Haberler » Ekonomi » "İslami Mali Pazarlar" konferansı - Ekonomi

"İslami Mali Pazarlar" konferansı

Uluslararası İş Forumu (IBF) Başkanı Erol Yarar, elinde parası olan Müslümanın ahlaklı müteşebbis birini araması gerektiğini belirterek, "İman, ahlak, ilim ve teşebbüs sahibi kişilerin şirketlerinin büyütülmesi gerekiyor.

Uluslararası İş Forumu (IBF) Başkanı Erol Yarar, elinde parası olan Müslümanın ahlaklı müteşebbis birini araması gerektiğini belirterek, "İman, ahlak, ilim ve teşebbüs sahibi kişilerin şirketlerinin büyütülmesi gerekiyor. Mümin müteşebbis insanlarla elinde sermayesi olanların buluşturulması gerekiyor." dedi.


Müstakil Sanayici ve İş adamları Derneği (MÜSİAD), Uluslararası İş Forumu (IBF) ve Avrupa İslami Finans ve Akademisi (EAIFE) ortaklığında, "Gerçekler ve Yükümlülükler Işığında İslami Mali " konulu konferans gerçekleştirildi.


Konferansın açılışında konuşan IBF Başkanı Erol Yarar, elinde parası olan Müslümanın ahlaklı müteşebbis birini araması gerektiğini, İman, ahlak, ilim ve teşebbüs sahibi kişilerin şirketlerinin büyütülmesi gerektiğini belirtti.


Mümin müteşebbis insanlarla elinde sermayesi olanların buluşturulması gerektiğini aktaran Yarar, şunları kaydetti:


"Hepimizin bir hapishanedeyiz ve hapishane sahipleri tarafından hapishanede olan bireyler olarak bizlere içecek su ve yiyecek veriliyor. Bu suyun içine alkol atıyorlar, yemeğimizin içine de domuz yağı koyuyorlar. Bu suyu içmemiz caiz mi? Bu yemeği yememiz caiz mi? Buna fetva verecek birisi var mı? bunu tartışıyoruz. Bizim bu hapisten çıkmamız lazım. Biz bu hapisten kaçmadıkça, bir tünel kazıp kaçmadıkça, yediğimiz her yemekte mutlaka haram olacak. Çünkü hepimiz esaretteyiz. Buna kimse yoktur diyemeyecek hepimiz esaretteyiz, bu sistemin içindeyiz. Bizim bu hapisten çıkmamız alazım. Yoksa her yiyip içtiğimizde gönlümüz huzurlu şekilde helaldir diyemeyeceğiz. Medine pazarı ruhunu kazanamazsak bizim hapishaneden kurtuluşumuz yoktur. Amerika'nın Silikon Vadisi'nde yaptığını, gelin İslam ülkelerinde, gelin Türkiye'de yapalım."

Yarar, 30 yıl önce MÜSİAD'ı sistemi değiştirmek için kurduklarını ve bu sistemin içinde kalındığı sürece kendilerine azizlik olmadığını ifade ederek, "Biz bu sistemin içinde ticaret yapıp büyümeye çalışırsak bize azizlik yok. Bizim farklı bir pazar oluşturmamız lazım. Tartıştığımız konular yanlış. Paranın başlangıç yeri pazardır pazardan başlamayan para anlayışı suyun içinden alkolü ayırmaya benzer. İlk adım atacağımız yer pazardır. Mümin, iş adamıdır. Müslümanların parasını yatırmak istediğimiz faizsiz finans kurumları var, onlar kimin kurallarıyla oynamak zorunda kalıyorlar? O hapishanenin kuralarıyla oynuyorlar." değerlendirmesinde bulundu.


Bankaya gidildiğinde yatırım yapmak için para istenildiğinde teminat talep edildiğine işarete den Yarar, şu ifadeleri kullandı:


"Fransa, Almanya, Amerika'daki bankalar, finans kurumları da bu soruyu soruyor, bizim finans kurumumuz da bu soruyu soruyor. Demek ki parası, malı olana para veriyorlar, ahlakı, imanı, ilmi olana para vermiyorlar. Çünkü kapitalist dünyada bunun bir değeri yok ama İslam'da çok değeri var. Medine pazarında bu önemliydi. Ama bizim pazarımızda da bunun önemi yok. Bu gelen adam ehil midir, Mümin midir demiyoruz. Mülkün var mı diyoruz. Zengin daha zengin oluyor. Fakirin hiç şansı kalmıyor. İman, ahlak, ilim ve teşebbüs sahibinin değeri kalmıyor.

"İstanbul'un İslam ekonomisinin başkenti olması önerisinde bulunduk"

EAIFE Başkanı Eşref Dowaba da paraya sahip olanın söz sahibi olduğunu, sınırları korumak için askeri güce, iç cepheleri korumak için ise paraya ihtiyaç olunduğunu belirtti.


Dowaba, parayı yönetebilmek için de başarılı is adamlarına ihtiyaç olunduğunu, bu şekilde kalkınmanın gerçekleşebileceğini aktararak, gerçek bir kalkınma için İslam ekonomisi kurallarının gerçekleştirilmesi gerektiğini ifade etti.


Para piyasalarına girmeden dünya ekonomisinde söz sahibi olmanın mümkün olmadığını dile getiren Dowaba, şunları kaydetti:


"Para piyasalarına girmeden, borsa piyasalarına girmeden, senetleri yönetmeden ekonomik kalkınmanın gerçekleşmesi mümkün değil. Türk lirasının zayıflamasına şahit olduk. Herhangi bir ekonomik gerekçe olmamasına rağmen Türk lirasının değeri düşürüldü. Bu şunu gösteriyor ki para piyasalarında daha güçlü olmamız gerekiyor. İslam ekonomisini somutlaştırmanın zamanı gelmiştir. İstanbul'un İslam ekonomisinin başkenti olması önerisinde bulunduk. İstanbul'un özel bir coğrafi noktada bulunmasından dolayı bu olabilir. Bu çerçevede bu öneriyi, davetimizi, davamızı tekrar bu iki gün sürecek bu konferansta da dile getireceğiz."

"İslami IMF kurulmasını istiyoruz"


Dünya Müslüman Alimler Birliği Genel Sekreteri Ali Karadaği da İslami Uluslararası Para Fonu (IMF) kurulmasını istediklerini, bunun üzerine çalışılması gerektiğini ve bunun gerçekleştirilebileceğini belirtti.


Karadaği, kendilerinde borsalarla ilgili fetva istendiğini ve hatta taviz vermelerinin de talep edildiğini aktararak, "Biz temiz bir borsa istiyoruz. Bu şekilde İslam ekonomisinin temelini atabiliriz." diye konuştu.

Kaynak: AA