İran Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Ali Hüseyni'nin açıklamaları (2)

İran Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Ali Hüseyni'nin açıklamaları (2)

İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Muhammed Ali Hüseyni, "50 yıl önce bizim enerjimizin az olduğunu tespit ettiklerini söyleyen ABD ve Avrupa ülkeleri, şimdi nükleer enerjimize karşı çıkıyor." dedi.

İran Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Ali Hüseyni'nin açıklamaları (2)

İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Muhammed Ali Hüseyni, "50 yıl önce bizim enerjimizin az olduğunu tespit ettiklerini söyleyen ABD ve Avrupa ülkeleri, şimdi nükleer enerjimize karşı çıkıyor." dedi. Muhammed Ali Hüseyni, "50 sene diktatör düzeninde İran'ın bu nükleer enerjisine ihtiyacı olduğuna teyit eden ülkeler, 'Ülkenizde petrol olmasına rağmen neden böyle bir enerjiye ihtiyaç duyduğumuzu' sormaya başladılar. Biz de '50 sene öncesi ülkeler İran'ın nükleer enerji ihtiyacı olduğunu söyleyenler hangi düşünceyle bu gün bunu söylüyorlar' diye sorduk. Amerika Fransa ve diğer ülkeler nükleer güçten faydalanıyorlar; acaba onların petrolleri yok mu?" şeklinde konuştu.

İstanbul'da yarın başlayacak olan Irak'a Komşu Ülkeler Toplantısı'na katılmak için Türkiye'de bulunan Muhammed Ali Hüseyni, İran'ın İstanbul Başkonsolosluğu'nda basın mensuplarına yaptığı açıklamanın başında İran'ın nükleer çalışmalarına değindi. İran'da 1979 devriminin yaşanması ve diktatörlüğün devrilmesiyle ABD'nin tutumunun "180 derece değiştiğini" kaydeden Hüseyni, Amerika'nın bundan sonra İran düzenini kaldırma uğraşı içine girdiğini ve bu minvalde 3 projeyi uygulamaya soktuğunu dile getirdi.

Bunlardan birincisinin, "eşitsiz ve geniş bir savaş projesi" olduğunu dile getiren Hüseyni, "1980 yılında bu düzeni kaldırmak için bir savaş düzenlendi ve ABD, Sovyetler ve bazı ülkeler tarafından İran'a karşı Saddam himaye edildi" şeklinde konuştu. İran ile Irak arasındaki savaşta kimyasal silahların ve kitle imha silahlarının kullanıldığını savunan Hüseyni, bu silahlardan bazılarının da Batı ülkeleri tarafından sağlandığını kaydetti. Hüseyni, bu dönemde uluslararası toplumun sustuğunu, hiçbir uyarı yapılmadığını ve BM'den de bir uyarı gelmediğini kaydetti.

İran'a karşı düşünülen ikinci projenin ise ülkedeki etnik grupların kışkırtılması olduğunu kaydeden Ali Hüseyni, "İran'da değişik gruplar değişik şekilde uzun zamandır barış içinde yan yana yaşamaktadır. Hepsinin de birlik halinde İran İslam Cumhuriyetinin devriminin başarısında ve yeni düzenin kurulmasında payları vardır. Düşmanlar bu hususta "böyle bir etnik ve mezhepsel ayrılıklardan istifade edip ülkeyi sorun ve tehlike ile karşı karşıya getirmeyi düşünüyorlardı. Bu aşamada söz konusu kavimlerin akılcı hareketleri ile ve mezheplerin büyük liderlerinin görüşleri ile böyle bir oluşum da neticeye varmadı." diye ekledi.

Üçüncü projenin ise "terör ve güvensizliğin ülkede yayılması" olduğunu dile getiren İranlı yetkili, "Ülke içindeki değişik alanlarda faaliyet eden terörist grupları himaye ettiler. Çok sayıda insan değişik yerlerde canlarını kaybetti. Burada İran halkının vermiş olduğu dayanışma sonucunda düşmanlar yine bu aşamada bir başarı elde edemediler." diye kaydetti.

Bu aşamadan sonra İran'ın nükleer çalışmalarının hedef alındığını kaydeden Muhammed Ali Hüseyni, "50 sene diktatör düzeninde İran'ın bu nükleer enerjisine ihtiyacı olduğuna teyit eden ülkeler, 'Ülkenizde petrol olmasına rağmen neden böyle bir enerjiye ihtiyaç duyduğumuzu' sormaya başladılar. Biz de '50 sene öncesi ülkeler İran'ın nükleer enerji ihtiyacı olduğunu söyleyenler hangi düşünceyle bu gün bunu söylüyorlar' diye sorduk. Amerika Fransa ve diğer ülkeler nükleer güçten faydalanıyorlar; acaba onların petrolleri yok mu?" şeklinde konuştu.

"NÜKLEER ÇALIŞMALARA KARŞI ÇIKANLARIN AMAÇLARI İSLAM ÜLKELERİNİ KONTROL ALTINA ALMAK"

Aynı zamanda "Neden İran gibi bir İslami ülkenin barışçıl anlamda nükleer enerjiden faydalanmasından men edilmelidir?" diye sorduklarını kaydeden Hüseyni, bu ülkelerin "Barışçıl nükleer gücün faydalanması hususunda özellikle İslam ülkelerini tamamen kontrol altına almak" peşinde olduğunu dile getirdi. Hüseyni, Nükleer Silahsızlanma Anlaşması'na bağlı olduklarını ve bütün çalışmalarının Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu'nun denetiminde olduğunu vurguladı.

Bu hususta Amerika'nın diğer ülkeleri de kendi saflarına çekerek İran'a baskı yapmak için teşvik ettiğini kaydeden Hüseyni, "Bu yönde herhangi bir sonuç alamadılar ve bir karar verdiler ve İran'a yönelik tek yönlü bir yaptırıma karar verdiler. Böyle yaptırımlar bizim için yeni değil. Bizim halkımız bu tür yaptırımlara alışıktır ve Amerikalıların gündeme getirdiği tehdidi bir fırsata dönüştürdüler. Bu fırsat ilerlemeyi gelişmeyi, yaptırımı ve tüm becerilerin ortaya konulmasıyla sonuçlandı. 8 sene önceye nazaran kesinlikle bilimsel kültürel sanatsal ekonomi düzeyinde tüm alanlarda çok daha ilerlemiş durumdayız. Sonuna kadar devam etmeye kararlıyız. Böyle bir kargaşada İran halkının kat ettiği bu yola mani oluşturmamalıdır." dedi.

Ali Hüseyni, bir gazetecinin, İran'ın nükleer arabulucusu Ali Laricani'nin görevinin sona ermesinin, İran'ın politikasında bir değişikliğe sebep olup olmayacağını sorması üzerine ise "değişikliğin söz konusu olmadığını" söyledi.

"AMERİKA BİZE SALDIRARAK YENİ BİR KRİZ ÇIKARACAK DURUMDA DEĞİL"

Hüseyni, Amerika'nın İran'a askeri bir operasyon düzenlenmesi ihtimalinin sorulması üzerine ise "Amerikalılar yeni bir kriz çıkaracak durumda değiller" dedi. Amerika'nın hem Irak'ta hem Afganistan'da başarısızlığa uğradığını ve bunu kendilerinin de kabul ettiğini vurgulayan Hüseyni, böyle bir ihtimalin ortaya çıkarılmasının amacının "psikolojik bir harekât olduğunu" kaydetti.

"TÜRKİYE İLİŞKİLERİ BİZİM İÇİN ÖZEL BİR YERE SAHİP"

Bölgesel işbirliğinin ilerleme ve güvenlik konusunda çok büyük bir etken olduğuna inandıklarını kaydeden Muhammed Ali Hüseyni, "Bu doğrultuda güçlü bir kapasiteye sahip olması ve çok fazla kültürel, tarihsel ve mezhepsel noktaya sahip olan Türkiye ile ilişkilerinin özel bir yere sahip olduğunu" dile getirdi.

İki ülke arasındaki ticari işbirliğini 7 milyar dolar olduğunu bir sene sonra 10 milyar dolara yükseleceğini kaydeden Hüseyni, "İran, tüm diplomatik kurumları ve bakanlıkları Türkiye ile münasebetlerin geliştirilmesi için teşvik etmekte ve onlardan bu ilişkilerin düzeyini artırmada tam çalışma yapmasını istemektedir." dedi.