İstanbul Emniyet Müdürlüğü'nün İşgal Girişimi Davası

İstanbul Emniyet Müdürlüğü'nün İşgal Girişimi Davası

FETULLAHÇI Terör Örgütü'nün (FETÖ) 15 Temmuz'daki darbe girişimi sırasında İstanbul Emniyet Müdürlüğü'nün işgal girişimi ile Esenler Birlik Köprüsü'ndeki olaylarda 5 kişinin şehit olmasıyla ilgili aralarında tankın içinden çıkan eski emniyet müdürü Mithat Aynacı'nın da bulunduğu 23'ü tutuklu...

İstanbul Emniyet Müdürlüğü'nün İşgal Girişimi Davası

FETULLAHÇI Terör Örgütü'nün (FETÖ) 15 Temmuz'daki darbe girişimi sırasında İstanbul Emniyet Müdürlüğü'nün işgal girişimi ile Esenler Birlik Köprüsü'ndeki olaylarda 5 kişinin şehit olmasıyla ilgili aralarında tankın içinden çıkan eski emniyet müdürü Mithat Aynacı'nın da bulunduğu 23'ü tutuklu 67 sanıklı davanın 10. duruşmasında sanıklar savunma yaptı. 15 Temmuz'da askeri astsubay stajyer olarak İstanbul'a gelen tutuksuz sanık Sefa Kaya şu anda kalıpçı olarak çalıştığını söyleyerek "Darbe girişimini öğrenince kışlamıza döndük. Halk ile karşı karşıya bırakıldık. Terör örgütü FETÖ'nün kapısından geçmedim, suyundan içmedim. İstanbul'a ilk kez geldim. Başımıza da bu olay geldi. Şu an da Afrin'de olmak varken, sanayide çalışıyorum. Suçsuzum, beraatimi talep ediyorum" dedi.

23 TUTUKLU HAZIR BULUNDU

İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından Bakırköy Adalet Sarayı'nın içinde oluşturulan duruşma salonunda görülen 10. duruşmada 23 tutuklu ile bir tutuksuz sanık hazır bulundu. Çok sayıda da müştekinin de hazır bulunduğu duruşmada 3  tutuksuz sanık  Ses ve Görüntülü Bilişim sistemi (SEGBİS) ile duruşmaya bağlanarak savunmasını yaptı. 

HALK 'ASKER KIŞLAYA' DİYE SLOGAN ATTI

Sanıklardan Emre Azman, akaryakıt istasyonunda çalıştığını belirterek, 15 Temmuz günü yaşadıklarını şöyle anlattı: 15 Temmuz günü sabahtan atışımız vardı. Atıştan döndük. İçtima olduğu söylendi. Polise desteğe gideceğimiz söylenerek mühimmat dağıtıldı. Kışladan çıktık. Yolda halk 'Asker kışlaya' diye slogan attı. Araç arızalandı, yolda kaldı.  Mehmet Umur bizi bıraktı gitti. 7 asker araçta kaldı. Engin Okumuş'Teslim oluyoruz' dedi. Teslim olduk" 

"15 TEMMUZ'DAN ÖNCE TOPLANTI YAPTILAR"

Tutuksuz erlerden Mert Kütük de 15 Temmuz günü çarşı izninin iptal edildiğini kaydederek, "Osman Akkaya'ya telefon geldi. O da 'Öyle mi?' dedi. Osman Akkaya, Fatih Sönmez'in emrine girmemi istedi. 3 tane ZPT vardı yola çıktık. Vatan emniyete saldırı olacağı söylendi. O şekilde insanları kışladan dışarı çıkardılar. Araçlara megafon konuldu. Fatih Yarbay  'Her an ateş edecek şekilde hazır olun' dedi. Vatan Emniyetin orada çatışma çıktı. Emniyet müdürü 'Ne yapıyorsunuz?'  diye sorunca, 'Size yardıma geldik' dedik. O da 'Size yalan söylemişler' dedi. Arabaya bindik, kışlaya geri döndük. 15 Temmuz'dan önce Osman Akkaya'nın ve sivillerin de aralarında bulunduğu kişiler şeref odasında toplantı yaptılar. Toplantıda ne konuşuldu bilmiyorum. Cep telefonlarını bile dışarıda bıraktılar. Sivil kişiler darbe öncesi de darbe günü de oradaydılar" ifadelerini kullandı. 

"DARBE GİRİŞİMİNİ ÖĞRENİNCE KIŞLAMIZA DÖNDÜKö

15 Temmuz'da askeri stajyer astsubay olarak İstanbul'a gelen tutuksuz sanık Sefa Kaya şu anda kalıpçı olarak çalıştığını anlattı. Tankçı olduğunu, ve tankın bakımı olduğunu ifade ederek, "Burak Uluçınar geldi ve silahımı almamı söyledi. Herkese HK33 silah dağıttılar. Karargah bölüğüne götürüldük. Binbaşı Ahmet Baykal kışlada alarm verilecek, siz de izleyeceksiniz' dedi. Bizleri 6 gruba ayırdılar. Yedek şarjör dağıttılar. 'Alarm' diye sesler geldi, sonra 'Tatbikat değil gerçek' denildi. Yarbay Osman herkesi yönlendiriyordu, bağırıp çağırıyordu. Yavaştan yola indik. Kurmay başkanı, '4-5 bombalı araç var, polise yardıma gidiyoruz' dedi. Vatan Caddesi'nde yol tıkandı. 1-2 el silah sesi geldi. Emniyet amiri geldi; 'Darbe yaptırıyorlar size, hemen geri dönün' dedi. Durumu öğrendikten sonra kışlaya döndük. Bölük ve takım komutanını aradım. "Kimseye karışmayın kışlaya dönün' dedi. Kışlada darbe yanlıları almasın diye herkesin silahlarını topladık ve dolaba koyduk. Polisi aradık, yardım istedik. 05.00'da sesler geldi. İçtima olacak denildi. Tank sağa sola ateş ediyordu. Bomba sesleri geliyordu. Kapının arkasına ranza koyduk. O şekilde yere yatarak polislerin gelmesini bekledik. Başçavuş Mustafa dışında herkes kaçmıştı. Başçavuş Mustafa 'Siz bana emanetsiniz' dedi. Ben stajyer arkadaşım Selim'i aradım, 'Neredesin gel bize oyun oynamışlar' dedim. Selim de 'Ben gelemem Kurmay başkanı beni ZPT'nin içine kapattı, çıkamıyorum. Çok korkuyorum' diyerek kapattı. Darbe girişimini öğrenince kışlamıza döndük. Kimseye zarar vermedim. Halk 'Bunlar suçsuz' diye bağırıyordu. Kışlaya döndüğümüzde elimiz ayağımız titredi. Vatanın evladı olarak gittik, vatan haini olduk" dedi. 

"AFRİN'DE OLMAK VARKEN SANAYİ DE ÇALIŞIYORUM"

Sanık Kaya, "Halk ile karşı karşıya bırakıldık. Terör örgütü FETÖ'nün kapısından geçmedim, suyundan içmedim. İstanbul'a ilk kez geldim, başımıza da bu olay geldi. Şu anda Afrin'de olmak varken, sanayi de çalışıyorum. Suçsuzum, beraatimi talep ediyorum" diye konuştu. 

"İDAM İLE YARGILANACAKSINIZ, TARİH AFFETMEZ"

Tutuksuz sanık Veysi Özalp de 14 Temmuz'da nöbetçi olduğunu ve ardından eve gittiğini söyleyerek, "Bölük komutanım aradı ve acil mesaiye gelmemi istedi. Bu durum sürekli oluyordu. Ben de 'Yine ne istiyorlar' diye veryansın ettim. 19.00-19.30'da Topkule Kışlası'na geldim. Kimse niye geldiğini bilmiyordu.  Bu esnada tank sürücüsü olan komutanım Yasin Yılmaz'a ne olduğunu sordum. O da 'Bekle bir şey bilmiyoruz' dedi.  Yasin Yılmaz dışarıdan yiyecek bir şeyler almamı istedi. Daha sonra Yasin komutan beni arayarak 'Koşarak gel, yetiş' dedi. Nizamiyenin orada astsubay öğrenciler hazır bekliyordu. Ben de tanka bindim. Burak Uluçınar, 'Hayırlı olacak' dedi. Biz hala nereye gideceğimizi bilmiyoruz. 10 dakika sonra Vatan Emniyette bombalı araç olduğu bizim de yol kapama işini yapmamız istendi. Ben emri Fatih Sönmez'in verdiğini düşünüyorum. Çünkü en rütbeli oydu. Vatana doğru yola çıktık. Sevgi gösterisi yapan halk vardı. Biz de gurur duyuyorduk. Vatan emniyette tanklar ilerleyemedi. Telsizden şöyle bir emir geldi; 'Vatan emniyete vardığınız da polisler nereye ateş ediyorsa siz de oraya ateş edeceksiniz' ben bu emrin ne olduğunu Burak Uluçınar'a sordum. O da emrin ne olduğunu anlamadığını söyledi. Gözlüklü emniyet amiri geldi. 'Gençler ne yapıyorsunuz? Darbe yaptırıyorlar size derhal kışlanıza dönün' dedi. O arada whatsapp'tan polis arkadaşım 'Neredesin' diye sorarak darbe girişiminden ve Başbakan'ın açıklamasından bahsetti. İnternette çıkan darbe girişimi haberlerini Burak Uluçınar'a da gösterdim. Tank ileri doğru gidiyordu. Emniyet amiri, 'İdam ile yargılanacaksınız, tarih affetmez' diye söylüyordu. Bizde destek amaçlı geldiğimizi söyledik, o da 'Kandırıldınız' dedi. Millet tanka çıktı. Halkı tanktan uzaklaştırmaya çalıştım. Burak Uluçınar da 'Milleti uzaklaştır' dedi. Ben de 'Siz uzaklaştırın!' dedim . Serdar Değirmendere geldi, 'Geri çekiliyoruz' dedi. Tankı döndürüp kışlaya doğru yola çıktık. Yasin son hızla gidiyordu. Son hızla giderken, biri tankın üstüne atladı. Yasin direksiyonu kırdı ve kızdı. 'Başına bir şey gelse biz suçlu olacağız' dedi. Kışlaya geldik" dedi. 

SAİT ALBAY 'YEDİĞİNİZ AZ MI GELDİ?' DEDİ

Kışlaya geldiğinde Albaylar Sait Ertürk ve Davut Ala birlikte hareket ettiğini ve devletinin yanında olduğunu söylediğini aktaran sanık Veysi Özalp "Çatışmada Mehmet Kocatepe yaralıydı. Sait Albay sinirli şekilde 'Yediğiniz az mı geldi?' dedi. Kocatepe'nin elleri arkadan bağladılar. Sait Albay, Burak Uluçınar'ı aradı ve 'Yanında kim varsa getir' diye emir verdi.  Yüzbaşı kıyafetli 2 kişi hücum kıyafetleri ile kaçmaya başladı.  Davut Albay 'Hain bunlar' dedi. Çatışma başladı. Kimin kime sıktığı belli değildi. Sait Albay şehit oldu. Davut Albay da şehit oldu dediler. Yaralı polislere yardım ettim" dedi. Polisler geldiğinde kendisinin de çevik kuvvet aracına bindiğini  anlatan sanık Veysi Özalp, "Güvenlik şubeye götürüldük, orada bir emniyet görevlisi 'Vatan haini bunlar merhamet etmeyin' diye bağırıyordu. Sonradan öğrendim. Bu sözleri söyleyen kişi ihraç edilmiş. Bizim darbe girişimi gecesi polise yardım ettiğimizi öğrenen polisler beni serbest bıraktı. Ardından beni kışlaya çağırdılar. Rütbeli kişiler 'Davut'un gazi olmasına neden olan ve  Sait'i şehit edeni araştırıyoruz' dediler. 'Sait'i kim vurdu biliyorum, fotoğrafını görsem tanırım' dedim. Ancak tanımadığım rütbeli sinirlendi ve 'Dışarı çık' dedi. Sonradan anladık ki delil karartmaya çalışan kişilermiş. Sonra benim Hakkari'ye tayinim çıktı" dedi. 

"FETÖ LEHİNE TEK BİR KURŞUN SIKMADIM"

"Benim terör örgütü FETÖ ile bir bağım olmadığı aşikardır" diyen sanık Veysi Özalp, "Suç teşkil eden eylemim yoktur. Kalkışmayı öğrendikten sonra devletimin yanında oldum. Yaralı polislere yardım ettim. FETÖ lehine tek bir kurşun sıkmadım. O gece şehitliği tatmadım ama hala askerim ve o şehitliği tatmam an meselesidir. Beraatimi talep ediyorum" diye konuştu. Sanık savunmalarının alınmasına ara veren mahkeme heyeti, duruşmayı yarına ertelendi. Bir hafta sürecek dava sanık ve müştekilerin ifadelerinin alınması ile devam edecek. - İstanbul