Kayıp Üniversitelinin Annesi: "Devlet İnsan Öldürür Mü?"
Haberler » Güncel » Kayıp Üniversitelinin Annesi: "Devlet İnsan Öldürür Mü?" - Haber

Kayıp Üniversitelinin Annesi: "Devlet İnsan Öldürür Mü?"

Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'e Mektup Yazdığını Belirterek, "Oğlumu Konuşturdular ve Kaybettiler" İddiasında Bulundu.

Kayıp Üniversitelinin Annesi:

BARTIN'ın Kurucaşile İlçesi'nde oturan Kadriye Ceylan, 2004 yılında kaybolan İstanbul Teknik Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Matematik Bölümü öğrencisi oğlu 24 yaşındaki Tolga Ceylan'ın haksızlıklara tepkili ve vicdani retçi olduğunu, o dönemde Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'e mektup yazdığını belirterek, "Oğlumu konuşturdular ve kaybettiler" iddiasında bulundu.

Başbakan Erdoğan'ın, 'Cumartesi Anneleri' ile yaptığı görüşmeye katılan adriye Ceylan oğlu Tolga Ceylan'ın 2004 yılında kaybolduğunu ifade etmişti. Başbakan Erdoğan'ın talimatı ile İçişleri Bakanlığı araştırma başlatırken, Ceylan, TBMM İnsan Hakları Komisyonu'na bilgi verdi. Oğlu Tolga'nın, arkadaşları ile birlikte tatile gittiği Kırklareli İğneada'da kaybolduğunu anlatan Kadriye Ceylan, şunları anlattı: "Oğlum, 12 Ağustos 2004 tarihinde 2 günlüğüne arkadaşları ile tatil için İğneada'ya gitmişti. Tolga neşeli bir sesle beni arayarak 'Anne bir gün daha kalacağım. Burada bir ailenin yanındayım' dedi. Telefon numarasını istedim. Numarayı bilmediğini, ailenin cep telefonu ile arama yapacağını söyledi. Oğlumu döneceği gün geç saatlere kadar bekledim. Ertesi gün oğlum telefonda kısık bir sesle '779 01 69' numaralı telefonu yazdırdı. Numaranın başına alan kodu ve GSM operatörlerinin başlangıç numaralarını koyarak aradım. Sadece bir telefon cevap verdi. Telefondaki kişiye oğlumu tanıyıp tanımadığını sordum. Tanımadığını söyledi. Bir kaç gün sonra kendisinin gazeteci olduğunu söyleyen Ahmet Kaplan isimli kişi beni arayarak, Abdulgani Sarı isimli bir sanatçının İğneada'da çekim yaparken oğlumu gördüğünü söyledi. Tele konferans sistemiyle Abdülgani Sarı ile telefonla konuştum. Bana 'İğneada'da çekim yaparken oğlunuz kamerama takıldı. O gün onunla tanıştık. Gece geç saatlere kadar Orhan Uyanık'ın kahvesinde oturduk' dedi. Benim ısrarlarım üzerine Orhan Uyanık'ın telefonunu verdi. Verdiği telefon bizim aradığımız ve Tolga'yı tanıyıp tanımadığını sorduğumuz numaranın aynısıydı."

Kadriye Ceylan, bunun üzerine telefonla karakolu telefonla aradığını, uzman çavuşun kendisine sorular yönelttiğini belirterek, "Büyük ihtimalle tarifinizden o olduğu anlaşılıyor. Oğlunuzu komutanımız otobüs garajında görmüş" dediğini anlattı. Ceylan, bunun üzerine İğneada'ya gittiğini, jandarma karakol komutanı ile konuştuğunu, oğluna ulaşacak net bilgilere ulaşamadığını bildirirken, şöyle devam etti: "İstanbul'a döndüm. İğneada civarındaki köylerin telefonlarını aradım. Beğendik Köyü muhtarının oğlu 'Tariflere uyan bir kişi köyümüze geldi. Biz arkadaşlarla bira içiyorduk. Onu da çağırdık. O alkol kullanmadığını söyledi, soda açtık. Öğrenci olduğunu söyledi. Ben jandarmaya verdim. Jandarma da İğneada'ya getirmemizi söyledi. Benim köyde işyerim olduğu için arkadaşlarım onu jandarmaya götürdüler' dedi. İğneada Jandarma Komutanlığı, 16 Ağustos 2004 tarihinde bana bilgi veremeyeceklerini sadece oğlumun elbiselerini vereceklerini söyledi. Jandarmanın poşet içerisinde getirdiği elbiseler küflü ve ıslaktı. Poşetten çıkan iç çamaşırları ıslakken, tişortü katlı, düzgün ve kuruydu. 'Bunları nereden buldunuz?' dediğimde, asker 'Deniz kenarında bulduk. Dalgalar nedeniyle ıslanmış' dediler. Islak olan iç çamaşırını ağzıma götürdüm ve çamaşırı emdim, suyun tatlı su olduğunu anladım. Komutana, 'Yazdığınız senaryoya inanırdım, oğlumun eşyalarını iç çamaşırlarından tespit etmemin imkansız olduğunu bildiğinizden yanına tişörtünü getirmişiniz. 'Deniz kenarında bulduk' diyerek benim oğlumun deniz yolu ile kaçtığına inanmamı istiyorsunuz' dedim. Zorla bana tutanak karşılığı eşyaları teslim edildi."

Kadriye Ceylan oğlunun haksızlıklara tepkisi olan bir kişi olduğunu, 2003 yılında Cumhurbaşkanı Sezer'e gönderdiği mektupta, "Ya bu Türkiye'yi yönet, ya üniversitedeki faşist yönetime son ver. Ya da beni bu ülke vatandaşlığından, faşist ülke vatandaşlığından çıkart' diye yazdığını, üniversitelere alınmayan türbanlı öğrencilere destek verdiğini söyledi. Anne Ceylan, "Polis müdahalesi, gözaltılar olmuştu. Oğlum aynı zamanda 3 ay askeri okula devam etti ve yapamayacağını söyleyerek ayrıldı. Tolga vicdani retçiydi. Oğlumu kaybedenler tepkiselliğini biliyorlardı. Onu konuşturdular ve kaybettiler. Devlet bizim için var. devlet insan öldürür mü?" dedi.

Kaynak: DHA

Manşet

Haberler