İçek: "AB Yargı Bağımsızlığında Saygısız"

İçek: "AB Yargı Bağımsızlığında Saygısız"

Adalet Bakanı Cemil Çiçek, Türkiye'ye Eleştiriler Yönelten AB'nin Kendisinin, Yargı Bağımsızlığı Konusunda Saygısız Davrandığını Belirterek, "Bağımsız Hakimin Tutukladığı, Cezaevindeki Adamı, Hangi Hakla, Hangi Adil Yargılama İlkesine Bağlı Olarak Adalet Bakanından, 'Bunu Çıkarın' Diyorsunuz. Bunu Demeye Hakkınız Var mı?" Diye Sordu.

İçek:

Adalet Bakanı Cemil Çiçek, Türkiye'ye eleştiriler yönelten AB'nin kendisinin, yargı bağımsızlığı konusunda saygısız davrandığını belirterek, "Bağımsız hakimin tutukladığı, cezaevindeki adamı, hangi hakla, hangi adil yargılama ilkesine bağlı olarak Adalet Bakanından, 'bunu çıkarın' diyorsunuz. Bunu demeye hakkınız var mı?" diye sordu.

TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda bakanlığının bütçesiyle ilgili milletvekillerinin eleştiri ve sorularını yanıtlayan Çiçek, AB İlerleme raporlarında yargıyla ilgili yöneltilen eleştirileri değerlendirirken, soğukkanlı olunması gerektiğini söyledi. Çiçek, şöyle konuştu:

"Samimi olarak söylüyorum 4 senelik süre içinde yargı bağımsızlığı noktasında, en saygısız davranan AB'nin kendisidir. Şimdi bağımsız hakimin tutukladığı, cezaevindeki adamı, hangi hakla, hangi adil yargılama ilkesine bağlı olarak Adalet Bakanından, 'bunu çıkarın' diyorsunuz. Bunu demeye hakkınız var mı?

Ben, 'Niye Fehriye Erdal'ı, Nuriye Kesbir'i, Remzi Kartal'ı iade etmiyorsun' dediğimde, 'yargı süreci bağımsızdır' diyor. İşe orada noktayı koyuyor. Bu çevrelere, Türkiye'de iltifat edenler de var. Kuru kuruya bağımsızlık. Ülkenin, yargının bağımsızlığı... Siz, çanak tutarsanız, adam da gelir mahkeme salonlarında, mahkeme salonlarının dışında, orada burada gelir, efelenir, afra tafra yapmaya çalışır. En büyük saygısızlığı, AB yargı bağımsızlığı konusunda kendisi yapıyor. Siz ne hakla, ne yetkiyle bağımsız yargının verdiği 'tutuklama kararını, şunu-bunu kaldırın' diyorsunuz. Geriye dönük birçok olayda bunları gördük, yaşadık."

Milletvekillerinin yargının işleyişiyle ilgili kendisine sorular yönelttiklerini hatırlatan Cemil Çiçek, şöyle devam etti:

"Çok ağır ithamlar da yapıldı, doğru da olabilir. Bunların hesabını kim verecek burada? Siyasi kişiye soruyorsunuz. Ben nereden bilirim filanca davanın zaman aşımına uğratıldığını, işin içinde bir dalga, bir dümen, bir menfaat var mı? Başkasının yaptığı bir yanlışının hesabını eğer siyasetçiden soruyorsanız, siyasetçi de o konuda bilgi sahibi olacak, en azından bu sorulara cevap verecek kadar bu işin içinde bir şekilde olması gerekiyor. Ben de diyorum ki siyasetçinin her şeyi kötü yaptığı, kötü yapacağı, işin içine girerse muhakkak bir yamukluk olacağı tarzındaki kanaat doğru değil. Sizleri tenzih ederim, sizleri tanıyoruz. Bu ifadem sizlerle ilgili değil. Bu biraz darbeci mantıktır."

"Zaman zaman sizler de bizler de bazı toplantılara, düğünlere katılıyoruz" diyen Çiçek, şöyle konuştu:

"Ev sahibi, sizi nereye oturtursa, o masaya oturuyorsunuz. Masa seçme imkanınız yok. Hiç beraber olmamanız gereken adamlarla orada karşılaşmak gibi bir durum söz konusu. O kişinin, düğüne davet edilmesinin bile Türkiye'de ayıp olduğunu düşünüyorum. Sizin, benim şikayet ettiğimiz adamı, bazıları getirip baş köşeye oturtabiliyor. Ayıp diye bir şey vardı, bu duygu ortadan kalktı. İlla savcının, hakimin bu adamının yakasına yapışması gerekmiyor."

Adalet Bakanı Çiçek, Yozgat Cumhuriyet Başsavcılığın 22 Kasım 2006 tarihli yazısında, "İnfaz bürosundaki kayıtlarımız üzerinden yapılan araştırmalar sonucunda, Dursun Uyar hakkında arama ve yakalamaya ilişkin herhangi bir kayıt bulunamamıştır" denildiğini kaydetti.

Uyar'ın dosyasının Almanya'dan istendiğini anlatan Çiçek, "Şu ana kadar bu konuda bize gelen dosya yok. Geldiği zaman ilgili savcılıklar bu konudaki soruşturmayı başlatacaktır" dedi.

YİMPAŞ Holding yöneticilerinin malvarlıkları konusunda bilgi sahibi olmadığını ifade eden Çiçek, şunları kaydetti:

"Hepimiz zaman zaman açılışlara katılıyoruz. Belli bir süreden beri de gitmekte tereddüt etmeye başladım. Yoğurdu üfleyerek yiyoruz. Çünkü şirket 10 sene sonra ne olacak bilemiyoruz."

Çiçek, ''(301. maddede muğlaklık varmış, bunu netleştirelim...)Neyi netleştirelim? Deniliyor ki 'Türklük' yerine, 'Türk milleti' diyelim. Benim açımdan bir mahsuru yok'' dedi.