İstanbul: Adnan Hoca Davası

İstanbul: Adnan Hoca Davası

'Adnan Hoca' Grubundan 6 Kişinin 'Çete' ve 'Tehditle Menfaat Temin Etmek' Suçlamasıyla Yargılandığı Davada, Anne Babaların İfadelerinin Ardından Çocukları Tanık Olarak Dinlendi. Bu Kez Çocukların Ailelerinin Yalan Söylediklerini Öne Sürdükleri Duruşmada, Taraflar Arasında Zaman Zaman Tartışmalar Yaşandı.

İstanbul: Adnan Hoca Davası

'Adnan Hoca' grubundan 6 kişinin 'Çete' ve 'Tehditle menfaat temin etmek' suçlamasıyla yargılandığı davada, anne babaların ifadelerinin ardından çocukları tanık olarak dinlendi. Bu kez çocukların ailelerinin yalan söylediklerini öne sürdükleri duruşmada, taraflar arasında zaman zaman tartışmalar yaşandı.

Davanın delillerinin toplandığını belirten savcı, bulunamayan sanığın dosyasının ayrılarak diğer sanıkların çete suçlamasından delil yetersizliğinden beraatlarını istedi. Ayrıca, sanıklar hakkındaki şantaj ve tehdit suçlamasınınsa suç tarihi itibariyle 4616 sayılı af yasası kapsamında ertelenmesini talep etti. 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen davada tutuksuz yargılanan sanıklardan Nuri Özbudak, Serdar Dayanık ve Erkan Seyhan hazır bulunurken, gıyabi tutuklaması bulunan Mehmet Ali Bahadır Güven ile tutuksuz sanıklar Bülent Tatlıcan ve Semih Selman Marangozoğlu ise duruşmaya gelmedi.

Mahkeme heyeti, sanık avukatlarının geçen duruşmada tanık olarak dinlenen anne babaların çocuklarının dinlenmesi taleplerini kabul etti. Oktar Babuna'nın kız kardeşi Hüma Babuna, dört kız kardeşi, erkek kardeşi ve iki yeğeniyle Erenköy'de annesi ve babasına ait dairenin alt katında yaşadığını belirterek, "Kimse tarafından alı konulmuyorum, kimseye de herhangi bir malı zorla vermiş değilim" dedi.

Savcı Orhan Erbay'ın herhangi bir şantaj ve baskı altında olup olmadığını kesin olarak mahkemede açıklamasını istemesi üzerine Hüma Babuna, annesinin beyanlarının iftira olduğunu belirterek, kimsenin baskısı altında olmadığını öne sürdü. Diğer tanıklar Ebru Akyüz, Ece Koç, Tülin Işıldar ve Sinem Tezyapar da aynı şekilde beyanlarda bulundu.

Söz alan sanıklardan Nuri Özbudak, Oktar Babuna'nın camialarıyla bir ilgisi bulunmadığını ileri sürerek, "Babuna benim çocukluk arkadaşımdır. Hastalığında ABD'ye giderek kendisine yardımcı oldum. Annesi ölüm döşeğinde oğlunu hiç ziyaret etmemiştir" diye konuştu.

Ebru Şimşek'in avukatları, "Oktar Babuna'nın vefa örneğine bakın, o arkadaşlarını korumak için basında ailesine ağır suçlamalarda bulundu, arkadaşlarıysa şuan onu tasvip etmediklerini söylüyor" demesi üzerine duruşma salonunda tartışmalar yaşandı. Sanıklarından Erkan Seyhan'ı söz istemeden konuşması üzerine sinirlenen hakim Salih Öztürk sanığı polis zoruyla dışarı çıkarttı. Sanık avukatlarının da cüppelerini çıkartıp mahkemeyi terk edeceklerini söyleyerek, müvekkillerinin çıkartılmasına itiraz etti. İtirazlar sonucunda Seyhan'ı tekrar duruşma salonuna aldı.

Sanık avukatlarının manken Şimşek'in dava konusu görüntülerinin izlenmesi talepleriyse mahkeme heyetince ve bilirkişilerce incelendiği gerekçesiyle reddedildi. Davanın delillerinin toplandığını belirten savcı Erbay, firari sanık Güven'in bulunamadığından dosyasının ayrılmasını, diğer sanıklarınsa, 'Cürüm işlemek için teşekkül' oluşturup yöneticiliğini yaptıkları veya teşekkülün üyeleri olmaları konusunda yeterli ve inandırıcı delil bulunamadığından beraatlarına karar verilmesini istedi. Savcı, sanıkların 'Tehdit menfaat temin etmek' suçlu olsalar bile suç tarihi itibariyle 4616 Sayılı Af Yasası kapsamında verilecek cezanın ertelenmesi gerektiğini bildirdi. Son savunmalar için mahkeme ileri bir tarihe ertelendi.

Öte yandan Oktar Babuna'nın ablası Hüma Babuna duruşma öncesi bir açıklama yaptı. Hüma Babuna, "Cevat ve Semin Babuna'nın kızıyım. 40 yaşında, orta yaşlı bir insanım. Mahkemeye daha önce de tanıklık yapmak için geldim. Daha önce de dilekçe sunmuştum. Söylemek istediğim, hiç kimsenin telkini altında değilim. Annem ve babamın iddia ettiği her şey yalan. Gayrimenkullarımı devrettiğimi söylüyorlar. Bunlar tamamen yalan. Hepsini, kardeşim Oktar Babuna'nın sağlığı için sattım. Oktar'ın tedavisi esnasında parayı kestiler. Yönlendirildiğimi ve telkin altında bulunduğumu iddia ediyor. Fakat 40 yaşında, üniversite mezunu, ABD'de yaşamış bir insanın böyle bir şey yaptığını düşünmek çok gülünç. Böyle bir insan kimsenin telkini altında kalamaz. Hiç kimse benim beynimi yıkayamaz. Eve gitmediğimi ve görüşmediğimi iddia ediyorlar. Erenköy'de alt katta kız kardeşlerim, yeğenlerim ve erkek kardeşlerimle oturuyorum. Eğer isterlerse, gelip görüşebilirler. Son zamanlarda onlarla görüşmeme sebebim yaşadıkları gayri ahlaki hayattır" dedi.

Davanın tanıklarından olan Ebru Akyüzalp ise, "Türkan Akyüzalp'in kızıyım. Bu davada yargılanan hiç kimseden, hiçbir mağduriyetim yoktur. Annem Türkan Akyüzalp'in de hiç bir mağduriyeti yoktur. Ailemle görüşmememin sebebi, aile içi baskı ve şiddettir. Can güvenliğim sebebiyle kendileriyle görüşmüyorum. Benim hakkımda çok saçma sapan gülünç iddialarda bulunmuşlardır. Saçımın kesildiği, susuz bırakıldığım ve zorla çalıştırıldığım gibi. Ben 32 yaşında yetişkin bir insanım. Bunların hiç birisi doğru değildir. Zorla alıkonulduğum da doğru değildir. Buraya kendi irademle, bunların tamamen yalan ve iftira olduğunu açıklamak için geldim" diye konuştu.