'İçeride Farklı, Dışarıda Farklısın' Eleştirisi

'İçeride Farklı, Dışarıda Farklısın' Eleştirisi

Baykal, Hükümetin Uluslararası Platformda Türbanı Laiklik ve Demokrasinin Karşıtı Güçlerin Simgesi Olarak Nitelendirdiğini Öne Sürdü.

'İçeride Farklı, Dışarıda Farklısın' Eleştirisi

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Deniz Baykal, Hükümetin uluslararası platformda türbanı laiklik ve demokrasinin karşıtı güçlerin simgesi olarak nitelendirdiğini öne sürdü.

CHP Lideri Baykal, Hükümeti, dışarıda türban yasağını savunduğunu, içeride de farklı tavırlar sergilemekle suçlarken, 'Sahtekarlığa son verin, ne söylemek istiyorsanız onu söyleyin' diyerek tepki gösterdi.

Deniz Baykal, CHP Grup Toplantısı'nın basına açık bölümünde konuştu. Gündemin sıcak maddelerini değerlendiren CHP Lideri, AK Parti İktidarı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'a yüklendi.

Türkiye ekonomisindeki gülüm cicim aylarının sona erdiğini savunan Baykal, küresel ölçekli sorunlar nedeniyle ülke için güç ve sıkıntılı dönemlerin başladığını ileri sürdü. İstihdamın azaldığına işaret eden CHP Genel Başkanı, hayat pahalılığının da vatandaşların tüketimi çerçevesinde arttığını kaydetti.

Hükümetin, seçimlerin ardından tarıma gereken desteği yapmadığını iddia eden Deniz Baykal, 'Hükümet, doğrudan gelir desteğini kaldıracak. Şaşırtıcı değil çünkü katkı Dünya Bankası tarafından temin ediliyordu. Kurum desteği çekilince ödemelerin durdurulmasına karar verildi' dedi. Öğretmen maaşlarında indirime gidilmesi yönündeki iddialara da değinen CHP Lideri, fikri gerçekten kopuk, sürrealist olarak nitelendirdi.

Siyasi gelişmelere de temas eden Deniz Baykal, Türban ve Merkez Bankası'na ilişkin tartışmaların aynı kökten geldiğini öne sürdü. Baykal, çatışmaların altında Başbakan Erdoğan'ın kişisel gelecek tasavvurunun yattığını iddia ederken, Hükümetin ve Başbakanın dayatmalarda bulunduğunu savundu.

Baykal, Merkez Bankası'nın İstanbul'a taşınmasının hiçbir haklı gerekçesi olmadığını ileri sürerken, Maliye Bakanı Kemal Unakıtan'ın, 'İstanbul'un havası yumuşak olduğu için kurumu İstanbul'a götürelim' sözlerini mantıklı bulmadığını belirtti.

Makul tek gerekçenin İstanbul'u mali merkez haline getirmek olduğunu savunan CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, kurumun egemenliğin sembollerinden biri olduğunu kaydetti. Baykal, 'Merkez Bankası'nın eski ve yeni yöneticileri, çalışanları İstanbul'a gitmek yönünde bir görüş beyan etmiyor. Ekonominin de buna ihtiyacı yok ancak siyasilerin ihtiyacı var, Başbakanın ihtiyacı var' diye konuştu.

Durumun İş Bankası'nın İstanbul'a taşınmasıyla özdeşleştirilmesine tepki gösteren CHP Lideri, Merkez Bankası ve İş Bankası arasındaki yapısal, işlevsel farklılıklardan söz etti. CHP Genel Başkanı Baykal, Başbakanın taşımaya ilişkin sözlerini ikna edici bulmadığını söylerken, 'Avusturalya'yı örnek gösteriyorlar ancak orası Federal bir devlettir, Türkiye ise üniter bir devlettir. En azından ülkeyi Tayyip Bey'e teslim edinceye kadar böyleydi' şeklinde konuştu.

'SÖZLERİMDEN ÖTÜRÜ BENİ DAVA ET Kİ SENİN ATATÜRK MUHABBETİNİ YARGI KARARINA BAĞLAYALIM'

Sözü, Başbakan'ın 'CHP Genel Başkanı benim Atatürk muhabbetimi ölçme hakkını nereden buluyor ?' ifadesine getiren Deniz Baykal, muhabbeti ölçecek bir aletin olmadığını, bu konudaki en önemli kriterinin Başbakan Erdoğan'ın daha önce sarf ettiği cümleler olduğunu dile getirdi.

Tanığının Başbakanın kendisi olduğunu savunan CHP Genel Başkanı Baykal, Başbakan Erdoğan'a ait olduğu öne sürülen 90'lı yıllara ait kimi sözlere yer verdi. Deniz Baykal, sözlerini şöyle sürdürdü: 'Başbakan Erdoğan daha önceki konuşmalarından birinde beni PKK'nın siyasi uzantılarını parlamentoya taşımakla suçladı. Yalancı olduğunu kaydettim. Kendisi beni mahkemeye verdi.

Beraaat ettim, benim sözlerim tescillendi. Atatürk muhabbetini sorğuladım, beni dava et, mahkemeye başvur. Senin Atatürk muhabbetini yargı kararına bağlayalım.

Son günlerde yoğun tartışmalara neden olan Türban'a konuyu getiren CHP Genel Başkanı, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın kafasında modern, hukuk devleti dışında kavramlar olduğunu öne sürdü.

Başbakanın kafasının karışık olduğu yönünde sözler sarf ettiğini hatırlatan Baykal, Başbakanın devlet organlarının anayasa ölçeğinde uyum içinde çalıştığı gerçeğini kabul edememekle suçladı.

'BAŞBAKAN, KENDİSİNİ DEVLET KURUMLARIYLA BİLEK GÜREŞİNİN BİR TARAFI OLARAK GÖRÜYOR'

CHP Lideri şöyle devam etti: 'Erdoğan, kendisini devlet kurumlarıyla mücadelenin, bilek güreşinin bir tarafı olarak görüyor. Türkiye'nin kurumlarını emir kumanda altına almayı kendisinde bir hak olarak görüyor.

Başbakan'dan önce parlamento var, millet var. Milletvekilleri ilk yasama günü Anayasa'yı koruyacaklarına dair yemin ediyor. Yeminle Anayasa'yı kabul ediyorsunuz, değer ve çerçevelerini kabul ediyorsunuz.

Önce hukuk var, bunun içerisinde Başbakan, hükümet ve yargı var nihayetinde Anayasal kurumlar mevcut. Ancak işime gelmezse kimi organların yetkilerini kısıtlarım, Anayasa Mahkemesi'ni kapatırım anlayışına dayanan devlet düzeni olmaz. Hukukun parçası olacağız, bizim dışımızdaki kurumları da anlayacağız. Tüm kurumlar Yargıtay, Danıştay, Cumhuriyet Başsavcısı görevlerini yapıyor.'

Başbakan Erdoğan'a 'Haddini bil' sözünün yakışmadığını savunan Baykal, 'Kabadayı, külhanbeyi üslubu bir Başbakan'a uygun mu?' diye sordu. Deniz Baykal, Yalçınkaya'nın iddia makamı olduğunu, görevini yaptığını iddia ederek, Başbakan'ı üslubunu düzeltmeye davet etti ve ekledi: 'Sen birilerine haddini bilmesini söylersen, birileri de çıkar ve sana haddini bilmeni öğütler.'

'HÜKÜMETİN ÖĞRENİM HAKKINA YÖNELİK YASAL ÖNERİSİ ANAYASAL GÜVENCENİN İÇİNİ BOŞALTACAK'

Anayasa'nın 2 ve 24'üncü maddeleri ve değişmez maddeleri olduğuna temas eden Baykal, Türbanı çözmek için yeni anayasa yapmak istediğini ileri sürdü. CHP Genel Başkanı Baykal, Hükümetin mevcut Anayasa'nın kendi anlayışına uymadığı için yeni bir anayasa istediğini öne sürdü.

Hükümetin öğrenim hakkına ilişkin düzenlemeye gitmek istediğini söyleyen CHP Lideri, şöyle konuştu: 'Öğrenim Hakkını Düzenleyen yasa önerisiyle Ceza Hukuku ve genel ahlaka aykırı olmamak şartıyla kılık kıyafetin serbest olmasına ilişkin ibareyi getirmek istiyorlar.

Bu anayasa mantığına uygun değildir. AK Parti hukukçuları böyle bir yol düşünmüşler. Genel ahlak tamam, sorun yok ancak Ceza Hukuku, adi çoğunlukla değişir. Bu düzenlemeyle Anayasal güvencenin içi boşaltılacaktır, imha edilecektir. Ceza Hukuku'na boyun eğen bir anayasa isteniyor.'

MHP'nin Anayasa'nın 10'uncu Maddesi'ne ilişkin önerisini de hatırlatan CHP Genel Başkanı, değişikliğin hayata geçmesiyle birlikte üniversitedeki öğrenci gibi öğretim görevlisinin ve lisedeki öğrencinin istediği kıyafetle ders almak isteyeceğini iddia etti.

Baykal, Hükümetin istismara son vermesini isterken herkesin inancına, devletin kurumlarına saygı duymaya çağırdı. Baykal, Başbakan Erdoğan ve Cumhurbaşkanı Gül'ü, dışarıda türban yasağını laik ve demokratik bir devletin gereği olarak savunmakla suçladı.CHP Genel Başkanı sözlerini şöyle tamamladı: 'Dışarıda Türbanın laik ve demokratik rejimi istemeyen güçlerin simgesi olarak ilan eden ve yasağı savunan sizlersiniz. Sözleriniz var, Recep Tayyip Erdoğan imzalı, Cumhurbaşkanı Gül'ün uluslararası platformda ortaya görüş olarak koydu, söz konusu ifadeyi. Dışarıda öyle konuşacaksınız, içeride böyle tavır ve davranışlara gireceksiniz. Bu sahtekarlığa son verin, ne düşünüyorsanız onu söyleyin ve ona göre davranın.'