Kayıp Olduğu İleri Sürülen Rum Çocuk

Kayıp Olduğu İleri Sürülen Rum Çocuk

Güney Kıbrıs'ta Yayınlanan Gazetelerden Politis, "Dosyayı Şimdi Yeniden Açıyorlar - Kıbrıs Türk Tarafı Mehmet Mercan ve Nezih Sıral'ı Bulmaya Çalışıyor" Başlıkları Altında Verdiği Haberinde, 1974 Yılında 5 Yaşındayken Kaybolan, Ancak Hayatta Olduğu ve Türkiye'ye Götürüldüğü İddia Edilen Kıbrıslı Rum Hristakis Yeorgiu Dosyasının, Kıbrıs Türk Tarafınca Yeniden Açıldığını İleri Sürdü.

Kayıp Olduğu İleri Sürülen Rum Çocuk

Güney Kıbrıs'ta yayınlanan gazetelerden Politis, "Dosyayı Şimdi Yeniden Açıyorlar - Kıbrıs Türk Tarafı Mehmet Mercan ve Nezih Sıral'ı Bulmaya Çalışıyor" başlıkları altında verdiği haberinde, 1974 yılında 5 yaşındayken kaybolan, ancak hayatta olduğu ve Türkiye'ye götürüldüğü iddia edilen Kıbrıslı Rum Hristakis Yeorgiu dosyasının, Kıbrıs Türk tarafınca yeniden açıldığını ileri sürdü.

Polistis Gazetesi haberinde, Otonom Kayıp Şahıslar Komitesi'nin önceki günkü toplantısında konuyu araştıracağı sözünü veren Kıbrıs Türk tarafının, gerek o dönemde onbaşı olan Mehmet Mercan, gerekse Dikmen'deki hastanenin idaresini yürüten alayın komutanı olduğunu belirttiği Nezih Sıral hakkında daha fazla bilgi almak amacıyla, Türk Ordusu'na ve Türkiye'deki diğer yetkili makamlara başvuruda bulunduğunu iddia etti. Gazete, Kıbrıs Türk tarafının, Türk Ordusu ve diğer makamlara, konuyu aydınlatması ve muhtemel her türlü belgenin verilmesi talebinde bulunduğunu savunarak, tüm bunlara karşın Kıbrıs Türk tarafının, resmi düzeyde yaptığı açıklamalarda, basında çıkan ve Türk Ordusu'na ait olduğu iddia edilen belgenin gerçekliğinden şüphe duyduğunu ifade etmekte olduğunu da vurguladı. Gazete, Kıbrıs Türk tarafının, 1974'te Dikmen'deki hastanenin idarecisini bugüne kadar aramamış olmasının, 1. Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ın o dönemde yaptığı araştırmanın yüzeysel olduğunun bir göstergesi olduğunu iddia etti. Denktaş'ın 1990'ların başlarında İngiliz bir gazeteciyle yaptığı röportajda konuya değindiği belirtilen haberde, Denktaş'ın bu açıklamalarının, "tuhaf ve şüpheli olduğu" savunuldu.

Denktaş'ın, İngiliz gazeteci İan Tailor ile gerçekleştirdiği röportajda, çocuğun Türkiye'ye gönderildiğini söylediğini, ardından Kıbrıslı Rum çocuğun Türkiye'de tedavi gördüğü haberinin, kendisinin yanlış bilgilendirilmesinden kaynaklandığını ifade ettiğini öne süren gazete, ertesi gün Denktaş'ın gazeteciyi yeniden çağırarak, çocuğun öldüğünü öğrendiğini söylediğini iddia etti. Gazete, Denktaş'ın İngiliz gazeteciye, Kıbrıs Türk politikacılara o dönemde eşlik eden Fikret Rusat adlı bir kişinin, Rum çocuğun Türkiye'de bir hastanede olduğu haberini verdiğini, ancak bu haberin yanlış olduğunu öğrenmesinin ardından kendini çok kötü hissederek bilgi alabileceği her yere mektuplar gönderdiğini, daha sonra olayın çıkmaza girdiğini ve konunun kapandığını söylediğini yazdı. Gazete, Denktaş'ın konuşmasında, "Çok tuhaf bir hikaye. Belki de en tuhafı. İnsanların bahsetmek istemedikleri bir sır var. Konu şimdi kapanmıştır" şekilde tuhaf bir ifade kullandığını savundu.

İngiliz gazetecinin hazırladığı dokümanterde, ismi belirlenemeyen sözkonusu tercümanın da konuştuğu belirtilen haberde, Rum çocuğa bakan doktorun çocuğun annesi için üzülmüş olmasından ötürü gerçeği gizlediğini söylediği öne sürüldü. Gazete, çocuğun annesi Mirofora'nın da, gazeteciye tercümanı tanıdığını, ancak hastanenin doktorlarının bu konuda herhangi bir açıklamasını içeren bir tek belgenin dahi bulunamamasına vurgu yaptığını yazdı.

(MG-OYK-OYK-OK-D)