İKV Başkanı Kabaalioğlu: "AB konusundaki bu heyecansızlık ve atalet (Türkiye özel statüye razı olacak) izlenimi veriyor"

İktisadi Kalkınma Vakfı(İKV) Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Haluk Kabaalioğlu, Cumhurbaşkanı, Başbakan ve , Dışişleri Bakanının AB temaslarına ağırlık vermeleri gerektiğini belirterek, "Üzülerek ifade edelim ki, AB ülkelerinde genel izlenim, artık Türkiye Hükümeti'nin AB üyeliğine gereken önemi vermediği ve tam üyelik dışında bir formüle razı olabileceği şeklindedir" dedi. AB üyeliği hedef...

İKV Başkanı Kabaalioğlu:

İktisadi Kalkınma Vakfı(İKV) Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Haluk Kabaalioğlu, Cumhurbaşkanı, Başbakan ve , Dışişleri Bakanının AB temaslarına ağırlık vermeleri gerektiğini belirterek, "Üzülerek ifade edelim ki, AB ülkelerinde genel izlenim, artık Türkiye Hükümeti'nin AB üyeliğine gereken önemi vermediği ve tam üyelik dışında bir formüle razı olabileceği şeklindedir" dedi. AB üyeliği hedefinin, sadece iktidar partisinin değil, muhalefet partilerinin aktif olarak çaba göstermelerini zorunlu kılan bir hedef olduğunu ifade eden Kabaaliğlu, "Muhalefet partileri Salı günleri gerçekleştirilen Meclis Grup toplantıları dışında yapacakları çok şey olduğunun bilincine ne zaman varacaktır?" diye konuştu

Kabaalioğlu, yaptığı yazılı açıklamada, AB üyeliğine hazırlanmakta olan Türkiye'nin son derece yoğun bir faaliyet içinde olması ve adeta seferberlik ilan etmesi gerekirken konuyu adeta unuttuğunu, AB başkentlerine yapılması gerekli ziyaretler, Brüksel'de sürdürülmesi gerekli temaslar yerine kısır iç çekişmelerin, gündemin tepesine yerleştiğini öne sürerek, "Ülkemizde gerçekleştirilmesi gerekenler yapılmamaktadır" görüşünü dile getirdi.

Türkiye'de reform sürecinin giderek yavaşladığı ve AB üyeliğine ulaşmak yönündeki güçlü iradenin yerini isteksizliğe ve atalete bıraktığının gözlemlendiğini öne süren Kabaalioğlu, şöyle konuştu: "Türkiye'nin AB üyeliği bugün her zamankinden daha büyük önem arzetmektedir. Tam üyelik hedefine ulaşmada görülecek gecikmelerin çok büyük maliyeti olacağı unutulmamalıdır. Türkiye'de görülen bu heyecansızlık ve atalet ile AB üyeliği hedefinden uzaklaştıran gelişmeler "Türkiye özel statüye razı olacak" izlenimi dahi vermektedir.Baş müzakerecilik görevi dışında Sayın Dışişleri Bakanı'nın Brüksel'de ve önemli başkentlerde yoğun temaslar yapması gerekirken gelişen olayların da etkisi ile ağırlık Avrupa dışı bölgelere verilmiştir. Sayın Bakanın önümüzdeki dönemde AB konularına daha çok eğileceğine inanıyoruz"

AB üyeliği hedefinin, sadece iktidar partisinin değil, muhalefet partilerinin de önemle izlemeleri gereken ve aktif olarak AB ülkelerinde çaba göstermelerini zorunlu kılan bir hedef olduğuna dikkat çeken Kabaalioğlu, Ana muhalefetin ciddi olarak görev yapmak üzere bir "Gölge Kabine" kurması ve burada AB işlerini sürekli izleyecek ihtisas sahibi bir kaç üyeye yer vermesi gerektiğini ifade etti. Kabaaliğlu, "Muhalefet partileri Salı günleri gerçekleştirilen Meclis Grup toplantıları dışında yapacakları çok şey olduğunun bilincine ne zaman varacaktır? Tam üyelik yolunu açan Ortaklık Anlaşması CHP tarafından imzalanmış olmasına karşın bu partinin AB üyeliğine karşı olduğu izlenimi yaratılmaya çalışılmıştır. Gerek CHP nin gerekse DSP nin üye Devletlerde sosyal demokrat, demokratik sol çizgisinde partilerle yoğun ilişkiler içinde olmaları şarttır. Bir başka muhalefet partimizin de tümden AB'ye karşı olmadığını bilmek gerekir. MHP nin katıldığı koalisyon Hükümetleri döneminde AB yolunda son derece önemli reformların gerçekleştirildiğini ve ölüm cezasının kaldırılması konusunda dahi bu partimizin engel çıkarmadığı unutulmamalıdır" diye konuştu.

"TEMMUZ SEÇİMLERİNDEN BU YANA YAPILAN TARTIŞMALARIN BİZE HİÇBİR YARARI OLMAMIŞ"

Cumhurbaşkanı, Başbakan ve , Dışişleri Bakanının AB temaslarına ağırlık vermeleri gerektiğini belirten Kabaalioğlu, "Üzülerek ifade edelim ki, Brüksel'de ve diğer Avrupa başkentlerinde genel izlenim, artık Türkiye Hükümeti'nin AB üyeliğine gereken önemi vermediği ve tam üyelik dışında bir formüle razı olabileceği şeklindedir" dedi.

Türkiye'nin laik Cumhuriyet ilkelerinden vazgeçer bir görünüm vermesinin AB de Türkiye karşıtlarını Türkiye'ye karşı olmalarının haklı nedenlere dayandığını iddia etmeye başlamalarına yol açtığını anlatan Kabaalioğlu, açıklamasında, "Temmuz seçimlerinden bu yana geçen sürede yapılan tartışmaların, yaratılan fırtınaların bize hiçbir yararı olmamış, Türkiye adeta istikametini şaşırmış bir halde iç sorunlarla vakit harcamıştır. Beraber başladığımız müzakerelerde Hırvatistan büyük bir hızla devam ederken, Türkiye'nin büyük ölçüde geri kalması üzücüdür. 2013 yılına kadar fazla süre kalmamıştır. Katılma Müzakerelerinin süratle yürütülmesi ve tam üyeliğin mümkün olan en kısa sürede gerçekleştirilmesi sağlanmalıdır. Her geçen gün maalesef Türkiye'nin aleyhine işlemektedir. Türkiye iç çekişmelerden gereksiz tartışmalardam bir an önce kurtularak tüm enerjisini tam üyelik hedefine yönelik harcamalı ve mümkün olan en kısa sürede bu hedefe ulaşmaya kilitlenmelidir" ifadelerine yer verdi.

Kaynak: CHA