İzmir: Cesur Yürek Savcı

İzmir: Cesur Yürek Savcı

Cumhuriyet Savcısı Gültekin Avcı, yeni yayımlanan kitabı "Karanlık İlişkiler" ile gündeme bomba gibi düşecek açıklamalarda bulundu. Halen İzmir'in Bayındır İlçesi'nde Cumhuriyet Savcılığı görevini sürdüren Avcı, kitabında, Susurluk'tan, Şemdinli'ye ve Danıştay Olayı'na kadar, yakın tarihte cereyan eden ve henüz tam anlamıyla aydınlatılmamış karanlık olayların şifrelerini verdiğini belirtti.

İzmir: Cesur Yürek Savcı

Cumhuriyet Savcısı Gültekin Avcı, yeni yayımlanan kitabı "Karanlık İlişkiler" ile gündeme bomba gibi düşecek açıklamalarda bulundu. Halen İzmir'in Bayındır İlçesi'nde Cumhuriyet Savcılığı görevini sürdüren Avcı, kitabında, Susurluk'tan, Şemdinli'ye ve Danıştay Olayı'na kadar, yakın tarihte cereyan eden ve henüz tam anlamıyla aydınlatılmamış karanlık olayların şifrelerini verdiğini belirtti.

Savcı Gültekin Avcı, "Amacım güzide kurumlarımızdan Türk Silahlı Kuvvetleri'ni karalamak, yıkıcı tenkitlere maruz bırakmak değil. TSK'nın aslen bulunması gereken konum neresi olmalıdır, ona dikkati çekmektir" dedi. Türkiye'de hep, "TSK'nın yedeği, yargının yedeği yoktur, yıpratmayalım" dendiğini hatırlatan Savcı Gültekin Avcı, buna karşı olduğunu, ordunun da yargının da tenkitlere açık olması gerektiğine inandığını kaydetti.

Kitabında şifrelerini verdiğini belirttiği konulara değinen ve ilginç açıklamalarda bulunan Savcı Avcı, "Şemdinli Savcısı Ferhat Sarıkaya, kamil manada bir iddia hazırlamış ve kişilerle olayları ilişkilendirmiştir. Bu hepimizin olduğu gibi bir savcının yaptığı normal bir şeydir. Kendisinin mesul tutulabilecek bir olay içinde olmadığını düşünüyorum. İhracıyla bu olayda adeta Türkiye'deki Cumhuriyet Savcılığı teşkilatları ihraç edilmiştir. Bundan sonra açık söylemek gerekir ki hiçbir Cumhuriyet savcısı, içinde askeri bir oluşumun bulunduğu izlenimi veren bir soruşturmanın peşine gitmek istemeyecektir. Böylece şanlı ordumuzun da rencide olmuş, lekelenmiş bir vaziyette bir imaj içinde duracağını üzülerek söylüyorum. Ferhat Sarıkaya'nın yaptığı İtalya'da olsaydı, milli kahraman ilan edilirdi. Arzu ederdim ki hükümet Savcı Ferhat Sarıkaya'ya sahip çıksın. Ama bu yapılamadı" şeklinde konuştu.

Danıştay saldırısının Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin istikrarına, demokrasi yolunda katettiği mesafeye ve mütedeyyin insanlara ve AB sürecine karşı yapılmış üzücü bir olay olduğunu ifade eden Avcı, "Bu özel harp teknikleri kullanılarak gerçekleştirilen bir istikrarsızlaştırmadır. Türban konusunda karar veren Danıştay hakimlerini öldürerek ve yaralayarak zarar vermek, muhafazakar kitlelerin isteklerinin önüne set çekmektir. Türban sorununu çıkmaza sokmaktır. Ve ikinci bir 28 Şubat zeminini yerleştirmeye çalışmaktır. Korkarım ki şiddet ve terör eylemleri artarak devam edecektir" açıklamasında bulundu.

Türkiye ve Türk milleti üzerinde özel harp tekniklerinin yasadışı bir şekilde uygulandığını da iddia eden Savcı Avcı, şunları belirtti:

"60 İHTİLALİNDEN SONRA ASKER, İKTİDARI BIRAKMAMIŞTIR"

"İllegal bir güçle karşı karşıya bulunduğumuz milletimize açıklanmalıdır. Özel harp TSK'nın muhtemel bir dış istila durumunda uygulayacağı, yeraltı ve yer üstü güçleri bulunan yapılanmadır. Ancak şu anda Türkiye'de bir istila söz konusu olmadığına göre, özel harp yapılanmasının sınırları belli değildir. Bu konuda parlamento tarafından özel savcılar görevlendirilmelidir. Yıpratıcı değil, yapıcı olmak için ifade ediyorum ki, TSK sivil siyasi otoritenin emrinde olduğunu açıkça ifade etmelidir. Ancak şu da bir gerçektir ki, 60 ihtilalinden sonra bu ülkede asker, iktidarı hiçbir şekilde bırakmamıştır. TSK'nın çizdiği çizgiden de hiçbir iktidar ayrılmamıştır. Halbuki, milletimizin önüne konulan oy pusulalarında TSK diye bir şey yoktur. Darbeler ise bu millete gerçekten ihanettir. Ve Türkiye'de klasik ihtilal tehlikesi geçmemiştir. Şemdinli olayında savcıya yapılanlar muhtıradır."

Türkiye'de halen bir jandarma komutanının bile, kamu görevlileri hakkında rapor tutabildiğini kaydeden Gültekin Avcı, böylece yasadışı bir iş yapıldığını, demokrasiye, Anayasa'ya ve eşitliğe aykırı davranıldığını ifade ederek, adeta bir demokrasi oyunu oynandığını söyledi. Avcı, "Amerika'da, Avrupa'da böyle bir şey yok. AB'ye böyle girebileceğimizi mi zannediyorsunuz? Derin devlet teraneleri ortalıkta dolaşıyor. Asil devlet bir ülkede otoritesini hissettiremediği zaman, derin devlet ortaya çıkar, açıkları kapatır, Türkiye'de yaşanan budur" diye konuştu.

Bir ülkede Başbakan'dan hesap sorulmak isteniyorsa, istihbarat örgütlerinin onun emrine verilmesi gerektiğinin de altını çizen Savcı Avcı, "Bugün için Türkiye'de Başbakan ve iktidar partisi, bununla iktidardaki AK Parti'yi kastetmiyorum, perde arkası olaylardan sorumlu tutulamaz. Bizde askeri istihbarat Türkiye Cumhuriyeti'ni korumak ve kollamak için yapılıyor. Yerli ve yersiz açıklamalar ve hezeyanlar ortalıkta dolaşıyor. Türkiye'nin demokrasi yolunda ilerlemesini istiyorsak, bunlara elbirliği içinde engel solmalıyız" dedi.

Kitabını, yaşananları sine-i millete anlatmak için kaleme aldığını ve halkın savcısı olarak içsel bir manevi soruşturma yaptığını kaydeden Savcı Gültekin Avcı, zaman zaman tökezleyebileceğini, vücuduna kılıç yaraları alabileceğini, ancak bu yaraların kendisi için bir onur nişanesi olduğunu ifade etti. Savcı Avcı, "kitabındaki yazdıklarından dolayı Van eski Savcısı Ferhat Sarıkaya'nın akıbetine uğramaktan korkup korkmadığı sorusuna" da, konunun yasal çerçevede Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu'nun takdirlerinde olduğunu, kendisinin vatanını ve milletini seven bir kamu görevlisi olarak davrandığını söyledi.