İNTERNET VE SOSYAL MEDYADA ÖNE ÇIKAN YURT HABERLER

İNTERNET VE SOSYAL MEDYADA ÖNE ÇIKAN YURT HABERLER

27.03.2020 15:00 | Son Güncelleme: 27.03.2020 15:00
İNTERNET VE SOSYAL MEDYADA ÖNE ÇIKAN YURT HABERLER

Megafonla parkta uyarı yapan polislere vatandaştan kolonyaADANA'da, 'evde kal' çağrılarına uymayıp parklara giden vatandaşlar, koronavirüse karşı kendilerini megafonla uyaran polislere, kolonya tuttu.

Megafonla parkta uyarı yapan polislere vatandaştan kolonya

ADANA'da, 'evde kal' çağrılarına uymayıp parklara giden vatandaşlar, koronavirüse karşı kendilerini megafonla uyaran polislere, kolonya tuttu.

İl Emniyet Müdürlüğü'ne bağlı motosikletli yunus ekipleri, kent merkezindeki parklarda oturan vatandaşları uyardı. Özellikle 65 yaş ve üstü vatandaşların evlerine gitmesi gerektiğini söyleyen ekipler, park içinde, "Sevgili Adana halkı, kendi ve çevredekilerin sağlığı için sizleri evinizde istiyoruz. Adana evde kal emniyette kal" diyerek anons yaptı. Uyarılar üzerine parkta dinlenen vatandaşlar evlerine gitti. Bu sırada uygulama yapan polislere yoldan geçen genç kız kolonya verdi. Ellerini dezenfekte eden polisler, uyarılarını gün boyu sürdürdü.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ

------------------------------Motorsikletli polisin parkta 'evde kal' anonsu yapmasıMotorsikletli polislerin parkta yaşlıları uyarmasıVatandaşla polisin konuşmasıGenç kızın polislere kolonya ikram etmesiParkın güvenlik şeridi ile kapanan spor bölümüParkın genel görüntüsü

Haber-Kamera: Çağlar ÖZTÜRK/ ADANA,

==========================

Koronavirüs salgını, Urla Karantina Adası'nı hatırlattı İZMİR'in Urla ilçesinde bulunan ve Osmanlı İmparatorluğu döneminde bulaşıcı hastalıklarla mücadelede kullanılan 'Urla Karantina Adası', dünyayı etkisi altına alan koronavirüs salgını nedeniyle ilgi çekiyor. Restorasyon çalışmalarıyla müzeleştirilecek olan ada, dönemin koşullarında oluşturulmuş olmasına rağmen ileri düzey sistemiyle günümüz karantina sistemlerine örnek oluyor.Osmanlı İmparatorluğu döneminde Fransızlara yaptırılan ve dönemin kolera, veba gibi bulaşıcı hastalıklarıyla mücadelesinde kullanılan Urla Karantina Adası, dünyayı etkisi altına alan koronavirüs salgını nedeniyle ilgi çekiyor. Türkiye Hudut ve Sahilleri Genel Müdürlüğü tarafından yaptırılacak restorasyon kapsamında, 16 tarihi yapısı yenilenecek olan ada, dönemin koşullarında oluşturulmuş olmasına rağmen ileri düzey sistemiyle günümüz karantina sistemlerine örnek oluyor. Urla Karantina Adası'nın 1865-1869 yılları arasında faaliyete geçirildiğini söyleyen Urla Karantina Adası Müdürü Turgut Yılmaz, "İzmir'de karantina ilk kez 1840 yılında 'Karantina Semti' olarak isimlendirilen semtte uygulanıyor. İzmir şehri hızla büyüdüğünden demiryolu ve ticarette hacmi arttığından, şehir içinde kalan bu izolasyon merkezi, Urla'ya taşınıyor. 1866 yılına kadar karantina süresi ve uygulamalarında dünyada belirlenmiş bir standart ve bilimsellik yok. Bu standardın olmaması seyahatleri kısıtlıyor ve bunun sonucunda İstanbul Konferansı'nda kolera bakterisini baz alarak bilimsel uygulamalar başlatılıyor. Burası da bilimsel karantina kapsamında yapılmış ilk yerdir. Bu adanın günümüz karantina merkezlerinden hiçbir farkı yok. Çalışma sistemi tamamen aynıdır" dedi.'KIYAFETLER 360 DERECE DÖNEN DOLAPLARDA DEZENFEKTE EDİLİRDİ'Kullanıldığı dönemde, adaya yanaşan gemilerden indirilen yolcuların filikalarla ana binaya alındığını söyleyen Yılmaz, adadaki uygulamaları şöyle anlattı: "Yolcular kişisel kıyafetlerini dönen dolaplardaki özel filelerin içine koyarlardı. Görevliler ise bu kıyafetleri 360 derece dönen ve sıcak hava üfleyen dolaplara yerleştirip buharla dezenfeksiyon işlemine başlardı. Yolcular ise bu esnada üzerlerinde yalnızca peştamal ve takunyalarla özel duş salonlarına alınır, daha sonra doktor muayenesinden geçirilirdi. Burada sağlıklı olduğu düşünülen yolcular konaklama bölümünde ortalama 8 ila 10 gün boyunca karantinaya alınırdı. Hasta olanlar ise tedavi edilmek amacıyla özel bölmelerde kontrol altında tutulur, vefat ederler ise kireç dökülmüş mezarlara derine gömülerek izole edilirdi. Bu ada 323 dönüm üzerine kurulmuştur. Dönemden kalan 16 taşınmaz var. Kapasitesi ise ortalama 600 kişiliktir. Bugünkü salgın sebebiyle vatandaşların Karantina Adası'na merakını artırdı.??ADANIN RESTORASYON İHALE SÜRECİ BAŞLADITürkiye Hudut ve Sahilleri Genel Müdürlüğü tarafından 2018 Nisan ayında restorasyon sürecinin başlatıldığını söyleyen Yılmaz, "Bu kapsamda ana binanın müzeleştirilme süreci de başlatıldı. Geçen ekim ayında proje aşaması tamamlandı. Şu anda restorasyon ihale aşamasındayız" diye konuştu.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜMuhabir anonslarıTurgut Yılmaz ile röportajKarantina Adası genel detay görüntülerDezenfeksiyon odalarından görüntüDuş odalarından görüntülerDrone görüntüsüHande NAYMAN/İZMİR,===========================

Koronavirüsten ölen Dilek: Anne seni çok özledimBABA: BÜYÜK ACI YAŞIYORUM

İSTANBUL'da koronavirüs teşhisiyle tedavi gördüğü hastanede 24 Mart'ta hayatını kaybeden ve dün memleketi Amasya'nın Günüşhacıköy ilçesinde toprağa verilen özel hastane çalışanı Dilek Tahtalı'nın (32) babası İsmail Tahtalı, tek evladını kaybettiğini belirterek "Büyük acı yaşıyorum" dedi. İstanbul'da koronavirüs teşhisiyle tedavi gördüğü hastanede 24 Mart'ta hayatını kaybeden özel bir hastane çalışanı Dilek Tahtalı (32), memleketi Amasya'nın Gümüşhacıköy ilçesi Bedel köyünde dün toprağa verildi. Kızını kaybeden acılı baba İsmail Tahtalı DHA'ya konuştu. Kızının öksürük, geniz akıntısı ve yüksek ateş şikayetiyle doktora başvurduğunu söyleyen baba İsmail Tahtalı,"Kızımın koronavirüs testi pozitif çıktı. Tedavi görüyordu doktorlar en son kalp yetmezliği nedeniyle öldüğünü söyledi. Vefatından bir gün önce kalbi durmuş doktorlar çalıştırmış ama sonra kurtaramamışlar. Zaten bünyesi zayıftı kızımın daha önce de bazı rahatsızlıkları vardı. Eşimle bana da test yapıldı negatif çıktı, biz de 14 gün karantinadaydık. Kızımın cenazesini memleketimize getirip defnettik. Tek evladımı kaybettim. Büyük acı yaşıyorum" dedi.

'KORONA VİRÜS TESTİ POZİTİF ÇIKTI'Dilek Tahtalı'nın dayısı Dursun Topal ise "Yeğenim rahatsızlanınca hastaneye gidiyor. Tetkikler yapılıp başka bir hastaneye sevk edildi. İlk başlarda durumu iyiydi yoğun bakımda tedavi görüyordu. Testler yapılmış, en son bize telefon geldi kalbinin durduğu ve çalıştırıldığı söylendi. Ertesi gün ise bize yeğenimin öldüğü haberi verildi. Koronavirüs testi pozitif çıktı tedavi görüyordu ama kalbi dayanamadı" şeklinde konuştu.

SON PAYLAŞIMI YÜREK BURKTUDilek Tahtalı'nın ölümünden önce sosyal medya hesabında yaptığı son paylaşım yürekleri burktu. Tahtalı paylaşımında "Bir düş artık ateş, bir bırak yakamı yeter" ifadelerini kullanmıştı.  

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ: --------------------------------Köyden detay-Mezarlıktan detay-Röportajlar

Haber-Kamera: Yaprak KOÇER-Hüseyin KALAY/ GÜMÜŞHACIKÖY(Amasya), 

====================

Poşetli ekmekte kanserojen uyarısı ÇANAKKALE Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Alper Şener, poşette ekmek konusunda önemli uyarılarda bulundu. Plastik ürünlerin kanserojen madde içerdiğini belirten Doç. Dr. Alper Şener, "Kanserojen maddelerin ekmeğin üzerine yapışma ve taşınma ihtimali hiç de azımsanmayacak oranda" dedi. Çin'in Vuhan kentinde ortaya çıkan, kısa sürede dünyaya yayılan ve binlerce kişinin ölümüne yol açan koronovirüsün, Türkiye'de de her geçen gün vaka sayısı artarken yetkililer tedbir almaya, uzmanlar da uyarılarda bulunmaya devam ediyor. ÇOMÜ Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Alper Şener'de, günlük hayatta koronavirüse karşı ekmeğin sağlıklı tüketimiyle ilgili alınması gereken önlemleri anlattı.'EKMEĞİN POŞETLENME, PAKETLENMESİ SÜRECİNDE HATA PAYI ARTACAKTIR'Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Alper Şener, "Fırınlardan elde edilmiş yada fırınlardan eve götürülmüş ekmeklerde kontamilasyonun minimum olacağını bilmekte fayda var. Çünkü seri üretimlerle marketlere taşınan ekmeklerde birden çok kişini eline değmesi yada çok kişinin eline değdiği zaman poşetlenme, paketlenmesi sürecinde olabilecek olan hata payı artacaktır. Ekmek bildiğiniz gibi materyal olarak 300 derecenin üstünde pişen bir materyal gıda ürünü" dedi.'KANSEROJEN MADDELERİN EKMEĞE YAPIŞMA VE TAŞINMA İHTİMALİ YÜKSEKPiştikten sonra ekmeğin hemen sıcak sıcak poşetlenmesinin çok akılcı olmadığını belirten Doç. Dr. Alper Şener, şunları söyledi: "Sıcak sıcak paketlendiği zaman buharlaşma nedeniyle ekmeğin kalitesi, hamuru, ağız tadı bozulacaktır. Onun dışında da bakteri yerleşmesiyle ilgili bazı kaygılar var. Bildiğimiz gibi poşetleme aslında plastik ürünlerle oluyor. Plastik ürünlerinde ne kadar engel olursak olalım, içerisinde minimumda olsa kanserojen maddeler var. Kanserojen maddelerin ekmeğin üzerine yapışma ve taşınma ihtimali hiçte azımsanmayacak oranda. Ekmeği poşetlemede dikat edilecek olan nokta şu olabilir. Ekmeği poşetleme anlamında poşetleyen kişinin elinde eldiven olması artı poşetlerken poşeti açmak için poşetin içine üflememesi. Çünkü tükürük vesaire sekrasyon onun içine sık sık girecektir."'KIZARTARAK EKMEKLERİ TÜKETMEK DAHA GÜVENLİ OLACAKTIR'Ekmeği eve götürdükten sonra nasıl yenmesi konusuna da değinen Şener, "Ekmeği tüketirken, ideali 60 derecenin üstünde ısıtarak tüketmek gerekiyor. Çünkü biliyoruz ki, virüs 60 derecenin altında yaşıyor. 5 ile 60 derece optimum üreme ısısı. Güvenlik anlamında, ekmekleri kızartarak tüketmek daha makul ve mantıklı olacaktır. Ekmeklerinizi fırından tüketin" diye konuştu.'HİJYEN KURALLARI İÇERİSİNDE SATIŞIMIZI YAPIYORUZ'İşyeri sahibi Metin Süt ise, "Ekmeğimiz direk fırından çıkar, çıkmaz satış arkadaşlarımız tarafından el değmeden eldivenle poşetlenerek, hijyenik bir şekilde müşterilerimizin satışına sunuluyor. Tek elden, ilk elden veriyoruz. O yüzden biz zaten cama da yapıştırdık. Fırından ekmeğinizi alın diyoruz. Burada bizzat hiç el değmeden hijyen kurallar içerisinde satışımızı yapıyoruz" dedi.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ: -----------------Fırından çıkan ekmeklerden genel ve detay görüntü-Poşetli ekmeklerden genel ve detay görüntü-Ekmeklerin poşetlenmesinden genel ve detay görüntü-Doç.Dr. Alper Şener ile röp.-Mesut Süt ile röp.Haber-Kamera: Mustafa SUİÇMEZ-Cemhan ŞEN/ ÇANAKKALE ===========================

Kaza yapan sürücü alkolmetreyi üflemek istemedi

Bursa'da sürücüsünün kontrolünden çıkan otomobil trafik ışıklarına çarptı. Ayakta durmakta zorlanan ve alkollü olduğu belirlenen sürücü alkolmetreyi üflemeyi reddederek polisle tartışınca gözaltına alındı.  Kaza, Yıldırım ilçesi Millet mahallesinde meydana geldi. Yunus Emre Bulvarı'nda seyreden A.D idaresindeki 16 ER 160 plakalı araç sürücüsünün direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucu trafik lambalarına çarptı. Sürücü A.D ve yanında bulunan arkadaşı kazayı küçük sıyrıklarla atlatırken, kazayı gören çevredeki vatandaşlar durumu polis ekiplerine bildirdi. Olay yerine gelen trafik ekipleri sürücü A.D'nin alkolmetreye üflemesini istedi ancak sürücü cihaza üflemeyi reddederek polisle tartıştı. Hakkında cezai işlem uygulanan alkollü sürücü aracının çektirilmemesi için de zorluk çıkarınca olay yerine çok sayıda polis ekibi sevk edildi. Kendisini sakinleştirmeye çalışan polis ekiplerine hakaretler savuran A.D. ekiplerin aracının plakasına ceza yazarak gitmesini istedi.Ayakta durmakta zorlanan alkollü sürücü daha sonra daha sonra polis otosuna bindirilerek, ifadesi alınmak üzere emniyete götürüldü. Kazaya karışan araç otoparka çekilirken, olayla ilgili inceleme başlatıldı.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ-----------------Alkollü sürücünün polisle tartışması-Alkollü sürücünün ekip otosuna bindirilmesi-Kaza yapan otomobil detay-Devrilen trafik lambası detay-Genel, detay görüntü

Haber-Kamera: İsmail Hakkı SEYMEN/ BURSA

==========================

Konyalı minik Elmira'dan şarkı söyleyerek 'Evde kalın' çağrısı KONYA'da Beyşehir Şehit Ömer Halisdemir Anaokulu öğrencisi Elmira Dönmez'in (5), koronavirüsle mücadele kapsamında Elmira'nın şarkı söyleyerek yaptığı 'Evde kalın' çağrısı sosyal medyada büyük ilgi gördü. 

Çin'in Vuhan kentinde ortaya çıktıktan sonra hızla yayılarak dünyada olduğu gibi Türkiye'de de ölümlere yol açan koronavirüs salgınına karşı Bilim Kurulu'nun aldığı tedbirler kapsamında özellikle 'Evde kalın' çağrısı yurt genelinde istenilen düzeyde karşılık bulmadı. Yetkililerin ve sağlık uzmanlarının ısrarla sokağa çıkılmaması konusundaki çağrılarına uymayan vatandaşlar için sosyal medyada 7'den 70'e, sanatçısından öğrencisine her kesimden uyarı amaçlı paylaşımlar yapılarak dikkat çekilmek istendi.

Konya'nın Beyşehir ilçesinde oturan Sinan ve Şeyma Dönmez çiftinin kızları, Şehit Ömer Halisdemir Anaokulu öğrencisi Elmira Dönmez (5) de, koronavirüsle etkin mücadele çerçevesinde sosyal medyadan 'Evinde kal' çağrısı yaptı. Minik Elmira'nın sosyal medyadan şarkı söyleyerek yaptığı 'Evde kalın' çağrısı kısa sürede büyük ilgi gördü. 

(GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ  ---------------Elmira'nın şarkı söyleyerek çağrıda bulunması Oynaması, spor ve pasta yapması 

Haber- Kamera: KONYA,

=======================

Malatya'da yerli tanı kiti üretimi çalışmasına başlandı

MALATYA İnönü Üniversitesi Turgut Özal Tıp Merkezi Fizyoloji Anabilim Dalı geliştirme laboratuarında, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) için yerli tanı kiti üretimi için çalışmalara başlandı. Turgut Özal Tıp Merkezi Fizyoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Sedat Yıldız, ekibi ile birlikte 3 aşamada üretime geçirmeyi planladıkları tanı kitine ilişkin çalışmaları 2 ayda tamamlamayı hedeflediklerini söyledi. 

Çin'de ortaya çıkan ve küresel salgına dönüşen yeni koronavirüse (Kovid-19) karşı önlemler artırılıyor. Türkiye'de de ölümlere yol açan virüsün yayılmaması içi ülke genelinde önlemler alındı. Türkiye'de de etkisini artıran koronavirüs salgınıyla mücadele kapsamında 15 dakikada virüs tespiti yapan hızlı tanı kitleri 23 Mart'ta Çin'den Türkiye'ye getirildi. Bu gelişmenin ardından İnönü Üniversitesi Turgut Özal Tıp Merkezi Fizyoloji Anabilim Dalı geliştirme laboratuarında, yeni koronavirüs (Kovid-19) için yerli tanı kiti üretimi için çalışmalara başlandı. Turgut Özal Tıp Merkezi Fizyoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Sedat Yıldız ile ekibi yerli hızlı tanı kitini üretmek için çalışmalara başladı. 3 aşamada üretime geçmesi planlanan tanı kitlerinin 30 ile 60 gün içerisinde çalışmaların sonuçlanması tahmin ediliyor.

Fizyoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Sedat Yıldız, amaçlarının dışa bağlılığı kaldırmak olduğunu, Türkiye'ye ve çok sayıda ülkeye yetebilecek miktarda kiti bedavaya yakın bir fiyata üretmek olduğunu belirterek, "Koronavirüse karşı antikor üreterek, onun antijenini tespit etmeye yönelik her hangi bir teknik oluşturarak bu virüsü çok kısa sürede test edebilecek bir tanı kitini oluşturma hedefindeyiz ve çalışmalarımıza başladık" dedi.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ------------------------------------Muhabirin laboratuvardan anonsuLaboratuvardan görüntüÇalışmalardan detayTest edilmesi Prof. Dr. Sedat Yıldız röp. Genel ve detay görüntüler

Haber-Kamera: Taha AYHAN-MALATYA-DHA

Haber Kodu : 200327036

====================

Çağla, üreticiyi memnun etmedi MUĞLA'nın Datça ilçesinde, 1 hafta önce hasadına başlanan ve kilosu 50 TL'den alıcı bulan çağlanın fiyatı koronavirüs salgını nedeniyle 12 TL'ye kadar geriledi.Datça'da bu yıl soğuk ve yağışlı havalar nedeniyle gecikmeli olarak hasadına başlanan çağla, üreticinin yüzünü güldürmedi. Hızırşah, Yaka, Yazı ve Cumalı mahallelerinde yaklaşık 1 hafta önce hasadına başlandığında 50 TL'den alıcı bulan ürünün kilosu, koronavirüs nedeniyle pazarlamada sıkıntı yaşanınca, 12 TL'ye kadar düştü.Datça'da, 13 yıldır organik tarım üretimi yapan emekli tarih öğretmeni Necip Arslan (69), bu yıl rekoltenin beklenilenin üzerinde gerçekleştiğini söyledi. Geçen yıllara göre 1 aylık gecikmeli de olsa iyi bir ürün elde edildiğini belirten Arslan, "Yarımadanın genelinde bu mevsimde 750-800 ton civarında çağlanın elde edilmesi bekleniyor. Ağustos aylarında ise 1500, 2 bin ton civarı kuru badem üretimi yapılacağı tahmin ediliyor" dedi. Dünyanın en güzel çağlasının Datça'da yetiştiğini ifade eden Arslan, "Bu güzelliği taçlandırmak için, bizde 13 yıldır organik tarım yapıyoruz. Badem, yörenin en verimli ürünlerinden biridir ve yılda üç defa para kazanırız. Mart ayında ilk olarak çağlalar toplanır. Daha sonra, taze iken kırılıp piyasaya buzlu badem olarak verilir. Üçüncü ve son olarak ise ağustos ayında kuruyemiş olarak iç badem satışı yapılır" diye konuştu.PAZARLAMADA SIKINTI YAŞANIYORMeyvenin henüz ağaçta çağla halindeyken bir bölümünün toplanması gerektiğine dikkat çeken Arslan, "Ağacın dinlenebilmesi, iç bademin iri ve kaliteli olması için çağlaların bir kısmı bu mevsimde toplanır. Böylece ağacın ömrü uzun olur. Aksi halde bademin içi gelişmez, zayıf kalır.  Bu yıl verim çok iyi oldu. Ancak fiyatlar biraz düşük. Bugün çağlanın tarlada kilosu 12 TL'den alıcı buluyor. Ülkenin koşulları dikkate alındığında fiyat yine de iyi sayılır. Gönül isterdi ki, fiyatlar daha yüksek olsun. Ancak virüs krizi nedeniyle pazarlamada sıkıntılar yaşanıyor. Dileriz, ülkemiz ve dünya en kısa sürede bu krizden kurtulur" dedi.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ: -Datça'nın Palamutbükü bölgesinde, üreticiler çağla toplarken-Dallarda çağla bademler-Datçalı üretici emekli tarih öğretmeni Necip Arslan (69) ile röp.Haber- Kamera: Mehmet ÇİL/ DATÇA (Muğla), ====================

Uzm. Dr. Rodoplu: Dezenfektanlarla meyve ve sebzelerin temizlendiğini görüyorum; çok tehlikeli, zehirlenebilirsiniz

Yanlış dezenfektan kullanımına uyarı: 'Zehirlenmemek için gıdalardan uzak tutun'KORONAVİRÜS salgını nedeniyle alınan hijyen önlemler en çok kullanılan ürünlerden biri de dezenfektanlar oldu. Uzmanlar, dezenfektanların fazla ve yanlış kullanımında ortaya çıkabilecek zehirlenmeler konusunda vatandaşları uyardı. Herkes İçin Acil Sağlık Derneği Başkanı Uzman Doktor Ülkümen Rodoplu, "Bugünlerde dezenfektanlarla meyve ve sebzelerin, dışarıdan gelen maddelerin temizlenip silindiğini görüp duyuyorum. Bunu kesinlikle önermiyorum, çok tehlikeli boyutlara ulaşabilir. Meyve ve sebzelerin dezenfektanlarla temizlenmesi demek meyvenin içine etil alkolü alıyor olması demektir. Zehirlenmelere yol açabilir" dedi.Dünya'da günden güne yayılan Koronavirüs salgınıyla mücadelede vatandaşlar hijyen konusuna büyük önem veriyor. En çok kullanılan ürünlerden birisi olan dezenfektanlar ise, yanlış kullanımda zehirlenmelere yol açabiliyor. Uzmanlar, özellikle 5-11 yaş arası çocukların ve kronik hastalığı olan kişilerin dezenfektan spreyleri sınırlı şekilde kullanması gerektiğini söylüyor. Meyve ve sebze gibi gıda ürünlerine de temizlik amacıyla dezenfektan sürüldüğü duyumlarını aldıklarını söyleyen uzmanlar, dezenfektanın ağızdan vücuda girmesinin büyük zararlara yol açabileceğini belirtiyor. Dezenfektanların virüsün parçalanmasına ve kapsülün yok olmasına neden olduğunu anlatan Herkes İçin Acil Sağlık Derneği Başkanı Uzman Doktor Ülkümen Rodoplu, "İçerdiği madde etkili fakat vücuda zarar da verebiliyor. Birçok ülkeden acil servisi başvuruları arasında, özellikle 5-11 yaş aralığında ve kronik hastalık tedavisi görenlerde dezenfektanlarla başlayan zehirlenme bulguları gördük. Ölümlere kadar giden vakalar bildiriliyor. Çünkü dezenfektanların içerisinde yüzde 40 ile 60 oranlarında etanol yani etil alkol var. Bu nedenle alkol bazlı dezenfektan deniliyor. Parfüm ve nemlendiriciyle kullanılabilir hale getiriyorlar. Yüksek dozda olduğunda özellikle 5-11 yaş arasındaki çocuklarda kötü etkilere yol açabilir. Bu alkolü derimize sürdüğümüzde deri yoluyla da içimize alıyoruz. Cildimiz vücudumuza açılan büyük bir kapı. Dezenfektanla el temizlendikten sonra ağza, buruna ve göze götürüldüğünde vücuda alınabiliyor. Sık kullanımda vücuda daha fazla alınmış oluyor. Bugünlerde dezenfektanlarla meyve ve sebzelerin, dışarıdan gelen maddelerin temizlenip silindiğini görüp duyuyorum. Bunu kesinlikle önermiyorum, çok tehlikeli boyutlara ulaşabilir. Meyve ve sebzelerin dezenfektanlarla temizlenmesi demek meyvenin içine etil alkolü alıyor olması demektir. Kanser gibi kronik hastalığı olan ve tedavi gören, kalp ameliyatı olmuş, böbrek hastası olan, organ nakli geçirmiş kişilerin dezenfektan kullanımında belli sınırlamalar yapmalarını öneriyorum. Etil alkol vücut dirençlerinin düşmesine, organlarının deforme olmasına neden olur. Önerim, sabunlu suyla temizlik yapmaları. Çok daha etkili ve daha ucuz. Çocuklarımıza da kalıp sabunla ellerini yıkamalarını öneriyorum. Aileler, dezenfektan ve kolonya kullanımına sınırlama getirebilir" diye konuştu.'BUGÜNLERDE SIK KULLANIYORUZ"Dezenfektanların zehirlenmeye yol açabileceği konusunda bilgisi olmadığını söyleyen vatandaşlardan Zuhal Kurban, "Evde dezenfektan kullanıyoruz. Bugünlerde iyice sıklaşmaya başladı. Benim oğlumun da alerjik astımı var. Temizliğimize dikkat ediyoruz ama zararlı olduğunu bilmiyordum. Bundan sonra dikkat etmeye çalışırım" dedi.En çok el yıkama yolu ile hijyen sağladığını aktaran Mahmut Bedir ise, "Her zaman temizliğe önem veriyoruz. Uzmanların dediklerini ciddiye alıyoruz. Tedbir alıyoruz. Doğal olan ürünleri daha çok kullanıyoruz. Dezenfektan kullanımını çok abartmamaya çalışıyoruz" diye konuştu. Kaçak ürün kullanmamaya dikkat ettiğini söyleyen Ersan Akbal, "Dezenfektan kullanıyorum, yanımda taşıyorum. Ellerimizden başka bir yere sürmememiz tamamen bilinçsizlik olur. Bilinçli olduğumuz ve doğru kullandığımız müddetçe hiçbir sıkıntı olacağını düşünmüyorum" şeklinde konuştu.GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ: Genel ve detay görüntülerMelis KARAKUZULU'nun anonsuDezenfektan kullanımından detay görüntülerUzman Doktor Ülkümen Rodoplu ile röportajVatandaş röportajlarıHaber: Melis KARAKUZULU - Kamera: Davut CAN/İZMİR,

====================Eczanede koronavirüse karşı brandalı önlem

IĞDIR'da bir eczane, koronavirüse karşı tezgah ile müşterilerin bulunduğu alanı şeffaf branda ile ayırdı.  Ayrıca 'Diğer hastalarla ve banko ile aranızda 1 metre mesafe bırakınız' afişi asılarak zemine bantla birer metre arayla mesafe kondu.

Merkeze bağlı Atatürk Caddesi üzerinde bir eczane çalışanları, kendilerini ve müşterilerini korumak amacıyla tezgah ile müşterilerin bulunduğu alanı şeffaf branda ile ayırdı. Maske ve eldiven takarak mesailerine devam eden çalışanlar, müşteriler ile ilaç ve para alışverişini de brandada açtıkları boşluktan yapıyor. Ayrıca 'Diğer hastalarla ve banko ile aranızda 1 metre mesafe bırakınız' afişi asılarak zemine bantla birer metre arayla mesafe kondu. 

Kovid-19 salgını nedeniyle bu şekilde önlem aldıklarını söyleyen Eczacı Zehra Çınkıl, "Kovid-19 hem ülkemizi hem de dünyayı tehdit eden bir virüs. Hem çalışanlarım hem kendim günde yaklaşık 100 hastayla temas halinde oluyoruz. Bu ciddi anlamda bir risk oluşturuyor. Fakat biz sağlıkçıyız, ne olursa olsun hizmete devam etmemiz gerekiyor. Hem hastalarımız hem kendimiz için önlem alalım dedik. Biz de hastalarımıza bulaştırabililiriz. Bizden de hastalarımıza virüsün geçmemesi için en iyi önlemin bu olduğunu düşündük. Umarım bu süreçte kimse zorlanmaz ve sağlıklı bir şekilde bu süreci atlatır" diye konuştu.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ-------------------------------Branda çekilen eczaneden detay-Vatandaşların sıra beklemesi-Branda arkasından ilaç satılması -Eczacı Zehra Çınkıl ile röp 

Haber-Kamera: Özkan AYDIN/ IĞDIR,

Haber Kodu : 200327009

====================

Koronavirüs salgını, Urla Karantina Adası'nı hatırlattı İZMİR'in Urla ilçesinde bulunan ve Osmanlı İmparatorluğu döneminde bulaşıcı hastalıklarla mücadelede kullanılan 'Urla Karantina Adası', dünyayı etkisi altına alan koronavirüs salgını nedeniyle ilgi çekiyor. Restorasyon çalışmalarıyla müzeleştirilecek olan ada, dönemin koşullarında oluşturulmuş olmasına rağmen ileri düzey sistemiyle günümüz karantina sistemlerine örnek oluyor.

Osmanlı İmparatorluğu döneminde Fransızlara yaptırılan ve dönemin kolera, veba gibi bulaşıcı hastalıklarıyla mücadelesinde kullanılan Urla Karantina Adası, dünyayı etkisi altına alan koronavirüs salgını nedeniyle ilgi çekiyor. Türkiye Hudut ve Sahilleri Genel Müdürlüğü tarafından yaptırılacak restorasyon kapsamında, 16 tarihi yapısı yenilenecek olan ada, dönemin koşullarında oluşturulmuş olmasına rağmen ileri düzey sistemiyle günümüz karantina sistemlerine örnek oluyor. Urla Karantina Adası'nın 1865-1869 yılları arasında faaliyete geçirildiğini söyleyen Urla Karantina Adası Müdürü Turgut Yılmaz, "İzmir'de karantina ilk kez 1840 yılında 'Karantina Semti' olarak isimlendirilen semtte uygulanıyor. İzmir şehri hızla büyüdüğünden demiryolu ve ticarette hacmi arttığından, şehir içinde kalan bu izolasyon merkezi, Urla'ya taşınıyor. 1866 yılına kadar karantina süresi ve uygulamalarında dünyada belirlenmiş bir standart ve bilimsellik yok. Bu standardın olmaması seyahatleri kısıtlıyor ve bunun sonucunda İstanbul Konferansı'nda kolera bakterisini baz alarak bilimsel uygulamalar başlatılıyor. Burası da bilimsel karantina kapsamında yapılmış ilk yerdir. Bu adanın günümüz karantina merkezlerinden hiçbir farkı yok. Çalışma sistemi tamamen aynıdır" dedi.

'KIYAFETLER 360 DERECE DÖNEN DOLAPLARDA DEZENFEKTE EDİLİRDİ'Kullanıldığı dönemde, adaya yanaşan gemilerden indirilen yolcuların filikalarla ana binaya alındığını söyleyen Yılmaz, adadaki uygulamaları şöyle anlattı: "Yolcular kişisel kıyafetlerini dönen dolaplardaki özel filelerin içine koyarlardı. Görevliler ise bu kıyafetleri 360 derece dönen ve sıcak hava üfleyen dolaplara yerleştirip buharla dezenfeksiyon işlemine başlardı. Yolcular ise bu esnada üzerlerinde yalnızca peştamal ve takunyalarla özel duş salonlarına alınır, daha sonra doktor muayenesinden geçirilirdi. Burada sağlıklı olduğu düşünülen yolcular konaklama bölümünde ortalama 8 ila 10 gün boyunca karantinaya alınırdı. Hasta olanlar ise tedavi edilmek amacıyla özel bölmelerde kontrol altında tutulur, vefat ederler ise kireç dökülmüş mezarlara derine gömülerek izole edilirdi. Bu ada 323 dönüm üzerine kurulmuştur. Dönemden kalan 16 taşınmaz var. Kapasitesi ise ortalama 600 kişiliktir. Bugünkü salgın sebebiyle vatandaşların Karantina Adası'na merakını artırdı."

ADANIN RESTORASYON İHALE SÜRECİ BAŞLADITürkiye Hudut ve Sahilleri Genel Müdürlüğü tarafından 2018 Nisan ayında restorasyon sürecinin başlatıldığını söyleyen Yılmaz, "Bu kapsamda ana binanın müzeleştirilme süreci de başlatıldı. Geçen ekim ayında proje aşaması tamamlandı. Şu anda restorasyon ihale aşamasındayız" diye konuştu.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜMuhabir anonslarıTurgut Yılmaz ile röportajKarantina Adası genel detay görüntülerDezenfeksiyon odalarından görüntüDuş odalarından görüntülerDrone görüntüsü 

Haber: Hande NAYMAN - Kamera: Mücahit BEKTAŞ/ İZMİR,  

Haber Kodu : 200327039

====================

Fahiş fiyatlara kızan yıkamacı, otomobilleri ücretsiz dezenfekte ediyor 

Antalya'nın Alanya ilçesinde hizmet veren bir oto yıkama işletmesi, koronavirüs tedbirlerinin ardından dezenfekte ürünlerini fahiş fiyatla satış yapanlara tepki göstermek ve halka hizmet vermek için tüm araçları ücretsiz dezenfekte etme uygulaması başlattı.

İlçenin Cikcilli Mahallesi'nde 1,5 yıldır hizmet veren bir oto kuaförünün sahibi 37 yaşındaki Veli Boz, tüm dünyayı etkisi altına alan koronavirüsün Türkiye'de de görülmesinin ardından dezenfekte ürünlerinin satış fiyatlarındaki fahiş artışları protesto etmek ve vatandaşa koronavirüs günlerinde yardım etmek amacıyla işletmesinde dezenfektasyon işlemlerini ücretsiz yapmaya başladı. İlçede bir dezenfekte şirketi olan biyolog ve iş güvenliği uzmanı Kenan Özsoy ile anlaşan Veli Boz, maliyetine aldığı dezenfekte maddeleriyle gelen tüm vatandaşa ücretsiz olarak araçlarını mikroplara ve virüslere karşı temizliyor.  KORONA GİDENE KADAR DEVAM Dünya Sağlık Örgütü ve Sağlık Bakanlığı'nın mücadele kapsamında açıkladığı malzemelerle dezenfekte işlemini gerçekleştirdiklerini ve yoğun ilgiyle karşılaştıklarını belirten işletme sahibi Veli Boz, "Koronavirüs nedeniyle fiyatların fahiş oranda arttığını gördüm. Araç başına 250- 300 lira alıyorlar. Aslında işin özüne baktığımız zaman durum böyle değil. Yani fiyatlar bu kadar yüksek değil. Kenan Bey ile biz bu konuyu bir araştırdık, araba başı maliyetlerin çok düşük olduğunu, 4 lira gibi bir fiyata geldiğini gördük. Müşterilerimizin sağlığı için böyle bir hareket başlattık. Umarım iyi olmuştur. Benim ve Kenan Beyin desteğiyle, Türkiye olarak bu koronavirüs salgınını atlatana dek devam etmeyi düşünüyorum. Virüsün yayılmaması için lütfen evde kalın" dedi. İNSAN SAĞLIĞINA ZARARLI DEĞİL Oto kuaförüne dezenfekte işlemi için gerekli malzemeleri temin eden Kenan Özsoy ise işi gereği dezenfektasyon işlemini sıkça yaptıklarını söyledi. Özsoy, "Veli kardeşimizle işbirliği içerisinde vatandaşlarımıza bir hizmet sunduk, fırsatçılık yapmadan. Genel ve araç dezenfeksiyonda afaki rakamlar isteyen firmalar var. Onlar gibi yapmadan bununla ilgili bir istişare yapıp, şu bulunduğumuz ortamda halkımıza hizmet olması adına araç yıkamanın yanında dezenfeksiyonu, kardeşimle birleşip, ücretsiz şekilde halkımıza sunuyoruz. Elimizden geldiğince vatandaşlarımıza yardımcı olmaya çalışacağız. Bizim kullandığımız ürünler, Dünya Sağlık Örgütü ve Sağlık Bakanlığı tarafından onaylanmış ürünler. Genelde ULV dediğimiz ULV cihazıyla sisleme şeklinde uygulanan yöntemler. Herhangi bir halk sağlığına, insan sağlığına zararı olmayan ürünler. Yaptığımız yerin en azından bir yarım saat kapalı kalması yeterli oluyor" diye konuştu. 

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ --------------İş yerinden görüntü Dezenfekte işleminden görüntüler  RÖP 1: Veli Boz RÖP 2: Kenan Özsoy

HABER -KAMERA: Burcu MUTLU- Engin ANAK/ALANYA (Antalya),  

============================

Evde tıraş eden berbere 3 bin 150 lira ceza

ADANA Berberler Odası Başkanı İlhami Uygunsözlü, berber dükkanlarının geçici olarak kapatılmasının ardından evlerde tıraş olmak isteyenlere karşı uyarıda bulundu. Berberlere yaptığı çağrıda ilerleyen günlerde bu tür tekliflifler yapılıp cazip fiyatlar önerilebileceği uyarısında bulunan Uygunsözlü, "Evde tıraş etmek hastalığı yayabilir ve cezası 3 bin 150 TL'dir" dedi.Türkiye'de 75 kişinin yaşamını yitirmesine yol açan yeni tip koronavirüs (kovid-19) salgınının ardından alınan önlemler kapsamında yakın temasın yoğun olduğu berber, kuaför ve güzellik salonları geçici süreliğine kapatıldı. Berberlerin sosyal medya ve telefon üzerinden 'evlerde tıraş yapılır' gibi paylaşım ve mesajlar attığını belirten Adana Berberler Odası Başkanı İlhami Uygunsözlü, bu durum hakkında genelge yayınladıklarını söyledi. Evlere tıraşa giden berberin 3 bin 150 TL para cezası alacağını kaydeden Uygunsözlü, "Bazı meslektaşlarımız yapılan tüm uyarılara rağmen hataya düşmeye devam ediyorlar. Bakanlıklarımız gereken önlemleri duyurdu. Buna uymayıp hem kendi hem de toplum sağlığını riske atmak akıl işi değildir. Dükkanda da evde de şu an için bu işlem risklidir" dedi.

'GEREKİRSE KAPATILIR'Kentteki tüm berberleri SMS yoluyla bilgilendirdiklerini dile getiren Uygunsözlü, uyarılara rağmen evde tıraş etmeyi sürdüren berberlerin ilk olarak para cezasıyla cezalandıracaklarını fakat bu durumun devam etmesinin ruhsat iptaline kadar gidebileceğini vurguladı. Tekrar tekrar uyarılarına devam edeceklerini ama 2 bin berberi tek tek takip edemeyeceklerini belirten Uygunsözlü, şunları söyledi: "Kişinin bilinçli davranması gerekiyor. Sorumsuzca davranıp sağlığı tehlikeye atmanın bahanesi olamaz. Ev tıraşı bu bağlamda çok risklidir. Müşterilerimizi ve kendimizi korumak adına tüm önlemlere uymalıyız. İkinci bir emre kadar bu süreç böyle devam edecektir."

'TEKLİF EDENLER OLUYOR'Kentte uzun yıllardır berberlik yaptığını ve alınan önlemler sonrası iş yerini kapattığını söyleyen Casim Karabulut ise zaman zaman bazı müşterilerinin ve dostlarının kendisini evlerine çağırıp tıraş olmak istediklerini, hatta cazip teklifler yaptığını belirtti. Bu teklifleri geri çevirdiğini söyleyen Karabulut, "Bazı arkadaşlarımız eve tıraşa gidiyormuş. Ama ben tıraş edeceğim kişinin ailesinin sağlığını riske atamam" diye konuştu.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ: ------------------------------- Berberler Odası Başkanı İlhami Uygunsözlü ile röpBerber Casim Karabulut ile röpTraş detay

Haber-Kamera: Can ÇELİK-Eser PAZARBAŞI/ ADANA,

 Haber Kodu : 200327032

============================

Ağrı'da polis, halkı anonslarla uyardı, otobüsleri denetledi

AĞRI'da polis ekip otolarından yapılan anonslarla halk dışarı çıkılmaması konusunda uyarılar yapıldı. Toplu taşı araçlarını denetleyen ekipler, yolcuların iki kişilik koltuklarda tek kişi oturmalarını istedi.Koronavirüs tedbirleri kapsamında Ağrı'da Emniyet Müdürlüğü, araçlardan yapılan anonslarla halka evde kalmaları çağrısı yapıldı. Kentin işlek caddelerinde yapılan anonslarla beraber polis ekipleri. Park ve bahçeleri gezerek 65 yaş üstü vatandaşların sağlıkları için evlerine gitmelerini istedi. Ekipler, dışarıya çıkan 65 yaş üstü vatandaşları da ekip araçlarıyla evlerine götürdü. Polis ekipleri, kent merkezindeki işyerlerine de koronavirüsten korunmanın yollarını anlatan afişler astı.TEK KİŞİ OTURUNAğrı'da polis, halkı uyarmanın yanında toplu taşıma araçlarını da denetledi. Trafik ekiplerinin denetimlerinde sürücülerin maske takıp takmadıkları ve temizlik konuları kontrol edildi. Uygulama noktalarında durdurulan otobüslere binen polisler, yolcuların çift kişilik koltuklarda tek oturmalarını istedi. Polisler, vatandaşlardan bindikleri araç sürücülerinin de eldiven ve maskeli olmalarına dikkat etmeleri uyarısında bulundu.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ-----------------Ekip otosundan yapılan anons-Trafikte seyreden otodan anons yapılması-Kent merkezinden görüntü-Polis ekiplerinin vatandaşlara broşür dağıtması-Polislerin vatandaşları uyarması-Polislerin işyerlerine afiş asmaları-Trafik kontrol noktası-Polis memurunun vatandaşlara bilgi vermesi

Haber-Kamera: Ramazan DEMİR/ AĞRI,

==========================

Ordu'da dezenfekte tüneline ilgi

ORDU'da koronavirüsten korunmak için geliştirilen 'Aircor 52' adı verilen dezenfeksiyon tüneline vatandaşlar ilgi gösteriyor. Tünelden gelip geçenler, kendilerini dezenfekte ediyor. Ordu Büyükşehir Belediyesi tarafından koronavirüs salgınına karşı yerli ve milli imkanlarla 'Aircor 52' adı verilen dezenfeksiyon tüneli tasarlanarak, marka tescili için başvuru yapıldı. İlk etapta kent merkezinde 15 Temmuz Demokrasi meydanına kurulan 5 metre uzunluğunda bir kabinden oluşan tünel, sokaktaki vatandaşların yoğun ilgisini çekti. Otomatik sensörler aracılığı ile devreye giren tünel, özel karışımlı 360 derecelik solüsyon buharı salarak, içinden geçen vatandaşların kıyafetlerindeki zararlı bakterileri temizliyor. Zorunlu olarak sokağa çıkan vatandaşlar bu tünelden geçerek, elbiselerini dezenfekte ederken, uygulamanın il genelinde ve Türkiye'ye yayılması için de çalışma başlatıldı.Ordu Büyükşehir Belediyesi Çevre Koruma ve Kontrol Dairesi Başkanı Sefa Okutucu, Türkiye'de böyle bir uygulamanın ilk kez Ordu'da gerçekleştiğini belirterek, dezenfekte tünelinin insan sağlığını etkileyecek her hangi bir madde içermediği söyledi. Okutucu, "Vatandaşlarımız tünelin başlangıcından sonuna kadar 10 saniye içerisinde yürüdüğü müddetçe 360 derece tüm kıyafetine temas ederek herhangi sağlık ve hijyen sıkıntısı bulunmamaktaö dedi.'GAYET GÜZEL DÜŞÜNÜLMÜŞ'Vatandaşlar ise uygulamanın oldukça güzel olduğunu belirterek kısa sürede il geneline yayılmasını istiyor. Tünelden geçerek elbiselerini dezenfekte eden Erhan Yılmaz, "Gayet güzel bir uygulama. Bunun Türkiye'nin her tarafında uygulanması lazım. El ve elbise dezenfektesi var, tünelden geçtim gayet güzel düşünülmüş bir projeö dedi.Dezenfekte tünelinden geçen Barış Egem ise, sistemin oldukça başarılı olduğunu belirterek Ordu Büyükşehir Belediyesi'ne böyle bir çalışma yaptığı için teşekkür etti. 

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ-----------------Muhabir anonsu-Sefa Okutucu ile röportaj-Vatandaşlarla röportaj-Dezenfekte tünelinden geçen vatandaşlardan görüntü-Dezenfekte tünelinden detay görüntü-El dezenfekte görüntüsü-Tünel önünde bekleyen vatandaşlardan görüntü

-Tünelden görüntü (drone)

Haber-Kamera: Nedim KOVAN-ORDU  


Kaynak: Demirören Haber Ajansı

Manşet

Haberler

Antoloji.com Hastane.com.tr Intersinema.com Yenikadin.com
Şu an buradasınız: İNTERNET VE SOSYAL MEDYADA ÖNE ÇIKAN YURT HABERLER - Haber
Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.

[Kullanım Şartları] - [Hata Bildir] 30.9.2020 23:22:33. #1.14#
title