İNTERNET VE SOSYAL MEDYADA ÖNE ÇIKAN YURT HABERLERİ

İNTERNET VE SOSYAL MEDYADA ÖNE ÇIKAN YURT HABERLERİ

İNTERNET VE SOSYAL MEDYADA ÖNE ÇIKAN YURT HABERLERİ
Demirören Haber Ajansı - Haberler | Güncel

Yeni doğan kuzunun çıkardığı ses, şaşırttı Kahramanmaraş'ın Andırın ilçesinde yeni doğan kuzunun, 'anne' sözüne yakın bir ses çıkarması, şaşırttı.

Yeni doğan kuzunun çıkardığı ses, şaşırttı

 

Kahramanmaraş'ın Andırın ilçesinde yeni doğan kuzunun, 'anne' sözüne yakın bir ses çıkarması, şaşırttı.

Andırın ilçesi Yeşilova Mahallesi'nde çiftçilik yapan Selçuk Baran, yeni doğan kuzusuna, 'Anne' diye seslendi. Kuzu da 'Anne' sözüne yakın bir ses çıkardı. Bunun üzerine cep telefonunun kamerasını açan Selçuk Baran, o anları kayda aldı. Selçuk Baran her 'anne' diye seslendiğinde kuzu de bu sese yakın bir ses çıkardı. Yaklaşık 2 saat sonra, annesinin emzirdiği kuzu, diğer kuzular gibi melemeye başladı.

GÖRÜNTÜ GEÇİLDİ 

İskender ZENGİN/ANDIRIN (Kahramanmaraş),

============================

Saros'ta '7 metrelik' köpekbalığı cep telefonu kamerasında ÇANAKKALE'de Saros Körfezi'nde sahilde oltasıyla balık tutan amatör bir balıkçı, deniz üzerinde yüzgeçlerinden fark ettiği dev köpekbalığını görünce hem heyecanlandı hem paniğe kapıldı. Bu anları cep telefonuyla kaydeden amatör balıkçı, 'Olta atarken yaklaşık 6-7 metre uzunluğunda bir köpek balığına denk geldim. İnanılmaz" dedi.

Gelibolu Yarımadası'ndaki Saros Körfezi Bolayır mevkisinde oltasıyla balık avlayan amatör bir balıkçı yaklaşık 15 metre açıkta kıyıya paralel olarak yüzen bir köpekbalığını yüzgecinden fark etti. Hemen cep telefonuyla bu anları görüntüleyen amatör balıkçı yaşadığı heyecanı çektiği videoda şu sözlerle ifade etti:

"Saros'ta olta atarken yaklaşık 6-7 metre uzunluğunda bir köpek balığına denk geldim. İnanılmaz. Kıyıya çok yakın bir yerde geziyor. Hayatımda ilk defa bir köpekbalığını bu kadar yakından gördüm. İşte görüyorsunuz kayalıklar ve köpekbalığı. Harika."

Çektiği videoyu WhatsApp gruplarında paylaşan amatör balıkçı, dalgıç arkadaşlarını uyararak köpekbalığının Bolayır mevkisinde gözden kaybolduğunu söyledi.

Gelibolu'da 'Aksu-10' isimli teknesiyle balıkçılık yapan Volkan Çetin de 2 gün önce Saros Körfezi Baklaburnu mevkisinde avlanırken, dev köpekbalığıyla karşılaştığını söyledi. Çetin, "Teknemle ağ bırakmaya giderken deniz üzerinde iki yüzgecini fark ettiğim bir köpekbalığı gördüm. Kıyıda olta balıkçıları da vardı. Merak edip, balığın yanına doğru gittik. Benim teknem 7 metre boyunda köpekbalığı ise teknenin boyundan daha büyüktü. Yanına kadar gittik ve gördük. Bitkin gözüküyordu. Ama çok yaklaşınca dibe dalarak gözden kayboldu" dedi.  

Görüntü dökümü-Köpek balığının denizdeki görüntüsü -Balıkçının konuşması -Balıkçı röp -Akya balığı arşiv -Genel detay 

Burak GEZEN/ÇANAKKALE,

============================

Ağabeyinin pastanesi ve park halindeki aracına arkadaşı ile molotoflu saldırıda bulundu

UŞAK'ta, ağabeyinin pastanesi ve park halindeki hafif ticari aracına, molotofkokteyli saldırıda bulunduğu işyerinin güvenlik kameraları tarafından belirlenip, gözaltına alınan Yusuf E. (31) ve yanındaki ismi 'Elzem' olduğu öğrenilen Azeri arkadaşı sevk edildikleri adliyede tutuklandı. Olayın azmettiricisi olduğu iddiasıyla gözaltına alınan Yusuf E.'nin babası İsmail E. (70) ise sevk edildiği adliyede kontrol şartıyla serbest bırakıldı. Uşak'ta işsiz olan Yusuf E., geçen 13 Şubat'ta, saat 06.50 sıralarında, yanında Azerbaycan uyruklu 'Elzem' ismindeki arkadaşı ile, husumetli olduğu ağabeyi Bülent E.'nin (46) Özdemir Mahallesi, Arda Sokak'taki pastanesinin önüne geldi. İki arkadaş yanlarında getirdikleri molotofkokteylleri ateşleyip, 2'sini Bülent E.'nin pastanesine diğer 2'sini de dükkanın karşısındaki park halindeki 64 DK 844 plakalı hafif ticari aracına fırlattı. Kısa bir süre pastane ve aracın yanışını izleyen ikili, koşarak uzaklaştı. Alevleri fark eden çevre binadakiler durumu polis ve itfaiyeye bildirdi. Bu sırada gelen çevredeki bir kişi, yerde birikmiş olan yağmur sularını elindeki kovaya doldurup, araca dökerek, alevlere ilk müdahaleyi yaptı. İtfaiye ekiplerini de gelmesiyle otomobil ve işyerindeki alevler söndürüldü. Olay anı işyerinin güvenlik kameraları tarafından saniye saniye görüntülendi.Bülent E., görüntülerle birlikte polise şikayetçi oldu. Görüntülerden yola çıkan polis, Bülent E.'nin otomobile, yanındaki ismi 'Elzem' olduğu öğrenilen Azeri uyruklu kişinin de pastaneye molotofkokteyli attığını tespit edip, gözaltına aldı. Polis, olayın azmettiricisi olduğu iddiasıyla Bülent E.'nin babası İsmail E.'yi de gözaltına aldı. Polisteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilen şüphelilerden Yusuf E. ile Azeri arkadaşı tutuklandı. Diğer şüpheli İsmail E. ise adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı. Otomobilinde ve dükkanında toplam 30 bin lira zararı bulunduğunu belirten Bülent E., "Daha önce babamın pastanesinde çalışıyordum. 6 ay önce ayrılıp, bir dükkan ilerisine kendi pastanemi açtım. Bunu içlerine sindiremediler. Son 1.5 ay içinde bana dört kez bıçakla saldırıp, tehditlerde bulundular. O zamanda kendilerinden şikayetçi oldum. Kardeşim Yusuf E., daha önce dört kez dükkan açtı, batırdı. Kendisi uyuşturucu bağımlısı. Babamdan aldığı paralarla geçiniyor. Benden de para istiyor ama vermiyorum. Bu son olayda babamın azmettirmesiyle, pastaneme ve önünde park halindeki hafif ticari aracıma bir arkadaşı ile saldırıda bulundu. Ancak, bu defa görüntüler olduğu için kardeşim Bülent ve yanındaki Azeri arkadaşı tutuklandı. Olay günü akşamı yine babamın yanında çalışan kız kardeşim Birsen, önünü kesip, kendisini ölümle tehdit ettiğimi ileri sürüp, benden şikayetçi olmuş. Ancak, o saate dükkanımda olduğu ispatlayan görüntüleri bugün polise verip, yalan beyanda bulunduğu için ondan da şikayetçi oldum" ded.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ: -----------------Olay anı güvenlik kamerası görüntüsüHaber-Kamera: Feyzi DAVULCU/ UŞAK,

============================

Kadın müşteri çay bahçesinde ortalığı birbirine kattı

Kahramanmaraş'ta birçok suçtan sabıkası olduğu öğrenilen G.Ç. isimli kadın, çay bahçesinde garsonlarla tartışmasının ardından ortalığı birbirine kattı. Müşterilere ve garsonlara çay bardağı fırlatan kadının erkek arkadaşlarının da kavgaya karışmasıyla yaşanan arbede polisin müdahalesiyle sona erdi. 

Olay, akşam saatlerinde Dulkadiroğlu ilçesi İsmetpaşa Mahallesi'ndeki bir çay bahçesinde meydana geldi. İddiaya göre G.Ç. çay bahçesinde boş bir masaya oturup masadaki küllüğü yere fırlattı. Garsonların uyarması üzerine G.Ç., küllüğü alıp garsonların üzerine attı. G.Ç. daha sonra masaları devirip bardakları müşterilerin üzerine fırlattı. Bunun üzerine garsonlar saldırgan kadını dışarı çıkarmak istedi, ancak bu sırada G.Ç.'nin arkadaşları olduğu öne sürülen bir grup genç garsonlara saldırınca kavga çıktı.

BİRÇOK SUÇ KAYDI OLDUĞU ÖĞRENİLDİİhbar üzerine olay yerine ok sayıda polis ekibi sevk edildi. Ekipler kavga edenleri güçlükle ayırdı. G.Ç. gözaltına alınarak karakola götürüldü. Genç kadın polis otosuna binerken de küfür etti. Bir kamu kurumunda çalıştığı belirlenen ve birçok suç kaydı olduğu ortaya çıkan G.Ç., götürüldüğü karakolda ifadesi alındıktan sonra serbest bırakıldı.

GÖRÜNTÜLER GEÇİLDİ 

Ömer KOÇ/KAHRAMANMARAŞ,

==============================

Mankenler, podyumda Maraş İşi elbiselerle yürüdü Kahramanmaraş Ticaret ve Sanayi Odası (KMTSO) tarafından Maraş İşi defilesi düzenledi. Mankenler, Sim Sırma olarak da bilinen Maraş İşi elbiseleri giyerek podyumda tanıttı.

Kahramanmaraş'ın düşman işgalinden kurtuluşunun 100'ncü yıldönümü nedeniyle gerçekleşen defile, KMTSO'nun fuaye salonunda yapıldı. Ünlü modacı Dilek Hanif'in onur konuğu olduğu defilenin açılış konuşmasını yapan KMTSO Başkanı Serdar Zabun, Kahramanmaraş'ın 13 bin yıllık bir medeniyet şehri olduğunu söyledi.

Hititlerden Asurlulara, Urartulardan Kimmerlere, İskitlerden Romalılara kadar Kahramanmaraş'ta yaşamış tüm uygarlıkların şehrin kültür mozaiğinin parçalarını oluşturduğunu ifade eden Zabun "Osmanlı saraylarına uzanan şöhretiyle şehrimizin adıyla anılan sim sırma, işte bu kültürün en güzel örneklerinden birisidir. ve artık, ele emeği göz nuru gizli kalmış bu hazineyi yeni bir trendle, modern kültürle harmanlayarak dünyanın beğenisine sunuyoruz. Kahramanmaraş'ın tekstildeki küresel marka gücünü sim sırmanın dokusuyla buluşturarak dünya modasına kazandırmayı hedeflemekteyiz" diye konuştu.

Kahramanmaraş Büyükşehir Belediye Başkanı Hayrettin Güngör ise Kahramanmaraş'ın el sanatlarında çok kıymetli değerlere sahip olduğunu belirterek bunların yaşatılıp tanıtılması gerektiğini söyledi. 12 Şubat'ta Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ı Kahramanmaraş'a ağırladıklarını hatırlatan Güngör, "Cumhurbaşkanımıza takdim ettiğimiz iki hediyemizde de Maraş İşi ve kadınlarımızın el emeği göz nuru vardı. Kendilerini tebrik ediyorum. Cumhurbaşkanımız son derece beğendi ve 'Bunları kargoya vermeyin, özel olarak gönderin. Ben bunları külliyede özel yerde sergileyeceğim' dedi, bu da bizim için onur verici" dedi.

Kahramanmaraş Valisi Vahdettin Özkan ile Ak Parti Kahramanmaraş Milletvekili Ahmet Özdemir'in de konuşmasının ardından Kahramanmaraş Olgunlaşma Enstitüsü, Sevim Şirikçi Kız Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi ile Maraş İşi ustaları ve çeyiz evleri tarafından tasarlanan Maraş İşi elbise, gelinlik, bindallı ve abalar Asil Çağıl'ın koreografisi ile mankenler tarafından podyumda tanıtıldı.

40 dakika süren defile, davetlilerden büyük alkış aldı. Defilenin sonunda KMTSO Yönetim Kurulu Başkanı Serdar Zabun ile Meclis Başkanı Hanifi Öksüz, Asil Çağıl ve tasarımcılara plaket verdi. Gecenin anısına modacı Dilek Hanif'e de Maraş İşi Atatürk tablosu hediye edildi. 

GÖRÜNTÜLER GEÇİLDİ 

Ömer KOÇ/KAHRAMANMARAŞ,

==============================

Foto ve video kapanlar doğayı böyle görüntüledi

Kars'ın Sarıkamış ilçesinde "Doğu Anadolu Yaban Hayatı Araştırma ve Koruma" projesi çerçevesinde ormanlar ve çeşitli alanlara yaz ve kış yerleştirilen foto kapan ile video kapanlar sayesinde izlenen yaban hayvanların doğal yaşamı gün yüzüne çıkartılıyor.

Dünyanın tek göç eden bozayılarının bulunduğu 2700 rakımlı Kars'ın Sarıkamış ilçesindeki ormanlık, kurt, vaşak, karaca gibi birçok yaban hayvanına ev sahipliği yapıyor. Bu hayvanların korunarak popülasyonunun artırılması amacıyla sarıçam ormanları ile kaplı bölgede Doğa Koruma Milli Parklar Genel Müdürlüğü (DKMP) izniyle KuzeyDoğa Derneği ve Iğdır Üniversitesi iş birliğinde "Doğu Anadolu Yaban Hayatı Araştırma ve Koruma" projesi yürütülüyor. Projeyle Sarıkamış ormanları başta olmak üzere çeşitli alanlara foto kapan ya da video kapan yerleştiren görevliler bu sayede yabani hayvanların sayısı ve yaşamına ilişkin önemli veriler elde ediyor.Utah ve Koç Üniversiteleri öğretim üyesi KuzeyDoğa Derneği Başkanı Doç. Dr. Çağan Şekercioğlu, proje kapsamında yerleştirilen foto kapan ve video kapanlarla yaban hayatını izlemeye devam ettiklerini söyledi.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ

-Kurtların fotokapan görüntüsü-Ayıların görüntüsü-Kurtlardan detay-Vaşak'ın görüntüsü-Fotokapanla çekilmiş fotoğraflar

Haber-Kamera: Bedir ALTINOK/KARS,

Haber Kodu : 200218022===============================

Ucuz ekmek satan fırıncı 'haksız' bulundu ANTALYA'da mahkeme, ilan edilen fiyatın altında ekmek satan fırının haksız rekabet oluşturduğuna hükmetti. Karar, istinafta da onaylandı.

?Antalya'da, 2015 yılında, 250 gram ekmeğin 1 TL'den satılması yönünde karar çıktı. Muratpaşa ilçesindeki Enver Ecer'ın sahibi olduğu ekmek fırını, 250 gramlık ekmeği yıl içinde 1 TL yerine 70 ve 75 kuruştan sattı. Antalya Ekmek Üreticileri Derneği, ucuz ekmek satan fırına 1 TL'den satış yapmasına yönelik ihtarda bulundu. Fırıncı fiyatı değiştirmeyince, Ekmek Üreticileri Derneği, hakkında Antalya 3'üncü Asliye Ticaret Mahkemesi'ne dava açtı. Derneğin avukatı Şerife Sultan Alp, fırının fiyat tarifesine uymadığını, maliyetin altında satış yaparak diğer fırın ve marketlere zarar verdiğini savundu. Şerife Sultan Alp, fırının yarattığı haksız rekabetin menedilmesine yönelik dernek lehine karar verilmesi talebinde bulundu.

FIRIN, KARARI İSTİNAFA TAŞIDIAntalya 3'üncü Asliye Ticaret Mahkemesi, 250 gramlık ekmeğin maliyetinin 87 kuruş olduğunu, fırının bu fiyatın altında satış yaparak haksız rekabet oluşturduğuna yönelik hüküm verdi. Ucuz ekmek satan fırının sahibi Enver Acar, kararı Antalya Bölge Adliye Mahkemesi'ne taşıdı. Acar, derneğin dava takip yetkisi bulunmadığını, haksız rekabet oluştuğuna yönelik kesin delil bulunmadığını, ilk mahkemedeki ekmeğin maliyetinin tespitinin hatalı olduğunu savundu.

HAKSIZ REKABETİN MENEDİLMESİ KARARI

Bölge Adliye Mahkemesi 11'inci Hukuk Dairesi, ilk mahkemenin verdiği karara uyarak, ucuz ekmek satan fırının haksız rekabete neden olduğunu kaydetti. Mahkeme, haksız rekabetin menedilmesine yönelik kararını açıkladı.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ: --------------Ekmek fırınından detaylarEkmeklerden detaylarEkmeklerin fırından çıkarılmasıAvukat Şerife Sultan Alp açıklamaEkmek sepetinden detaylarGenel detaylarHaber: Hasan DEMİRBAŞ -KAMERA: Emrah GÜL/ANTALYA,  

Haber Kodu : 200218045=================================

Kadına şiddete karşı ücretsiz aikido dersi veriyor ANTALYA'da, Aikido Antrenörü Emin Aydın, kadına yönelik şiddete karşı, yaklaşık 15 kadına cumartesi ve pazar günleri, ücretsiz aikido dersi veriyor.

Antalya'da kendisine ait spor kulübünde aikido antrenörlüğü yapan 5'inci Dan 3'üncü kademe Aikido Antrenörü Emin Aydın, Ordu'da üniversite öğrencisi Ceren Özdemir'in uğradığı bıçaklı saldırıyla öldürülmesinin ardından, kadına şiddete karşı harekete geçti. 2 kız çocuğu babası Aydın, kadınları saldırılara karşı eğitmek için ücretsiz aikido kursu açtı. Aydın, kursun duyurularını yapmak için de cadde ve sokaklara 'Kadına şiddete karşı savunma dersleri ücretsiz şekilde devam etmektedir' yazılı ilanlar astı. Kısa sürede aikido eğitimi almak isteyen kadınlar Aydın'ın kulübüne gelerek kayıt yaptırdı.Kursa gelen kadınlara cumartesi ve pazar günleri aikido eğitimi vermeye başladığını anlatan Emin Aydın, şöyle konuştu: "Ceren Özdemir cinayeti beni çok etkiledi. İki kız çocuğu babasıyım. Bu nedenle kadınlara ücretsiz aikido dersi vermeye karar verdim. Buraya gelen kadın grubumuz günden güne çığ gibi büyüyor. Sokakta başlarına bir tehlike geldiğinde onu nasıl bertaraf edecekleri yönünde eğitim veriyoruz. Bıçaklı ve sopalı saldırılara karşı da savunma antrenmanlarımız oluyor. Cumartesi ve pazar günleri 15 kadın eğitim görüyor. Kadınlar aikido sporuna çok yatkın. Çalışan, ev kadını, öğrenci arkadaşlarımız var. Onları sokaktaki tehlikelere karşı kendilerini en iyi şekilde savunacakları şekilde eğitiyorum."

'SALDIRIYI DEĞİL, ŞİDDETE KARŞI KENDİMİZİ SAVUNMAYI ÖĞRENİYORUZ'Aikido ile iki ay önce tanıştığını anlatan Zeynep Çeliktaş (51), "Buradaki eğitimler, kadına şiddete karşı toplumsal olarak bilinçlenmek amaçlı. Şiddet ne kadar büyük olursa olsun korunma tekniğini öğrendikten sonra kendimizi koruyabileceğimiz bir spor dalı. Aikido bir saldırı sanatı değil, tamamen savunmaya yönelik bir spor. Son zamanlarda kadınlara yönelik şiddet ve yaşamlarını yitirdikleri olaylar beni çok etkiledi. Bu yolda birçok genç arkadaşımıza örnek olmak adına ben de burada eğitimlere başladım" diye konuştu.

'KENDİMİ SAVUNMASIZ HİSSEDİYORDUM, ARTIK ÖZGÜVENLİYİM'Ücretsiz aikido derslerine katılan lise son sınıf öğrencisi Ece Kaplan (18) ise özgüveninin yükseldiğini söyledi. Kampanyayı sosyal medyada gördüğünü ve başvurduğunu anlatan Kaplan, "Kadına şiddet olaylarından dolayı kendimi savunmayı öğrenmek istedim. Aslında kendimi bir açıdan savunmasız hissediyordum. Mutluyum, özgüvenim yükseldi. Yolda yürürken daha temkinliyim ve gelebilecek bir tehlikede kendimi nasıl savunacağımı artık biliyorum" dedi.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ: --------------RÖP: Antrenör Emin Aydın ile röportajAydın'ın kadınlara ders verirken görüntüRÖP: Eğitime katılan iki kadın ile röportajAntremandan, korunma tekniklerinden görüntüHABER: İbrahim LALELİ -KAMERA: Emrah GÜL/ANTALYA, Haber Kodu : 200218020

==============================

Trafik kazasında felç oldu, lösemiye yakalandı, hayata sporla tutundu

TEKİRDAĞ'ın Çorlu ilçesinde yaşayan Hukuk Fakültesi öğrencisi Hayriye Deniz Kurt (24), 4 yıl önce geçirdiği trafik kazasında omurilik felci olup, tekerlekli sandalyeye mahkum kaldı. Hayata okçuluk sporu ile bağlanan genç kız, sporda hedeflerine ulaşmak isterken bu kez lösemiye yakalandı. İlik nakli ile yeniden hayata tutunan Kurt, herkesten kök hücre bağışı yapması çğrısında bulunarak, "Kök hücre naklinin zor bir şey olmadığını, çok basit bir işlem olduğunu ve bir hayat kurtarmaya çalışıyorum. Lütfen en yakın Kızılay Kan Bağış Merkezi'ne gidin ve 3 tüp kan vererek kök hücre bağışçısı olun" dedi. Kurt, şimdi Engelliler Milli Takımı'na girebilmek için her gün ok atmayı sürdürüyor.

TRAFİK KAZASINDA FELÇ KALDIÇorlu'da babası özel bir şirkette şoför çalışan, annesi ev hanımı olan 3 çocuklu ailenin en küçük kız Hayriye Deniz Kurt, Ankara'da özel bir üniversitenin Hukuk Fakültesi'nde eğitim alırken, 2016 yılında memleketi Çorum'da geçirdiği trafik kazası sonucu omurilik felci oldu. Bir hafta yoğun bakımda kalan genç kız, daha sonra aylarca fizik tedavi gördü ancak yürüme yetisini kaybetti. Hastanedeki tedavi sürecinin ardından Çorlu'da yaşayan ailesinin evine dönen Kurt, hayatını tekerlekli sandalye ile sürdürürken, yarım bıraktığı eğitimine de dışarıdan devam ettirdi.

KULUBÜN İLK BEDENSEL SPORCUSU OLDUGeçirdiği kazanın ardından hayatında yeni bir şeyler yapmak isteyen Hayriye Deniz Kurt, başka engellilerin de yaşamını yakından takip etti. Spor yapmaya karar veren Kurt, basketbol, atıcılık gibi sporlarla ilgilenirken, okçuluk ile tanıştı. Okçuluğu seven genç kız, 2017 yılında Tekirdağ Gençlik Spor İl Müdürlüğü Okçuluk Kulübü'ne kayıt yaptırıp, kulubün ilk bedensel engelli sporcusu olarak ok atmaya başladı. Kısa süre başarılar elde eden Kurt, 1 yıl içinde ilk resmi müsabakalara da çıkmaya başardı.

LÖSEMİYE YAKALANDIOkçuluk ile yaşama yeniden tutunan Kurt, hedefinin milli takım olarak belirlerken, her gün antrenmanlara gidip, yoğun bir çalışma içine girdi. Ancak bir gün şiddetli baş ağrısı ile gelen burun kanaması üzerine hastaneye giden Kurt'a lösemi teşhisi konuldu. Tekirdağ'da özel bir hastanede tedavisine başlanan Kurt, bu süre içinde çok sevdiği okçuluktan uzaklaştı. Hastanede yaklaşık 5 ay kemoterapi alan genç kıza, doktorlar kemik iliği nakli olması gerektiğini bildirdi.

Geçirdiği trafik kazasında felç kaldıktan sonra, okçulukla hayata yeniden tutunan Kurt, lösemiye yakalanmasıyla büyük üzüntü yaşadı. Kemik iliği nakli için ailesinden alınan donörler genç kıza uygun çıkmayınca, Türkiye genelinde yapılan araştırmada uygun bir donör bulundu. Hayriye Deniz Kurt, 2019 yılının haziran alında Tekirdağ'da özel bir hastanede yapılan ilik nakli ile yeniden hayata tutundu. kurt, "Nakilden sonra üç ay kendime gelemedim. Zor bir süreç geçirdikten sonra taburcu oldum. Kontrollere gidip geliyorum. Doktorum spor yapmamda bir sıkıntı olmadığını söylemesi üzerine ben de okçuluğa kaldığım yerden devam ettiriyorum" dedi.

KAYMAKAMLIK YARDIM KAMPANYASI DÜZENLEDİBaba İsmail Kurt'un ilik nakli ameliyatı ücretini ödemekte sıkıntı çekmesi üzerine Çorlu Kaymakamlığı tarafından yardım kampanyası düzenlendi. Kampanyada kısa süre içinde ameliyat parası toplanan Kurt, "Sağlık giderlerimi ödemek için maddi sıkıntılar yaşadığımız için zorlandık. Başvurduğum kaymakamlık yardım kampanyası için izin verdi. Yasal izinle birlikte sosyal medyada sözlü de bir başlık açtım. İnsanlara durumu anlattım. Hepsine çok teşekkür ediyorum.Güzel dönüşler aldım herkesten. İhtiyacım olan para bir gecede toplandı. Masraflarımızı ödedik ve kampanyayı sonlandırdım" dedi.

'KÖK HÜCRE BAĞIŞLAYIN'Henüz çok genç yaşında büyük zorluklarla karşılaşmasına rağmen yaşama olan bağlılığını yitirmeyen Hayriye Deniz Kurt, bir kök hücrenin ne kadar önemli olduğunu dile getirdi. Kendisinden örnek vererek herkesten kök hücre bağışı yapması çaırısında bulunan Kurt, şöyle konuştu:

"Bu sürçte beni en çok etkileyen şey şu oldu. Bir insanın kök hücreleriyle başka bir insanın hayata devam edebiliyor olması. Başka bir insanın hayatının kurtuluyor olabilmesi. Bu konu da şu anda bir çok kişiyi bilinçlendirmeye çalışıyorum. Kök hücre naklinin zor bir şey olmadığını, çok basit bir işlem olduğunu ve bir hayat kurtarmaya çalışıyorum. Buradan da aynı şekilde sesleniyorum. Lütfen en yakın Kızılay Kan Bağış Merkezi'ne gidin ve 3 tüp kan vererek kök hücre bağışçısı olun. Eşleştiğiniz zaman lütfen vazgeçmeyin. Çünkü bu süreç basit süreç, acı olmayan ve ameliyat olmayan sonuçta bir insanın hayatını kurtarılıyor."

'OKÇULUKTA HEDEFİM MİLLİ TAKIM'Geçirdiği ameliyatın ardından yeniden antrenmanlarına başlayıp, ok atmayı sürdüren Kurt, "İlk hedefim Bedensel Engelliler Milli Takımı'na girmek. Daha sonra hedeflerimiz tabi büyük olur. Avrupa olsun, dünya çapında olsun. Umarım daha büyük başarılar elde edebilirim" dedi.Antrenörü Aysel Babagür, Kurt'un azmi ve hırsının olduğunu belirterek, "Çok hırslı ve istekli olması beni son derece mutlu ediyor. Kendisinin en büyük hedefi milli takıma gitmek. Bunu da yapacağına inanıyorum. Kendisinden bu hırs olduktan sonra başaracağından eminim" dedi.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ-Kurt'un evde tekerlekli sandalye ile gezmesi-Kurt ile röp.-Kurt'un evden çıkıp salona gitmesi-Kurt'un antrenmanından detaylar-Kurt'un hocası ile birlikte çalışması-Kurt'un hocası Babügür ile röp.-Genel ve detaylar

Haber- Kamera: Mehmet YİRUN/ÇORLU(Tekirdağ),

Haber Kodu : 200218074

==================================

Yüksek kar vaadiyle 14 milyon liralık dolandırıcılık iddiası

KÜTAHYA'daki bir okulda memur olarak çalışan K.E.Ö. adlı kadın hakkında, borsadan yüksek kazanç sağlanabileceğini vaat ederek 22 kişiyi dolandırdığı iddiasıyla 110 yıla kadar hapis istemiyle dava açıldı. Yaklaşık 1 yıldır süren davanın tutuksuz sanığı olan K.E.Ö.'nün çok sayıda kişiyi yaklaşık 14 milyon lira dolandırdığı öne sürüldü. Şikayetçilerden Murat Erkan, "2018 yılının 9'uncu ayında toplamda 300-400 kişinin para verdiğini, toplanan paranın 14 milyon lira olduğunu öğrendik. Hiçbir zaman ana paramızı kurtaramadıkö dedi.

Kütahya'daki bir okulda memur olan K.E.Ö. adlı kadın, borsada tanıdıkları olduğunu, önemli tüyolar aldığını söyleyerek iddiaya göre çevreden yüksek kar vaadiyle para topladı. Para aldığı kişilerin çevresini de kendisine yönlendirmesini isteyen K.E.Ö.'nün bir süre sonra kar ödememesi üzerine sadece Kütahya'da 22 kişi savcılığa suç duyurusunda bulundu. Geçen yıl Nisan ayıda Kütahya Ağır Ceza Mahkemesi'nde K.E.Ö. hakkında dolandırıcılık iddiasıyla 22 yıldan 110 yıla kadar hapis istemiyle dava açıldı. Davanın yaklaşık 1 yıldır devam ettiğini ve ana paralarını bile kurtaramadıklarını ifade eden şikayetçilerden bir grup, yargı sürecinin kısa sürede tamamlanmasını istedi.

K.E.Ö.'nin kendisini 150 bin lira dolandırdığını ifade eden öğretmen Yasin Korkmaz, sanığın halen devlet memuru olmasını şaşkınlıkla karşıladığını söyledi. Yaklaşık 22 ayda kademeli olarak verdiği paraları arttırıp 150 bin liraya kadar çıktığını anlatan Korkmaz, "Bize aylık yüzde 10-15 kar payı vereceğini vaat ederken, eşinin de bir ilçede kaymakamlıkta çalıştığını ve kaymakamın da kendilerinde yatırım amaçlı parasının olduğunu söylemesi üzerine ilk etapta güvenerek 25 bin lira verdim. Ben yüzde 10 ile başladım. 5 ay sonra bu miktarı 60 bin liraya çıkartırsan yüzde 13'e çıkaracağını söyledi. Biz de 60 bin lira yaptık. Daha sonraki 5 ayda bunu 90 bin lira derken, en son ben 150 bin liraya çıkarttım ve yüzde 16 aylık kar payı aldım. Toplamda 22 ay sürdü bu olay ve sonunda benim 150 bin lira param gittiö dedi.

K.E.Ö.'nün Mali Suçları Araştırma Kurulu (MASAK) incelemesine de takıldığını anlatan Korkmaz, "Kendisine 3-4 ay ulaşamadık. Biz de dolandırıldığımızı anladık. Biz 2018 yılı 9'uncu ayı gibi savcılığa müracaat ettik. İddianame hazırlandı, ama biz parasızlıktan avukat tutamadık. Şu an kendisi hakkında dolandırıcılıktan yargılama devam ediyor. Bizim canımız yandı, ama bu kişi hala devlet memuru olarak devam etmekte. Gittiği yerde de insanların canının yanmasını istemiyoruzö diye konuştu.

'680 BİN LİRA DOLANDIRILDIM'Kütahya'daki bir okulda hizmetli çalışan Murat Erkan da, K.E.Ö.'nün kendisini 680 bin lira dolandırdığını iddia etti. Kütahya'nın yanı sıra Eskişehir ve Ankara'nın da aralarında bulunduğu birçok ilde K.E.Ö.'nün dolandırıcılık yaptığını öne süren Erkan, "2015 yılının ortalarında 5 bin lira ufak bir miktarda başladım. Çalıştığı insanların parasının olduğunu söyledi. Göstermelik olarak yardımlar yaptı ve çoğu insanlar da bu kadının yaptığı yardımlara kanarak iyi niyetli olduğunu düşündü. Okulların ihtiyaçları olan malzemeleri alıyor, ya da ihtiyacı olan insanların malzemelerini alıyor, eşyalarını düzüyor. Örneğin bir arkadaşımızın evine perde taktırdı kendi parasını vererek, fakat sonradan öğrendik ki perdecinin de 200 bin lira parası gitmiş. Üç dört ayda bir bu şahıs paramızı yükselttirmek istedi. Ben toplamda 600 bin lira dolandırıldım. Birçok kişiden sonradan öğrendik ki sadece Kütahya'dan değil, Ankara, Eskişehir, Düzce, Adapazarı gibi çok ilde mağdur olduğunu öğrendik. Hesaplar 2018 yılı 9'uncu ayında gelince toplamda 300-400 kişinin para verdiğini, toplanan paranın 14 milyon lira olduğunu öğrendik. Hiçbir zaman ana paramızı kurtaramadık. Şu ana kadar bu kadına EFT kayıtlarım var yaklaşık 680 bin TL para göndermişim, sadece benim değil eşimin dostumun paraları da var. Devletten istediğimiz böyle kişilerin rahat bir şekilde gezmemeleri, devletin vereceği cezaya çarptırılmasıdırö dedi.Davanın tutuksuz sanığı olan K.E.Ö.'nün yargılanması Kütahya Ağır Ceza Mahkemesi'nde sürüyor.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ-------------------------------Mağdurların masada oturması-Kendi aralarındaki konuşması-Mağdurlarla röp.-Dolandırıcı olduğu öne sürülen kadını fotosu-Genel görüntülerHaber-Kamera: Oğuzhan KILIÇ/KÜTAHYA, -

Haber Kodu : 200218055

=============================

15 yaşındaki Nehir, görme engelli anne ve babasının göz yoldaşı oluyor

İZMİR'de, lise 1'inci sınıf öğrencisi Nehir Gürel (15), doğuştan görme engelli annesi Döndü Gürel'in (54) ve 22 yaşında görme yetisini yitiren babası Osman Gürel'in (60) gören gözü oluyor. Bulaşık, çamaşır, temizlik ve yemek işlerinin yanı sıra dışarıda da ailesine destek olan Nehir, anne ve babasının karanlık yaşamını aydınlatıyor.

Konak ilçesinde oturan Osman Gürel, 22 yaşında göz tansiyonundan dolayı görme yetisini kaybetti. Şoförlük yapan Gürel, bu mesleği mecburen bırakmak zorunda kaldı. Daha sonra seyyar satıcılık yaparak ve Tepecik'te engellilerin kurduğu bir dernekte müzik faaliyetlerine katılarak yaşamını sürdüren Gürel, bu dernekte tanıştığı doğuştan görme engelli Döndü Çoban ile yaşamını birleştirdi. Gürel ailesine 2005 yılında dünyaya gelen Nehir de katıldı. Görme engelli bir ailede gözlerini açan Nehir, anne ve babasının yaşama daha sıkı sıkıya bağlanmasını sağladı. Küçüklüğünden beri ailesine birçok konuda yardımcı olan Nehir, ileride hem görme engelliler bireyler için çalışmalar yapmayı hem de polis olmayı hedefliyor.

'NASIL YAŞIYORSUNUZ' DİYEREK ŞAŞIRIYORLAR'Çevresindeki kişilerin kendisini tebrik ettiğini anlatan Nehir, "Bulaşık yıkıyorum, evi temizliyorum. Dışarıda yürürken de annemin elimden tutuyorum ama babam baston kullandığı için çok zorluk çekmiyor. Temizlik ve yemek konularında da yardımcı oluyorum. Küçükken onların görememesini kabullenemedim. Yeni yeni kabulleniyorum. Çevremdekiler de benimle gurur duyuyorlar, tebrik ediyorlar. 'Nasıl yaşıyorsunuz?' diyerek şaşırıyorlar. Özellikle annemin yemek yapmasına çok şaşırıyorlar. Benim ilerideki hedefim ise polis olmak" dedi.

'NEHİR BİZE HER TÜRLÜ KONUDA YARDIMCI OLUYOR'Kızlarını yetiştirirken çeşitli zorluklar yaşadıklarını söyleyen baba Osman Gürel, "Zamanla alışıyoruz ancak görerek yaşamak, görmeyerek yaşamaktan çok daha farklı. Tabi zorluklar çektik, çekmedik desek yalan olur. Özellikle kızımın bakımında ve hastalık durumlarında zorluklar çektik. Rahmetli kaynanam ve dostlarımızın yardımıyla da hayata tutunduk ve kızımı büyüttük" diye konuştu.

Nehir'in kendilerine her türlü konuda yardımcı olduğunu söyleyen Gürel, kızıyla onur ve gurur duyduğunu belirterek, "Nehir bize her türlü konuda yardımcı oluyor. Yemek yapıyor, evde ve dışarıda yürüyüşlerimizde yardımcı oluyor. Herhangi bir yere giderken adres soracağımız zaman onun yardımıyla gidiyoruz. Yemek konusunda da eşim yapabildiği kadar yapmaya çalışıyor ama yapamadığı durumlarda kızım yapıyor. Çamaşırlarda renkleri ayırırken yardımcı oluyor. Çamaşırları o yıkıyor ve evin temizliğinde de yardımcı oluyor" dedi.

'O BENİM GÖZÜM, KULAĞIM, ELİM VE AYAĞIM'Kızının ev toplama, yemek ve çamaşır gibi konularda kendisine yardımcı olduğunu anlatan anne Döndü Gürel ise "Nehir, evi toparlıyor. Yemek konusunda bana yardımcı oluyor. Çamaşırların renklerini ayırıyor. Onu yetiştirirken çok zorluk çektim diyemem. O benim her şeyiyle canım, ciğerim, gözüm, kulağım, elim, ayağım. Kendi kızımı çevreden edindiğim bilgilerle ve Allah'ın verdiği azim ve güçle büyüttüm" diye konuştu.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ: -Aileden detaylar-Nehir Gürel ile röportaj-Osman Gürel ile röportaj-Döndü Gürel ile röportajHaber-Kamera: Ahmet Turhan ALTAY/İZMİR,

Haber Kodu : 200218076

=============================

Suriyeliler, 'kaçak hastane'yi dikenli çitlerle çevirmiş 

ADANA'da polis, iç savaştan kaçarak, kente gelen Suriyelilerin tedavi olduğu 'kaçak hastane'yi kapattı. Çevresi dikenli çitlerle çevrilen ve güvenlik kameralarıyla korunan 'kaçak hastane'de günde 25 Suriyelinin 30 liraya muayene olduğu ortaya çıktı.Seyhan Emniyet Müdürlüğü'ne bağlı Suç Önleme ve Soruşturma Büro ekipler, ülkelerindeki iç savaştan kaçıp kente yerleşen Suriyeli bir kişinin 3 katlı bir evde yine Suriyeli kişileri muayene ettiği ihbarını aldı. Seyhan İlçesi Mirzaçelebi Mahallesi'ne araştırma yapan polisler, çevresi dikenli tel ve demir kapılarla çevrilen evi sardı.Eve baskın düzenleyen polisler, hastaneye çevrilen evin giriş katındaki bekleme odasında bulunan kadın ve çocukları gördü. Daha sonra üst katlara çıkan polis, her katı ayrı bir laboratuvara çevrilen binada detaylı arama yaptı. Odalarla bulunan dolapların üzerinden geçen elektrik kablolarını inceleyen ekipler, gizlenen tuşa basınca şaşkınlık yaşadı. Kilidin mekanizmasının devreden çıkmasıyla hareket eden dolabın arkasındaki duvarın kırıldığı ve buraların laboratuvara dönüştürüldüğü görüldü.MÜHÜRLENDİHer katta ayrı hastalığın tedavi edildiği sözde hastanede ayrıca çok sayıda sedye, Suriyelilere yapılan labaratuvar sonuçları, kan tahlili sonuçları, tahlil raporları ele geçirdi. Sahte doktorları yakalamak için harekete geçen polis, tedavi amaçlı gelen Suriyelileri de binadan çıkardı. Polis, sözde hastanede çalışan, Muhammet A. (36), Kafe Şeyh M. (44) ve Shadi Alahmad A.'yı (44) gözaltına aldı. Şüphelilerden Kafe Şeyh M. ve Shadi Alahmad A.'nın kaçak binada doktor olarak çalıştıkları öğrenildi. 3 katlı bina ekipler tarafından mühürlendi. Doktor olduklarını söyleyen Suriyeliler, bunu doğrulayan belge ise gösteremedi.KÜRTAJ HİZMETİ DE VERMİŞLERYapılan aramalarda 3 sedye, 3 stetoskop, 1 ateş ölçer, 1 bebek tartı cihazı, 2 kürtaj çubuğu, 1 tansiyon cihazı, 9 jetokain enjektör, 1 hasta kayıt defteri, 1 ultrason cihazı, 1 EKG cihazı, 1 nebulizatör, 1 otomatik tansiyon cihazı, 2 speculum vajina çubuğu, 2 bin enjektör, 1 laptop, 1 yazıcı, 1 mikroskop cihazı, 1 şeker ölçer, 6 bin 620 kutu tıbbi ilaç ele geçirildi. Burada tedaviye gelen Suriyelilerin ifadelerini alan polis, kaçak hastanede her türlü hastaya bakıldığını özellikle kadın hastalıkları ve kürtaj hizmeti verildiğini söyledi.KÖSTEBEK YUVASINA ÇEVİRMİŞLEROlayın ardından tıbbı malzemelerin boşaltıldığı bina kapatıldı. Polis, evin dikenli çitlerle çevrildiğini ve etrafında olup bitenlerin, yerleştirilen güvenlik kameralarıyla izlendiğini ortaya çıkardı. Suriye'de doktor olduğunu söyleyen Kafe Şeyh M. ve beraberindeki Muhammet A. ile Shadi Alahmad A. adlı kadın, sevk edildiği adliyede çıkarıldığı nöbetçi mahkemece adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.Şüpheliler, emniyetteki sorgularında, binaa hasta bakmadıklarını, isminin 'İbrahim' olduğunu bildikleri Suriyelinin hastalara baktığını ve kendilerinin de burada çalıştığını söyledi. Baskın anında muayene olmak amacıyla gelen Suriyeliler de 'kaçak hastane'ye tuvalet ihtiyaçlarını gidermek için geldiklerini iddia etti. Tüm odaların duvarlarını kırarak, dolaplarla girişlerini kamufle eden şüphelilerin, binayı köstebek yuvasına çevirdikleri görüntülendi.1 AY BOYUNCA TEDAVİ OLMAYA GELMİŞBinanın kapatılmasının ardından tedavi olmak amacıyla gelen Suriyeli Gül Veli, demir kapıyı çaldı. İçeride kimsenin olmadığını görünce gazetecilere, "Ben buraya çocuklarımın ilaçlarını almaya geldim" dedi. 1 ay boyunca tedavi olmak için 'kaçak hastane'ye geldiğini anlatan Veli, "Suriyeliyim, ne olduğunu bilmiyorum, 1 aydır buraya çocuklarım ve kendim gelip muayene oluyorduk" diye konuştu. 3 katlı binanın sahibi ise "Ben bu evi 5 ay önce yıllık 8 bin liraya, Suriyeli aileye verdim. Kendileri bana evde bazı tadilatlar yapacaklarını söylediler. Evin bütün duvarlarını kırmışlar, çevresini kale gibi çevirmişler" dedi.GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ----------------DHA Muhabiri Çağlar ÖZTÜRK'ün anonsuKaçak hastanenin dış görüntüsüDuvarlardaki güvenlik kameralarıTedavi için gelen bir Suriyeli kadınSuriyeli kadın ile röp.Kaçak hastanenin içinden genel ve detaylarİçindeki gizli kapılarİlaçlardan ve malzemelerden genel ve detaylar**ARŞİV**Polislerin eve girmesiİçerideki Suriyeli hastalarÖzel kapı ve odanın içindeki ilaçlar Mikroskop ve diğer aletlerDoktor masası ve sedyeMasanın üzerindeki Suriyelilere ait kimlikler ve evraklarKutular içindeki ilaçlarBebek tartısı ve steteskoptan detaySedyelerden görüntüŞahısların polis eşliğinde evden çıkarılmasıAraca bindirilmesiZanlıların adli tıp birimine getirilmesiAdli tıp biriminden çıkarılmasıPolis araçlarına bindirilmesi

Haber: Çağlar ÖZTÜRK-Kamera: Rüşan Anıl ATAR/ADANA,

=============================== 

Suriyeliler, 'kaçak hastane'yi dikenli çitlerle çevirmiş 

ADANA'da polis, iç savaştan kaçarak, kente gelen Suriyelilerin tedavi olduğu 'kaçak hastane'yi kapattı. Çevresi dikenli çitlerle çevrilen ve güvenlik kameralarıyla korunan 'kaçak hastane'de günde 25 Suriyelinin 30 liraya muayene olduğu ortaya çıktı.Seyhan Emniyet Müdürlüğü'ne bağlı Suç Önleme ve Soruşturma Büro ekipler, ülkelerindeki iç savaştan kaçıp kente yerleşen Suriyeli bir kişinin 3 katlı bir evde yine Suriyeli kişileri muayene ettiği ihbarını aldı. Seyhan İlçesi Mirzaçelebi Mahallesi'ne araştırma yapan polisler, çevresi dikenli tel ve demir kapılarla çevrilen evi sardı.Eve baskın düzenleyen polisler, hastaneye çevrilen evin giriş katındaki bekleme odasında bulunan kadın ve çocukları gördü. Daha sonra üst katlara çıkan polis, her katı ayrı bir laboratuvara çevrilen binada detaylı arama yaptı. Odalarla bulunan dolapların üzerinden geçen elektrik kablolarını inceleyen ekipler, gizlenen tuşa basınca şaşkınlık yaşadı. Kilidin mekanizmasının devreden çıkmasıyla hareket eden dolabın arkasındaki duvarın kırıldığı ve buraların laboratuvara dönüştürüldüğü görüldü.MÜHÜRLENDİHer katta ayrı hastalığın tedavi edildiği sözde hastanede ayrıca çok sayıda sedye, Suriyelilere yapılan labaratuvar sonuçları, kan tahlili sonuçları, tahlil raporları ele geçirdi. Sahte doktorları yakalamak için harekete geçen polis, tedavi amaçlı gelen Suriyelileri de binadan çıkardı. Polis, sözde hastanede çalışan, Muhammet A. (36), Kafe Şeyh M. (44) ve Shadi Alahmad A.'yı (44) gözaltına aldı. Şüphelilerden Kafe Şeyh M. ve Shadi Alahmad A.'nın kaçak binada doktor olarak çalıştıkları öğrenildi. 3 katlı bina ekipler tarafından mühürlendi. Doktor olduklarını söyleyen Suriyeliler, bunu doğrulayan belge ise gösteremedi.KÜRTAJ HİZMETİ DE VERMİŞLERYapılan aramalarda 3 sedye, 3 stetoskop, 1 ateş ölçer, 1 bebek tartı cihazı, 2 kürtaj çubuğu, 1 tansiyon cihazı, 9 jetokain enjektör, 1 hasta kayıt defteri, 1 ultrason cihazı, 1 EKG cihazı, 1 nebulizatör, 1 otomatik tansiyon cihazı, 2 speculum vajina çubuğu, 2 bin enjektör, 1 laptop, 1 yazıcı, 1 mikroskop cihazı, 1 şeker ölçer, 6 bin 620 kutu tıbbi ilaç ele geçirildi. Burada tedaviye gelen Suriyelilerin ifadelerini alan polis, kaçak hastanede her türlü hastaya bakıldığını özellikle kadın hastalıkları ve kürtaj hizmeti verildiğini söyledi.KÖSTEBEK YUVASINA ÇEVİRMİŞLEROlayın ardından tıbbı malzemelerin boşaltıldığı bina kapatıldı. Polis, evin dikenli çitlerle çevrildiğini ve etrafında olup bitenlerin, yerleştirilen güvenlik kameralarıyla izlendiğini ortaya çıkardı. Suriye'de doktor olduğunu söyleyen Kafe Şeyh M. ve beraberindeki Muhammet A. ile Shadi Alahmad A. adlı kadın, sevk edildiği adliyede çıkarıldığı nöbetçi mahkemece adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.Şüpheliler, emniyetteki sorgularında, binaa hasta bakmadıklarını, isminin 'İbrahim' olduğunu bildikleri Suriyelinin hastalara baktığını ve kendilerinin de burada çalıştığını söyledi. Baskın anında muayene olmak amacıyla gelen Suriyeliler de 'kaçak hastane'ye tuvalet ihtiyaçlarını gidermek için geldiklerini iddia etti. Tüm odaların duvarlarını kırarak, dolaplarla girişlerini kamufle eden şüphelilerin, binayı köstebek yuvasına çevirdikleri görüntülendi.1 AY BOYUNCA TEDAVİ OLMAYA GELMİŞBinanın kapatılmasının ardından tedavi olmak amacıyla gelen Suriyeli Gül Veli, demir kapıyı çaldı. İçeride kimsenin olmadığını görünce gazetecilere, "Ben buraya çocuklarımın ilaçlarını almaya geldim" dedi. 1 ay boyunca tedavi olmak için 'kaçak hastane'ye geldiğini anlatan Veli, "Suriyeliyim, ne olduğunu bilmiyorum, 1 aydır buraya çocuklarım ve kendim gelip muayene oluyorduk" diye konuştu. 3 katlı binanın sahibi ise "Ben bu evi 5 ay önce yıllık 8 bin liraya, Suriyeli aileye verdim. Kendileri bana evde bazı tadilatlar yapacaklarını söylediler. Evin bütün duvarlarını kırmışlar, çevresini kale gibi çevirmişler" dedi.GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ----------------DHA Muhabiri Çağlar ÖZTÜRK'ün anonsuKaçak hastanenin dış görüntüsüDuvarlardaki güvenlik kameralarıTedavi için gelen bir Suriyeli kadınSuriyeli kadın ile röp.Kaçak hastanenin içinden genel ve detaylarİçindeki gizli kapılarİlaçlardan ve malzemelerden genel ve detaylar**ARŞİV**Polislerin eve girmesiİçerideki Suriyeli hastalarÖzel kapı ve odanın içindeki ilaçlar Mikroskop ve diğer aletlerDoktor masası ve sedyeMasanın üzerindeki Suriyelilere ait kimlikler ve evraklarKutular içindeki ilaçlarBebek tartısı ve steteskoptan detaySedyelerden görüntüŞahısların polis eşliğinde evden çıkarılmasıAraca bindirilmesiZanlıların adli tıp birimine getirilmesiAdli tıp biriminden çıkarılmasıPolis araçlarına bindirilmesi

Haber: Çağlar ÖZTÜRK-Kamera: Rüşan Anıl ATAR/ADANA, 

=============================== 

6'ncı kez alkollü yakalandı, ehliyetine 2040 yılına kadar el kondu

BURDUR'da kırmızı ışık ihlali yapıp, polisten kaçarken ekip aracıyla park halindeki bir kamyonete çarpan alkollü minibüs sürücüsü Mustafa A.İ.'nin (44) ehliyetine 2040 yılına kadar el konuldu. Mustafa A.İ.'nin 6'ncı kez alkollü olarak yakalandığı belirtildi. Köprübaşı kavşağında 15 DY 432 plakalı minibüsüyle kırmızı ışık ihlali yapan Mustafa A.İ., trafik polislerinin 'dur' ihtarına uymayarak, yoluna devam etti. Özgür Mahallesi Cümbüşlü Caddesi'nde durdurulan Mustafa A.İ., alkolmetreyi üflemeyi reddetti. Yeniden kaçmaya çalışan Mustafa A.İ., aracıyla trafik ekip otosunun dikiz aynasına çarparak kırdı. Aynı mahallede, Tabak Sokak'ta önce park halindeki 03 VL 328 plakalı kamyonete, ardından kaldırıma çarpan minibüsten inip yaya olarak kaçmaya çalışan Mustafa A.İ., mahalle bekçileri tarafından yakalanarak polise teslim edildi.Mustafa A.İ.'nin, Burdur Devlet Hastanesi'nde yapılan alkol muayenesinde 1.42 promil alkollü olduğu tespit edildi. Sürücünün ehliyetine altıncı kez alkollü araç kullanmaktan 2040 yılına kadar el konuldu ve çeşitli maddelerden 13 bin 127 lira idari para cezası uygulandı. Minibüs ise çekiciyle otoparka çekildi.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ --------------Minibüsteki hasarPolis ekipleriÇarptığı kamyonetteki hasarDetayÇekiciyle götürülmesiHABER- KAMERA: Mesut MADAN/BURDUR,

=============================== 

Muş'ta, tipide yolda kalan araçlardaki 1'i bebek 20 kişi kurtarıldı

MUŞ'ta, kar yağışı ve tipi nedeniyle 81 köy yolu ulaşıma kapandı. Kent merkezine bağlı 11 köy ve 3 mezranın bulunduğu Bostankent grup köy yolunda kalan 6 araçtaki 1'i bebek 20 kişi kurtarıldı.Kentte dün akşamdan beri etkili olan kar yağışı ve tipi, hayatı olumsuz etkiledi. 81 köy yolunun merkezlerle olan bağlantısı kesildi. Merkeze bağlı 11 köy ve 3 mezranın bulunduğu Bostankent grup köy yolunda ise 6 sürücü, araçlarıyla mahsur kaldı. İl Özel İdaresi karla mücadele ekipleri, 2 noktada 2 ile 5 saat arasında bekleyen, 6 araçtaki 1'i bebek 20 kişi kurtardı. İl Özel İdaresi ekipleri, kar kalınlığının yaklaşık 2 metreye ulaştığı yolda zor anlar yaşadı. Ekipler, kısa sürede bölgedeki köy yollarını ulaşıma açtı. Bebeği ve ailesi ile birlikte hastaneden köye dönerken, yolda aracıyla kalan Hasan Tuğlacı, kendilerini kurtarmaya gelen İl Özel İdaresi ekiplerine teşekkür etti. Yaklaşık 3 saat boyunca ailesi ile mahsur kaldıklarını ve ilerleyemediklerini söyleyen Tuğlacı, iş makinesiyle köye ulaşmaya çalışacaklarını belirtti.  

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ: -İş makinesinin gelmesi ve mahsur kalan araçların takibi-Araç geçişinden detay-Tipi ve iş makinesinden detay-Mahsur kalan araçlardan detay-İş makinasının mahsur kalan araçları kurtarma çalışması-Çalışmadan detay-Araç içinde mahsur kalanlardan detay -Kar kalınlığı ve detay-Hasan Tuğlacı Röp.-Gülçin Uysal Röp.-Gündoğan Köyü Muhtarı Alican Gür Röp.Haber-Kamera: Muhammed Sami MARAL/MUŞ,   

 


Kaynak: Demirören Haber Ajansı

Manşet Haberler

title