktuğumu hissettirirsem onlar daha fazla korkacaklardı¨ diyor.

Koşullar Lübnan’da bundan sadece 25 gün öncesine göre çok ağır. Bu kadar kısa bir süre içerisinde hayatlarındaki dönüşümü anlamak özellikle gençliğe yeni merhaba diyen çocuklar için çok zor. Tıpkı anneannesi ile birlikte Beyrut’ta yaşayan teyzesinin evine adım atınca derin bir nefes alan 15 yaşındaki Esma Nur Ferhad gibi. Esma Nur şimdi, “Okula gidiyordum, böyle olursa ne yapacağım, hangi okula gideceğim ben?ö diye soruyor.

Aynı aileden genç - yaşlı kadınlar artık çok kalabalık olan bu evin mutfak yükünü hep beraber omuzlamaya çalışıyor. Mutfakta patatesler hep beraber soyuluyor, humus yapmak için hazırlanan nohutlar suya yatırılıyor. Odalar yetmediği için balkonlar da yatmak için kullanılıyor. Bazı gençler ise koğuşu andıran odalarda uyuyor. Evin küçük kızları ise tam olarak durumun farkında olmasalar da, bunun sıradan bir misafirlik olmadığını kestirebiliyor.

‘LÜTFEN BAY OLMERT, ÇOCUKLARI ÖLDÜRMEYİN’

Evin solundaki sessizliği ise iki şey bozuyor. Beyrut’un üzerinde sürekli olarak dolaşan İsrail’in insansız casus uçaklarının sesini andıran vantilatör ve Hizbullah’ın televizyonu El Manar’ın haber bülteni. Televizyon izlerken 36 yaşındaki Ali Hamzi sinirleniyor, önce kaçış öyküsünü anlatıp, İsrail Başbakanı Ehud Olmert’e sesleniyor: “Lütfen bay Olmert, çocukları öldürmeyin, onların bir suçu yok. Arap ülkelerine de bir çift lafım var. Neden onlardan hiç ses çıkmıyor, merak ediyorum? Artık bu durumu görüp birileri elini taşın altına koymalıö.

‘EVİMİN DUVARLARINI ÖPECEĞİM’

Ev sahibi Emel hanımın kardeşi 45 yaşındaki Mune Ferhad ise evini çok özlediğini şu sözlerle anlatıyor: “Sağ olsunlar, ablam ve eniştem bize evlerini açtı. Ama insanın kendi evi gibisi yok. Yemin ederim eğer dönebilirsek, eşikten adımımı atar atmaz ilk işim duvarları öpmek olacak¨. Ferhad ailesi gibi kendi yurtlarında neden mülteci gibi yaşamak zorunda kalan on binlerce mülteci, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nden çıkacak kararı bekliyor.