İstanbul: Sedat Bucak Davasının Duruşması Ertelendi

İstanbul: Sedat Bucak Davasının Duruşması Ertelendi

"Susurluk Davası" Kapsamında Tekrar Yargılanan Sedat Edip Bucak'ın Yargılandığı Duruşma, Avukatların Savunma Yapmak İçin Talep Ettikleri Ek Sürenin Kabul Edilmesi Üzerine Ertelendi.

İstanbul: Sedat Bucak Davasının Duruşması Ertelendi

"Susurluk Davası" kapsamında tekrar yargılanan Sedat Edip Bucak'ın yargılandığı duruşma, avukatların savunma yapmak için talep ettikleri ek sürenin kabul edilmesi üzerine ertelendi.

İstanbul 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen duruşmaya tutuksuz sanıklar Hasan Kundakçı, bir dönemin Şanlıurfa Alay Komutanı Seral Saral, Sedat Bucak'ın amcasının oğlu Fatih Bucak ve avukatları katıldı. Sedat Bucak'ın kardeşi Ahmet Bucak ve çok sayıda yakını ise, duruşma sırasında adliyede kapısında bekledi.

Mahkeme heyetine ifade veren Hasan Kundakçı, "Ben Ağustos 1993 başında OHAL Bölge Asayiş Bölge Komutanı olarak başladım. O zaman OHAL içinde 10 tane il vardı. Üç il de mücahil ildi, Şanlıurfa da mücahillerden biriydi. O dönemler aynı zamanda PKK terör örgütünün doruk noktasında olduğu bir dönemdi. Askerin, polisin, en çok şehit olduğu bölgelerde köyleri basılıyordu. Bu baskınlarda onlarca vatandaşımız şehit oluyordu. Şanlıurfa, Suriye sınırına yakındı. Benim içinde Şanlıurfa önemli bir noktaydı. PKK Suriye sınırından geçip Şanlıurfa'da baskınlar düzenliyordu. Diyarbakır İl Jandarma Komutanı Kıdemli Albay Eşref Hatipoğlu ile konuşup koordine sağlamaları için talimat verdim. İki alay komutanı kendi aralarında işbirliği yaparak o bölgede kısa zamanda halkın desteğiyle PKK terör örgütüne karşı etkinlik sağladılar. PKK OHAL'e giremez oldu. Ben bu koordinenin daha sağlam olması için Nisan 1994'te Şanlıurfa'ya gittim. Jandarma alay komutanı bana bölgeyle ilgili bilgiler verdi. O zaman milletvekili olan Sedat Bucak'ın aşiretinin güvenlik güçleriyle zaman zaman özellikle istihbarat konusunda yardımlaştığını söylediler. Halk desteği olmadan terörün önlenmesi mümkün değildir. Türkiye Cumhuriyeti güçlü bir devlettir. TSK güçlüdür ama o bölgedeki halkın desteği olmadan istihbarat sağlamadan bu sorunla baş etmek mümkün değildir. Ben Şanlıurfa'da Bucak'la Nisan 1994 tarihinde Siverek'in bir köyünde görüştüm. Görüşmede o dönem belediye başkanı, ilçe kaymakamı, Diyarbakır Alay Komutanı ve halk da var. Köy koruyucusu durumundaki arkadaşlarla da orada tanıştım. Abdullah Çatlı'yı tanımam. Bir tek Korkut Eken'i tanırım bir dönem birlikte çalışmıştık. Bu toplantıda Korkut Eken de vardı. Bu toplantıda bir sürü insanla tanıştım. İstanbullu işadamları da vardı ama kimlerdi şu an hatırlamıyorum. Daha sonrasında da Sedat Bucak'la bir daha karşılaşmadım. Ancak şunu söyleyebilirim. Bucak aşireti Şanlıurfa'da PKK terör örgütüne hakim oldular ve terör olayları azaldı. Şanlıurfa daha sonra da mücahil OHAL'den çıkartıldı" dedi.

Sanık avukatının, 'Sedat Bucak'ın şahsi menfaat veya suç işleme gibi durumlarına hiç tanık oldunuz mu?' sorusu üzerine Kundakçı, "Böyle bir şeye tanık olmadım, bu olamaz da. Çünkü köy koruyucularının başlarında her zaman güvendiğimiz komutanlar vardı" şeklinde cevapladı.

Avukatın, "iddianamede yer alan suçlamalardan bir diğeri de yasadışı bölücü terör örgütlerine destek veren kişilerle mücadele ederken, kanunların dışına çıkarak mücadele ediyorlar. Sedat Bucak'ın böyle bir durumu var mıydı? O bölgede yasadışı bir yolla terör örgütleriyle bir mücadele olmuş mudur" sorusu üzerine Kundakçı, "Yasadışı mücadele etmek mümkün değildir. Yasadışına çıkıncı iş çığırından çıkar. Böyle bir şey olmamıştır. Böyle bir olsaydı biz zaten önlemini alırdık" şeklinde konuştu.

Savcı Orhan Erbay'ın, "Abdullah Çatlı adında biriyle tanıştınız mı?" sorusu üzerine Kundakçı, "Bu ismi o zamanlar tanımıyordum. Susurluk olayından sonra tanıdım. Orda olsa da olmasa da benim işime yaramazdı. Bana orada istihbarat sağlayacak insanlar lazımdı. Ama Çatlı yoktu" ifadelerini kullandı.

Bunun üzerine savcı Erbay'ın, "İddianamede yer alan yerel televizyon sahibi Mehmet Ali Yaprak'ın kaçırılıp, fidye istendiğini o tarihte duydunuz mu?" sorusuna Kundakçı, "Ben böyle bir şey duymadım. Bucak aşiretinin parayla ilgisi yoktu. Köy koruyuculuğunda dahi gönüllü olmayı tercih ettiler. Köy koruyucularının devletten para almalarını istemediler ki, devlete yük olmamak için" dedi.

Savcı Erbay, 'Sedat Bucak'ı nasıl bilirsiniz?' diye sordu. Kundakçı, "Bucak o dönemde milletvekiliydi. Kendisi biz ne dediysek bizim emir ettiğimiz şekilde yapmıştır. Koruyucuların Bucak'ın kendi emrinde çalışması mümkün değildir. Çalıştığı taktirde biz kendisine işlem başlatırdık. Hiçbir şekilde olumsuz bir şey olmamıştır. Kendisine devlet tarafından silah verilmemiştir. Koruyucuların başına getirildiği iddiası asılsızdır" diye konuştu.

Saral, "Sedat Bucak'ı tanırım. İddianamede isimleri geçen diğer şahısları tanımam. Bu şahısların da Edip Bucak'ın Siverek'teki evine geldiği ile ilgili bir bilgim yoktur. Ben 1993 tarihinin Haziran ayında oradaydım. Şanlıurfa'da meydana gelen PKK olaylarıyla ilgili haber almak ya da istihbarat toplamak mümkün değildi. Halk korku ve panik içindeydi. Bizimle temasa bile geçemiyordu. Dönemin Urfa Valiliği Başkanlığı'nda ilçelerdeki köylerdeki muhtarlar, vatandaşlar, aşiret üyelerini çağırıp konuştuk. Bize bilgi vermelerini istiyorduk. Aşiret liderlerine de ya bizim yanımızda olursunuz ya da karşımızda olursunuz diye uyarmıştık. Esas aşiret lideri Siverek'teki Sedat Edip Bucak'ın babası Hakkı Bucak'ı çağırdım. Konuşmamızda enteresan bir şey söyledi. 'Biz 1980 öncesinde de devletin hep yanındaydık. Ancak daha sonra hep hapse atıldık' dedi. Ben de kendisine 'o ideolojik bir savaştı. PKK çok büyük bir sorundur. Elimizden topraklarımızı almak istiyorlar' dedim. Hakkı Bucak da bana ayrılırken 'Oğlum Ankara'da onunla görüşeceğim. Ona göre bir karar vereceğim' dedi. Bir ay sonra vali bey beni aradı. Sedat Bucak'la babasının benimle görüşmek istediğini söyledi. Ben de alaya geçtim. Onlar da oraya geldiler. Bize silah verecek misin, takviye yapacak mısınız diye sordular. Biz de elimizde size verecek silah yok. Jandarma Genel Komutanlığı'ndan isteriz onlar gönderirlerse biz de veririz dedim. Durumu valiye aktardım. Valilik aracılığıyla Jandarma Genel Komutanlığı'ndan 400 ile 500 civarında silah gönderildi. Bu silahların bir kısmını Bucak aşiretinin koruyucularına verdik. Bucak aşireti bizimle uzlaştıktan sonra bize cevap vermeyen diğer aşiretlerde bize de silah verin dediler. Bucak aşireti öncü olmuş oldu. Bucak aşiretiyle yaptığımız anlaşmada ise, köy koruyuculuğu ve kendilerinden istihbarat bilgileri almaktı. Biz o dönemde Bucak aşiretinin istihbaratıyla yer altında bulunan PKK terör örgütüne ait teröristleri bile yakaladık. Sedat Bucak'la köy koruyucularıyla yaptığımız toplu görüşme sırasında karşılaştım. O sırada müthiş bir kalabalık vardı. Korkut Eken de oradaydı. Ancak Abdullah Çatlı'yı orada görmedim" ifadelerini kullandı.

"Erbay Bucak'ın olumsuz bir hareketini gördünüz mü?" sorusuna Saral, "Ben 1995'te oradan ayrıldım. Ben onlardan yarım gördüm. Olumsuz bir hareketini görmedim" diye cevap verdi.

Avukat Süleyman Çınar Bacanlı'nın, "Sedat Bucak'ın yasadışı faaliyetler de bulunduklarını gördünüz mü?" sorusunu Saral, "Bize intikal eden benim bölgemde böyle bir şey olmamıştır. Sedat Bucak her zaman il dışındaydı" şeklinde cevapladı.

Savcının özel televizyon sahibi Mehmet Ali Yaprak'ın kaçırılması konusu üzerine Saral, "Ben haziran 1995'te ayrıldım. Kaçırılma olayı gerçekleştiğinde orada değildim" dedi.

Fatih Bucak ise, "İddianamedeki isimleri tanımam sadece Sedat Bucak'ı tanırım, amcamın oğlu olur. 1996'dan önce Şanlıurfa'da değil Ankara'daydım. Televizyon sahibini kaçırılmasıyla ilgili ise o şahsı tanımam. Mehmet Celal Bucak babam olur. 1979 tarihin PKK köyü basmıştı. O zamanlar ben de babamla yaralanmıştım. Teyzemin oğlu ölmüştü. O zamandan beri ailece PKK ile mücadele ediyoruz" şeklinde konuştu.

Savcılık, Mesut Yılmaz'ın Susurluk olayı için kurulan komisyonda verdiği ifadeyi hatırlatması üzerine Fatih Bucak, "Ben böyle bir ifade vermedim" dedi.

Davada "çete kurduğu iddiasıyla yargılanan" Sedat Bucak için beraat istedi.

Duruşma avukatın savunma için ek süre istemesi üzerine 13.11.2006 tarihine ertelendi.

Sami Hoştan ise adliye çıkışında basın mensuplarına, "Dava pazartesi gününe ertelendi. Davanın sonucunu hep birlikte görüceğiz" dedi.