Hıncal Uluç ve Nebil Özgentürk Üniversitelilerle Bir Araya Geldi

Hıncal Uluç ve Nebil Özgentürk Üniversitelilerle Bir Araya Geldi

Yüzüncü Yıl Üniversitesi (Yyü) Davetlisi Olarak Van'a Gelen Gazeteci-yazar Hıncal Uluç ile Gazeteci ve Sinema Eleştirmeni Nebil Özgentürk Üniversite Öğrencileriyle Bir Araya Geldi.

Hıncal Uluç ve Nebil Özgentürk Üniversitelilerle Bir Araya Geldi

Yüzüncü Yıl Üniversitesi (YYÜ) davetlisi olarak Van'a gelen gazeteci-yazar Hıncal Uluç ile gazeteci ve sinema eleştirmeni Nebil Özgentürk üniversite öğrencileriyle bir araya geldi.

YYÜ Prof. Dr. Cengiz Andiç Kültür Merkezi'nde gerçekleşen söyleşiye, YYÜ Rektörü Prof. Dr. Hasan Ceylan, YYÜ Rektör Yardımcısı Hülya Özdemir, İl Emniyet Müdür Yardımcısı Önder Okşar, öğretim üyeleri ve çok sayıda öğrenciler katıldı. Söyleşinin büyük bir bölümünde gazete ve televizyon yayınları konuşuldu. Türkiye'de gazetecilerin değil de gazetelerin tartıştığını ifade eden Hıncal Uluç, "Gazeteciler tartışır tartışmalıdır, ama gazeteler tartışmaz savaşmaz, sel gider kum kalır. Senelerden beri Türkiye'de gazeteler bir birlerinin kurumsal kimliklerine saldırarak okurlarına şu imajı veriyorlar. Türkiye'de sağlıklı bir gazete yok. Birbirlerinin aleyhine yazılar yazarak bu gazeteler patronların keyfine göre çıkarılan onların ticari maddi ve manevi emellerine hizmet eder. Ben o gazeteye küfür ediyorum, o bana derken neticede geride kalan iz, gazete imajı zayıflatıyor. Türkiye'de gazeteye ilgi azalıyor. Böyle olduğu için Türkiye dünyanın en az gazete okuyan ülkelerinden bir tanesi. Japonya'nın nüfusu 90 milyon.

Bizden biraz daha fazla. Sadece Tokyo'da tiraj 10 milyon üzerinde olan 3 gazete var. Bu gazeteleri Tokyo'ya gelip yabancılar almıyor. Alfabesini dahi bilmiyorsun. Bunu kendileri okuyor. Dönün Avrupa'ya. Avrupa Atletizm Şampiyonası için Göteborg'a gittim. Şehrin nüfusu 500 bin. Göteborg Morgen Post isimli gazetenin tirajı 500 bin. 15 milyonluk İstanbul'da üstelik bütün Türkiye'ye dağıtılmak kaydıyla 500 bin gazete satan yok. Niye? Çünkü biz gazete imajını çürüttük. İnsanlar artık kendi düşüncelerine sahip gazeteleri dahi inanarak okumuyor. Elimizde testereler bindiğimiz dalı kesiyoruz ve ağacın kökünü çürütüyoruz mesele bu" dedi.

Bir öğrencinin, "Magazinleşme üzerine magazin üretiyorlar, peki haber üretenlerin de magazinden farkları nedir" şeklindeki sorusuna Uluç, "Türkiye'de gazetecilik bitti. Türkiye'de gazetecilik yok. Türkiye'de gazete yaparsan satılır, haber programı yapılsa izlenir. Türkiye'de her şey gazetecilik adına ister televizyonda olsun ister gazetelerde olsun göstermelik. Bir birinden farkı yok hiç birisinin. Sunucu değişti diye haber programının içeriği değişmez. Açın bakın ülkede bir çok televizyon kanalı var.

Dün gece hepsi haber yayınladılar. Sabahtan beri derstesiniz, sınavdasınız, kantindesiniz ve buradasınız. Söyleyin bakayım içinizden biriniz yanındakine dün akşam filanca kanal böyle bir haber yayınladı diyen oldu mu? Diyen varsa elini bir kaldırsın bakayım. Ya da bir aydan beri Van'a gelen gazetelerin içinde bir arkadaşınıza ya falanca gazetede bu haberi okudun mu deme gereğini duyduğunuz bir haber var mı? Yani durum bu arkadaşlar. Ben gazeteciliğe 1957 yılında başladığımda gazeteciler birbirleriyle nasıl savaşırdı o zaman görseydiniz. Böyle laf savaşı değil. Birbirlerine haber atlatma savaşı vardı. Ama şimdi görüyoruz ki herkes lafla birbirleri ile savaşıyor" diye konuştu.

Televizyon programlarına değinen Nebil Özgentürk, ekranda renkliliği ve çeşitliliğinin olması gerektiğini, ancak bu kadar tek tip televizyon dünyada olmadığını söyledi. Özgentürk, bu tek tiplik sadece Türkiye'de olduğunu, bu da televizyon yönetiminin işine geldiğinin ifade ederek, "Bizde bir moda tutturuluyor. Ben zaman zaman bakıyorum. Bir program tuttu mu aynısından çok sayıda programlar yapılıyor. Geçenlerde bir televizyonda 'Var mısın Yok musun' diye bir yarışma programı başladı. Hakikatten iyi niyetle başlatılan bir program. Coşkular umutlar veriliyor. Birden bire hafta da 5 güne çıkarttırılıyor, diziler yayından kaldırılıyor. Bu da bizim tek tip televizyon anlayışımızdan kaynaklandığına inanıyorum" şeklinde konuştu.

Yaklaşık 2.5 saat süren söyleşinin ardından Uluç ve Özgentürk, öğrencilerle hatıra fotoğrafı çektirdi.

(ŞAK-ÖZ-Y)