İNTERNETTE VE SOSYAL MEDYADA ÖNE ÇIKAN YURT HABERLERİ
Haberler » Güncel » İNTERNETTE VE SOSYAL MEDYADA ÖNE ÇIKAN YURT HABERLERİ - Haber

İNTERNETTE VE SOSYAL MEDYADA ÖNE ÇIKAN YURT HABERLERİ

Şehit Eren Bülbül, doğum gününde unutulmadıANNE BÜLBÜL: EREN'SİZ DOĞUM GÜNÜ KUTLAMAK ÇOK ACITrabzon'da, 3 yıl önce PKK'lı teröristlerin erzak çaldığını ihbar edip, güvenlik güçlerine yer gösterirken açılan ateşle şehit olan Eren Bülbül (15), doğum gününde unutulmadı.

İNTERNETTE VE SOSYAL MEDYADA ÖNE ÇIKAN YURT HABERLERİ

Şehit Eren Bülbül, doğum gününde unutulmadı

ANNE BÜLBÜL: EREN'SİZ DOĞUM GÜNÜ KUTLAMAK ÇOK ACI

Trabzon'da, 3 yıl önce PKK'lı teröristlerin erzak çaldığını ihbar edip, güvenlik güçlerine yer gösterirken açılan ateşle şehit olan Eren Bülbül (15), doğum gününde unutulmadı. Sosyal medyada binlerce takipçi, paylaşımlarda bulunarak şehit Eren Bülbül'ün yaş gününü kutlarken, çok sayıda vatandaş da Maçka ilçesine gelip, Eren'in kabrini ziyaret etti. Bülbül'ün kabrine çiçek bırakıp, dua eden ziyaretçiler, şehit Eren Bülbül'ün acılı annesi Ayşe Bülbül'e taziye dileklerinde bulundu. Acılı anne Ayşe Bülbül'ün "Eren'im akşam doğum günü yaptım sana. Gelip de pastana üflemedin oğlum. Mumların kendi başına yandı, söndü oğlum" diye ağıt yakması, yürekleri dağladı.

'YOKLUKTAN DOĞUM GÜNÜ KUTLAYAMADI'

Oğlunun mezarı başında gözyaşı döküp, ağıt yakan anne Ayşe Bülbül, "Eren yıl başında, gece saat 1'i 5 geçe doğdu. Eren'in 15 yaşına kadar doğum gününü kutlayamadık yokluktan. Ama bu sene oğlum için sağ iken kesemediğim doğum günü pastasını kesmek istedim. Abisinden bir pasta istedim. Getirdi pastayı. Eren'imin fotoğrafı kucağımda Eren'ime doğum günü kutladım. Karneler günü geliyor. Karnesi geliyor oğlumun karne sahibi Eren'im yok. Okul servisi geliyor. Bütün çocuklar tek tek servisten iniyor Eren'im yok. Akşam Eren'imin doğum günü pastası geldi, kendi yok. O kadar isterdi ki doğum günü kutlamayı. İnternette 'Biri de çıkıp demiyor ki iyi ki varsın Eren' cümlesi doğum günü kutlayamadığı, kimse hatırlamadığı için idi" dedi.

'18 YAŞINA GİRECEK, DELİKANLI OLACAKTI'

Oğlunun 18 yaşına girip, delikanlı olacağını anlatan anne Bülbül, "Arkadaşlarından görüp heves ederdi. Onsuz doğum günü kutladım. Gece uyuyamadım. Eren'imi bağırdım gece boyu. Arayanlar oğlumun doğum gününü kutlayanlar oldu.  Bana teselli verdiler, arayıp benimle ağladılar. Allah herkesten razı olsun. 18 yaşına girecek bir delikanlı olacaktı Eren'im. Eren'imin 18'inci doğum günü olacaktı ama sağ olsaydı. O da biliyordu zaten bizim imkanımız yok diye ısrar da etmezdi zaten. Eren'siz doğum günü kutlamak çok acı. Ben kutladım ama Eren'in fotoğrafına kutladım. Kimse pastadan yiyemedi. Eren'im olsa o pastayı yese doymazdı" diye konuştu.

Görüntü Dökümü

------------------------Eren Bülbül'ün kabrini ziyaret edenler-Anne Büllbül'ün ağıtları-Anne Ayşe Bülbül, konuşma

HABER KAMERA: Selçuk BAŞAR-Aleyna KESKİN/MAÇKA (Trabzon),

============================

Kemençe sesini duyunca yerinde duramıyor

RİZE'de, Sercan Çakır (23), günlük hayatında, cadde ortasında ya da çay bahçesinde, nerede kemençe sesi duysa, kendisinden geçip, horon oynamaya başlıyor. Kemençenin kendisini çok mutlu ettiğini söyleyen Çakır, "Kemençe ile kendimden geçiyorum, kontrolümü kaybedip, kemençe durana kadar ben de oynuyorum. Kemençesiz, horonsuz duramam" dedi.   

Rize'de oturan Sercan Çakır, kemençe ve horon tutkusuyla, ilgi odağı oluyor. Çakır, Karadeniz müziği duyduğu her yerde, kendisinden geçip horon oynamaya başlıyor. Günlük yaşamında, cadde ortasında, çay bahçesinde, kemençe sesini duyunca, kemençe ritmine, kendine özgü sıra dışı horonla eşlik eden Çakır'ın performansı, görenlerin beğenisini topluyor. Yer zaman fark etmeden kemençe sesinin geldiği her yerde horona başlayan Çakır, kimi zaman cadde ortasında, kimi zaman ise düğün salonunda horon halkasına girip, eğleniyor. Sosyal medyada paylaşılan görüntüleriyle fenomen olan Çakır, kemençe müziğinin bitmesiyle, horon gösterisini sonlandırıyor.

'ELİMDE DEĞİL YERİMDE DURAMIYORUM'

Horon oynamaktan büyük keyif aldığını anlatan Sercan Çakır, "Müziği duyduğunda kemençe sesi kulağıma ulaştığında yerimde duramıyorum, hemen horona başlıyorum. Çok eğleniyorum, mutlu oluyorum. Kemençe ile kendimden geçiyorum. Kemençe durana kadar ben de oynuyorum, kemençe bitince ben de oynama son veriyorum. Kemençe ile kendimi kaybediyorum elimde değil" dedi.

'KENDİMİ TUTAMIYORUM'

Horona 10 yaşından beri ilgi duyduğunu söyleyen Çakır, "Küçükken kimse beni horonda koluna almazdı, şimdi ise girdiğim horon halkalarında herkes yanımda horon etmek istiyor. Kemençe sesi nerede geliyorsa orada oynuyorum. Şaşkın bakışlara hiç aldırış etmiyorum. Zaten kendimi tutamıyorum, ister istemez oynuyorum. Müziği kapattıklarında yoluma devam ediyorum. Gittiğim düğünlerde insanlar yoruluyor, horon halkasından çıkıyor, sonra tekrar giriyor ama o horon halkasında kemençe durana kadar ben hep var oluyorum" diye konuştu.

'KEMENÇEYE DENK GELİNCE İŞE GEÇ KALIYORUM'

Horon tutkusu nedeniyle başına ilginç şeyler de geldiğini belirten Çakır "Arkadaşlarla çay içiyorduk, o sırada kemençe çaldı, elimdeki çayı fırlatarak horona kalktım, biraz tehlikeli olmuştu. Bazen sokakta çok acelem olduğunda kemençe sesine denk geliyorum, mecbur horon edeceğim ama işime de geç kalıyorum. Horon ederek yoluma devam ediyorum. Bazen işten çıktığımda eve gitmiyorum rastgele bir düğün salonuna gidiyorum, tanıdık tanımadık fark etmiyor. Giriyorum horon halkasına, horon ediyorum, eğleniyorum, sonra evime gidiyorum" dedi.

RÖPORTAJDA ZOR ANLAR

Röportaj sırasında çevreden gelen kemençe sesini duyan Çakır, dayanamayarak horon oynamaya başladı. Röportaj sırasında zor anlar yaşayan Çakır'ın bu durumunu fark edenler, "müziği kapatın da, çocuk da dursun" diyerek müziği açanları uyardı.

'KEMENÇE VE HORONA AŞIK'

Sercan Çakır'ın arkadaşı Muhammet Aktaş, "Bende Karadenizliyim, kemençe duyunca dayanamıyorum, kalkıyoruz horona ama Sercan kadar uzun horon edemiyorum, bırakıyorum ama o oynamaya devam ediyor. Kemençe ve horona aşıkö diye konuştu.

Sercan Çakır'ı horon ederken ilgiyle izleyen kent sakini Necati Tuzcu da, "Karadenizlinin bir huyu vardır. Hamsi yedi mi kemikleri başlar oynamaya. Bende hamsi yedim mi kemençe sesi duyunca yerimde duramıyorum. Sercan kadar oynayamayız, o 24 saat oynuyor" dedi.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ-------------------------------Sercan Çakır'ın Caddede horon etmesi-Sercan'ın horonunu izleyenler-Sercan Çakır ile röportaj-Horonu izleyenlerle röportaj-Sercan'ın daha önceki horon görüntüler

Haber-Kamera: Arzu ERBAŞ/RİZE-DHA

===========================

2 bin 600 yıllık antik yolun taşları puzzle gibi yeniden birleştiriliyor

İZMİR'de 2 bin 600 yıllık olduğu belirlenen ve Menemen- Aliağa- Çandarlı Otoyolu ile kesişen Neonteikhos Antik Kenti'ne giden tarihi yolun korunması amacıyla hazırlanan proje kapsamında köprü yapılmasına karar verildi. Köprünün inşası nedeniyle tarihi yol kaldırıldı. Köprünün tamamlanmasının ardından, o dönemdeki teknik ve yöntemler kullanılarak antik yolun eski yerine konulması için çalışmalara başlandı. Yolun taşları, puzzle gibi yeniden birleştiriliyor

İzmir'de Menemen- Aliağa-Çandarlı Otoyolu'nun yapımı, önemli bir tarihi kalıntının da gün yüzüne çıkmasını sağladı. Otoyol güzergahının Menemen ilçesine bağlı Yanıkköy mevkisinde bulunan Neonteikhos Antik Kenti yakınından geçmesi nedeniyle, Kültür ve Turizm Bakanlığı ve Karayolları 2. Bölge Müdürlüğü ortak bir proje hazırladı. Çevredeki vatandaşların kullandığı antik yol, çalışmalardan dolayı kaldırıldı. Yoldaki taşların her birinin köşesi, kenarı ve kotlarının rölevesi alındı. Bu arada tarihi yolun havadan fotoğrafları çekildi, çizimleri yapıldı. Ardından köprünün inşası başladı. İmalat sonrası köprünün üst ve yan bölümleri toprakla kapatılarak, yolun alt kısmına 90 metrelik çelik köprü yapıldı. İsmini de tarihi alandan alarak 'Neonteikhos Antikyol Çelik Üstgeçit Köprüsü' olarak adlandırılan antik yolun, köprünün tamamlanmasıyla birlikte eski haline getirilmesi için antik dönemdeki aynı teknik ve yöntemler kullanılarak çalışma başlatıldı.

Kurtarma kazılarında 35 arkeolog ve restoratör, 450 işçi ile 35 de Müze Müdürlüğü uzmanı görev aldı. Çalışmalar sırasında yolun etrafında 986 tarihi kalıntı bulundu. Buradan çıkarılan eserlerin, İzmir Müze Müdürlüğü laboratuvarında restorasyon ve konsarvasyon çalışmaları devam ediyor. Yine çalışmaların yapıldığı bölgede 450 mezar olduğu belirlendi.

'ÇOK SAYIDA TARİHİ ESER ORTAYA ÇIKTI'

İzmir Müze Müdürü Hünkar Keser, yol yapılmadan önce de bölgede bir antik varlığın bulunduğunu bildiklerini, ancak bu kadar nitelikli bir şehir yapısının, bu kadar nitelikli bir yolun ortaya çıkacağı tahmin etmediklerini söyledi. Hünkar Keser, şöyle konuştu:

"Bu alanda gördüğümüz yapıların, mezarların ve antik yolda ilk inşaat tarihi milattan önce 6'ncı yüz yıl. Sondaj sonuçlarına göre alandaki arkeolojik varlığın yoğunluğundan dolayı kazılar, kurtarma kazılarına dönüştürüldü. Buradaki antik yolun her bir taşının rölevesi alındı. Konumu projelere işaretlendi. Çevresinde bulunan yaklaşık 450 mezar ile birlikte bir proje oluşturuldu. Karayolları Müdürlüğü'nün desteği ile milattan önce 6'ncı yüzyıla ait olan yolumuzun, yerine yeniden konma çalışmaları başladı. Yolun etrafında da 450 mezar aynı şekilde yeniden yerine konulacak. Kazılar sırasında milattan önce 6'ncı yüzyıldan başlayarak, milattan sonra 6'ncı yüzyıla kadar çok sayıda eser ortaya çıktı. Bu eserlerin 450 kadarının 2021 yılında teşhir planlamasını yapıyoruz. Çalışmalar bittikten sonra yeniden teşhire açacağız ve insanlara bunları tanıtacağız."

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ-------------------------------Antik Yol'dan görüntü-Yolda yapılan çalışmalardan görüntü-Yapılan çelik köprüden görüntü-Alanın drone ile görüntüsü-Müze Müdürü Hünkar Keser ile röp. -Genel ve detay görüntü

: Umut KARAKOYUN-Kamera: Tekin GÜRBULAK/ İZMİR,

===========================

Antalya'da iki garip 'acil toplanma' alanı

ANTALYA'da, afet ve acil durum toplanma alanı olarak işaretlenen iki yerin küçüklüğü ve yüksek binaların arasında yer alması dikkati çekiyor. İnşaat Mühendisleri Odası (İMO) Antalya Şube Başkanı Mustafa Balcı, "İlan edilen iki yer trajikomik bir alan olmuş. Böyle bir yer olamaz, olmamalı" dedi.

Her depremden sonra hatırlanan 'afet ve acil durum toplanma alanı'na yönelik Antalya'daki iki örnek, dikkati çekiyor. Her gün yüzlerce hastanın kullandığı Antalya Atatürk Devlet Hastanesi'ndeki acil toplanma yeri, etrafı demir bariyerle çevrili bir ağacın etrafı olarak gösterildi. Ortasında bir ağacın da yer aldığı toplanma yeri, yaklaşık 8 metrekareden oluşuyor. Dikkati çeken ikinci toplanma alanı ise Cengiz Toytunç Caddesi üzerindeki Antalya Kültür Sanat (AKS) Merkezi ile yanında yükselen iş merkezi arasında kalan yaklaşık 15 metrekarelik alan.

ANTALYA'DA 967 TOPLANMA ALANI VAR

Belediyelerin toplanma alanı olarak gösterdiği, afet ve acil durum müdürlüklerinin onay verdiği alanları değerlendiren İMO Antalya Şube Başkanı Mustafa Balcı, bu alanların herhangi bir afet sonrasında insanların kendilerini güvende hissedebileceği, yakınları ile haberleşebileceği, yakın çevresindeki insanlarla buluşabileceği ve her türlü yaşamsal ihtiyacını giderebileceği alanlar olması gerektiğini söyledi. Su, tuvalet ve barınma ihtiyaçlarını giderebilecek alanların toplanma alanı olarak seçilmesi gerektiğini savunan Balcı, "Antalya'da 19 ilçede 967 acil toplanma alanı belirlenmiş. Ama önemli olan sayı değil, kişi başına düşen metrekaredir. 4 ya da 5 ilçemizde kişi başına metrekare sayısı yeterli değil. Kişi başına en az 2 metrekare düşmesi gerekmektedir" dedi.

TRAJİKOMİK BİR ALAN OLMUŞ

Antalya'daki söz konusu iki alanın da bu toplanma yerlerine uygun olmadığını vurgulayan Balcı, "Esasında birçok yer uygun değil. Bu tür yerlerin belediye, AFAD ve meslek odalarıyla beraber tek tek belirlenmesi gerekiyor. Bir yerin sadece acil toplanma alanı ilan edilmesi yetmiyor. Şu anda önünde bulunduğumuz Cengiz Toytunç Caddesi'ndek yer trajikomik bir alan olmuş. Böyle bir yer olamaz, olmamalıdır. Kaç insan burada toplanabilecek. Toplanan insanlar burada hangi ihtiyaçlarını giderecek, bunları sorgulamak lazım. Nasıl buralar ilan edilmiş, birinin bunu açıklaması lazım. Yüksek binaların yanında toplanma alanları oluşturulamaz" dedi.

OKULLAR TOPLANMA ALANLARI İLAN EDİLMELİ

İMO olarak tüm okulların bahçeleriyle birlikte afet toplanma alanları ilan edilmesini önerdiklerini dile getiren Balcı, okul bahçelerinin yeteri kadar alana sahip olduğunu düşündüklerini söyledi. Balcı, "Okulların fiziki şartları barınma, su ve tuvalet ihtiyaçlarını giderebilecek nitelikte. Birçok kentte afetlere gereken ilgiyi göstermiyoruz, sanırım bunda kadercilik anlayışı var. Afetin ne zaman ve nasıl olacağı belli değil. Bir an önce bu konu üzerine düşülmelidir" diye konuştu.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ------------------------------Hastane dış planAcil toplanma alanı tabelaAlandan geçenlerden görüntüToplanma yeri tabelasıHastane genel planToplanma alanı havadan görüntüBinalardan genel görüntüAtatürk Devlet Hastanesi tabelasıRöp: Sokak arasındaki toplanma alanıDetaylar

: Hasan DEMİRBAŞ-Kamera: Emrah GÜL/ANTALYA,

============================

Çalamadıkları güvercinleri yaktılar

ADANA'da tarım arazisinde güvercin besleyen İzzet Koçak'ın (51) kümesine giren hırsızlar, 80 bin değerindeki 20 güvercini çaldı. Oksijen kaynağıyla dolabı eritmeye çalışırken 30 güvercini de yakan şüphelilerin yakalanması için çalışma başlatıldı.Olay, 28 Aralık'ta merkez Sarıçam ilçesi Boynuyoğun Mahallesi'nde meydana geldi. İddiaya göre, kendisine ait bir tarım arazisinde ahşap ve demirden yaptığı kümeste yıllardır güvercin besleyen, hayvan yemi satıcısı İzzet Koçak'ın güvercinlerini çalmak için gece saatlerinde kimliği belirsiz kişi ya da kişiler araziye geldi. Kümesin demir ve sacdan oluşan kapısında büyük bir delik açan hırsızlar, daha sonra kafese girip ahşap dolaplarda bulunan 20 güvercini çaldı. Bir demir dolaptaki 30 güvercini de almak isteyen hırsızlar, oksijen kaynağıyla kalın sacı kesmeye çalışırken güvercinleri yaktı. Güvercinler yanınca hırsızlar, çaldıkları hayvanları yanlarına alıp kaçtı. Ertesi sabah güvercinlerini beslemek için kümese gelen Koçak, gördüğü manzara karşısında yıkıldı. Koçak'ın ihbarı üzerine polis ekipleri hırsızların yakalanması için kümeste inceleme yaptıktan sonra çalışma başlattı.

'BURADA YAŞANAN VAHŞETTİR'Güvercinlerinin çalınması yerine yakılarak öldürülmesine çok üzüldüğünü dile getiren Koçak, "Demir dolabı oksijen kaynağı ve hiltiyle açmaya çalışmışlar. Beceremeyince yakmışlar. 30 güvercinim yanarak bazıları ise dumandan etkilenip ölmüş. Demir kapı, 20 santimetreden kalındı. Uzun süre uğraşmışlar. Burada yaşanan bir vahşettir. Böyle bir şey olamaz. Çalmalarını bir kenara bırakıyorum ama yakmak nedir? Keşke demir yerine daha kolay açılan bir dolabın içerisine koysaydım. Belki alıp gitmeleri daha kolay olurdu. En azından bu yanmalarından daha iyi. Geceleri uyuyamıyorum. Keşke onları da çalsalardı da yakmasalardı" dedi.

80 BİN LİRA DEĞERİNDEYDİGüvercinlerinin kendisine dost olduğunu, yumurtadan çıktıkları ilk günden bu yana beslediğini anlatan Koçak, şunları söyledi: "Çalınan ve telef olan güvercinlerim yaklaşık 80 bin lira değerindeydi. Ama asıl önemli olan güvercinlerimin ölmesidir. Bu hayvanların günahı neydi, vebali ödenir mi? Polise şikayette bulundum, incelemeler yapıldı. Emniyet güçlerimizin bu canileri yakalayacaklarına inanıyorum. Burada hırsızlıktan ziyade cana kıymak var. İnsan canı ne kadar değerliyse hayvanların canı da o kadar değerlidir. Hak ettikleri cezayı almalarını istiyorum."

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ------------------------------Yanan güvercinlerKulübeden detaylarKulübenin kapısından detaylarİzzet Koçak ile röp.Ölen güvercinlerini göstermesiGüvercinlerin yemlenmesi ve uçmasıİzzet Koçak'ın güvercinlerini beslemesiGenel ve detaylar

Haber-Kamera: Can ÇELİK - Anıl ATAR/ ADANA,

==========================

Hukukçu cübbeli müstehcen poz, tepki çekti 

ADANA'da bir avukatın yanında çalışan erkek katibin, kadın arkadaşına cübbe giydirip, çektirdiği müstehcen fotoğrafın sosyal medyada paylaşılması tepki çekti. Adana Barosu'nun başlattığı inceleme sonucu kimliği belirlenen avukat katibinin işine son verildiği bildirildi.

Kentte bir avukatlık bürosunda çalışan erkek katip, iddiaya göre kadın arkadaşına cübbe giydirip, verdirdiği uygunsuz pozları fotoğraflayıp, arkadaşlarıyla paylaştı. Yine iddiaya göre, arkadaşları da fotoğrafı, sahte sosyal medya hesabı üzerinden paylaştı. 

Kolunda 'Adana' yazan cübbenin yer aldığı fotoğrafın yayılmasının ardından, Adana Barosu Başkanı Veli Küçük harekete geçti. Baro, 'mesleğin onuruna saldırı' şikayetiyle mahkemeye başvurdu. Fotoğrafların yayınlandığı hesap ve paylaşıldığı sosyal medya hesaplarına erişim engelli getirildi. Katibin işine de son verildi.

Adana Barosu Başkanı Veli Küçük, yapılanın meslek mensuplarının itibarını zedeleyen bir davranış olduğunu belirterek, "Fotoğrafın sosyal medyada kullanılması meslektaşlarımızı rahatsız etti. Kim olduğunu tespit ettik. Avukat arkadaş, katibin işine son verdi" dedi. 

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ--------------------------------Erkek katibin, arkadaşına cübbe giydirip çektirdiği müstehcen fotoğraf-Adana Adliyesi'nden genel görüntü

: ADANA,

============================

Evine 500 metre uzaklıktaki parkta uyuyakaldı, donarak öldü

Bolu'da, alkol aldıktan sonra parkta uyuya kalan Seydullah Şahin (58) donarak öldü. Seydullah Şahin'in evinin donarak öldüğü parka 500 metre uzaklıkta olduğu öğrenildi.

Sabah saatlerinde okula giden bir lise öğrencisi, Aşağısoku Mahallesi'nde bulunan Atatürk Orman Parkı'nda yerde hareketsiz yatan bir kişiyi gördü. Öğrenci, durumu polise haber verdi. Olay yerine gelen 112 Acil ekipleri hareketsiz yatan kişinin öldüğünü belirledi. Polis ekipleri de yaptıkları incelemede ölen kişinin Seydullah Şahin olduğunu tespit etti.  Şahin'in cansız bedeni Olay Yeri İnceleme Şube Müdürlüğü ve Cumhuriyet Savcısı'nın incelemelerinin ardından Bolu Abant İzzet Baysal Üniversitesi Adli Tıp Ana Bilim Dalı Başkanlığı'na gönderildi. 

İLK İNCELEMEYE GÖRE DONARAK ÖLDÜ

Evli ve 2 çocuk babası olan Seydullah Şahin'in bir süredir alkol bağımlısı olduğu ve dün gece de alkol aldıktan sonra parkta uyuyakaldığı öğrenildi. Kentte sıfırın altında 9 dereceye kadar düşen havada, sokakta uyuyakalan Şahin'in ilk incelemelere göre donarak öldüğü belirlendi. Şahin'in ailesiyle birlikte yaşadığı evinin de cansız bedenin bulunduğu parka yaklaşık 500 metre uzaklıkta olduğu öğrenildi. Vücudunda darp ve benzeri yaralanma bulunmayan Şahin'in kesin ölüm sebebi otopsinin ardından ortaya çıkacak. Olayla ilgili soruşturma sürüyor.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ-------------------------------Olay yerinden görüntüler-Ekiplerin çalışmaları-Detaylar

Haber-Kamera: Murat KÜÇÜK/BOLU,

============================

Bozcaada kalamarı gelir kapısı oldu -  

Çanakkale'nin Bozcaada ilçesinde oturanlar için yaz sezonunda turizm önemli gelir kapısı olurken, sonbaharda başlayıp kışın da devam eden kalamar avcılığı ise yerli halkın geçim kaynağı oluyor. Her gün tekneleriyle denize açılan balıkçılar ve yerli halk, avladıkları kalamarları kilosu 80 TL'ye satıyor. Adada yaşayanlar, bu şekilde hem yiyecekleri kalamarı yakalıyor hem de sattıkları kalamarlar ile gelir elde ediyor. 

Kuzey Ege'deki turizm cenneti Bozcaada'da, yaz mevsiminde turizmden geçimini sağlayan halk, sonbahar ve kış aylarında ise teknelerle denize açılıp kalamar avına çıkıyor. Teknesi olmayan ada sakinleri ise karadan kalamar avlamaya çalışıyor. Adada amirinden memuruna, işçisinden işletmecisi herkes bugünlerde kalamar avlıyor. İşletmeciler, restoranlarında satmak için kalamar yakalarken, ada sakinleri de ev ekonomilerine gelir sağlamak için avlanıyor. Yakalanan kalamarlar kilosu 80 TL'ye alıcı buluyor. Adada yaşayanlar, yakaladıkları en lezzetli deniz ürünlerinden olan kalamarları balıkhane yerine ilçedeki restoranlara satıyor. İşletme sahipleri ise kilolarca kalamarı derin dondurucu dolaplarda bekletip, ilkbahardan itibaren hareketlenen turizm sezonunda müşterilerine servis ediyor. Bu nedenle Bozcaada'da yazın yerli ve yabancı turistlerin en çok tercih ettiği deniz ürünün başında kalamar geliyor.

Kalamar, daha çok ay ışığında, havanın kararmasına yakın zamanda ve soğuk suda avlanıyor. Amatör olarak balıkçı teknesiyle denize açılanlar yasaya göre kişi başı günde en fazla 5 kilo kalamar yakalayabiliyor. Ancak adalılar, büyük balıkçı teknelerinin, hatta gemilerin projektör ile denizi aydınlatıp, kalamarı kandırarak yüzlerce kilo yakalandığını, bu nedenle de son yıllarda ada kalamarının azaldığını iddia etti. Büyük balıkçı teknelerinin Eylül ayında küçük kalamarları bu yöntemle yakalayarak azalmasına sebep olduğunu önü sürüldü. 

Kalamar sezonunun Eylül ayı ortasında başladığını belirten Semih Önal, "O dönemde kalamarlar küçük oluyor. Ekim ayı sonu ile Kasım ayının başından itibaren kalamar irileşiyor. Ben Eylül ve Ekim ayında kalamar avına çıkmıyorum. Çünkü küçük oluyor. Kasım gibi başlıyorum, Şubat sonuna kadar kalamar avı devam ediyor. İşçisinden işverenine, amirinden memuru kadar para kazanmak için çıkanlar var. Keyif için çıkanlar var. Herkes çıkıyor. Kalamar, ay olduğu zaman, geceleri avlanılıyor. Normalde kalamar akşam suyuna çıkar. Hava kararana kadar devam eder. Hava karardığı zaman ay yoksa, kalamar olmaz. Çünkü denizde ay olmadığı zaman yakamoz çıkar, Kalamarda yakamozdan ürker ve avlayamazsın" dedi.

Restoranların kalamarın kilosunu 80 liraya aldığını belirten Serdar Eroğlu, "Balıkhane 70 liradan alıyor. Genel anlamda satmak için avlıyoruz. Yemek için de kendimize ayırıyoruz" diye konuştu.

Rus asıllı restoran işletmecisi Istiradi Starenios ise "Ben iki tane yakaladım. Ben satmıyorum. Kendi restoranım da var. Ama keyif için de avlıyorum" dedi.

Ada sakinlerinden Ferdi Güneş ise, kalamarın karidese benzeyen ve ucunda çoklu kalamar oltası bulunan sahte yemle yakalandığını söyledi.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ-------------------------------Bozcaada drone ile arşiv görüntü-Bozcaada restoranları arşiv görüntü-Kalamar avından ve yakalanan kalamarlardan genel ve detay görüntü-Semih Önal ile röp.-Serdar Eroğlu ile röp.-Rum asıllı Istiradi Starenios ile röp.-Ferdi Güneş ile röp.

Haber-Kamera: Serkan İLİK/BOZCAADA(Çanakkale),

============================

Büyük ikramiye talihlisinden barınaklara destek istedi

Milli Piyango Yılbaşı Özel Çekilişi sonrası, 80 milyon TL'lik büyük ikramiyenin çeyrek bilete isabet etmesi ve bu biletlerin de İzmir, Gaziantep, Bursa ve İstanbul'da satılmasının ardından, gözler yeni yılın milyonerlerine çevrildi. Biletleri alanların kim olduğu merak konusu olurken, İzmir Milli Piyango Satıcıları Odası Başkanı Paşa Çakmak'tan, talihliye, hayvan barınaklarına yardım yapması için çağrı geldi.

İzmir Milli Piyango Satıcıları Odası Başkanı Paşa Çakmak, 80 milyonun isabet ettiği dört çeyrek biletten birinin İzmir'den çıkmasının, kendilerini heyecanlandırdığını söyledi. Biletin, Milli Piyango satıcısı Vedat Yiğit tarafından Balçova veya Narlıdere civarlarında satıldığını tahmin ettiklerini ancak biletin Ege'nin diğer illerinde de satılmış olabileceğini, çünkü Yiğit'in toptan olarak bu kentlere bilet sattığını belirten Paşa Çakmak, "İkramiye isabet eden biletin, büyük marketlerden çıkmamasına sevindim. Bir de yüksek oranda bilet satan bir bayi var. İnsanlar orada kuyruğa girerek sıra bekledi. O insanlara üzüldüm. Soğukta sıra beklediler ama ikramiye çıkmadı. Seyyara çıkması, alt gelir grubunun bu bileti satması bizi memnun etti. Ege açısından bu durum iyi oldu. Marka olduk. Biletin Konak şubesinden çıkması çok iyi oldu" dedi.

'HAYVANSEVER DERNEĞİNE DESTEK OLSUN'

Bileti alan talihliye de seslenen Çakmak, "Arkadaş, biletin arkasına adını soyadını, adresini ve TC'sini yazarak Milli Piyango Genel Müdürlüğü'ne gitsin. Orada her türlü yardımı yaparlar. Bizim bileti alan kişiden bir ricamız var. Alacağı ikramiyenin bir kısmını hayvansever derneğine bağış yapsın. Çünkü tek sahipsiz varlıklar onlar. Dernekler veya vakıflara destek olsun" dedi.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ-----------------Milli Piyangocular Odası'ndan görüntüOda Başkanı Paşa Çakmak'tan görüntüPaşa Çakmak iler röp.Genel ve detay görüntü

: Umut KARAKOYUN-Kamera: Mücahit BEKTAŞ/ İZMİR,

============================

Ödüllü 'bio briket' çevreyi koruyup, ev ve seraları ısıtacak

ANTALYA'da, Konyaaltı Belediyesi, 'bio briket' projesiyle kış aylarında seralarda ve evlerde kömür kullanımının ve doğaya karbondioksit salınımının önüne geçmeyi planlıyor. Şimdilik günde 1 ton bio briket üretilirken 2 milyon TL harcanıp, geliştirilecek tesisle günde 5 ton üretilebilecek.

Konyaaltı Belediyesi, 'Atık Yönetimi' kategorisinde Uluslararası İdealkent Ödülü'nü kazandığı 'Doğa Dostu Yakıt Briket Projesi' ile ilçede sera ve evlerde kömür kullanılarak ısınmanın önüne geçmeyi hedefliyor. Park, bahçe ve sera atıklarını yakacağa dönüştüren proje, Uluslararası Kent Araştırmaları Kongresi kapsamında İdealkent Dergisi tarafından verilen Uluslararası İdealkent Ödülü'nü aldı.

Konyaaltı Belediyesi'nin ilçe sınırları içindeki seralarda bulunan hasat atıkları, park ve bahçelerdeki ağaç ve çiçeklerin atıkları, her gün 15 kamyonla belediyeye ait 27 dönümlük araziye kurulu geri dönüşüm tesisinde toplanıyor. Tesis içine kurulan dev makinede atıklar önce öğütülüp, ardından içlerindeki nemin kuruması için bir kurutucu fırına giriyor. Fırından çıktıktan sonra toz halde ince bir elekten geçerek haznede biriken talaş sıkıştırılarak, oval briketler halinde makinenin diğer ucundan çıkıyor. Bu süreç boyunca makinenin harcadığı elektrik enerjisi, tesisteki güneş panellerinden karşılanıyor. Fırınlama işleminde üretilen briketlerden bir kısmı yakılarak fırının ısınması için kullanılıyor. Hiç briket yoksa burada devreye mazot giriyor. İlk ürün elde edilince mazot devreden çıkarılarak briket yeniden kullanılıyor. Fırınlama işleminde bio briket kullanımı üretim verimini, yüzde 20 düşürüyor.

Konyaaltı Belediyesi Çevre Koruma Müdürü Özgür Bülent Yalçın, sera ve park bahçe atıklarını depolamanın maliyetinin yüksek olması nedeniyle projenin ortaya çıktığını söyledi. Nemli olan bu atıkların önce kurutulması, ardından öğütülüp kurutulması gerektiğini ifade eden Yalçın, "Makinelerin çalışırken saatte 80 kw harcadığı elektrik dahi güneş panellerinden elde ediliyor. Enerji ihtiyacımız sıfır gibi bir şey. Hatta panel burayı karşılayıp ayrıca şebekeye elektrik satıyor. Belediyenin ana binasının elektrik harcamasından yüzde 20 olarak düşülüyor" dedi.

BEDELSİZ DAĞITILIYOR

Seralarda üretim yapan çiftçilere ve ihtiyaç sahibi ilçe sakinlerine bu bio briketleri ücretsiz dağıttıklarını ifade eden ve projeyi geliştirdiklerinin de anlatan Yalçın, "Hala katı yakıtla ısınan ya da seralarını ısıtmak için kullanan vatandaşlarımıza son ürünü bedelsiz gönderiyoruz. Saatte 150 kilogram, günde ortalama 1 tona kadar üretiyoruz. Bu sistemle ilgili Tarım ve Orman Bakanlığı'na gidip bir sunum yapacağız. Bir proje yarışması var. O yarışmada başarı elde edersek ki 2 milyon TL'lik bir proje, eğer kazanırsak, desteği alırsak günlük üretim kapasitemizi 5 tona çıkarmış olacağız. Konyaaltı'nda seracılık yapan tüm vatandaşlarımıza yetebileceğiz ve kömür kullanımının önüne geçeceğiz" diye konuştu.

Çevre Koruma Müdürü Özgür Bülent Yalçın, bu sistemin güneş panelleri dahil maliyetinin 1 milyon TL olduğunu, bu sistemi kurarken özkaynaktan kullanmadıklarını, bir hibe projesinden yüzde 80 oranında faydalandıklarını sözlerine ekledi.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ-------------------------------Toplanmış park ve bahçe atıklarının görüntüsü-Bahçe atıklarının bio briket makinasına verilmesi-Çalışan personelin görüntüsü-Kamyonla genel park bahçe atığının görüntüsü-Öğütülen bahçe atıklarının bio briket olarak çıkması-Çuval içinde bio briket görüntüsü-DHA muhabiri Alparslan ÇINAR ANONS-RÖP : Özgür Bülent Yalçın  ( Konyaaltı belediyesi çevre koruma müdürü )-Detaylar

HABER: Alparslan ÇINAR-KAMERA: Mehmet KILIÇASLAN/ANTALYA,

=============================

'de tarımsal ürün ihracatında sevindiren artış

Manisa'nın Alaşehir ilçesinde 2019 yılında 276 bin ton tarımsal ürün ihracatı gerçekleştirilirken, bunun 169 bin tonunun Sultaniye üzümü olduğu bildirildi.

İhracat rakamlarında geçen yıla oranla yüzde 10'luk bir artış yaşanırken, Alaşehir Ziraat Odası Başkanı Necdet Türk, hedeflerinin gelecek yıllarda bu rakamı daha da yukarılara çekmek olduğunu söyledi. Alaşehir Ziraat Odası Başkanı Necdet Türk, basın açıklaması ile 2019 yılı genel ekonomik değerlendirmesinde bulundu. Üzümün başkenti olarak bilinen Alaşehir'den geçen 1 yıl içerisinde 276 bin ton tarımsal ürün ihracatı gerçekleştirildiğini söyledi. Denize kıyısı, limanı ve ülke sınırı olmayan Alaşehir Gümrük Müdürlüğü'nden bu kadar ihracat yapılabilmesinin kendilerini mutlu ettiğini belirten Türk, "Alaşehir'den 169 bin ton ile en fazla Sultaniye üzümü ihraç edildi. Üzümü, 42 bin ton ile kiraz, 19 bin ton ile nar ihracatı takip etti. Alaşehir'den yapılan tarımsal ürün ihracatı 2018 yılına göre yüzde 10'luk bir artışla 276 bin tona çıktı. Toplamda 550 milyon dolarlık tarım ürünü ihracatı yapıldı. Bunun yaklaşık 350 milyon dolarlık bölümü, Sultaniye yaş üzüm ihracatından elde edildi. Sultaniye üzümün yanı sıra kiraz ve narın da en fazla ihracat edildiği ülke Rusya oldu. Rusya dışında Ukrayna, Polonya, Almanya, Beyaz Rusya, İtalya en fazla ihracatın yapıldığı ülkeler arasında yer aldı" dedi.

İhracattaki başarının en büyük nedeninin, işlemlerde ve bürokraside sağlanan kolaylık olduğunu vurgulayan Türk, "Bir diğer etken ise güvenli, sağlıklı ve kaliteli ürün yetiştiren çiftçilerimiz ve dış pazarlara gönderen ihracatçılarımızdır. Hedeflerinin önümüzdeki yıllarda bu ihracat rakamlarını daha da yukarılara çekmek" diye konuştu.

ALAŞEHİR'DEN 11 BİN 150 TIR İHRACAT İÇİN ÇIKIŞ YAPTI 

Alaşehir'den yapılan toplam 550 milyon dolarlık ihracatın 3'te 1'i tek bir firma tarafından gerçekleştirildi. Alaşehir'den Sultaniye üzüm ihracatında 10 yıldır birinciliği de elden bırakmayan, ihracat şampiyonu firmanın sahibi Ali Uçak, "Alaşehir,  Manisa, Denizli gibi üretim yapan tüm bölgelerimizin ekonomisine sağlamış olduğumuz döviz getirisinden dolayı da çok mutluyuz. Firma olarak hedeflerimiz her zaman bir önceki yılı geçmek. Her sene yapmış olduğumuz ihracatla rekoltenin durumuna göre bir önceki yılı yüzde 10- 15 oranında geçiyoruz.  Ülkemiz için, memleketimiz için ne gerekiyorsa biz ihracatçılar olarak elimizden geleni yapacağız" dedi.

Uçak, Türkiye'nin değişik yerlerinde yetişen ürünler Alaşehir'e getirilip burada paketleyip buradan ihracatının yapıldığına da dikkat çekti. Alaşehir'den 2019 yılında 11 bin 150 TIR ihracat için çıkış izni aldı.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ-------------------------------Alaşehir Ziraat Odası Başkanı Necdet Türk'ün açıklamalarından görüntüAli Uçak ile röportajBağlardan ve Sultaniye üzümü kezsiminden görüntü

- Kamera: Nurettin DOĞAN/ ALAŞEHİR (Manisa),

=============================

Temizlik görevlilerinin sokak köpeği ile kurduğu dostluk 

ZONGULDAK'ın Ereğli ilçesinde, sokak köpeğinin temizlik görevlileriyle kurduğu dostluk görenleri şaşırtıyor. İki yıldır temizlik görevlilerinin peşinden ayrılmayarak sokak sokak temizlik görevlileriyle birlikte dolaşan 'Ayşe' ismi verilen köpek ilçede de ilgi odağı oldu.

Ereğli Belediyesi Temizlik İşleri Müdürlüğü'nde görevli Orhan Yavuz ve Ayhan Eğrilmez, iki yıl önce sokakta karşılaştıkları köpeğe bakmaya başladı. 'Ayşe' ismini verdikleri köpek, zamanla Yavuz ve Eğrilmez'e alışarak yanlarından ayrılmamaya başladı. Temizlik aracıyla görevli oldukları mahalleye giden Yavuz ve Eğrilmez'in peşinden giden 'Ayşe' sevimliliğiyle ilçede de tanınır oldu. Temizlik aracının gideceği tüm bölgeyi bilen ve aracın önünden giderek çöp konteynerlerinin önünde bekleyen 'Ayşe', aracın ayrılmasıyla birlikte peşinden koşarak bir diğer çöp konteynerinin önünde bekliyor. Çöp toplanan alanda adeta nöbet tutan Ayşe, çöp alındığı sırada alana kimseyi de yaklaştırmıyor. Kendisine verilen mamayı yediği sırada aracın hareket ettiğini görmesi ile yiyeceğini bırakarak yola koyuluyor.

İşçilerden Orhan Yavuz, Ayşe'nin tüm mesai saatleri boyunca yanlarından ayrılmayarak diğer sokak hayvanlarına karşı kendilerini koruduğunu söyledi. İlçe merkezi, Karga Mahallesi ve Orhanlar Mahallesi'nden sorumlu olduklarını belirten Orhan Yavuz, "Ayşe yaklaşık 2 yıldır bizimle birlikte. Sabah vardiyasından başlar 24 saat hemen hemen bizlerle dolaşır. Çöplerin nerede olduğunu biliyor. Yolda gördüğü insanlara şefkatle yaklaşır. Bizi korumaya çalışır. Yolda bize eskortluk yaparak önümüzü açar. Çöpün yanına giderek orada bizi bekler. Çöp alanında yiyecek veriyoruz. Araç hareket ettiğinde bizi takip etmek için yiyeceği bırakır. Ereğli'de bizim gittiğimiz alanları bütününü dolaşıyor." dedi.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ-------------------------------Çöp arabası-Çöplerin toplandığı alanda Ayşe'nin işçileri beklemesi-Ayşe'nin çöp arabasının arkasında koşması-Ayşe'nin araçtan önce gittiği çöp alanında aracı beklemesi-İşçilerden Ayhan Eğilmez'in Ayşe'ye mama vermesi-Ayşe'nin muhabiri çöp alanına yaklaştırmaması-Orhan Yavuz ve Ayhan Eğrilmez ile röportaj

Haber-Kamera: Sinan KABATEPE/EREĞLİ(Zonguldak),=============================

Geert Wilders konulu karikatür yarışması

ERZURUM'da Asılsız Soykırım İddialarıyla Mücadele Derneği (ASİMED), Hollandalı İslam karşıtı politikacı Geert Wilders temalı karikatür yarışması düzenledi.

Hollandalı İslam karşıtı sağ popülist politikacı Geert Wilders'in geçen sene iptal ettiği ve Peygamber Efendimizi hedef alan karikatür yarışmasını geçtiğimiz hafta yeniden düzenledi. Geçtiğimiz Pazar günü Twitter adresinden birinci olduğunu ilan ettiği karikatürü yayınlayan Wilders'e tepki için ASİMED, benzer bir yarışma organize etti. 1 Ocak'ta başlayan Geert Wilders temalı karikatür yarışmasına müracaatlar 10 Ocak'ta sona erecek. Yapılacak değerlendirme sonucunda birinci olacak esere 750 TL, ikinciye 500 TL, üçüncüye ise 250 TL ödül verilecek. Yarışmaya başvuru yapan tüm karikatürler sergilenecek ve dereceye girenler özel olarak Geert Wilders'a gönderilecek.

Hollanda'da Hürriyet Partisi lideri Geert Wilders'in Türk-İslam düşmanlığıyla sık sık gündeme geldiğini belirten ASİMED Başkanı Savaş Eğilmez, "Wilders'in en açık politikalarından biri, Türkiye'yi hiçbir şartta Avrupa Birliği'ne istememesidir. İslamofobinin Avrupa'daki en önde gelen figürlerinden olan ırkçı Wilders, her fırsatta Peygamber Efendimiz aleyhinde küstahça çıkışlarda bulunup, İslamiyet'i ve Müslümanları aşağılama çabasına girmektedir" dedi.  

Wilders'in geçtiğimiz günlerde Peygamber Efendimizi hedef alan ödüllü bir yarışma düzenlediğini hatırlatan Eğilmez, "Profesyonel bir provokatör olan Wilders'in en büyük hayallerinden birisi, haçlı mantığı ile Avrupa'daki Müslümanların tümünü kıtadan sürmek ve dünyadaki tüm Müslümanları da köleleştirmektir. Türklere karşı da özel bir kini olan ırkçı Wilders, her fırsatta ülkemiz aleyhinde aslı astarı olmayan iddialar ortaya atarak, kıta Avrupa'sının da Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'a karşı kesin bir tavır alması gerektiğini savunuyor. Biz de dernek olarak bu saygısız ve seviyesiz Wilders hakkında 'Irkçı, Türk-İslam Düşmanı Geert Wilders' temalı bir karikatür yarışması düzenliyoruz. 1'inciye 750 TL, 2'nciye 500 TL, 3'üncüye 250 TL ödül vereceğimiz yarışmaya başvurular, 1 Ocak'ta başladı, 10 Ocak'ta sona erecektir. Yarışmaya katılmak isteyenler çizimlerini, iletişim bilgileriyle 'asimedturkiye@outlook.com adresine gönderebilirler" diye konuştu. 

Yarışmaya başvuru yapan tüm karikatürlerin sergileneceğini dereceye girenlerin de Geert Wilders'a gönderileceğini ifade eden Eğilmez, "Yarışmayı düzenlemekte temel amacımız, ırkçı Geert Wilders'in küstah ve alçak tavırlarına karşı sessiz kalmayıp, şahsın gerçek yüzünü, Türk halkının çizimleriyle dünya kamuoyuna anlatmaktır. İnsanımızın sahip olduğu mizah ve hiciv yeteneğini düşünürsek, güzel ve anlamlı karikatürlerin geleceğinden hiç şüphemiz yok" dedi. 

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ-------------------------------Savaş Eğilmez'in bilgisayarda çalışması-Eğilmez'in odasından görüntü-Hazırlanan afişin görüntüsü-Savaş Eğilmez ile röp

Haber: Salih TEKİN - Kamera: Zafer KUMRU/ ERZURUM,

==========================

Tek odalı evde yaşayan çift, yardım bekliyor

İZMİR'de kağıt toplayarak geçimini sağlarken 4 yıl önce geçirdiği trafik kazası sonucu yüzde 41 fiziksel engelli hale gelen Veli Oruç (62), yüzde 50 zihinsel engelli eşi İnci Oruç ile bir binada tek odalı evde yaşam mücadelesi veriyor. Çift, hayırseverlerden yardım bekliyor.

Geçimini kağıt toplayarak sağlayan Veli Oruç, zihinsel engelli eşi İnci Oruç ile İzmir'in Konak ilçesinin İkiçeşmelik semtindeki bir binada tek odalı evde yaşıyor. Odanın ortasına kurulu kömür sobası ve belediyenin verdiği iki yatak ile küçük bir buzdolabının dışında mobilyanın olmadığı odanın duvarları rutubetten dökülmüş durumda. Beş yıl önce Yeşilyurt semtinde çöpten kağıt toplarken TIR'ın çarpması sonucu bel kemiği çatlayan ve sol omuz kemiği zedelenen Veli Oruç, yüzde 41 engelli kaldı. Mahkemeyi kazansa da sigorta şirketinin tam teşekküllü bir hastaneden istediği rapora 200 TL veremediğinden, kaza sonrası maddi kazancı olmadı. Ayda 500 TL özürlü maaşı ile geçinmeye çalışan çift, hayırseverlerden yardım bekliyor. Ağrılardan uyuyamayan Veli Oruç, engelli olmasına rağmen çöpten kağıt toplamayı sürdürüyor.

Geçirdiği trafik kazası sonrası beyin travması nedeniyle yüzde 50 engelli olan eşi İnci Oruç, "Yarı aç, yarı tok yaşıyoruz. Ev, eşya istiyoruz. Anne ve babamız yok, kimsemiz yok. Akrabalarımızın hepsi farklı şehirlerde, hepsi kendi işinde gücünde. Bize yardım eden yok" sözleriyle destek istedi.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ-------------------------------Evin dışından görüntü-Odanın içinden genel ve detay görüntüler-Tek odalı evde Veli ve İnci Oruç'tan detay görüntüler-Veli Oruç ile röp.-İnci Oruç ile röp.

Haber: Melis KARAKUZULU, Kamera: Mücahit BEKTAŞ/İZMİR,

==========================

Kemik hastalığı olan Hüseyin, yardım bekliyor

TEKİRDAĞ'ın Malkara ilçesinde, 'femur başı aseptik nekrozu' adı verilen kemik hastalığı tanısı konulan Hüseyin Kaya (10) ve ailesi, tedavi için yardım istedi. Baba Mustafa Kaya, çocuğunu 2 yıldır hastanelere götürdüğünü ve bir sonuç alamadığını belirterek, "Bizlere '7- 8 ay sonra tekrar gelin' diyorlar. Çocuğum gözümün önünde günden güne eriyor" dedi.

Malkara'nın kırsal Ballısüle Mahallesi'nde çiftçilik yapan Mustafa Kaya (43) ve Şengül Kaya (38) çiftinin 3 çocuğundan en küçüğü Müstecep İlkokulu özel eğitim sınıfı 5'inci sınıf öğrencisi Hüseyin Kaya, 2 yıl önce vücudundaki ağrılar nedeniyle ailesi tarafından hastaneye götürüldü. Burada yapılan tetkiklerde, küçük Hüseyin'e, bir çeşit kemik hastalığı olan 'femur başı aseptik nekrozu' teşhisi konuldu.

'OĞLUM GÜNDEN GÜNE ERİYOR, ÇOK ACI ÇEKİYOR'

Çocuğunun günden güne gözlerinin önünde eridiğini belirten ve gözyaşları içinde yardım isteyen baba Mustafa Kaya, "Oğlum Hüseyin'i 2 yıldır hastanelere taşıyorum, bir çare bulamadık. Bizlere '7- 8 ay sonra tekrar gelin' diyorlar. Çocuğum gözümün önünde günden güne eriyor. Hastalığı gece yattığında beline de vuruyor ve o yüzden oğlum uyku da uyumuyor. Okuluna çok zor gidiyor. Maddi durumum iyi değil. Buradan Sayın Sağlık Bakanımıza ve Sayın Cumhurbaşkanımıza sesleniyorum. Bütün devlet büyüklerimize sesleniyorum. Bize kucak açsınlar. Çok mağdur durumdayız. Sayın devlet büyüklerimden, çocuğumun sağlık problemini çözsünler istiyorum. 'Çürüme yapmış, erime yapmış' dediler. Hep '7 ay sonra gel' diyorlar. Hüseyin'imin sağlık problemi çözülsün artık. Hüseyin'im yürürken de çok güçlük çekiyor. Ben böyle bir hastalık görmedim. Oturduğu zaman kalkamıyor. ya taburede ya da sandalye de oturması gerek" dedi.

Anne Şengül Kaya ise yetkililerden yardım etmelerini isteyerek, "Oğlumun kemik erimesi var. Bacağı tutuluyor, oturduğu yerden kalkamıyor. Okuluna gitmekte çok güçlük çekiyor. Her gün gözümün önünde oğlum eriyip gidiyor. Maddi durumumuz yok. Yetkililerin bizlere yardım etmesini bekliyoruz" diye konuştu.

'DOKTOR OLMAK İSTİYORUM'

İyileşmek istediğini belirten Hüseyin Kaya ise, "Okuyup doktor olacağım. Okumak istiyorum. Ama çok ağrılarım var. Bana bir çare bulsunlar. Ben iyileşmek istiyorum" ifadelerini kullandı.

Ballısüle Mahallesi Muhtarı Nedim Kolbural, ailenin maddi durumunun iyi olmadığını belirterek, "Benim bildiğim 2 senedir hastanelere gidip geliyor. Ama gördüğümüz kadarıyla pek bir düzelme yok. Mustafa Kaya'nın maddi durumu da iyi değildir. Bizlerin de bazen yardımlarımız olsa da yetmiyor. Devlet büyüklerinden arkadaşımıza bir el uzatsınlar istiyoruz. Mustafa Kaya'nın 3 tane oğlu var. Okula gidiyorlar, ama maddi konuda çok zorlanıyorlar. Hüseyin'in kalça ve vücudunun belli kısımlarında çürümeler var. Bizler de gördük" dedi.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ-------------------------------Baba Mustafa Kaya'nın konuşması-Anne Şengül Kaya'nın konuşması-Ailenin çocuğu Hüseyin Kaya'nın konuşması-Mahalle Muhtarı Nedim Kolbural'ın konuşması-Hüseyin'in okuldan gelişi ve babanın çocuğunu serviste karşılaması-Ailenin yaşadığı tek katlı evden detay-Anne ve babanın ağlayarak yardım istemesi-Hüseyin'in vücudundaki bazı bölgelerindeki morluklar-Hüseyin'in yardım istemesi ve el sallaması

Haber-Kamera: Murat YAYIN/MALKARA(Tekirdağ),

==========================

Ayder Yaylası'nda kar altında horon keyfi 

Rize'nin Çamlıhemşin ilçesindeki ünlü turizm merkezi Ayder Yaylası'nda kar yağışı altında horon oynayan tatilciler eğlenceli anlar yaşadı.

Doğu Karadeniz Bölgesi'nin yüksek kesimleri yağan karla beyaza büründü. Kar yağışının etkili olduğu Çamlıhemşin ilçesinin ünlü turizm merkezi Ayder Yaylası da beyaza örtüyle kaplandı. Yeni yıl tatilini yaylada geçirenler, kar sürprizi ile karşılaştı. Tatilciler kar yağışı altında yürüyüş yaptı, tulum ezgileri ile horon oynayarak, alkışla tempo tuttu. Karın keyfini çıkaran çocuklar da kardan adam yaptı.

Kar yağışı Ovit Yaylası'nda etkili oldu. Kar kalınlığının 60 santimetreye ulaştığı yaylaya çıkanlar, beyaz örtünün keyfini çıkardı. 

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ-------------------------------Tulum çalınması-Ayder detayları-Kar yağışı detayları-Horon oynayanlar-Detaylar

Haber-Kamera: Muhammet KAÇAR RİZE

===========================

540 gram doğan Sümeyye bebek, kör olmaktan kurtuldu

SAMSUN'da, 7 ay önce 24 haftalık ve 540 gram olarak dünyaya gelen Sümeyye Koç, 125 gün yoğun bakımda kaldı. 'Prematüre retinopatisi' hastalığı tanısı konulan bebek, Samsun Büyük Anadolu Hastanesi Göz Hastalıkları Uzmanı Doç.Dr. Emrullah Beyazyıldız, tarafından uygulanan tedavi ile kör olmaktan kurtuldu.

Samsun'da Nurgül ve Ömer Koç çiftinin bebekleri 7 aylık Sümeyye Koç, henüz 24 haftalıkken 540 gram olarak dünyaya geldi. Sümeyye Koç, 125 gün yoğun bakımda kalarak yaşam savaşını kazanarak hayata tutundu. Yapılan göz muayenesinde bebeğe tedavi edilmediğinde körlükle sonuçlanan 'Prematüre retinopatisi' tanısı konuldu. Samsun Büyük Anadolu Hastanesi Göz Hastalıkları Uzmanı Doç.Dr. Emrullah Beyazyıldız, tarafından uygulanan tedavide ilk olarak kuvözde enjeksiyonla müdahale yapıldı. Hastalık nüksedince bu kez lazer tedavisi uyguladı ve Sümeyye Koç, kör olmaktan kurtuldu.

'ÇOK ZOR OLDU'

Kızının hastalığının ilk teşhis edildiğinde görebilmesi için çok olumlu şeyler söylenmediğini belirten anne Nurgül Koç "Her şeye hazırlıklı olmamız gerektiği de söylendi. Görmeye de bilir. Ama tedavisinin de olduğu söylendi. Çok zor oldu. Bebeğimin damar yolları bile çok zor açıldı. Onu öyle görmek çok zor. Şu an görüyor. Herhangi bir sorun yok çok şükür. Oyuncakları kendisi hareketlerine göre kafasını çeviriyor, bakıyor. Işığa çıktığı zaman gözünü kırpıyor" diye konuştu.

'LAZER TEDAVİSİ UYGULANDI'

Uygulanan tedavi ile ilgili bilgi veren Doç. Dr. Beyazyıldız, Sümeyye Koç'un damarlarının çok küçük olması nedeniyle önce enjeksiyon tedavisi uygulandığını dile getirerek "Bu bebeğe biz enjeksiyon tedavisini uygun gördük. Çünkü damarları çok küçüktü ve gelişmemişti gözü. Sonraki süreçlerde bu hastalığın nüksetme özelliği var. Sonrasında lazer tedavisi uygulamayı uygun gördük. ve şimdilik gözü sakin. Bebeğimiz görme seviyesine ulaştı. Görmesini sağlıyor" şeklinde konuştu.

'TEDAVİEDİLMEZSE KÖRLÜĞE NEDEN OLUYOR'

Doç. Dr. Beyazyıldız, prematüre retinopatisi hastalığının gözün görmeyi sağlayan retina tabakasında anormal damar gelişimi anlamına geldiğini söyleyerek "Prematüre doğan bebeklerde göz gelişimi tamamlanmadığı için, bu bebeklerde anormal göz gelişimi olabiliyor. Gözün retina tabakası yani görmeyi sağlayan tabakasında gelişme bozukluğu ortaya çıkıyor. Doğru zamanda, doğru bebeğe, doğru tedaviyi uygulamak gerekiyor. Tabii ki tedavi edilmediği takdirde körlüğe sebep olan bir hastalık" dedi.

Hastalık 32 haftadan önce, bin 500 gramın altında doğan ve uzun süre kuvözde kalan bebeklerde görülüyor. Bin 500 gramın altında doğan bebeklerde bu hastalığın görülme sıklığı ortalama yüzde 45 doğum haftası ve kilosu düştükçe risk daha da artıyor. 

Görüntü Dökümü: -------------------------Sümeyye Koç'un kontrol edilmesi-Ameliyattan detay-Bebeğin yoğun bakımdaki halinden detay-Röportajlar

-Detaylar

Haber-Kamera: Yaprak KOÇER/SAMSUN,  

===========================

TÜM GÖRÜNTÜLER GEÇİLDİ


Kaynak: DHA

Manşet

Haberler