İNTERNET VE SOSYAL MEDYADA ÖNE ÇIKAN YURT HABERLERİ

İNTERNET VE SOSYAL MEDYADA ÖNE ÇIKAN YURT HABERLERİ

Kızlarının tacizle suçladığı babanın davası öncesi kavga eden 5 kişi, serbest MERSİN'de 3 kız kardeşin, babaları S.D.'yi (55) cinsel tacizle suçladığı davanın duruşması öncesi adliye koridorunda birbirine girince gözaltına alınan 5 kişi, ifadelerinin ardından serbest bırakıldı.

İNTERNET VE SOSYAL MEDYADA ÖNE ÇIKAN YURT HABERLERİ
15.07.2020 14:34 | Son Güncelleme: 15.07.2020 21:22

Kızlarının tacizle suçladığı babanın davası öncesi kavga eden 5 kişi, serbest

MERSİN'de 3 kız kardeşin, babaları S.D.'yi (55) cinsel tacizle suçladığı davanın duruşması öncesi adliye koridorunda birbirine girince gözaltına alınan 5 kişi, ifadelerinin ardından serbest bırakıldı. 

İddiaya göre, kız kardeşlerden H.G. (34), bir sohbet ortamında 2 kardeşine, çocuk yaştan itibaren babaları S.D.'nin kendisine cinsel tacizde bulunduğunu söyledi. Bunun üzerine diğer kardeşler S.D. (32) ve S.D. (28) de 5-6 yaşlarından itibaren cinsel tacize uğradıklarını anlattı. 3 kardeş, 10 Ocak günü babalarından şikayetçi oldu. Başlatılan soruşturma kapsamında, emlakçı baba S.D., 22 Ocak günü gözaltına alındı. İddiaları kabul etmeyen ve kızlarının kendisinden para alabilmek için iftira attıklarını öne süren baba, tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı. Kız kardeşlerin adalet istediklerini ifade ettikleri iddialarla ilgili Mersin 3. Ağır Ceza Mahkemesi'nde dava açıldı.

SERBEST KALDILARBaba S.D.'nin tutuksuz sanık olarak yargılandığı davanın dün görülen 2'nci duruşması öncesinde, mağdur kızların anne ve babasının yakınları adliye koridorunda birbirine saldırdı. Tekme tokat kavgaya, çevik kuvvet polisleri müdahale etti. Polisin biber gazıyla etkisiz hale getirip, adliye dışına çıkardığı grup burada da karşı karşıya gelince ikinci kez müdahalede bulunuldu. 5 kişi gözaltına alınıp, karakola götürüldü. Karakolda birbirlerini suçlayan 5 kişi, ifadelerinin ardından serbest bırakıldı. Baba S.D. ise dünkü duruşmada tutuklanmıştı.ARŞİV GÖRÜNTÜLERLESoner AYDIN/ MERSİN

=========

Nesli tükenmekte olan alaca sansar Ardahan'da görüldü

ARDAHAN'da nesli tükenmekte olan alaca sansar, bir vatandaş tarafından cep telefonu kamerasıyla görüntülendi.Merkeze bağlı Akyaka Köyünde yaşayan Vedat Özgür, arazide alaca sansarını gördü. Özgür, eşilen topraktan başını uzatan alaca sansarının bu anlarını cep telefonuna kaydetti. Uluslararası Doğayı Koruma Birliği'nin (IUCN) dünyada nesli tükenme riski yüksek olan türleri sınıflandırdığı 'Kırmızı Liste' kategorisinde yer alan alaca sansarı görüntülendikten sonra yuvasına döndü. Siyah-beyaz renkli sansarı görünce önce şaşırdığını belirten Vedat Özgür, "Tarlada, yuvasından çıkan bir sansar gördüm. Diğerlerinden rengi farklıydı. Hemen cep telefonum ile alaca sansarı görüntüledim. Yuvasından dışarı çıkmaya çalışan alaca sansar etrafı gözetledikten sonra yuvasına çekildi" dedi.GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ: -Cep telefonu ile görüntülenen sansarHaber:  Deniz BAŞLI/ ARDAHAN,

========

50 metrelik uçurumda mahsur kalan keçi kurtarıldı

MERSİN'de itfaiye ekipleri, 50 metrelik uçurumda yaklaşık 2 gün mahsur kalan keçiyi başarılı bir operasyon ile kurtardı.Erdemli ilçesinin Arslanlı Mahallesi'nde yaşayan Ali Erden, keçisinin yaklaşık 2 gündür kayıp olduğunu Büyükşehir Belediyesi'ne bildirerek, ekiplerden yardım talebinde bulundu. İhbar üzerine harekete geçen Büyükşehir'in arama kurtarma ekibi, uçurumda kurtarılmayı bekleyen keçiyi 2 saat süren bir operasyonla sahibine kavuşturdu. Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Dairesi Başkanlığı Afet Arama ve Kurtarma Şube Müdürlüğü'ne bağlı ekipler, ihbar üzerine vakit kaybetmeden olay yerine giderek, halat yardımıyla keçinin bulunduğu noktaya inmeyi başardı. Yaklaşık 2 saat süren çalışmanın ardından 50 metrelik uçurumda mahsur kalan keçi kurtarılarak sahibine teslim edildi. Yardım talebine kısa sürede yanıt verdikleri için Büyükşehir Belediyesi'nin arama kurtarma ekiplerine teşekkür eden Ali Erden, Hayvanımızı bulunduğu uçurumdan çok kısa bir sürede kurtardılar. Önemli olan burada benim hayvanım olması değil, neticede bir can. Bu cana dokundukları için onlara çok teşekkür ediyorum dedi.GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ---------------------------- Kurtarma ekibi dağdan inerkenGörevli keçi olduğu yerden alırkenGörevli keçi ile birlikte halat yardımı ile inerkenKeçinin sahibi Ali Erden, konuşurkenGenel ve detayHaber-Kamera MERSİN;

========

Çoban ressam Büşra, koronavirüs günlerini sanatla değerlendiriyorBURDUR'un Ağlasun ilçesinde yaşarken çizdiği resimler ile 'çoban ressam' olarak tanınan Büşra Öğüt (22), koronavirüs salgını nedeniyle okulların uzaktan eğitime geçmesi üzerine köyüne geldi. Hem ailesine yardım eden, hem de resim yapan Güzel Sanatlar Fakültesi öğrencisi Büşra Öğüt, "Burada, benim üzerine çizim yapmayı sevdiğim çok fazla şey var. Taşlar, ağaçlar her şey var. O yüzden beni besleyen bir yer aslında burası" dedi.Ağlasun'da 1100 rakımlı Akdağ Yaylası'ndaki dağ evinde, ailesiyle yaşayan Büşra Öğüt, tüm imkansızlıklara rağmen yaptığı resimler ile dikkat çekti. Liseyi dışarıdan bitiren Öğüt, 3 yıl önce Mimar Sinan Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi'ni kazandı. Yaptığı resimler ve heykeller ile herkesi kendine hayran bırakan 3'üncü sınıf öğrencisi Büşra Öğüt, koronavirüs salgını nedeniyle uzaktan eğitime geçilmesiyle köyüne geldi. Büşra Öğüt, ailesine yardımcı olurken, eğitimine de uzaktan devam ediyor.Çocukluğundan bu yana bulduğu kömür ve renkli taşlarla kayaların, mermerlerin üstüne resimler çizen Büşra Öğüt, aynı zamanda ağaç oymacılığı ve çamurdan heykeller de yapıyor.Doğanın kendisini beslediğini ifade eden Büşra Öğüt, "Koronavirüs salgını dolayısıyla okullar tatil edildi, biz de evlerimize döndük. Şu anda evimdeyim, ailemle birlikteyim. Onlara yardım etme fırsatım oluyor böylelikle. Şu an burada yoğun bir iş temposu var. Oğlaklar ve keçiler var. Hem onlara yardım ediyorum, hem de ödevlerimi yapıyorum. Aynı zamanda da resim çalışmalarına devam ediyorum. Burada, benim üzerine çizim yapmayı sevdiğim, çok fazla şey var. Taşlar, ağaçlar her şey var. O yüzden beni besleyen bir yer aslında burası" diye konuştu.GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ--------------Büşra Öğüt resim yaparkenHayvanlara bakarkenBölgenin, ağılın drone görüntüleriBüşra Öğüt ile röportajDetayHABER- KAMERA: Mesut MADAN/BURDUR,

DOĞUM RAPORUNDA ERKEK OLAN BEBEK KIZ ÇIKTI; AİLE HASTANEDEN ŞİKAYETÇİ OLDU GAZİANTEP'te yaşayan Fatma İnal'a (29) hamilelik döneminde kontrole gittiği hastanede erkek bebekleri olacağı söylendi. Aynı hastanede gerçekleşen doğum sonrası bebek sağlık sorunları olduğu için yoğun bakım ünitesinde tedaviye alındı, aileye bebeğin erkek olduğunu gösteren rapor düzenlendi. Raporla birlikte nüfus müdürlüğüne giden baba Mehmet İnal (37), bebeğine 'Miraç Eymen' adını vererek, kimlik belgesi çıkardı. Doğumdan 5 gün sonra kontrole giden çift, bebeklerinin aslında kız olduğunu ve yanlışlık yapıldığını öğrenince hastaneden şikayetçi oldu.

Şehitkamil ilçesinde oturan 3 çocuklu Fatma ile Mehmet İnal çifti, dünyaya gelecek dördüncü çocukları için kontrolleri devlet hastanesi ve özel hastanede yaptırdı. Çift daha sonra doğumu özel hastanede yapma kararı aldı. 21 gün önce doğum yapmak için gittikleri hastanede yapılan tetkiklerde bebeklerinin erkek olacağı söylendi. Bunun üzerine İnal çifti, kıyafet ve beşik gibi bebek ihtiyaçlarını erkek bebeğe göre belirleyerek aldı. Beklenen zamanda 19 gün önce gerçekleşen sezaryen ile yapılan doğumda 4 kilo 980 gram doğan bebek, solunum sıkıntısı ve kalbindeki problemler nedeniyle yoğun bakım ünitesinde tedaviye alındı. Hastanede oluşturulan raporda Fatma İnal'ın erkek bebek dünyaya getirdiği yazıldı. Raporla beraber nüfus müdürlüğüne giden baba Mehmet İnal, bebeğine 'Miraç Eymen' adını vererek kimlik belgesi çıkardı.

DOKTOR İLE SOHBET EDERKEN KIZ OLDUĞUNU ÖĞRENDİLER

Miraç bebeğin hastanedeki tedavisi sürerken aile annenin kontrolü için doğumdan 5 gün sonra hastaneye gitti. Doktor ile sohbet sırasında bebeklerinin isimlerini soran doktora, isminin Miraç Eymen olduğunu söyleyen aile, doktordan bebeklerinin kız olduğunu öğrendi. İnal ailesi, gelişen olayla beraber avukatları aracılığı ile savcılığa başvurarak hastaneden şikayetçi oldu. 19 gündür hastanede yatan bebeğin annesi Fatma İnal bebeği kabul ettiklerini ancak doğduktan sonra değişen cinsiyetten dolayı çok şaşırdıklarını ifade etti.

SİSTEMDE KIZ BEBEK GÖZÜKÜYOR

Anne Fatma İnal, "7'nci aya kadar çocuğum zaten kendisini göstermedi dolayısıyla cinsiyetini öğrenemedik. Sonra hastane değişikliği yaptım. Gittiğimde renkli ultrasona girdim ve çocuğumun erkek olduğunu söylediler. 2 gün sonra da sezaryen oldum. Doğumdan sonra da erkek dediler. 5'inci gün kontrol amaçlı hastaneye gittim. Doktorumuz eşime bebeğin ismini sorunca kız olduğunu söyledi. Hatta orada görevli arkadaşlar bilgisayardan baktı ve sistemde de kız bebek olarak gözüktüğünü söylediler" dedi.

ERKEK KİMLİĞİ ÇIKARDILAR

Yoğun bakım ünitesinde tedavisi devam eden kız çocuklarına erkek kimlik çıkardıklarını ifade eden baba Mehmet İnal ise kimliğin değiştirilmesi için yardım beklediğini belirterek, "Biz önce çocuğumuzun cinsiyetini kız olarak biliyorduk. Doğum için gittiğimiz hastanede renkli ultrason sonucu bebeğimizin erkek olacağını söylediler. Biz de hazırlıklarımızı ona göre yaptık. Kıyafetler aldık, beşik aldık. Doğum oldu doğumda yine 'erkek' dediler. Çocuğumun rahatsızlığından dolayı biz görmeden yoğun bakıma almak zorunda kaldılar. Tekrar hemşirelerle görüştüm. Bana çocuğun erkek olduğunu söyleyerek doğum raporu verdiler. Doğum raporunu aldım. Gittim çocuğumun kimliğini çıkarttım" diye konuştu.

MİRAÇ BEBEĞE ELİFNAZ İSMİ VERİLECEK

Kimlik değişikliği ile bebeğe verilen ismin Elifnaz ismi ile değiştirmeyi planladıklarını ifade eden anne İnal, cinsiyet ayrımı yapmadığını tek isteğinin bebeğinin tedavi sürecinin başarıyla bitmesi olduğunu belirtti.

Öte yandan İnal ailesi, hastane yetkililerinin kendilerine doğum belgelerini düzenleyen personelden kaynaklı bir sorun olduğunu söylediklerini ifade etti.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ: -------------------------------Bebeğin küvezdeki görüntüsüBebeğin kıyafetleriDoğum raporu ve kimliğiMehmet İnal ile röp.Annenin bebeğin eşyaları düzeltmesiFatma İnal ile röp.Genel ve detay görüntüler

Haber-Kamera: Kadir GÜNEŞ/GAZİANTEP,

Haber Kodu : 200715041=======================================

ELEKTRİK AKIMINA KAPILAN EBUBEKİR'İN AYAK TABANLARI PATLADI KARS'ın Kağızman ilçesi Akyayla köyünde, buzağıları otlatan Ebubekir Aktaş (13), kopan yüksek gerilim hattında akıma kapıldı. Ayak tabanları patlayan Aktaş, kaldırıldığı Erzurum Şehir Hastanesi Yanık Tedavi Merkezi'nde tedaviye alındı. Baba İbrahim Aktaş, oğlunun uzun bir süre yürüyemeyeceğini söyledi.

Olay, 2 Temmuz günü Akyayla köyüne 3 kilometre uzaklıktaki merada meydana geldi. İmam Hatip Lisesi 10'uncu sınıf öğrencisi Ebubekir Aktaş, kendilerine ait 3 buzağıyı merada otlatırken kopan yüksek gerilim hattının altından geçmek istedi. Bu sırada akıma kapılan Aktaş, başından ve ayaklarından ağır şekilde yaralandı. Aktaş'ı görenler, ailesine haber verdi. Ailenin çağırdığı ambulansla Ebubekir Aktaş, Kars Devlet Hastanesi'ne kaldırıldı, ilk müdahalesinin ardından da sevk edildiği Erzurum Şehir Hastanesi Yanık Tedavi Merkezi'nde tedaviye alındı. Atatürk Üniversitesi Araştırma Hastanesi'nde hiperbarik oksijen tedavisi de gören Aktaş'ın sağlık durumunun iyiye doğru gittiği belirtildi.

YÜREĞİM DAYANMIYOR

Oğlunun başından giren yüksek gerilim hattının ayak tabanlarını patlatarak dışarı çıktığını belirten İbrahim Aktaş (50), sorumlular hakkında şikayetçi olduklarını belirtti. Oğlunun mucize eseri yaşadığını vurgulayan Aktaş, "Olay günü merada otlayan 3 buzağımız vardı. Bunlar topalladığı için diğer buzağılarla birlikte götürmüyorduk. Ebubekir onları almaya giderken kopan yüksek gerilim hattının altından geçmek istemiş. O sırada akıma kapılmış. Aynı yerde hayvan otlatan bir yakınımız bunu görünce gelip bize haber verdi. Otomobille Kars'a götürürken ambulansla yolda karşılaştık ve hastaneye götürdük. Burada yanık merkezi olmadığı için Erzurum'a sevk etti. Günlerden buradayız. Oğlum büyük acılar çekiyor. Yüreğim dayanmıyor. Yaşadığına şükrediyorum. Umarım kısa sürede iyileşir ve tekrar yürümeye başlar" diye konuştu.

HATIRLAMIYOR

Yaşadığı o anları hatırlamadığını ifade eden Ebubekir Aktaş ise, "Merada otlayan buzağıları getirmeye gittim. Kapan telin altından geçmek isterken beni tuttu. Sonrasını hatırlamıyorum. Yüzüm ve sağ ayağım çok ağrıyor. Umarım kısa sürede iyileşirim. Şu anda bir yere gitmek istesem iki kişinin beni tutması gerek" dedi

'İNSAN SAĞLIĞI AÇISIDAN TEHLİKE ARZEDİYOR'

Erzurum, Atatürk Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Elektrik Elektronik Mühendisliği Bölümü Dr. Öğretim Üyesi Muhammet Fatih Çorapsız, yüksek gerilim hatlarının 35 kilovolttan başlayıp 380 kilovolta kadar çıkan iletim hatları olduğunu belirterek, "Bu iletim hatlarının şehrin dış bölgelerinde, yerleşim yerlerinden uzak olmaları gerekir. Bunlar tehlike arz edecek iletim hatlarıdır. Üzerlerinde taşıdıkları güçler megavatlar seviyesindedir. Bunların yerleşim yerlerinden yeterli mesafede uzak olması gerekir. Hem elektromanyetik etkileri hem de iletim insan sağlığı açısından tehlike arz etmektedir" diye konuştu.

YAKLAŞMA MESAFESİ 4-5 METREDİR

Yüksek gerilim hatlarına yaklaşma mesafesinin 4 ile 5 metre civarında olduğu bilgisini veren Çorapsız, şunları söyledi:

"Bunlarda atlama mesafeleri yani yaklaşma mesafesi 4 ila 5 metre civarındadır. Bu mesafeden daha yakın noktaya geçtiğiniz de akıma kapılma ihtimali oldukça fazladır. Atlama mesafesi alan içine girdiğiniz zaman siz de bir iletken gibi davranıp, iletken üzerinden geçen akımın bir kısmı da sizin üzerinizden toprağa deşarj olur. Temas baş üst seviyede olduğu için o noktadan alma ihtimali var. Ama elinizi kaldırarak aynı tesire maruz kalabilirsiniz. Yerle temas ettiğiniz bölge ayak olduğu için çıkış noktası ayak olacaktır. Çünkü, ayak yerle temas durumunda. Vücuda girdiği noktadan itibaren iletken tel gibi toprağa geçerek kendi devresini tamamlayacaktır."

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ: -Hastane odasındaki Ebubekir Aktaş'dan genel görüntüler-Baba İbrahim Aktaş ile röp-Ebubekir Aktaş ile röp-Mühendislik fakültesi-Dr. Öğretim üyesi Fatih Çorapsız ile röp

Haber-Kamera: Turgay İPEK/ ERZURUM,

Haber Kodu : 200715033

==========================

KÖPEĞE ÇARPAN SÜRÜCÜ, ARKASINA BAKMADAN KAÇTI

MERSİN'de yolun karşısına geçmek isteyen sokak köpeğine çarparak ölümüne neden olan otomobil sürücüsü kaçarken, çevrede bulunan diğer köpekler ise yerde yatan köpeğin başında bekledi. Site sakinleri köpeğe çarpan sürücünün bulunmasını isterken, yolda da önlem alınmasını talep etti.Olay, 3 Temmuz Cuma günü merkez Yenişehir ilçesi 23'üncü Cadde üzerinde meydana geldi. Yolun karşısına geçmek isteyen sokak köpeğine bir otomobil çarpıp, kaçtı. Yakındaki bir sitenin sakinleri tarafından veterinere götürülen köpek, kurtarılmadı. O anlara ait güvenlik kamera görüntüleri ortaya çıktı. Kamera kayıdında, hızla ilerleyen otomobilin köpeğe çarptığı ve sürücüsünün kaçtığı, ardından da metrelerce sürüklenen köpeğin başında diğer köpeklerin beklediği görüldü. Başka bir güvenlik kamerasına ise yoldan karşıya geçmek isteyen köpeğe otomobilin çarptığı, ayağı kırılan köpeğin ise can havliyle sekerek kaçtığı yansıdı. 

SİTE SAKİNLERİ ÖNLEM İSTİYORÇevrede bulunan site sakinleri ise sürücülerin aşırı hız yaptığı yolda önlem alınmasını istedi. Site sakini Uğur Deliktaş, "Araç sürücüleri akşamları buradan süratli bir şekilde geçerek hayvanları zor durumda bırakıyorlar. Burada bir kaç gün önce bir canımızı daha kaybettik. İnsanlar çok duygusuz ve duyarsız davranıyor. Bir cana çarpıyorlar arkalarına bile bakmadan gidiyorlar. Buraya sürücülerin yavaşlaması amacıyla kasis yapılması için dilekçe verdik. Yetkililerden buraya el atmalarını istiyoruz" dedi.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ: -------------------------------Aracın köpeğe çarpmasıKöpeğin yerde sürüklenmesiÇevrede bulunan köpeklerin yerde yatan köpeğin başına gelmesiBaşka bir köpeğe araç çarpmasıKöpeğin yerden kalkıp kaçmasıKazaların meydana geldiği caddeden görüntüCaddedeki köpeklerden görüntüUğur Deliktaş ile röp.

Haber-Kamera: Soner AYDIN/MERSİN,

Haber Kodu : 200715018

===================================

UZMAN UYARISI: SOSYAL MEDYA BAĞIMLILIĞI, MADDE BAĞIMLILIĞI GİBİ

ADANA'da Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Erdem Önder Sönmez, sosyal medya bağımlısı kişilerin sırf beğeni ve takipçi kazanmak için olmadık hareketler yaptığını, beğeni kazanmayınca bunalıma girdiklerini belirtti. Sönmez, "Madde bağımlılığı, sigara bağımlılığı ve kumar gibi. Kişi beğenilince haz alıyor, bu haz o bağımlılığı tetikliyor ve daha ileri giderek yapılmayacak hareketler yapıyorlar" dedi.Akıllı telefonların yaygınlaşmasıyla birlikte sosyal medya kullanımının arttığı ve vatandaşların bu ortamlarda çok fazla vakit geçirdiğini söyleyen Dr. Erdem Önder Sönmez, uyarılarda bulundu. Beğeni ve takipçi kazanmanın da bağımlılığı artırdığını dile getiren Sönmez, insanların takipçi ve beğeni oranına göre hareket ettiğini anlattı.Örnekler üzerinden uyarılar yapan Sönmez, "Sınavına geç kalmış gibi yapan bir öğrenci, içeri alınmayınca kendisini yerlere atıyor ve bunu sosyal medyada paylaşarak takipçi veya beğeni kazanmaya çalışıyor. Bazı kişilerin olmadık hareketlerle daha fazla kişilere ulaşmayı ve beğenilmek için yaptıkları hareketler var. Sosyal medya bağımlıları her anlarını çekiyorlar ve amaçları sadece beğenilmek.  Madde bağımlığı, sigara bağımlılığı ve kumar gibi. Kişi beğenilince haz alıyor, bu haz o bağımlılığı tetikliyor ve daha ileri giderek yapılmayacak hareketler yapıyorlar" dedi.

ARKADAŞLARIYLA YÜZ YÜZE GÖRÜŞSÜNLERBu depresyondan kurtulmak için, telefon ve bilgisayarın bir kenara bırakılması gerektiğinin altını çizen Sönmez şunları söyledi: "Kişiler yaptıkları paylaşımlara beğeni gelinmeyince bunalıma giriyorlar. Keyifsizlik, neşesizlik gibi belirtiler ortaya çıkıyor. Sanal ilişkiler değil de yüz yüze kurduğumuz ilişkiler daha iyi gelir. Yüz yüze konuşmazlarsa sağlıksız iletişim olur, deprosyana girerler. Sosyal medya bağımlıları biraz daha gerçek hayata dönsünler. Paylaştıkları fotoğraflar, görüntüleri sırf yorum ve beğeni için atıyorlarsa bunda sıkıntı var. Bunu giderebilmek için gerçek arkadaşlarıyla yüz yüze görüşsünler. Akıllı telefon ve bilgisayarları bir kenarı bırakarak, gerçek hayatta neler var onlara baksınlar. Yürüsünler, spor yapsınlar orada yaşadıkları hissi değerlendirsinler. Anı yaşasınlar, konsere gittikleri zaman izlesinler, oradan başkaları için yayın yapmasınlar. Bu şekilde daha mutlu olacaklar. 'Beğeni gelecek mi?' diye yaşamak çok zor. Bunu bıraktıkları anda gerçek hayatın ne kadar kolay ve güzel olduğunu anlayacaklar."

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ: ---------------------------------Sokakta takipçi satan kişinin tabelası arşiv görüntü-Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Erdem Önder Sönmez ile röp.-Detay görüntüler

Haber-Kamera: Çağlar ÖZTÜRK-Can ÇELİK/ADANA,

Haber Kodu : 200715020

==============================================

BİLGİSAYAR YAZILIMCISI GENÇ, KORONAVİRÜSLE MÜCADELE ETMEK İÇİN CEP TELEFONU UYGULAMASI GELİŞTİRDİ

KONYA'da bilgisayar programı yazılımcısı Hasan Korkmaz (25),  koronavirüsle mücadeleyle ilgili 'VYRUS' adını verdiği cep telefonu uygulaması geliştirdi. Korkmaz, uygulamayı cep telefonuna indiren kişilerin,  sisteme koronavirüs belirtilerini gösterdiğine dair bilgi girmeleri halinde, uygulamayı kullananların birbirlerine 6 metre kadar yaklaştığında, bu kişilerin birbirlerini tanımasına gerek  kalmadan  yazılım sayesinde telefonlarının birbirleriyle eşleşip, uyarı bildirimi gönderdiğini söyledi. Korkmaz, "Sadece koronavirüs değil başka hastalıklarla ilgili de kullanıcılar bilgilendirilebiliyor ve bu kişiler ona göre önlemlerini alabiliyor. Tamamen yerli imkanlarla yapılan bir uygulamadır."dedi.  Almanya'da doğup büyüyen  Hasan Korkmaz, ülkede koronavirüs vakalarının görülmesi üzerine Konya'ya gelerek, yazılım firmasında arkadaşlarıyla birlikte virüsle mücadeleyle ilgili cep telefonu uygulaması üzerinde çalışma başlattı. Yaklaşık 4.5 ay süren çalışmanın ardından 'VYRUS' adını verdiği cep telefonu uygulaması geliştirdi. Uygulama sayesinde virüslü kişilerle temasa geçilmesinin önlenmesini amaçladığını ifade eden Korkmaz,  şunları söyledi: "Bu uygulamayı insanlık için yaptık. Almanya'da koronavirüs başladıktan sonra bunun hakkında biraz okudum ve tedirgin oldum. Sonra aklıma bir fikir geldi. Günümüzde herkes cep telefonu kullanıyor. Uygulamayı kullanan kişiler birbirlerine yakınlaştığında program bunu kayıt altına alsa ve hasta olan birisi bu programı kendisindeki belirtileri girdiğinde, kullanıcılara bir bildirim yollasa ve o kişiyle etkileşim haline giren kişilerde virüsü başkalarına bulaştırmamak için önlemini alsa diye düşündük. Biz bunu düşündüğümüzde dünyada böyle bir şey yoktu. Bunu yapmaya karar verdik ve Türkiye'ye geldik. Şu an kullanıma hazır bir uygulama haline geldi. Uygulamayı sürekli güncelleyerek daha iyisini yapmaya çalışıyoruz."  

HER HASTALIK İÇİNDE KULLANILABİLECEK BİR UYGULAMA

Uygulamanın sadece koronavirüs değil diğer hastalıklar içinde kullanılabileceğini belirten Korkmaz, "Bu uygulayı koronavirüs için düşündük ama farkettik ki tek koronayla değil, birçok hastalık içinde bu uygulama kullanılabilir. Uygulamaya girerek hastalığını girdiğiniz zaman, diğer temas ettikleriniz tanıdığınız veya tanımadığınız kişiler olsun bunlara bir mesaj gider. Bu korona olabilir veya basit bir gripte olabilir. Önemli olan kişilerin bu hastalıktan haberdar olması ve hastalığı başkasına bulaştırmaması. Uygulama kullananların birbirlerine 6 metre kadar yaşlaştığında bu kişilerin birbirlerini tanımasına gerek yok, uygulamadaki yazılım sayesinde telefonlar birlirlerini eşleştiriyor. Bu kişilerden herhangi birinin 18 gün içerisinde kendisinde koronavirüs belirtilerini gösterdiğine dair bir bilgi paylaştığında bu eşleşen kişilere bir bildirim gidiyor. Şuanda uygulamayı binin üzerinde kişi kullanıyor. Bu sayı gün geçtikçe artıyor. Kullanıcılar uygulamayı sevmeye başladı. Bize olumlu geri dönüşler oldu. Türk vatandaşlarımızda bize güzel destek verdi. Sadece Türkiye'ye değil bunu dünyaya yaymak istiyoruz. Günümüzde birçok uygulama devleri var. Bizim onlardan bir eksiğimiz yok. Bunları bizde yapabiliriz."diye konuştu.

Kaynak: DHA

Haber Yorumları
500
Yazılan yorumlar hiçbir şekilde Haberler.com’un görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır. Yorumlar, yazan kişiyi bağlayıcı niteliktedir.
title